"Türkler Anadolu'ya 1071'de geldi" sözü doğru değil.
Bu, Batı'nın stratejik bir yalanıdır.
"Siz buranın yerlisi değilsiniz, sonradan geldiniz, işgalcisiniz" propagandası...
1071'den önce vardık.
Küçük ve dağınık boylar halindeydik.
Hristiyan Türkler zaten Anadolu'daydı.
1071'de Sultan Alparslan geldiğinde, Hristiyan Türkler de Alparslan'ın yanında yer aldı.
1071 Türklerin ilk kez gelişi değil, Anadolu'ya EGEMEN olduğu tarihtir.
1071'den binlerce yıl önceye uzanan; Hakkari'den Denizli'ye kadar tüm Anadolu, binlerce yıllık Türk kalıntılarıyla mühürlüdür.
Siyonizmin ve emperyalizmin sinsi çarpıtmalarına izin vermeyelim.
Bu vesileyle; bu toprakların TAPUSUNU ALAN Sultan Alparslan'ı
ve 1922'de o tapuyu yırtıp bizi bu topraklardan atmak isteyen emperyalistlere karşı Büyük taaruzu başlatıp zafer kazanan Mustafa Kemal Atatürk'ü ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.
Türk'ün zaferi kutlu olsun!
Bunlara aldırmayın. Hayatta çok şeyi başkaları için yapıyorsunuz. Mesela bu videoyu başkaları çekmiş bu ablamız. Çok zengin olsa zaten çocuğun yükünü umursamazdı - patronuna ve işine göre kendisini ayarlamıyor mu mesela? İşyerinde can sıkıcı bir olay yaşanınca sabretmiyor mu? Kendi çocuğunuz için sabretmek, tahammül etmek ve çalışmak neden kötü olsun?
İnsanlar çocuk sahibi olmayı reddedebilir, kendi kararlarıdır. Fakat diğer insanlara çocuk sahibi olmayın propagandası kasten yapılıyor. Çocuk yapın, çoğalın, güzel ve sıkıca bağlı aileler kurun. Hele bütün kimlik ve bağların zedelendiği yeni çağda ancak ailenizle dayanışıp ancak ailenizle bir mevzi inşa edebilirsiniz.
Milyonlarca yıldır çocuk yapıyoruz. Tabiatımızda var. Bunu baskılamanın sonuçlarını bilmiyoruz ama hakiki olmayan gerekçelerle baskılarsak sonuçların pek de iyi olmayacağını kestirebiliriz. Üstelik pişman olursanız dönüşü olmayan bir yol bu - sizlere çocuk yapmamanın güzelliklerinden bahsedenler, kendinizi yalnız ve anlamsız bir yaşamda bulursanız gelip sizi kurtarmayacaklar.
Bugün zevk aldığınız, anlamlı bulduğunuz her şey yarın tükenebilir. Tükenmeyecek anlamlar ve zevkler lazım. Bir saat kadar önce oğlum başımı okşayıp canım babam diyerek uyandırdı mesela. Birkaç insan ömrünü tekrar tekrar yaşasam sırf o an bile hepsine yetecek bir anlam menbaı olabilecek bir hatıradır.
Hala insanların bireysel tercihlerini yargılamanın ayıp olduğunu düşündüğümden çok yorum yapmıyorum. Ama en azından bu zevat gibi ben de bireysel tercihlerimi paylaşmış olayım tek taraflı. Hayatın inişini, çıkışını, derdini, sevincini tecrübe ettikten sonra eve gelip çocuğuna sarılan bir insan mı olmak istersiniz, hepsini bir başına, yalnız kendi için ve kendinden beslenerek karşılamaya çalışan bir insan mı? Hele “kendi”si tükendiyse devam etmek için bir gerekçe dahi bulamayan birine dönüşme ihtimali yüksekken.
Birkaç dostum hiç evlenmediler ama en azından yeğenlerine çok düşkünler. Çocuksuz, kardeşsiz, yeğensiz hayatın yalnız sünen ama tatmin etmeyen, çoğalmayan bir oluş olacağını düşünüyorum.
