Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi'nin bu dönem ilk kez kurduğu Cinsiyet Eşitliği ve Kapsayıcılık Komisyonu'nun ilk Başkanı olmaktan büyük mutluluk ve onur duyuyorum.
Yeni kurulan bu komisyonun yalnızca bir çalışma alanı değil; sporda fırsat eşitliğini, kapsayıcılığı ve çeşitliliği güçlendiren kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olması için hep birlikte çalışacağız.
Bu anlamlı göreve beni layık gören Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanımız Sayın Ozan Çakır’a, Yönetim Kurulu'muza ve birlikte yol yürüyeceğimiz komisyon üyelerimize teşekkür ediyorum.
İlk adımını attığımız bu yolculuğun, spor camiamız için kalıcı değer üreten, ilham veren ve geleceğe iz bırakan çalışmalara vesile olmasını temenni ediyorum.
Deniz Göktaş'ı İlke TV'nin avukat Genel Yayın Yönetmeni Sevda Çetinkaya Karatepe Hapishanesi'nde ziyaret etti. Uzun zaman sonra TV izlemeye başlamış. "Bir sürü adam saatlerce nasıl tartışabiliyor hayret ediyorum. İzleyenlere daha çok hayret ediyorum" demiş. Ben de öyle, Deniz! :)) Selamını aldım. 🐞 @idgoktas
Sevenlerine: Bu da elden ele "Denizi salın" diye.
Deniz Göktaş “Ölü Deniz”setini yazmaya başladığı günden bugün tutuklanmasına kadar geçen her aşamayı bir bir planlamış görünüyor. Ne YouTube’dan para bastı diyebilecekler, ne kaçtı ne de yakalandı. Sistemi okuyup her adımda çelik gibi iradesini başı gibi kalıba dökmüş sanki.
Sivas Katliamı’nın 33 yıllık öyküsü
• Devletin gözü önünde Madımak Oteli ateşe verildi; 33 aydın ve 2 otel çalışanı olmak üzere 35 kişi katledildi.
• Otelin önünde yaklaşık 15 bin kişi vardı. Buna karşın yalnızca 124 kişi yargılandı, 33 sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı.
• Sanıkların avukatlığını yapan birçok isim daha sonra AKP’den milletvekili oldu.
• Son iki dava zamanaşımı nedeniyle düştü.
• Katliam, “insanlığa karşı suç” olarak kabul edilmedi.
• Firari sanıklar yıllarca yakalanamadı; bu süreçte askere giden, evlenenler bile oldu.
• Cezaevindeki iki hükümlüyü Cumhurbaşkanı Erdoğan affetti.
• 17 katliam hükümlüsü, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda tahliye edildi.
• Aynı Anayasa Mahkemesi, katliam mağdurlarının bireysel başvurusunu 12 yıldır karara bağlamadı.
33 yıl geçti. Sivas’taki yangın hâlâ sönmedi. Çünkü adalet sağlanmadı. Unutmadık, unutturmayacağız.
Günaydın değerli halkımız; bugün sayfamızı 33 yıldır dinmeyen bir acıya ayırıyoruz; hesabı bile sorulamayan bir katliam; kapanmayan bir yara… sivasta yitenlere saygı, yitirenlere sabır, bütün ülkeye vicdan dilerim…
Gazeteciler Ozan Gündoğdu, Mirgün Cabas, Barış Terkoğlu ve Ünsal Ünlü Ramazan Gülten’in kaleme aldığı Müjde Kuşu kitabını Maya için okudular…
Maya’nın beklediği o Müjde Kuşu için #sendeoku#müjdekuşu#mayaiçinokuyorum
"BİBERONU SOKABİLMEK İÇİN MÜCADELE VERDİK."
Ramazan Gülten: "Kızımın dünyaya geldiğini, doğumdan tam 10 saat sonra, avukat görüş kabininde öğrendim.
Sonraki hafta, şansımıza, açık görüş haftasıydı.
Henüz 1 haftalık olan kızımla 1 saatliğine tanışabildik. Biberonunun içeri alınabilmesi için bile mücadele etmek zorunda kaldık.
Bugün kızımız Maya, 11 aylık. Bir sürü ilkini kaçırdım, saymakla bitmez.
İlk kez "baba" dediğini ise mahkeme salonunda eşimin aktarımıyla öğrendim. Önümüzdeki pazar, ilk Babalar Günümüz. Sırada ilk yaşı, ilk adımları ve daha nice ilkleri var.
Bugün bu mahrumiyetin içinde elimden gelen tek şey, kızıma 2 masal kitabı hediye etmek oldu.
Hücremin avlusunda gelişini izlediğim yavru kuşlardan ilham alarak, Kapalı Kapılar Ülkesi'nden yola çıkan cesur bir müjde kuşunun, kızımın dünyaya gelişini müjdelemek için yaptığı yolculuğu ilk masal kitabımda anlattım.
Kızımın, Sık Ağaçlar Ülkesi'nden Kapalı Kapılar Ülkesi'ne yaptığı ilk buluşma yolculuğunu ise ikinci masal kitabımda anlattım.
Aslında bu iki kitap; bir babanın özlemi, bir annenin fedakarlığı ve bir ailenin birbirine tutunma çabasıdır. Her zorluğun üstesinden gelen eşim de bu masal kitaplarını resmetti.
