NATO onursuzluk ve ölümdür. Yaşasın yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm!
NATO'yu tanıyoruz, suçlarını biliyoruz. Ankara'da bu suçların hesabını soracağız.
🚩5 Temmuz Saat 16.00
📍Ankara Tandoğan Mitingi
Cumhuriyetçiler Kurultayı’nda bir kez daha ilan ettik: Kadınlar laiklik ve cumhuriyet kavgasında en önde olacak, emekçilerin cumhuriyetini, sosyalist cumhuriyeti el ele kuracağız.
Bu ülkenin emekçi kadınları olarak asli unsuru olduğumuz eşit, çağdaş, laik düzeni kuracağız.
Bir kez daha kuruluş ve kurtuluş için yeniden Cumhuriyet kavgasına!
İşçi sınıfının 1 Mayıs ile bağı neden zayıfladı? İzmir 1 Mayıs'ında işçilerin Cemil Tugay'ı protesto etmesi nasıl okunmalı?
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan yanıtlıyor:
"Bu ağırlıklarla, işçi sınıfının 1 Mayıs ile bağının bu zayıflığıyla Taksim bir inatlaşmadan ibaret kalır. Önümüzdeki yıla kadar, bir yıl gibi önemli bir sürede Türkiye'de işçi sınıfı hareketinin bu sorunu, bu açıyı çözmesi gerekir.
Özgür Özel'in önümüzdeki yıl için 'Seçim yakın herhalde Taksim'i zorlarız' sözüyle Taksim'e çıkılsa ne olur, çıkılmasa ne olur?
DİSK ve KESK'in İzmir'de bir sahne kuracak kaynağı yok mu? Bu yıl İzmir'deki sahnenin her yanında Cemil Tugay'ın imzası vardı. Bu tablodan rahatsızlığını açıktan dile sadece TKP getirdi.
'Sahneyi ben ayarlıyorum, o zaman ben imzamı atarım.' Cemil Tugay bunları kişisel parasıyla yapmıyor, bunların tamamı kamunun kaynakları. Açıklamaların AKP'nin görgüsüzce yaptığı yardımlardan bir farkı yok. Bu tabloya bakınca DİSK ve KESK yönetiminin herhangi bir kontrolü kalmadığını düşünüyoruz."
TKP 1 Mayıs için çağırıyor
Türkiye Komünist Partisi işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir’de olmak üzere, dört ayrı merkezde miting düzenlemeye karar vermiştir. İşçi sınıfının kapitalist sömürü ve emperyalist barbarlık karşısında devrimci ve cumhuriyetçi bir meydan okuyuşun öncü gücü haline gelmesi bugünün ertelenemez temel görevidir.
1 Mayıs emekçi halkın bu görev doğrultusunda irade gösterdiği, enerji ve umut çoğalttığı, örgütlendiği bir gün olmadığı sürece anlamsızlaşmaya mahkumdur.
Ne yazık ki, Türkiye’de 1 Mayıslar anlamsızlaşma tehlikesi ile karşı karşıyadır.
Sendika konfederasyonlarının uzun yıllar boyunca 1 Mayısların kutlanması için gösterdiği çabayı yok saymak, hükümetlerin baskısı karşısında gösterdikleri kararlılığa karşı haksızlık yapmak niyetinde değiliz. Ancak bu emek ve mücadeleye gölge düşüren tutum ve davranışlar da yıllar içinde ne yazık ki kalıcılaştı ve 1 Mayıslarda belirleyici olması gereken işçi sınıfının bağımsız ideolojik ve siyasal kimliği iyice silikleşti.