MİLLİ HEREDOT'UMUZU KAYBETTİK
İlber Ortaylı hocamız, kültürel alanda ülkemizin son 30 yılına damgasını vuran kişilerden biriydi. 1999’dan itibaren Osmanlı ile Türk toplumunun önemli bir kısmını tanıştırdı. Kendi geçmişi olmasına rağmen Osmanlı’ya olumsuz bakan kesimlerde bu negatif duyguyu kırdı. Osmanlı’ya olumlu bakan, ancak yeterince bilgi sahibi olmayan kesimlerin ise kendi geçmişi hakkında bilgilenmesini sağladı. Tarihe olan ilgi ve alakayı artırdı. Türkiye’de çok örneği olmayan Amerikalılar’ın ‘public intellectual’ dediği aydın tipiydi. Bu terim uzmanlık alanındaki bilgisiyle toplumsal, siyasi ve kültürel meselelerde halkı bilgilendiren, görüş bildiren ve kamuoyu oluşturan akademik veya entelektüel kişileri ifade eder. Yani toplumsal bir aydındı. Gerçek bir entelektüel olan İlber hocanın söylemleri ve fikirleri tartışıldı, ancak toplumun büyük bir kesimine kendine güven ve tarihi ile barışık olma fırsatı verdi. https://t.co/rMOIspQHlW
Yeniden hoş geldin Yaren
Günlerdir Adem Amca ile birlikte “Acaba görür müyüz?” diye güneye uzun uzun bakarken meğer o da bize çatıdan bakıyormuş; biz tanıyamamışız. İlk iki gün çatıda ve bahçede uzak ve çekingen durunca geleni eşi sandık. Hava şartları nedeniyle göle de açılamamıştık. Dün Adem Amca’nın kapısının önünde beklemeye başlayınca içimize bir şüphe düştü. Bu sabah buz gibi havaya rağmen şansımızı yeniden denedik…
Ve anladık ki gelen Yaren’miş! 🤍
Merak edenlere, soranlara, bir kuşla baharı bekleyenlere müjdeler olsun.
Buluşma 15. yılda da gerçekleşti.
1071'den önce Anadolu'da Hristiyan ve Tengrici Türklerin var olduğunu hala bilmeyenler var...
"Türkler Anadolu'ya 1071'de geldi" sözünün aslında "Türk düşmanı" bir öğreti olduğunu artık herkes bilmeli.
"Siz buranın asıl sahibi değilsiniz, çok sonradan geldiniz" propagandasıdır bu.
Hakkari'den Denizli'ye kadar tüm Anadolu, 8 bin yıl geriye giden Türk kalıntılarıyla mühürlüdür.
1071'den önce vardık. Küçük ve dağınık boylar halindeydik. Egemen güç Roma'ydı.
1071'den sonra Egemen güç Türkler oldu.
Son bir hatırlatma; Hristiyan Türkler, Doğu Roma'da (Bizans'ta) paralı askerlik yapıyordu ve 1071'de savaş başladığında saf değiştirip Alp Arslan'ın tarafına geçtiler. Yani "din" değil "soy" kardeşlerine destek verdiler. Okullarda bu bilgi de öğretilir, buna rağmen "1071'de geldik" masalı da öğretilmeye devam ediyor.
Bozkurt işareti yaptı diye en iyi oyuncumuzu hem de Avrupa Şampiyonluğuna giderken turnuvadan men ettiler. Burada tüm sahada Türkleri katleden bir resim açılmış. Buna 1.000 kat ceza verilmesi gerek. Türk düşmanlarının götlerinin yangını sönmüyor
Gazi Paşa’nın İstanbul’un teslim protokolünü TBMM adına Yusuf Akçura’ya imzalatarak, Türklerin zaferini Türkçülüğün fikir önderlerinden birine mühürletmesindeki sembolizmin inceliğine tarihte az rastlanır.
5 duruşma içinde yaşadığımız en zor ve bizi duygusal olarak en çok zorlayan duruşma bugündü…
Tansiyonumuz hiç düşmedi ve özellikle duruşma aralarında yaşanan gerilimler, Yasemin’in 4 sanıkla birden yüzleşmesi çok ama çok zor saatlerdi.Ama ben Ahmet’in annesinin bu mücadelesini gördüğünü ve onunla çok gurur duyduğunu hissediyorum…
Ne yazsam ne söylesem bugüne dair hislerimi tarif edemeyeceğim.
Yasemin,dünyanın en güçlü kadınısın,iyi ki benim ablamsın,iyi ki Ahmet’in annesi sensin.Bu acıya bu metanetle dayanabilecek çok fazla ruhun var olduğunu sanmıyorum…
Mücadelenin önünde saygıyla eğiliyorum ve seni çok seviyorum…
Yavruna ve sana verdiğim sözü tutacağım;
Ölene dek yanındayım…🤍
#MattiaAhmetDavası