80 yıl Ülkenin Tarihini silmek için vakit harcayacaklarına.
Geleceğimizi kurmak için çalışsaydılar, şuan dünyanın süper gücü biz olurduk.
Yatacak yerleri yoktur.
📩 Mesaj Kutumuza Binlerce Mesaj
Geldiğini Gördük.
Genel İtibariyle insanlar Son Olay
Sonrası Koç Markalarını BOYKOT
Listelerine Eklemeyecek misiniz ?
Diyorlar
Koç Markaları Boykot Dedektifi
Platformu Kurulduğundan Beri
Zaten ❌ BOYKOT Listemizde Yeralmaktadır.
Bize medeniyet olarak dayatılan şeyin tam da yapmaya çalıştığı bunlardır:
"Bir medeniyeti yok etmek istersen, bunun üç aşaması vardır:
-Aileyi yıkmak!
-Eğitimi yıkmak!
-Örnek olanı değersizleştirmek!"
🆘 Yetkilileri acil çağrı
🔴 lütfen yetkililere ulaştıralım
Şok edici İddiaya , İstanbul Sefaköy semtinde Uygurların Yoğun olarak yaşadığı bölgede Çinliler Uygur Türkü çocuklara şeker (belirsiz madde) dağıttığı iddia ediliyor
@yenisafakwriter@TC_icisleri@mustafaciftcitr
Ülkemizde ki Tüm Müslümanları
İlgilendiren ve Mutlaka Tepki Göstermesini Beklediğim Çok Önemli
Bir Meseleyi Paylaşacağım Lütfen
Sizde "Mutlaka" Paylaşın ⚠️
Mohsen Namjoo ABD'de Yaşayan
İran'lı Şarkıcı. Kurân Ayetlerini
Şarkı Yaptığı için 5 Yıl Hapis
Cezası Alınca İran'dan Kaçarak ABD'ye Yerleşti.
Kurân'daki Şems, Nebe ve Tekvir
Surelerini Müzik Aletleri Eşliğinde
Şarkıya Çevirmesi ile Biliniyor.
İran'lı olmasına Rağmen
İran'a Girişi Yasak Ama Ne Gaflettir
Ki Ülkemizde Sık Sık Konserlere
Çağrılıyor. 13 Haziran Cumartesi Günü Yani Önümüzde ki Günlerde Başkent Ankara'da Konseri Var.
Kurân Ayetlerini Şarkı Yapan
Bu Ahlâksızın Konser Biletleri
Hala Satışta Kurân ve Ezân Uğruna
Şehid Kanları ile Sulanmış Bu Topraklarda Konser Verememesi için Tüm Kardeşlerimizi
@tc_icisleri , @mustafaciftcitr ve @tckulturturizm Bakanlıklarına
Çağrı Yapmaya Davet Ediyorum. 📢
@mahfildijital Bediüzzaman mezarının bilinmesini istemiyor ki zaten neyin kafasını yaşıyorsun bunu demeden Nur cemaatine bir sorsaydin böyle bir talepte bulunalım mı diye? Gereksiz bir tartışma.
Bu fotoğraftaki Bediüzzaman hazretleri değil kardeşim; Şeyh Said'e ait fotoğraf.
Üstad Bediüzzaman kendisi dünyada insanların teveccühünü istemediği gibi dünyadan göçtükten sonra da insanların teveccühünü istemeyip kabrinin yerinin bilinmemesini kendisi istemiş. Cenab-ı Hak kader-i ilahinin bir cilvesi olarak zalimlerin eliyle Üstadın bu vasiyetini yerine getirmiş.
Üstad Bediüzzaman sanki mezarının yıkılacağını hissetmiş gibi Eddai şiirinde şu satırları söylüyor:
Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
Said'den yetmiş dokuz emvat {(***): Her senede iki defa cisim tazelendiği için iki Said ölmüş demektir. Hem bu sene Said yetmişdokuz senesindedir. Herbir senede bir Said ölmüş demektir ki, bu tarihe kadar Said yaşayacak.} bâ-âsam âlâma.
Sözler - 694.sayfa
🗣️Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral İstanbul'da düzenlenen Kanye West konseri Hakkında;
🔹İstanbul’da sahnelenen Kanye West konseri, sıradan bir müzik organizasyonu olarak kabul edilemez.
🔹Kültür ve Turizm Bakanlığımızı, milletimizin manevi ve kültürel hassasiyetlerini ilgilendiren bu tür organizasyonlarda çok daha dikkatli olmaya davet ediyoruz.