Konfederasyon ya da bağlı sendika yönetimlerinin siyasal tercihlerine kimse karışamaz. Ancak birleşik ve kapsayıcı bir 1 Mayıs düzenlemek doğrultusunda irade ortaya koyanların 1 Mayıs’ın evrensel ilkelerine uygun bir içerik hazırlamaları ve katılımcı örgütlere eşit mesafede durmaları gerekmektedir. Bütün çağrılarımıza, açıklamalarımıza, görüşmelerimize rağmen 1 Mayıslarda CHP ve bazen de DEM’li siyasetçilere konuşmacı olarak yer açılması, bazı kentlerde miting düzenleyicilerinin CHP seçim otobüslerini kürsü ve propaganda aracı olarak kullanması basit bir özensizliğin ürünü değil, Türkiye’de sendikal hareketin içine düştüğü durumla ilgilidir. Türkiye Komünist Partisi’nin CHP’nin 1 Mayıslara katılımından rahatsızlık duymadığı herhalde açık olmalıdır. Tersine, partimiz CHP’nin 1 Mayıslara daha büyük bir kitle ile katılmasını arzu etmektedir. Ancak TKP büyük bir ciddiyet, kararlılık ve yüksek katılımla parçası olduğu işçi sınıfının mücadele gününde, hangi gerekçeyle olursa olsun, kapitalist sömürü düzeni ve emperyalizmle sorunu olmayan siyasetçileri dinlemek ya da onların sahne şovlarını izlemek zorunda değildir. 1 Mayısların düzen partilerinin işçi sınıfının çıkarlarıyla ilgisi olmayan gündemlerine bağımlı hale getirilmesinin bir diğer sonucu Taksim Meydanı ile 1 Mayıs arasındaki tarihsel ilişkinin değer yitirmesidir. Taksim, Türkiye’de 1 Mayıs’ın ilk kez kitlesel ve merkezi olarak kutlandığı alandır. Bu alanda yüz binlerce emekçi toplanmış işçi sınıfının taleplerini dile getirmiş, halaylarla, türkülerle umut tazelemiştir. Diyarbakır'dan, Çukurova’dan, Trabzon’dan, İzmir ve Ankara’dan saatlerce yolculuğu göze alarak toplanan işçilerin oluşturduğu güçlü irade bir yıl sonra burjuvazinin kalleşçe provokasyonu ile kana bulanmış ve işçiler bu katliama 1978’de daha büyük bir kararlılıkla ve birleşik bir 1 Mayıs için Taksim’e akın ederek yanıt vermiştir. Bunun ardından gelen yasaklama ve baskı dönemlerinde Taksim doğal olarak bir mücadele alanına dönüşmüştür. Partimiz yıllar boyunca Taksim��in 1 Mayıs Alanı olarak işçi sınıfına açılması için sürdürülen mücadelenin parçası olurken, birkaç kez iktidarların yasakçı tutumunun örgütlü bir iradeyle delinebileceğini göstermiştir.
Öte yandan 1 Mayıs’ın bir alan inatlaşmasına indirgenmesi, tam da iktidarların istediği bir olgudur. 1 Mayıs, işçi sınıfının enerji topladığı, çoğaldığı, kendine güven tazelediği ve toplumun diğer kesimlerinin işçi sınıfı gerçeğini bir kez daha gördüğü bir gün olmak durumundadır. Taksim gündeminin bağlamından kopması, giderek kimi popüler kişilerin “görüntü verme” işlemine dönüşmesi işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma ruhunu güçlendirmemektedir. Her yıl ortaya atılan ve sonrasında hakkı verilmeyen “Taksim kararlılığı” bir noktadan sonra inandırıcılığını yitirmekte, daha da önemlisi başka alanlarda düzenlenen eylem ve etkinlikleri peşinen değersizleştirmektedir. Taksim Meydanı’nın işçi sınıfına açılması konusunda iktidar üzerinde kurulacak sistematik baskı kadar, işçi sınıfının bu talebin karşısında durulamayacak bir siyasal ve toplumsal ağırlık kazanması da önem taşımaktadır. Taksim Meydanı, 1970’lerde, İstanbul’un değil, Türkiye’nin 1 Mayıs Alanı’ydı. Bugün bu yaklaşımın terk edilmesi, “teknik” zorluklarla değil siyasal ve ideolojik gerilemeyle açıklanmalıdır. Bu anlamda, 1 Mayıslarda önceliğimiz işçi sınıfının çıkarlarını temsil eden birleşik ve bağımsız bir kuvvetin vücut bulmasını sağlamak olmalıdır. Taksim’in bir daha sermaye tarafından işçi sınıfına kapatılamayacak bir biçimde yeniden kazanılması da ancak bu çabanın sonucu olarak mümkün olacaktır. Böylesi bir birlik ise, protokol açıklamalarla, “biz Taksim’deyiz, herkese çağrımızdır” diye ilan edip 1 Mayıs’a kısa bir süre kala başka bir alanı miting adresi olarak göstererek sağlanamaz. 1 Mayıslar işçi sınıfın sözünün ve eyleminin sömürücü sınıflar dışında bütün topluma umut verdiği bir gün olmalıdır. TKP’nin bütün çabası bu yöndedir. Partimizin önümüzdeki yıllarda işçi sınıfının örgütlenmesine, siyasal ve toplumsal gücüne katkı koyacak, düzen partilerinin gölgesinden kurtulmuş ve alınan kararların arkasında durulacak birleşik ve kapsayıcı 1 Mayıslar için elinden gelen katkıyı koymanın yollarını arayacağından kuşku duyulmamalıdır.
