Günlerdir beni “iftira atmakla”, “yalan söylemekle” suçlayan Melih Gökçek ve avanesi…
Belgeleri savcılığa sunacağımı anlayınca, TV100’de Sinan Burhan’a yaptıkları açıklamada; benim Onlar DOSYA programında ,Sözcü TV de anlattıklarımı ve Cumhuriyet Gazetesi’nde yazdıklarımı harfiyen doğrulamışlar!
Hadi buyurun…
Yurt binasını da…
Vilbert’teki 8,5 milyon Euro’luk alışveriş merkezini de…
Lüksemburg’daki 180 milyon Euro’luk alışveriş merkezi pazarlığını da…
Harfiyen doğrulamışlar!
Günlerdir “yalan”, “iftira” dedikleri ne varsa, şimdi çıkıp kendi ağızlarıyla anlatıyorlar.
Daha durun…
Ben yeni başlıyorum.
Yaradılışları gereği günün en az 12 saatini uyuyarak geçiren kedilerin sokakta yerde, betonda, bir arabanın gölgesinde uyuyuyor olmaları hep içimi sızlatacak.
Bunu Biliyor muydunuz?
Sinem Dedetaş, 2019’dan önce Haliç Tersanesi’nin AVM yapılmasına karşı çıktığı için AKP’li İBB yönetimi tarafından tesise girişi yasaklanan bir gemi mühendisiydi.
2019’da Ekrem İmamoğlu tarafından Haliç Tersanesi’nin bağlı olduğu Şehir Hatları’na Genel Müdür olarak atandı, giremediği tersanenin amiri oldu.
Haliç Tersanesi’nin cirosunu 1 milyon TL’den 130 milyon TL’ye çıkardı.
Yerel seçimlerde 7 puan farkla Üsküdar Belediye Başkanı seçildi.
Bugün Gözaltına Alındı…
@gusholderhaber Bu hükümet kendinden kimseyi yargılamadığı sürece kimi tutuklarsa tutuklasın inanmam...haluk levent bunu yapmıştır yapmış olabilir...ama yargı malum partinin yargısı herkes böyle düşünüyor sokakta bir inandırıcılığı yok akpliler bile inanmıyor yargı bu hale geldi
Deniz Göktaş Kılıçdaroğlu tarafının yalanladığı “CHP’yi salın” cümlesini söylediğini açıkladı. İşte Göktaş’ın sözleri: “Sabah Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim. Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. Madem geldiniz milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti.
( Bu görüşme yaşanırken Twitter'da bahsedildiği gibi ortamın çok kalabalık olmadığını Kılıçdaroğlu hariç birkaç kişi olduğunu hatırladığını belirtti.)
2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu. Avukatımın söyledikleri doğrudur.”
https://t.co/68aeARcWzz
Genel Merkezimizdeki iğrenç araç görüntülerinden sonra iki kelam etmek farz oldu:
-İki araç da partinin parasıyla alınmıştır, faturaları mevcuttur.
-Araçlardan biri 2022 yılında Kılıçdaroğlu tarafından alınmış ve kullanılmıştır. O aracı oraya koyanlar bunu bilmeyecek kadar cehalet sahibidir.
-Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Erdoğan Toprak, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır.
-Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!
🤔 A101’in satın aldığı CarrefourSA’da alkol satışı kaldırılıyor mu?
Barış Pehlivan yazdı:
“A101 ‘Z kuşağı neden bizi tercih etmiyor’ diye büyük bir araştırma yaptırmış. CarrefourSA’nın alımı da işte bu araştırmanın ürünüymüş. Satışın ve devrin kesinleşmesi aylar sürermiş.
Carrefour’un yeni sahibi olan ‘muhafazakârlar’ alkollü içkileri hemen raflardan indirmeyecekmiş. Yavaş yavaş kaybolacakmış o şaraplar; asıl belirleyici ise gelecek yıl olması beklenen seçimlermiş.
Peki neden? O seçimlerin sonucunda, Türkiye’de alkollü içkileri tüketmek için Dubai modeli mi getirilecek? Yani, özel ruhsatlı alanlarda daha çok turistlere hitap eden bir yaşam biçimi mi arzulanıyor?