🔹118 bin genç, para vererek inancımıza ve medeniyet değerlerimize aykırı söylem ve sembollerin sergilendiği bir gösterinin parçası hâline getirilmiştir. “I am a God” sözlerinin on binlerce kişi tarafından coşkuyla tekrar edilmesi üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir tablodur.
🔹Üstelik okültizm ve karanlık sembollerle anılan Michèle Lamy’nin de bu organizasyonun etrafında yer alması, meselenin yalnızca müzik ve eğlence olmadığını göstermektedir.
🔹Daha da düşündürücü olan ise, muhafazakâr kesimin de bu kültürel kuşatmanın bir parçası hâline gelmiş olmasıdır. Sahne ışıkları altında gençliğimize dayatılan bu yabancılaşmaya kimsenin itiraz etmemesi vahimdir.
🔹Bu milletin evlatları; küresel kültür endüstrisinin yönlendirmelerine değil, kendi medeniyet değerlerine sahip çıkmalıdır.
🗣️ Gazeteci Halil Kurbetoğlu:
“Kanye West konserinde korkunç görüntülere şahit olduk.
118 bin genç oraya hiçbir otobüsle taşınmadı. Kendileri geldiler. Üstüne orada olabilmek için "para" verdiler.
118 bin gencin gözleri önünde dünya haritası üzerinde birileri adına bir temsil sahneye kondu.
Arzın halifesi insan, arzı çiğnedi. Gençler kendilerini kaybetmişçesine eğlendiler. "I am a God"- Ben bir Tanrıyım diye bağırdılar...
Muhafazakar ailelerin çocukları da oradaydı.
Babaları-anneleri "aman ne var gençler eğleniyor" diye geçiştiriverdi.
26 Ocak 2026'ta İsrail'den-Yahudilerden önceki eleştirileri nedeniyle "özür dileyen" Kanye West en büyük konserini başka yerde değil İstanbul'da verdi.
Hz. İsa'nın tanrı olduğunu söyleyen, şarkı sözlerinde bolca Hristiyan teoloji barındıran Kanye West'in şarkılarını muhafazalar ailelerin çocukları bile ezberden çılgınca mırıldandı.
Bu durumdan, bu görüntülerden hiç kimse endişe duymadı mı?”
📌 Merhum Osman Yüksel Serdengeçti Tarihçe-i Hayat'ta yer alan Üstad Bediüzzaman'ı anlattığı o yazısını seslendiriyor:
Said Nur ve Talebeleri
Bahtiyar bir ihtiyar var. Etrafı, sekiz yaşından seksen yaşına kadar bütün nesiller tarafından sarılmış. Yaşlar ayrı, başlar ayrı, işler ayrı... Fakat bu ayrılıkta gayrılık yok! Hepsi bir şeye inanmış... Allah'a!.. Âlemlerin Rabbı olan Allah'a... Onun ulu Peygamberine.. Onun büyük kitabına.. Kur'an henüz yeni nâzil olmuş gibi, herkes aradığını bulmuş gibi bir hal var onlarda. Said Nur ve talebelerini seyrederken, insan kendini âdeta Asr-ı Saadet'te hissediyor. Yüzleri nur, içleri nur, dışları nur... Hepsi huzur içindeler. Temiz, ulvî, sonsuz bir şeye bağlanmak; her yerde hazır, nâzır olana, âlemlerin yaratıcısına bağlanmak, o yolda yürümek, o yolun kara sevdalısı olmak... Evet!.. Ne büyük saadet!
Said Nur, üç devir yaşamış bir ihtiyar. Gün görmüş bir ihtiyar. Üç devir: Meşrutiyet, İttihad ve Terakki, Cumhuriyet. Bu üç devir büyük devrilişler, yıkılışlar, çökülüşlerle doludur. Yıkılmayan kalmamış! Yalnız bir adam var. O ayakta... Şark yaylalarından, Güneş'in doğduğu yerden İstanbul'a kadar gelen bir adam. İmanı, sıradağlar gibi muhkem. Bu adam, üç devrin şerirlerine karşı imanlı bağrını siper etmiş. Allah! demiş, Peygamber demiş, başka bir şey dememiş. Başı Ağrı Dağı kadar dik ve mağrur. Hiçbir zalim onu eğememiş, hiçbir âlim onu yenememiş... Kayalar gibi çetin, müdhiş bir irade... Şimşekler gibi bir zekâ... İşte Said Nur!.. Divan-ı Harbler, mahkemeler, ihtilaller, inkılablar... Onun için kurulan i'dam sehpaları... Sürgünler... Bu müdhiş adamı, bu maneviyat adamını yolundan çevirememiş! O, bunlara imanından gelen sonsuz bir kuvvet ve cesaretle karşı koymuş. Kur'an-ı Kerim'de "İnanıyorsanız muhakkak üstünsünüz" (Âl-i İmran suresi âyet 139) buyuruluyor. Bu Allah kelâmı, sanki Said Nur'da tecelli etmiş!