2026’da ise TKP, Türkiye’nin devrimci, yurtsever, cumhuriyetçi birikiminin ve en önemlisi işçi s��nıfının öncü kesimlerinin 1 Mayıslarda boynunun bükük durmaması, tersine 1 Mayıs’ın hemen ertesinde daha büyük bir umut ve kararlılıkla mücadeleye devam etmesi için sorumluluk almaktadır. Benzer kaygı ve yaklaşımlarla hareket eden siyasi ve sendikal yapıları bu sorumluluğu paylaşmaya, dört merkezde düzenlenecek 1 Mayıslara aktif bir biçimde katılmaya çağırıyoruz.
Yeni Gün emekçilerin zaferiyle kutlanacak!
Newroz wê bi serfiraziya kedkaran bê pîrozkirin!
21 Mart, İran’dan başlayarak bölgemizdeki tüm halkların tarihinde direniş ve ayağa kalkışla simgelenen, yeni bir günün müjdecisi olan Nevruz.
Evet; 21 Mart bazı halklar için karanlığa karşı bir başkaldırıyı, bazıları için ise zulme karşı isyanı ifade ediyor.
Tam da ihtiyaç duyduğumuz şekilde…
Bugün bölge halklarının bayramı olan Nevruz, soykırımcı İsrail ve ABD emperyalizmi eliyle kana bulanıyor. Okullar bombalanıyor, çocuklar öldürülüyor; hastaneler vuruluyor, sağlık emekçileri katlediliyor; fabrikalar hedef alınıyor, insanlar hayattan koparılıyor.
Bölge halkları, kardeşlerimiz bu yıl Nevruz’u böyle karşılıyor.
Ülkemizde ise 21 Mart’ı; halkımızı bu kan denizinin ortasında yükselen karanlık bir sürecin parçası haline getirmek isteyen iktidarın ve ortaklarının “yalancı baharı” ile karşılıyoruz. Türk ve Kürt yoksullarını gerici ve yayılmacı bir projeye ikna etmek için ne yaparlarsa boşuna: Yeni gün işçi sınıfının birliğiyle, yurtseverlikle, Cumhuriyetçilikle gelecek.
Başta İran olmak üzere tüm bölge halklarının bayramını kana bulayanlar; halkımızı yalancı baharlarla aldatmak isteyenler, ezilenlerin tarihsel kararlılığını ve gücünü unutuyor, küçümsüyor.
İnanıyoruz ki; bombalar altındaki İran’da, Filistin’de ve Lübnan’da siyonistler ve emperyalistler yenilecek.
Ülkemizi karanlığa mahkum etmek isteyenlere inat, hep birlikte holdinglerin, tarikatların düzeni alt edilecek.
‘Yeni gün'; bu topraklarda ve güzel ülkemizde, emekçilerin zulmü ve karanlığı bir kez daha alaşağı etmesiyle mutlaka kutlanacak.
