Her name was Susanna Maria Feldmann, a 14-year-old German girl.
One day, Iraqi illegal immigrant Ali Bashar Ahmad Zebari started following her as she left school. When she was alone, he attacked her and dragged her into a nearby wooded area.
He forced her to swallow a massive dose of drugs, then tortured and raped her for hours. When he was finished, he mercilessly strangled her, buried her body, and fled.
Susanna died that day, just one more name added to the endless list of women murdered by immigrants.
The illegal migrant was sentenced to life in prison.
Hiranur 16 yaşındayken sağdaki piç tarafından katledildi yarın karar mahkemesi var
Ayrıca mahkemede şakadan öldürdüm dedi
Can güvenliği sebebiyle şahıs mahkemeye gelmek bile istemiyor
HİRANUR İÇİN ADALET
Bir A101 personeli, mağaza müdürü tarafından kendisine atılan skandal mesajları paylaştı:
“A101’in en alt kademesindeki çalışanlarından müdürler haraç parası alıyor.
Bugün bu parayı vermeyi reddettiğim için mağaza müdürü ve üstleri tarafından mağazadan kovuldum.”
SUSMAYIN
Belediye başkanı tarafından tacize uğradı.
Bunu korkmadan dile getirdi anlattı
İftira attın denilerek mobbinge maruz kaldı
Tehdit edildi ama yılmadı
Olaydan sonra iki kez trafik kazası geçirdi
ve hayatını kaybetti.
Tuana Torun…
TÜRKİYE UYUMA
16 yaşındaki güzeller güzeli kızımız, önce Hasbi Dede isimli şahıs tarafından tacize uğradı. Ancak bu kişi, yalnızca 1 ay içinde cezaevinden serbest bırakıldı.
Yaşadığı bu olayın ardından genç kızımız iki kez trafik kazası geçirdi. İlk kazadan sağ kurtuldu, ancak ikinci kazada hayatını kaybetti.
Kızımızın ölümüne sebep olan kişinin, tacizci Hasbi Dede’nin eski eniştesinin çalışanı olduğu ortaya çıktı.
Tüm bu yaşananlara rağmen olayla ilgili hâlâ net bir gelişme yok.
16 yaşındaki bir kız çocuk hem tacize uğradı hem de hayatını kaybetti.
Ayrıca, ailesi tarafından kızımızın tüm organları bağışlandı.
BASINA VE KAMUOYUNA;
Herkese Merhabalar
Ben Dr Larin Kayataş.Türkiyenin ilk açık kimlikli trans kadın doktoruyum. Sağlık Bakanlığı tarafından “mahkeme kararına” rağmen 2.defa devlet memuriyetinden men edilip,kamudaki doktorluk görevime son verildi.Bununla da yetinilmedi,hemen ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hakkımda suç duyurusunda bulunuldu,adıma ceza davası açıldı ve bugün hapis istemiyle yargılanıyorum.
Yalnızca doktorluk mesleğim değil;özgürlüğüm,geleceğim,varlığım kısaca hayatımın bütünü hedef alındı.
4 yıl Vehbi Dinçerler Fen Lisesi, 6 yıl Çapa Tıp Fakültesi olmak üzere en az 10 yıllık çok ciddi bir emekle elde ettiğim doktorluğumun kamudaki görevine tek taraflı ve hukuksuz biçimde son verildi.
Ben bir trans kadın,bir doktor ve bir insan olarak bütün bunlar karşısında çok öfkeliyim! Çünkü burada yalnızca bir idari işlemden söz etmiyoruz.Burada çalışma hakkının gaspı,sistematik dışlama,kurumsal cezalandırma ve insanlık onurunu zedeleyen çok ağır bir süreç söz konusu. Bunun adı açıkça zulüm!
Üstelik yaşadığım süreç yalnızca idari yaptırımlarla sınırlı kalmadı,Sağlık Bakanlığı tarafından atanan bir müfettiş ile hakkımda 10 ay boyunca eklerle birlikte 924 sayfa rapor hazırlandı. Kişisel verilerime erişilmeye çalışıldı.Çalıştığım kurumda çok sayıda sağlık personeliyle benim hakkımda görüşmeler yapıldı.Etek boyuma dair ifadeler rapora geçirildi.Özel hayatım ciddi bir mesai harcanarak incelendi ve bütün bunların ardından ceza süreci başlatıldı.Bana yönelik bu yaklaşım:sistematik,ısrarlı ve ağır sonuçlar doğuran bir dışlama,yıldırma pratiğine dönüşmüş durumda.
Sağlık Bakanlığının görevi bir doktorun özel hayatını ciddi bir mesai harcayarak incelemek değil,bu ülkenin sağlık politikalarını geliştirmektir.
Bu mesele yalnızca beni ilgilendirmiyor,bu mesele başta translar olmak üzere tüm Lgbti+ları,bu ülkenin doktorlarını,kadınlarını ve hak ihlaline uğrayan herkesi ilgilendiriyor.
Bu açıklamayı yalnızca yaşadıklarımı anlatmak için değil,gerçeği görünür kılmak için yapıyorum. Kamuoyunun bu hukuksuzluğu bilmesini,buna sessiz kalmamasını ve dayanışmayı büyütmesini istiyorum.Çünkü bana yapılanların normalleşmesini kabul etmiyorum.Çünkü bu ülkede bir hekimin,bir trans kadının ve bir insanın hayatı bu kadar kolay hedef alınmamalıdır.Önümüzdeki günlerde bu süreç nedeniyle uğradığım hak kayıpları ve işsiz bırakılmam karşısında maddi desteği de içeren bir dayanışma kampanyası başlatacağım.Bu hukuksuzluk karşısında sesini,dayanışmasını ve imkanı olanlar için maddi desteğini esirgemeyen herkese şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla
Dr Larin Kayataş
#drlarinkayataş #standwithdrlarinkayatas
Şu fotoğrafı görüyor musunuz❓YAYIN ‼️
Bu pezevenk tam 18 KIZ ÇOCUĞUNU istismar etti ve aramızda‼️
Bu pezevenk tam 18 KIZ ÇOCUĞUNU istismar etti ve aramızda‼️
Ayağa kalkmadığımız için bu ORUSPU ÇOCUĞU SERBEST‼️
Sivas’taki bir ortaokulda, 18 kız çocuğunu istismara maruz bıraktığı iddia edilen hizmetli Mustafa Tuç, önce 26 yıl hapis cezasına çarptırıldı, sonra karar bozuldu ve cezaevine girmeden beraat etti.
“Tek suçum, 18 çocuğun taciz edilmesine sessiz kalmamak” diyen Sosyal Bilgiler Öğretmeni Osman Bağlama, hizmetliyi şikâyet ettiği için önce dayak yedi, sonra 280 gün cezaevinde yattı, daha sonra da öğretmenlik mesleğinden oldu.
Babası tarafından öldürülen 13 yaşındaki Zehra Üzüm'ün arkadaşları, Zehra'nın evde şiddet gördüğünü ve babasının "içine cin kaçtığını" düşündüğü i��in onu imama götürdüğünü söyledi.
Zehra'nın zaman zaman fiziksel şiddete maruz kaldığı, bazı dönemlerde odasına kilitlendiği ve sıkı kontrol altında tutulduğu da aktarıldı.
(Evrensel)