Tabiatın işleyişine müdahale etmediğinizde, her alanda belli bir yönden belli bir yöne doğru bir akış olduğunu görürsünüz.
- Suyu kendi haline bıraktığınızda yukarıdan aşağı doğru akar. Aşağıdan yukarı doğru gitmesini istiyorsanız bir pompa ile tahrik edip enerji vermeniz gerekmektedir.
- Kendi haline bırakılan gaz kütlecikleri basıncın yüksek olduğu yerden düşük olduğu yere doğru akar.
- Elektrik akımının yönü potansiyelin yüksek olduğu yerden düşük olduğu yöne doğrudur.
- Isı transferi sıcaklığın yüksek olduğu ortamdan düşük ortama doğrudur. Aksi i��in bir ısı pompasını enerjilendirmeniz gerekir.
İnsanlar da böyledir. İnsanlara hiç dokunmadığınızda özgürlüğe doğru akarlar. Eğer aksini istiyorsanız, yani insanların herhangi bir kalıp içerisine girip baskı altında tutmak istiyorsanız tıpkı fizik kanunlarında olduğu gibi enerji harcamanız gerekmektedir.
İşte bu yüzden insanlık adım adım özgürlüğe doğru gidiyor. Yer yüzündeki baskıcı rejimler büyük para ve enerji harcayarak bunun aksini muhafaza etmeye çalışsalar da yüksek basınçlı bir kapta minicik bir delik açıldığında anında o delikten basınçlı havanın tahliye olması gibi, en ufak bir açık bulan insanoğlu özgürlüğüne doğru hamle yapıyor.
Bu işin sonu nereye kadar gider bilmiyorum ama iktidar + Kılıçdaroğlu kanadı attığı her adımda Özgür Özel daha fazla parlıyor. "Bazen şartlar liderler yaratır." sözünü doğrularcasına Özgür Özel'den bir lider çıktı.
Kendisini sevip sevmemeyi, düşüncelerinin bize hitap edip etmemesini bir kenara bırakıp elden geldiğince destek olmak lazım diye düşünüyorum. Zira adı her ne ise şu anki mevcut rejim kötünün de kötüsü. Bu rejimden kurtulmak da birinci öncelik olmalı.
En önemlisi yarın bugünden daha iyi olsun diye destek olunmalı. Sonrasına sonra bakarız.
Bayramdı, gelenlerdi, gidenlerdi derken anca cevap yazabiliyorum buna. Kusura bakma. :)
Öncelikle şunu belirteyim ki elbette bir firmanın bir alanda tekel olması sembolik bir durum olup sadece örnek olsun diye kullanıldı. Pratikte zaten bu mümkün değildir.
Mutlak tekel ve tam rekabet piyasaları skalanın iki ucundaki ütopik ve distopik noktaları temsil ediyor asıl önemsenmesi gerekenin skalada nereye doğru gittiğimizdir. Bu konuda da hemfikiriz.
Ancak ayrıldığımız nokta şurada başlıyor. Ben maalesef şirketlerle devletleri aynı kefeye koyamıyorum. Zira şirketlerin güç kullanarak mal satmak gibi bir derdi olmadığı gibi yaşam tarzı dayatmak, herhangi bir kişisel özgürlüğü kısıtlamak gibi dertleri yok. En fazla sahip oldukları ekonomik güçleri elverdiği kadar propaganda yapabilirler.
Şimdi gelelim meselenin biraz daha civcivli kısmına. Bir firma başka oyuncuların piyasaya girmesini istemiyorsa fiyatları düşük tutabilir ve ben bunda bir beis görmüyorum. Ya da 3 tane küçük esnaf ya da büyük şirket fark etmeksizin "Piyasayı öldürmeyelim hacı." diyerek ortak politikalar da geliştirebilir. Bunda da bir sıkıntı yok. Çünkü rekabet sadece muadil ürün ve hizmetler için geçerli değildir. O veya bu sebeple kullanıcının o ürün ve hizmeti almaktan vazgemesi de rekabet etkisi yaratabilir. Ya da yine temsili olarak söylüyorum piyasada tekel olmuş bir hava yolu şirketinin güzergah üzerindeki gemi işletmeleri, trenler, otobüsler de rekabete dahildir.
Özet olarak diyorum ki rekabet iyidir, güzeldir, verimlidir ancak sağlanması gereken, işlemesi için tedbirler alınması ve kurallar konulması gereken bir alan değildir. Piyasada zaten vardır ve sürdürülmektedir.
Yaklaşık 1,5 sene kadar önce aşağıya linkini bıraktığım yazıyı yazmıştım. Okuyabilirsen sevinirim. Yazıyı yazdığım zaman kafamın güzel olmasından dolayı yaptığım imla hataları ve anlatım bozuklukları için şimdiden özür dilerim. :)
https://t.co/VT1rDxznsE
Geçen sene yaklaşık olarak bu zamanlarda bir anlık kendi kendimi gaza getirmem sonucu anonim olmayı sonlandırma kararı almıştım.
Anonimliği kaldırıp kendi kimliğimle devam ettikten sonra 1 adet davadan hüküm yedim ve HAGB kararı verildi. Bir de bunun üzerine hakkımda bir şikayet daha söz konusu. Onun akıbetinin ne olacağı henüz belirsiz.
O yüzden eskisi gibi anonim takılmaya devam.
