Başbağlar; milletimizin ortak hafızasında dinmeyen bir acıdır.
5 Temmuz 1993’te hain terör örgütü tarafından katledilen masum vatandaşlarımızı rahmetle yâd ediyorum.
Teröre karşı birlik ve kardeşliğimizi her zaman koruyacak, şehitlerimizin emanetine de daima sahip çıkacağız.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Biz Türkiye’nin siyasi merkezi olmaya talibiz. Sağın ya da solun değil; milletin merkezindeyiz!..
Kimsenin gömleğini çıkarmasını istemiyoruz. Kimseye geçmişini inkâr ettirerek siyaset yapmıyoruz. Bizim tek ortak paydamız; ay yıldızlı al bayrağı kendi bayrağı bilen, bu memlekete aidiyet hisseden ve Türkiye’nin geleceğine karşı sorumluluk duyan herkestir.
Aidiyetiniz, kökeniniz, dünya görüşünüz ne olursa olsun; “Ben bu millete borçluyum, çocuklarıma daha güçlü, daha zengin, daha huzurlu bir Türkiye bırakmalıyım” diyorsanız, bizimle aynı istikamettesiniz.
Biz insanların dün nerede durduğundan çok, yarın bu memleket için ne yapacağıyla ilgileniyoruz.
Bu yüzden her kesimin oyuna talibiz. Türkiye’nin dört bir yanından, farklı siyasi geleneklerden, farklı hayat hikâyelerinden insanların ortak umuduna dönüşüyoruz. Belki henüz anketler bunu tam göstermiyor ama Anahtar Parti’nin en büyük gücü, toplumun her kesiminden gördüğü bu karşılıktır.
Ay yıldızlı al bayrağı kendi bayrağı bilen, Cumhuriyet’i, demokrasiyi, hukuku ve vatan sevgisini evlatlarına bir emanet gibi bırakmayı namus borcu sayan herkesle omuz omuzayız.
Biz ayrıştırmaya değil, birleştirmeye talibiz. Biz kutuplaşmanın değil, milletin iktidarına talibiz.
Bunu yaparken de ukalalık etmeyeceğiz. Kendimizi milletin üstünde görmeyecek, kimseye doğrularımızı dayatmayacağız. Ama memleketimizin geleceğini, devletimizin itibarını ve milletimizin birliğini korumak konusunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz. Çünkü bizim siyasetimizin merkezi millet, pusulası ise Türkiye’dir…
Anahtar Parti milletin kalbinde kuruldu.
Bu yüzden kısa zamanda büyüdü. Bu yüzden teşkilatlandı.
Bu hareket; makam için değil, mesuliyet için kuruldu.
Arkadaşlarımız gece gündüz çalışıyor.
Kazandığından harcayarak mücadele ediyor.
İftiralara rağmen ayakta duruyor.
Bizim irademizi; parayla, pulla, makam hesabıyla ölçmeye çalışanlar yanılıyor.
Çünkü biz; teklif edilenleri değil, milletimizi tercih ettiğimiz için buradayız.
Türk bayrağına ve bayrağımızı gururla taşıyan genç kardeşlerimize yönelik gerçekleştirilen saldırıları kabul etmiyor, şiddetle kınıyoruz.
Ay yıldızlı al bayrağımız; ortak geçmişimizin, birliğimizin ve ortak geleceğimizin en güçlü simgesidir.
Ortak geleceğimize yönelen hiçbir saldırıyı hiçbir zaman kabul etmeyeceğiz.
Yıllık gıda enflasyonu yüzde 34,55!
Nisan ayı nakliye fiyatları ortada: Antalya-İstanbul, Mersin-İstanbul hattı 38 bin lira. Bunun domatese, bibere, salatalığa yansıması kilo başına 1,6 lira. Yani raftaki fiyatın yaklaşık yüzde 1’i.
O hâlde kimse yaşadığımız gıda enflasyonunu İran-ABD savaşıyla izah etmeye kalkmasın.
Mesele savaş değil; mesele plansızlık!
Mesele kriz değil; mesele üreticinin yalnız bırakılmasıdır!
Siz üretim planı yapmadınız.
Siz tarımsal girdiyi satanla, mahsulü alan aracının arasına üreticiyi sıkıştırdınız.
Siz tarlada alın teri dökeni, piyasanın insafına terk ettiniz.
Bugün üretici, yıllardır kaybettiği bir savaşın içindedir: Girdiye ulaşma savaşı!
Mazota, gübreye, ilaca, tohuma, fideye yetişme savaşı…
Tüketici ise başka bir savaşın içindedir: Gıdaya erişme savaşı!
Çözüm bellidir: Üreticiye girdiyi vereceksin.
Mahsulünü alacaksın. Girdiyi verirken planlayacaksın, mahsulü alırken koruyacaksın, gerçek destek budur. Sizin yıllardır yaptığınız, destek dediğiniz; bizi bu hale getiren yanlış politikalardır.
Bu milletin sofrası bahaneyle değil; akılla, emekle ve adaletle korunur.
Meclisi yeniden etkin kılmanın yolu bellidir:
50+1 değişecek.
Bakanlar Meclis’e karşı sorumlu olacak.
Meclis, bütçe hakkını kullanacak.
Gensoru yeniden işleyecek.
Çünkü: Bütçe hakkı olmayan Meclis, Meclis değildir!
Bugün siyaset, dar dengelere sıkışmış, azınlığın etkisine açık hâle gelmiştir.
Biz diyoruz ki: Meclis güçlenecek, demokrasi normalleşecek.
Sorunları felaket olduktan sonra değil, önceden konuşan ve çözen bir Türkiye mümkün.
Gereğini yapacağız!
Biz sizi başımıza bela geldikten sonra değil gelmeden tedbir alın diye seçiyoruz.
Ama bugün görüyoruz ki; felaket oluyor, sonra tedbir!
Bu yönetim anlayışı değişecek.
Anahtar Parti; erken gören, erken uyaran, erken tedbir alan bir devlet demektir.
Çocuklar ölmeden, memleket zarar görmeden gereğini yapabilen bir yönetim…
İşte biz bunu kurmaya geliyoruz.