If they’re slaughtering Alawites, Druze, and Kurds in Syria in 2026 — and proudly posting the videos — imagine what they did to our ancestors in 1915, when there were no smartphones and no internet.
The Armenian Genocide explains everything.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan:
‘Ben masaya oturmam, demokrasi yok’ diyorlar. E dün var mıydı demokrasi? Dün İmamoğlu yoktu, Demirtaş, Yüksekdağ vardı. Dün Şişli Belediyesi yoktu, benim eş başkanı olduğum Siirt vardı
Bugün mü yargı taraflı davranıyor? Bunlar dün de vardı ama ilk defa sen yaşıyorsun. Biz yıllardır bunu yaşıyoruz
Kimseye sitem etmedik, ‘Niye Altılı Masa’dasın?’ demedik. ‘Niye hükümetle normalleşme süreci var’ demedik. Aynı şeyleri biz de bekleriz
1/ I didn’t expect the disarmament ceremony to feel this emotional, or to see so many senior PKK commanders among the first to lay down arms. As a former YPG tabur commander, I recognized the gravity immediately.
Bir bireyin, hele ki kamuya açık bir figürün, siyasal pozisyonunu babasının devlet içindeki rolü üzerinden kurması kişisel değil, ideolojik bir tercihtir. Oğuzhan Uğur’un söyledikleri bir yorumdan çok, devletin inkâr politikalarının aileden devralınmış yeniden üretimidir. Öcalan’a dair kurduğu anlatı; bir halkın taleplerini değersizleştirmek için bireyi şeytanlaştıran eski devlet reflekslerinin güncellenmiş hâlidir.
Mesele Öcalan’ın kişiliği değil, Kürt halkının politik bir özne olup olmadığıdır. “Elinde kan var” söylemi, sadece örgüte yöneldiğinde değil, devletin işlediği sistematik suçları görmezden geldiğinde propaganda olur. On binlerce faili meçhul, köy yakmaları, işkenceler, zorla kaybetmeler hâlâ sorgulanmadıysa; burada “kan” adaletin değil, iktidarın terazisidir.
“Sizi biliyoruz” diyerek siyasal pozisyon kuranlar, aslında kimsenin konuşmasına izin vermemeye çalışanlardır. Öcalan’ı savunmadan da Kürt meselesi konuşulur, barış talep edilir, halkın yüz yıllık hak arayışı meşru görülür. Ama bunu anlayabilmek için mirasla değil, hafızayla konuşmak gerekir. Bu ülke, devletin dilini tekrar eden çocuklarla değil, yüzleşmeyi seçenlerle değişecek
Sevgili Sırrı Süreyya Önder’i kaybetmenin derin acısını yaşıyoruz.
Onunla hem aktif siyasi mücadele alanlarında, hem de hapishane duvarları arasında özgürlüğü büyütürken yoldaş olmanın onurunu yaşadım.
Bazı insanlar var ki yaşarken tarihe malolurlar. Sırrı Süreyya Önder yitirdiğimiz bir canımızdan çok yaşayan tarihimizdir artık.
Onun direncini, neşesini, iyimserliğini ve candanlığını devralan milyonlar var. Halklarımızın barışı ve özgürlüğü için tüm varlığını ortaya koyan tarihsel kişiler borcumuzu onun değerlerini başarıya ulaştırarak ödeyebiliriz.
Sevgiyle, minnetle, saygıyla anıyorum.
Bütün parti camiamızın, halklarımızın ve kıymetli ailesinin başı sağolsun.
Her zaman yanımızdaydın, bizdendin. Çok üzgünüm. Herkesin hatırlayacağı, ateşten gömlekle yürüdüğün, kimseye eğilmediğin, kimseyi de ezmediğin onurlu bir hayat yaşadın. Ne mutlu senle yürüyebilene. #sirrisureyyaonder
Hukukçuların bütünüyle hukuk dışı buldukları bir karar gerekçe gösterilerek Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen DEM Parti adayına mazbatasının verilmemesi Van halkının iradesini tanımamaktır. Bu kabul edilemez. Seçimlerin siyasi maksatlı yargı kararlarıyla gölgelenmesine karşı hep birlikte tepki göstermek ve demokrasiden yana tavır almak zorundayız.
Milli iradenin üstünlüğü Cumhuriyetimizin temel değerlerinden biridir. Hükümeti ve mahkeme heyetlerini, son yıllardaki tavırları artık terkedip, asıl ve en büyük irade olan halk iradesine saygı duymaya davet ediyorum.