@BTstrateji Net yatırım tutarı çok saçma bir kavram. Çektiğin her paraya ana paranı çekmiş gibi davranılması kabul edilemez. Stopaj mantığına da aykırı.
Net yatırım uygulamasının PPF lere de uygulanması bugün PPF yatırımcısına, yarın açılması muhtemel tazminat davalarıyla devlete zarar verebilir. Bunun gözden geçirilmesi gerekmektedir. PPF ler tam olarak ödenmelidir.
Fon kanununun 4. maddesi, nakit yetmeyen fonlarda ödemeyi pay değerine göre değil "net yatırım tutarına" göre yapıyor. Fona yatırdığın paradan çektiğin para düşülüyor, kalan tutar TÜFE ile Yİ-ÜFE'nin ortalamasıyla güncelleniyor. Fonda oluşan getiri ise yok sayılıyor.
Bu yöntem yeni değil, Madoff tasfiyesinden alınmış. Orada ABD mahkemesi yöntemi onaylarken gerekçesini açıkça yazmıştı. Madoff yıllarca tek bir gerçek işlem yapmamıştı, ekstrelerdeki kâr tamamen uydurmaydı. Uydurma bir getiriyi esas almak, sahtekârlığı ölçüt yapmak olurdu. Üstelik yöntem herkese aynı uygulandı. Kayyum, sahte kârla önceden çıkanlara da yüzlerce geri alım davası açtı. Yani gerçek bir sermaye piyasası işlemi yoksa fiyat da gerçek olamazdı.
PPF'lerde bu koşulların hiçbiri yok. Portföyün büyük kısmı DİBS, Hazine teminatlı repo ve borsa para piyasası işlemleriydi. Faiz geliri gerçekti ve devlet bu gelirden yıllarca stopaj aldı. Sorun, ilişkili taraflara verilmiş ve teminatı gerçeğe aykırı değerlenmiş repolarla sınırlı. Teklif de PPF'nin farklı olduğunu kabul ediyor zaten. Ara ödemede PPF'leri ayrı tutuyor, komisyon raporunda da PPF'lere öncelik verildiği yazıyor ama bu ayrım, en önemli kural olan dağıtım ölçütüne yansıtılmamış.
Gerçek getiriyi yok saymak, mülkiyet hakkına yapılmış ölçüsüz bir müdahaledir (AY 13 ve 35, AİHS 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi). Amaç gerçeğe aykırı değerlemeyi düzeltmekse, yalnızca o varlıkları düzeltmek yeterli. Bütün getiriyi silmek gerekmiyor. Eşitlik açısından da sorun var (AY 10): önceden kârla çıkandan iade sadece rica ediliyor, fonda kalanın getirisi ise zorla budanıyor. Aynı getiriden stopaj alıp sonra onu "kâğıt üzerindeki değer" saymak da devletin kendi davranışıyla çelişmesi demek.
Endeks seçimi de sorunlu. Yİ-ÜFE üreticinin maliyetini ölçer, tasarruf sahibinin kaybını değil. Bir PPF'nin emsali, enflasyon değil başka PPF'lerin getirisidir veya en yüksek banka mevduat faizidir.
#PPFtamödensin
🤔
Sevgili bankalar;
Temerrüt ilan ettiğimden ötürü 15.10.2026 tarihi öncesinde ve sonrasında tahakkuk eden ödemelerimi, ilgili hesaplarımda mutabakat tamamlandıktan sonra yapacağım borç tutarı açıklamasıyla ve oluşan nakit gücüne göre 10bin₺ tavan tutarda ödeme yapacağım.
@mytrmci1 Giriş çıkış farkı da sorunlu bir ifade. Para çekerken stopaj bile oranla alınırken bunlar anaparanın tamamını çekmişsin gibi muamele edecek. Tamamen saçmalık. Hukuku katlettikleri yetmiyor gibi matematiği de katlettiler.