Madem hedef Z kuşağı, yasaklarla mı onları tavlayacaklar, muamma. Hadi bir tez daha öne süreyim: Carrefour’dan sonra alkollü içki satan o tek zincir market de bir gün başka bir üç harfli muhafazakâr şirkete satılır mı? Olmaz, demeyin.
Okuduğunuz çeyrek yüzyılın özeti aslında. AKP’nin yasak tarihi, küçük tavizlerle başlayıp büyük kayıplara dönüşen bir sürecin hikâyesi...
İçki kadehinin ekranlarda flulaşmasından konser yasaklarına, heykel yıkımından sanatçıların kara listeye alınmasına kadar uzanan bir çizginin devamı olarak, artık günlük yaşam da dönüşecek. Farkında mısın?”
Bölge kaynıyor… İsrail, Yunanistan ve GKRY, askeri ve ekonomik anlaşmalara imza atıp burnumuzun dibinde tatbikat üzerine tatbikat yaparken, ülkemizin başkentine kadar sızan insansız hava araçları ve Rusların karadenizde vurduğu 4 ticaret gemimizin görüntüleri, grup seks magazinleri arasında kendine yer bulmaya çabalıyor. Tüm bu hengame arasında, Türk askerinin Libya’daki görev süresinin uzatılmasından saatler sonra, Libya heyetini taşıyan uçak ülkemizin kalbinde, yani Ankara’da düşüyor. Kaza mı, bela mı henüz bilinmezken, Yunan tarafı düşen uçakla ilgili alaycı başlıklar atıp ülkemizi aşağılamaya yelteniyor, İsrail basını da “daha bu ne ki” dercesine tehdit dolu yayınlar yapıyor. İşin özü, dünya yarın için pozisyon alıp farklı dillerde aynı cümleleri kurarken, biz haaala dün ile boğuşuyoruz. Ülkeler yarın için başka ülkelerle dostluk pekiştirirken, biz bizimle bile yan yana durmayı beceremiyoruz. En yakın zamanda, bu vatanın sadece senden ya da şahsen benden ibaret olmadığını hatırlamamız dileğiyle… Zira batının efeleri, kuzeyin uşakları, güneyin yörükleri, bozkırın yiğitleri, doğunun beyleridir Türkiye.
Seni beni bırakıp, artık “biz” olabilmek ümidiyle…
Saygı Öztürk, teröristbaşı Öcalan’ın taleplerini yazmış:
⭕️Etnik bölgelerde ana dilde eğitim, ilerleyen süreçte de Kürtçenin resmi dil olmasını istiyor.
⭕️SDG’nin silah bırakmasına karşı çıkıyor. Asker olmasalar bile polis olmalarını öneriyor.
⭕️YPG, SDP, PJAK gibi örgütlerin feshedilmesi gibi bir durum olmadığını ifade ediyor.
⭕️Türkler ve Kürtlerin, iki halk olarak Anayasa’da yer almasını istiyor.
⭕️Anayasa’nın 66. maddesinin değiştirilmesini istiyor.
⭕️PKK’lı teröristlere af çıkarılması, iş verilmesi, rehabilitasyona tabi tutulmaları ve siyasette önlerinin açılması da Öcalan’ın talepleri arasında.
Varsayalım yok böyle bir hakkımız.Törenden sonra sevincimizi yaşama hakkımız. Gençliğimizden verdiğimiz 5 yılın mükâfatını almanın heyecanını yaşama hakkımız.Bunun karşılığı senede yalnızca bir tane çıkan Harbiye birincisinin ihracı mıydı ?Kaldı ki bizi TSK Disiplin Kanunu 6-1(c) maddesinden "TSK'nin itibarını sarsacak davranışlarda bulunmak" ihraç ettiniz.Disiplinsizlik dediniz yemedi,itibarı sarsıldı dediniz yemedi,yurtdışı iltisakları var dediniz yemedi.Bizi sahipleneceğiniz yerde bir de iftira atıyorsunuz 23 yaşında 5 teğmene.Yazıklar olsun.Bunları unutmayacağız.