Bu inançla; Newroz pîroz be!
Nevruz kutlu olsun!
Newroz wê bi serfiraziya kedkaran bê pîrozkirin!
21ê Adarê, Newroza ku ji Îranê dest pê dike û di dîroka hemû gelên herêma me de bi berxwedan û serhildanê tê naskirin, mizgîniya rojeke nû ye.
Belê; 21ê Adarê ji bo hin gelan serhildana li dijî tariyê, ji bo hinan jî raperîna li hemberî zilmê îfade dike.
Bi temamî wekî ku pêwîstiya me pê heye…
Îro Newroz, cejna gelên herêmê, bi destê Îsraîla qirker û emperyalîzma DYE'yê di nav xwînê de tê hiştin. Dibistan tên bombekirin, zarok tên kuştin; nexweşxane tên lêdan, kedkarên tenduristiyê tên qetilkirin; febrîqe dibin hedef, mirov ji jiyanê tên qutkirin.
Gelên herêmê, xwişk û birayên me îsal Newrozê bi vî awayî pêşwazî dikin.
Li welatê me jî em 21ê Adarê; bi "bihara derewîn" a desthilatdarî û hevkarên wê yên ku dixwazin gelê me bikin parçeyek ji pêvajoya tarî ya ku di nava vî deryayê xwînê de bilind dibe, pêşwazî dikin.
Ji bo qanîkirina xizanên Kurd û Tirk bi projeyeke paşverû û berfirehkirî çi bikin jî vala ye: Roja nû wê bi yekitiya çîna karker, welatparêzî û Komarparêziyê bê.
Yên ku cejna hemû gelên herêmê, bi taybetî jî ya Îranê dixe nav xwînê; yên ku dixwazin gelê me bi biharên derewîn bixapînin, vîn û hêza dîrokî ya bindestan ji bîr dikin û piçûk dibînin.
Em bawer in ku; li Îran, Filistîn û Lubnana di bin bombeyan de, siyonîst û emperyalîst wê têk biçin.
Li qesda yên ku dixwazin welatê me mehkûmî tariyê bikin, em ê hemû bi hev re pergala holdîng û terîqetan têk bibin.
'Roja nû'; li ser van xakan û li welatê me yê bedew, bi careke din têkbirina zilm û tariyê ji aliyê kedkaran ve, wê teqez bê pîrozkirin.
Bi vê baweriyê; Newroz pîroz be!
Nevruz kutlu olsun!
Savaşın yerini barışın, sömürünün yerini eşitlik ve dayanışmanın, yoksulluğun yerini refahın aldığı, emperyalizmden arındırılmış özgür bir dünya kurulacağına, ülkemiz emekçilerinin o dünyanın yaratılmasında büyük rol oynayacağına inançla, iyi bayramlar.
🔺Hiranur için buluşuyoruz. Suçlulardan da suç ortaklarından da hesap soracağız! #suçlusunuz
🗓️ 13 Mart Cuma | 09.30
📍Mersin Adliyesi
#HiranurAygarİçinAdalet
Gebze Ticaret Odası önünden seslendik: Emeğimiz ve hayatımız için yolları ayırıyoruz.
Ellerine kan bulaşmış patronlara kanlı paralarını iade ettik.
#8Mart#siztekbizhepimiz
Gebze Ticaret Odası önünden sesleniyoruz: Emeğimiz ve hayatımız için yolları ayırıyoruz.
Ellerine kan bulaşmış patronlara kanlı paralarını iade ettik.
#8Mart#siztekbizhepimiz
Fatma Nur ve Hifa’nın hesabını soracağız
Tarikat düzeninizi başınıza yıkacağız!
Cenaze için bugün Ihlamurkuyu Mezarlığı’ndaydık. Acımız da öfkemiz de çok büyük. Söz veriyoruz: Fatma Nur’un yardım sesine kulak kapatan, görmezden gelen bütün suç ortaklarından hesap soracağız! #suçlusunuz
Emeğimiz ve Hayatımız İçin Yolları Ayırıyoruz
Siz Tek, Biz Hepimiz!