Mahkemelerdeki müdafaalarını okuduk. Bu müdafaalar bir nefs müdafaası değildir; büyük bir davanın müdafaasıdır. Celadet, cesaret, zekâ eseri, şaheseri...
Niçin Sokrat bu kadar büyüktür? Bir fikir uğruna hayatı hakir gördüğü için değil mi? Said Nur en az bir Sokrat'tır; fakat İslâm düşmanları tarafından bir mürteci, bir softa diye takdim olundu. Onlara göre büyük olabilmek için ecnebi olmak gerek. O, mahkemelerden mahkemelere sürüklendi. Mahkûmken bile hükmediyordu. O hapishanelerden hapishanelere atıldı. Hapishaneler, zindanlar onun sayesinde Medrese-i Yusufiye oldu. Said Nur zindanları nur, gönülleri nur eyledi. Nice azılı kàtiller, nice nizam ve ırz düşmanları, bu iman abidesinin karşısında eridiler; sanki yeniden yaratıldılar. Hepsi halîm selim mü'minler haline, hayırlı vatandaşlar haline geldiler... Sizin hangi mektebleriniz, hangi terbiye sistemleriniz bunu yapabildi, yapabilir?
Onu diyar diyar sürdüler. Her sürgün yeri, onun öz vatanı oldu. Nereye gitse, nereye sürülse, etrafı sâf, temiz mü'minler tarafından sarılıyordu. Kanunlar, yasaklar, polisler, jandarmalar, kalın hapishane duvarları, onu mü'min kardeşlerinden bir an bile ayıramadı. Büyük mürşidin, talebeleriyle arasına yığılan bu maddî kesafetler; din, aşk, iman sayesinde letafetler haline geldiler. Kör kuvvetin, ölü maddenin bu tahdid ve tehdidleri, ruh âleminin ummanlarında büyük dalgalar meydana getirdi. Bu dalgalar, köy odalarından başlayarak, yer yer her tarafı sardı; üniversitelerin kapılarına kadar dayandı.
Yıllardır mukaddesatları çiğnenmiş vatan çocukları, mahvedilen nesiller, imana susayanlar; onun yoluna, onun nuruna koştular. Üstad'ın Nur risaleleri elden ele, dilden dile, ilden ile ulaştı, dolaştı. Genç-ihtiyar, cahil-münevver, sekizinden seksenine kadar herkes ondan bir şey aldı, onun nuruyla nurlandı. Her talebe, bir makine, bir matbaa oldu. İman, tekniğe meydan okudu. Nur risaleleri binlerce defa yazıldı, teksir edildi.
+++
Gazze yoğun gündemin etkisi ile artık çok geri planda kaldı...
Ancak özellikle artmaya başlayan sıcaklıklar ile birlikte temiz su ihtiyacı da had safhaya çıkmaya başladı...
Allah yardımcıları olsun 1 tanker 10 dakika içinde bitiyor maalesef...
📍Geçen hafta vefat eden 91 yaşındaki dedem Tek Parti Döneminde yaşanan o zulümleri böyle anlatmıştı.
Tokat'ın en ücra bir köyünde bile Kur'an öğretilmesine böyle mani olmaya çalışmışlar.
Doğru
Türklerin Arapçadan (Tabib,, ameliyat, hevela, inşaat, bina, müteahhit gibi) bilimsel ve ekonomik terimleri benimsemeleri, ancak abdest ve namaz gibi dini terimleri benimsememeleri dikkat çekicidir.
Yıl 1936
İngiltere Kralı (solda) yeni müze yapılan Ayasofya'yı teftiş ederken
o da ne
sağda şapkalı başını önüne eğmiş şahıs dikkatimizi çekiyor
Evet, ta kendisi:
John D. Rockefeller Jr.
Ayasofya'nın müze yapılması için cömert yardımlarını esirgememiş, eserini görmeye gelmişti