İktidar, yargı operasyonlarıyla 2024 yerel seçimlerinde sandıkta aldığı ağır yenilgiyi büyük ölçüde telafi etti. Bunu seçmen desteğinin iyice azaldığı bir dönemde yapabilmesinde, uluslararası konjonktürün otoriterleşmeye son derece uygun bir zemin hazırlamasının da payı var. Dolayısıyla, güçlü bir ideolojik pozisyonu ve siyasi iddiası olmayan başkan ve meclis üyelerinin bu ortamda hapis tehdidi karşısında havlu atmasına, içlerinde en ilkesiz olanların da doğrudan iktidar saflarına geçmesine şaşırmıyorum.
Cumhur İttifakı'nın normal rekabet koşullarında seçim kazanma kapasitesi giderek azalıyor. Öte yandan, muhalefet partilerinin de iktidarı normal rekabet koşullarında bir seçim yapmaya zorlayabilecek siyasi ve kurumsal gücü büyük ölçüde aşındı. Muhalif kesimler açısından en sıkıntılı ve dolayısıyla sürekli gündemde tutulması gereken nokta budur. Türkiye'de rekabetçi seçim dönemi kapanıyor.
Bunda süreçle birlikte Kürt siyasi hareketinin muhalefet bloğundan büyük ölçüde uzaklaşmasının ve @kilicdarogluk gibi iktidarla iş birliği yapan siyasetçiler üzerinden ana muhalefetin bölünmesinin önemli rolü oldu. Özellikle butlan kararı sonrasında muhalif siyasetçilerin çoğunun da önümüzdeki seçimde iktidar değişmeyecekmiş gibi hareket etmeye başladığını düşünüyorum. Bu beklenti yerleştikçe bireysel kaçışlar, taraf değiştirmeler ve iktidarla uzlaşma arayışları da artıyor.
Cemil Tugay vakasında bu noktalara değinmeyen bir analiz eksik kalacaktır. Ama öte yandan Özgür Özel ve yönetimi de 2024 yerel seçimlerinde birçok yerde siyaseten kendilerine yakın ama beceriksiz ve ilkesiz adayları tercih ederek, KK ekibinin iktidarla işbirliğini uzun süre göz ardı ederek, 19 Mart sonrasında Cumhur İttifakı içindeki çatlak tezine dayalı yanlış okumalar yaparak ve birçok noktada tabanın tepkisini sönümleyerek büyük hatalar yaptı.
Dolayısıyla mesele sadece Cemil Tugay tercihi değil. Özgür Özel ve ekibinin, tüm zorluklara rağmen partilerine destek veren seçmenlere bir özür ve ciddi bir öz eleştiri borcu olduğunu düşünüyorum. Daha önemlisi, aynı hataların tekrarlanmayacağına ve iktidar baskısı karşısında nasıl farklı bir siyaset izleneceğine dair kamuoyuna net sözler vermeleri gerekiyor.
@kpsscafe Sınav zor da olsa kolay da olsa yığılma oluyor. ÖSYM’nin standardı belli, orta zorlukta sınav yapması ve her testte eleyici olması gerekiyor.
@LutfiDeniz3@Nededinabii@Babolinko Mecbur mu herkes aynı kurumu kullanmaya? O zaman devlet tek banka kursun, herkes ordan alsın. Serbest piyasa diye bir şey var bu ülkede.
@gkhan_erken@Babolinko Aylardır düzenli biriken faiz getirisi var içeride. Tamamı fon sahiplerine ait. Fon tasfiye de olsa içerideki varlıklar duruyor. Hatta fiyatları da artmış olabilir.
Bu süreçte gerçek mağdurların ppf sahipleri olduğu kesinleşti. Para piyasası fonunda ana para diye bir şey yoktur. Adı üstünde para zaten. Para üzerinden para yani faiz getirisi elde eder ve fon değeri de sürekli artar. Kâr denilen şey faizin kendisidir ve ana paradan ayrı düşü-