8 Mart’ta hodri meydan!
Zamanı geldi. Kaybedecek bir saniyemiz bile kalmadı. Her yanımızı yoksulluk, hayat pahalılığı, şiddet, cinayet, işsizlik, adaletsizlik, çürüme sardı. Öyle bir karanlık öyle bir kötülükle karşı karşıyayız ki… Düşmanla kıran kırana bir mücadele için kolları sıvamanın tam zamanı!
Peki biz kadınların düşmanı kim?
Bize sürekli "her an her yerden bir tehlike çıkabilir, bir düşman belirebilir" fikrini pompalayanlar, bu yetmezmiş gibi "işte o anda kimse size dost olmaz, kimseden kimseye fayda gelmez" hissini verenler, bunu yayanlar kim?
Sahi düşmanımız bu kadar çok mu? Hiç de değil! Farklı farklı yüzlere bürünerek karşımıza çıkan düşman aslında tek.
Yoksulluğumuzun, nefessizliğimizin, üzerimize çöken karanlığın sebebi tek. Sömürücüler, emek hırsızları, kadın katilleri, çocuk istismarcıları, işgalciler bu düzen onları, onlar bu pisliği yaratıyorlar. Al birini vur ötekine listesi uzadıkça uzuyor... Bu çürümüşlükte düşmanlardan birinin maskesini kaldırınca altından diğeri çıkıyor ve tüm o maskelerin altından aslında tek bir düşman çıkıyor: Bu düzen! İşte bu çürümüş düzenin ihtiyaçlarını karşılamak için sıraya girmiş güruhun gölgesi düşüyor biz kadınların üzerine. Büyük düşmanlar küçük düşmanları doğuruyor, onlar daha da küçüklere cesaret veriyor ve biz binlercesiyle savaşmak zorunda kalırken aslında bir tanesi palazlandıkça palazlanıyor.
Önümüze irili ufaklı düşmancıkları çıkarıp gerçeğin üstünü örtmelerine izin veremeyiz. Yalanlara, sahtekârlıklara karnımız tok! Kadın cinayetlerine sahte gözyaşları döküp kadınları her gün öldüren bu düzenden beslenenlerle, laikliği sözde savunup tarikat düzeninden cebini dolduranlarla, kadına şiddet denilince en büyük reklam kampanyalarını yapıp emperyalistlerle, NATO'cularla aynı karede sırıtanlarla yolları ayırma zamanı. Emeğimiz için, hayatımız için, bu düzeni onların başına yıkmak için… Yolları ayırıyoruz. Farklı maskeler arkasında aynı eşitsizlikten beslenerek semiren, bizi güçsüz bir azınlık kendilerini ise her şeyi yapacak güçte bir kalabalık olarak gösteren, biz bu düzeni yıkacak tek güç olduğumuzun farkına varmayalım diye her yerden tepemize binen bir avuç kan emiciye meydan okuyoruz. Hodri meydan: Siz tek biz hepimiz!
#8Mart #siztekbizhepimiz
15 Şubat'ta yayınladığımız açıklamada vurguladığımız gibi:
“Kapitalizm iğrenç bir toplumsal sistemdir ve bütün kötülüklerin kaynağıdır."
🔴Yolları ayırma zamanı
https://t.co/2OvYoL440f
Pazar günü Gebze KDK olarak kahvaltıda buluştuk.Cumhuriyet ile kazandıklarımıza saldıranlara karşı neler yapmamız gerektiğini konuştuk.Cumhuriyet ile kazandıklarımız sosyalizm ile taçlandırana kadar hep birlikte hareket edeceğiz.✊
Ankara'da gerçekleşen 1 Şubat buluşmamızda Genel Sekreterimiz Kemal Okuyan, Kürt sorununda TKP'nin çözümünü açıkladı:
"Bölücü olan bu ülkenin büyük bölümünü yoksulluğa mahkum eden, sömüren düzenin kendisidir."