@SpoonerLysandr Herhangi bir ürün ya da hizmet sağlayıcısının sadece 1 adet olması olması tekel demek değil bence. Yeni sağlayıcıların girişine engel olunuyorsa tekelden söz edilebilir. Yeni oyuncuların girişine de sadece merkezi güç otoriteleri engel olabilir.
Ben bugüne kadar aldığım birçok işi "Ye kürküm ye." diyerek değil mütevazı görünerek aldım.
İddialı bir algı yarattığınızda beklenti de o nispette büyük olur. Ortalamanın üstünde bir performans gösterseniz bile o beklentiyi karşılayacak seviyede değilse puan kaybedersiniz.
Ama tam tersi beklenti düşük olduğunda o düşük beklentinin ötesine geçmek daha kolay oluyor. Bu da hanenize artı olarak yazılıyor.
Mehmet Demirkol, Türkiye’de statünün iş hayatındaki etkisini Porsche örneğiyle anlattı:
🔹 “Orta kademe beyaz yakalı bir yönetici işten atılıyor.”
🔹 “Krizin ortasında iş bulması neredeyse imkansız.”
🔹 “Adam kooperatiften aldığı evini satıyor.”
🔹 “O parayla gidip Porsche alıyor.”
🔹 “Sonra kulüp kulüp dolaşmaya başlıyor.”
🔹 “Ve bu sayede yeniden iş buluyor.”
🔹 “Evinde otursa o işi bulamayacak.”
🔹 “Bazen insanlar bir saatlik yola Business uçuyor.”
🔹 “Portakal suyu içmek için değil.”
🔹 “O insanlarla aynı yerde görünmek için.”
🔹 “O sınıfa ait olmasan da araç sana etiket taşıyor.”
@efekaratosunn11 Kardeşim ben devletin bankacılık sektörünü regüle etmesine, devletten izin alınmadan banka kurulamamasına, BDDK denen kurumun varlığına da karşıyım. Yani sorunun kaynağı yine devlet.
Öylesine attığım bu tweet için bu kadar tepki geleceğini tahmin etmemiştim.
Bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek isterim. Bu dediğim şey "Rekabet kötüdür." demek değildir. Rekabetin devlet eliyle değil piyasada doğal bir şekilde oluşması gerekir.
İnsanlar ve şirketler aralarında anlaşabilirler ve birbirlerine sözler verebilirler. Bu kimseyi ilgilendirmemeli. Eğer tekelleşme söz konusu olursa ya bu tekelin karşısına bir rakip çıkar ya da böyle bir rakip çıkmasın diye fiyatlar makul seviyede tutulmaya çalışılır.
Ama bu hangi ortamda geçerli? Devletin ticaretten, üzerimden, ekonomiden tamamen el çektiği, fiyat mekanizmasının işlediği ortamda geçerli.
Okumaya üşenmeyenler aşağıdaki yazıda bu dediklerimin daha detaylı halini okuyabilir.
İnanan ya da kültürel olarak bayramları önemseyen herkese iyi bayramlar.
https://t.co/VT1rDxznsE
İşin kötü tarafı bizim çevremerimizde kabul görmeyen düşüncelerimiz muhatabımız hangi görüşt��yse onun zıttı olan görüşlerle etiketleniyor.
AKP'li, CHP'li, sosyalist, ülkücü vs. her türlü etiket yapıştırıldı bu yüzden.
Ayasofya ile ilgili bir paylaşım yaptım aynı anda hem kemalistleri hem neo-osmanlıcıları hem de ülkücüleri üzerime çektim. 😀
Mutlak butlan sürecinde meselenin birinci dereceden tarafları dışındaki siyasetçiler üç davranıştan birini seçiyor:
- selden kütük kapmaya çalışmak
- sessizliğe sığınıp kazananı beklemek
- ilkeli net duruş göstermek
Şükür ki üçüncüsünü yapıyoruz!
@iyiparti@MDervisogluTR
Türk milletinin komple seçme seçilme hakkı fiilen elinden alınmış, devlet milletin cebinde para bırakmamış, ortalama bir Türk ağzını açsa hapse giriyor,
Bunlar hâlâ devlete lâf edemeyip etnik kökeni farklı vatandaşlar arasında kin ve nefret yayarak milliyetçilik yaptıklarını zannediyorlar.
Milliyetçi adam, eğer beyni varsa, önce kendi çalınan temel haklarının derdine düşer.
Siz sizi köle yapan devlete tapınmaktan, ifade özgürlüğünüzü, seçme seçilme hakkınızı, paranızı hiç eden soyut bir yapıya secde etmekten milliyetçiliğin anlamın�� ve amacını da unutmuşsunuz.
"Ben özgür değilim, öyleyse özgürlüğümü kazamalıyım." diyebilmek olmalıdır milliyetçilik dediğiniz fenomen.
"Hep beraber devlete domalalım." diye milliyetçilik olmaz. Onun adı dümdüz beyinsizliktir.
En temel hakları bile ellerinden alınmış Türk milletine de faydanız yok. Komple zararsınız.
Özgür Özel'i beğenip beğenmemek ayrı bir konu. İşin bu kısmı saatlerce tartışılabilir.
Ama bugün kendisinin liderliğinin pekiştiğini fark ettim. Altından partiyi aldılar ama kalabalıklar hala onunla.
Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel isim olarak partilerinin önüne geçmiş durumdalar. Yani bu saatten sonra partinin adının da bir önemi olmamalı.
En önemli yakıt finansmandır. Umarım bu konuda sağlam kaynakları vardır. Gerisini zaman gösterecek.