Biz, birlikte yaşayamadığımız anıları unutulmasın diye masallara dönüştürmek zorunda kaldık."
#ibbdavası @pinarcaliskn
Doğrudur "Söz uçar, yazı kalır" derler ama bu söz uçmasın!
İBB Medya AŞ. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in dün mahkemede yaptığı savunmanın tarihe geçmesi gerekiyor çünkü.
Bu sabah yayında okudum ki kimse bu kötülüğü unutmasın, kötülüğü de kötülüğü yapanları da!
Zübüklerin pıtrak gibi siyaset sahnesini işgal ettiği günümüzde Aziz Abi'nin şahane romanını hatırlamanın tam zamanı. Günün kitap önerisi Aziz Nesin'in Zübük romanı. Okuyalım, okutalım...
Sevgili dostlar, adını ne burada ne yayınlarımda anmaya tenezzül ettiğim bir şey(!) "CHP'den para aldığımı ve bunun için yaşanan kayyım rezaletini eleştirdiğimi" yazmış. Gazeteci görünümlü çantacı- iş takipçileri de bunu alıntılamış. Elbette dava açıp hesabını çatır çatır soracağım.
Hayatım boyunca hiçbir siyasi partiden, partiliden, para almadım. Bu, bunu iddia eden paralı ahlaksızların asla anlayamayacağı ama benim için olmazsa olmaz bir kuraldır: Çünkü, siyasiden para alan, talimat da alır. Bana o talimatı verecek kişi daha doğmadı!
Çıtayı daha da yükseğe koyayım hatta; bırakın para almayı bir tane -herhangi bir siyasi görüş ya da partiden- siyasetçi "Ben O'na yemek ısmarladım" desin ve ispatlasın gazeteciliği bırakırım!
Haysiyetimi, adımı sokakta bulmadım kimseye de çiğnetmem!
Hukuk önünde hesap vereceksiniz!
ÖNEMLİ NOT: Okuyan sevgili dostlarım, bu pek yaptığım bir şey değil ama hepinizden bu açıklamayı RT yapmanızı rica ediyorum.
Bu trajik okul saldırılarının bileşenleri çok kompleks psikolojik ve sosyolojik nedenler olabilir. Engellenebilir yönleri elbette vardır ve araştırılmalıdır.
En kolay farkedilecek konu silahlara erişim konusudur. Silah bulundurma denetimi kamu gücünün elindedir.
Çocuk ve şiddet başlığından önce bu konu ele alınmalıdır. Maktuller ve katliamı yapanlar dövüşerek değil ateşli silah kullanımıyla yitirilmişlerdir.
Özendirici koşullar başka bir konudur. O kadar derine inmeden önce silahların çocukların elinde olduğu hakikati ele alınmalıdır.
Dün Gül'ün adını konuştuk kitap klubünde. Ben Calvino haftası diye gitmiştim koştur koştur. Genellikle kayıttan izliyorum ama "Eğer bir kış gecesi bir yolcu" söz konusu olunca atmosferi de yaşamak sesimle, nefesimle katılmak istedim.
Sürpriiiz Eco çıktı karşıma. Hoca derslerin yerlerini değiştimemiş mi?
Biraz bozuldum.
Ben kendisini (Umberto) biraz kasvetli bulurum.
Bulurdum doğrusu.
Dışarıda prıl pırıl bir hava varken falan diye düşündüm, iyi mi? Kitap klubü çok güzel geçti, daha oradayken 4 cilt ortaçağ serisini sipariş ettim. Bilmem ömür yeter mi? Eve geldim Gülün adı'nı ( film olan) bir kez daha bu yaşımda, bu aklımla izledim. Film aynı kaldığına göre ben ne çok değişip dönüşmüşüm diye hayret ettim.
"Olma hali" devam ediyor, Eğer bir kış gecesi mutfaktan çıkmadıysanız, ateşi söndürmediyseniz, baharattı, undu şekerdi alışverişe devam ediyorsanız 😀.
Hayat kısa tamam da bazı film ve kitaplar ikinci kereyi hak ediyor🙏🏻
@fuat_sevimay@gergedankitap
Necati Bey gibi iyi bir edebiyatçının ölümü insanı sarsıyor. Öykülerini, cümlelerini anımsayıp duruyorum, onun sokaklarının küçük kuş seslerini:
“Umudun ışıltılı gücüyle delerek belirsizliğin karanlığını, yılmadan, usanmadan asla, aramak... bulmayı aramak örtük bir dünyanın nemli altgeçitlerinden geçerek.”
Onu son yıllarda sık sık ağırlayıp yeni okuyucularla tanıştırıp eskileriyle kavuşturan @gergedankitap sayesinde Necati Bey’i şahsen tanıma, sohbet etme şansına, zevkine ermiştim. Eserlerini sevdiğim gibi kendisini de sevdim. Rüyam Hanım Gergedan Kitabevi’nde yıllardır öyle güzel işleri öyle zariflikle yapıyor ki ne kadar teşekkür etsek az. Necati Bey ile dostluklarını, onu nasıl bir hürmetle sevdiğini bildiğim için haberi duyunca Gergedan da elbette aklıma düştü.
Necati Tosuner’i okuyan, seven, tanıyan herkesin başı sağolsun. Okumayanlar da okusun, tanımayanlar da tanısın. Ve mirastır, onun bir yerlerde bir zaman yazdığı gibi:
“Yitirmeyin umudunuzu!”