1 haftada ne oldu da apar topar Gürlek yönetimden ayrıldı?
CHP Genel Başkanı Özel, Savcı Akın Gürlek'in, yasak olmasına rağmen, 9 ay Eti Maden'de yöneticilik yaptığını gösteren belgeler açıkladı.
Bunların yanında çok önemli bir belge daha var:
* Eti Maden, Lüksemburg'un resmi ticaret sicil gazetesine Gürlek'in yöneticiliğinin 2027 yılına kadar süreceğini bildiriyor. Bildirim tarihine dikkat: 29 Temmuz 2025.
* Ama ne olduysa bir haftada karar degişiyor. Yeni bildirimde Gürlek'in yönetimden ayrıldığı belirtiliyor. Tarih: 6 Ağustos 2025
* Şirketin bütün resmi evrakları Gürlek'in, İBB soruşturmasını yürütürken Eti Maden'de yönetici olduğunu kanıtlıyor.
Cumhuriyet bir ruhtur, milyonların ortak vicdanıdır. Türkiye Cumhuriyeti 102 yıl sonra bugün de dimdik ayaktadır. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı büyük bir gururla kutluyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum. 🇹🇷🇹🇷
Bloomberg: Yargı baskısı Türkiye piyasalarını sarstı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhalefete yönelik yargı operasyonları, Türk lirası ve borsada sert satışlara yol açıyor.
• En büyük çöküş, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Mart ayında tutuklanması sonrası yaşandı.
• Erdoğan’ın “rakiplerini seçimden saf dışı bırakmak için yargıyı silah olarak kullandığını” algısı, yatırımcıları tedirgin ediyor.
• Bloomberg verilerine göre, Türk lirası bu yıl gelişmekte olan piyasa para birimleri arasında ikinci en kötü performansı gösterdi.
• Mart ayında yaşanan sert satışlar sırasında Merkez Bankası, kuru savunmak için 50 milyar dolar rezerv harcadı.
• Erdoğan’ın “tek adam istikrarı”, artık yatırımcılar açısından kurumsal çürüme ve siyasi riskin sembolüne dönüştü.
İnsanlık dersi de Aktivizm 101 dersi de Greta’dan.
İlk açıklaması:
“Bana yapılan kötü muamele ve zulümden uzun uzun bahsedebilirdim, ama esas hikaye bu değil.
İsrail soykırımı, yıkımı hızlandırdı; gözümüzün önünde bir halkı yok etmeye çalışıyor.”
Benim oğlum Amerika’da okumadı, Amerika vatandaşı değildir.
Oğlum, bu ülkenin okullarında yetişmiş, bu toprakların emeğiyle, alın teriyle bugünlere gelmiştir.
İstanbul Erkek Lisesi’ne bağlı ilkokul ve ortaokulda okumuş,
Ardından Robert Koleji’ni bitirmiş,
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur.
Mecburi hizmetini Muş Bulanık Devlet Hastanesi’nde,
Uzmanlığını Şişli Etfal Hastanesi’nde,
Zorunlu hizmetini ise Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde tamamlamıştır.
Daha sonra Maslak Acıbadem ve halen Memorial Şişli Hastanesi’nde görev yapmaktadır.
Oğlum, sadece Amerikan Cerrahlar Birliği’nin (American College of Surgeons) uluslararası düzeydeki bilimsel değerlendirmesi sonucunda FACS (Fellow of the American College of Surgeons) unvanına layık görülmüş bir Türk hekimidir.
Ne Amerika’da okumuş, ne de Amerika vatandaşı olmuştur.
Bizi, bilime, vicdana ve insana hizmet edenlerle; ihaleden, ranttan, torpilden geçinenlerin çocuklarıyla kıyaslamak hadsizliktir.
Bizim yolumuz bilimin, emeğin ve onurun yoludur.
Yalan ve iftiralarla kendi eksiklerini örtmeye çalışanlara tek sözümüz var:
Utanın!