Îro salvegera enfalê ye ku ji aliyê saddam hûseyîn ve pêk hat.
Di sala 1988tan de li başûrê kurdistan di êrişên ku li pêşeketin de nêzî 200 hezar kurd hatin qetilkirin
Bi mebesta salvegera komkujiya enfal de qurbaniyan bi rêzdarî bibîr tînim
Irak parlamentosunda cumhurbaşkanı seçimleri başladı, bazı Kürt adayların (Abdullatif Reşid, Aso Feridun) YNK adayı Nizar Amedi lehine adaylıktan çekilidiği bildirilirken, Yeni Nesil milletvekili Serwa Abdulwahid Kürt parlamenterlerin çoğunluğunun YNK adayını destekleyeceklerini açıkladı
İran, Süreç ve Bölgesel sarsıntılar üzerine...
Kürt sorununun çözümüne, neden Türkiye merkezli bakamayacağımızın anlatan bir başka örnek İran.
Bölgesel gelişmeler hem çözümü zorluyor hem de sınırlayan oluyor...
Bu paradoksu doğru okuyup, dengelemek ve masada kalmayı, yol yürümeyi sürdürmeyi temellendirmek de bu yüzden çok önemli oluyor.
Lider bakışı, aklı sanırım bu başarabilmekte gizli.
Öcalan'ın masayı koruyan, sürekli çözüm üreten, zaman kazanan ve zamanı bölgesel gelişmelere göre değerlendiren uzun vadeli stratejik bakışı, sadece Kürt siyasetini önemli ve vazgeçilmez kılmıyor, aynı zamanda Türkiye'nin içinde bulunduğu durum ile Kürdün kaderini ortak kazanma temelinde politik ve stratejik kılıyor. Bu da birbirine "muhtaç" bir pozisyon ve kader ortaklığı yaratıyor.
İran'a dönük Emperyal saldırının, yine bölgede İran'a yakın tüm güçleri kapsayacak şekilde yürütüleceği aşikar...
İran'a diz çöktürecek bir kapsamlı saldırı planlandığı da açık.
İran halkları açısından ise durum oldukça karmaşık görünüyor.
Gerici Molla rejimine alternatif bir örgütlenme ve model maalesef yok ortada.
Emperyal saldırıları durduracak bir iç dinamik de maalesef henüz görünmüyor.
Savaş uzadığında, molla rejimi dağılmaya başladığında, halkların kendi kaderlerini ortaklaştıracakları bir yeni düzen ihtimali kısa vadede oluşur mu çok kuşkulu.
Öcalan'ın "demokratik ulus", "demokratik cumhuriyet" modeli ve paradigması, halklar nezdinde bir ortak çare üretebilir ama bunun için de güçlü bir ortak irade gerekir.
Bir irade olduğu kesin ama güçlü olup olmadığı konusunda bir veri yok elimizde.
Molla rejimine ve Emperyal dış müdehalelere karşı, halkların demokratik iradesini savunmak ve bunu yarının İran'ı için formüle etmek elzem görünüyor ve şu anda hem molla rejimine hem kukla şah modeline karşı elde tek gerçekçi model var ve adıda Rojava.
İran sosyolojisine çok vakıf değiliz maalesef ve bu durum okuma yapmamızı zorluyor.
Dolayısıyla, İran'ı yakından tanıyan ve takip edenleri izlemekte (ama manipülasyona çok açık bir durum olduğunu da bilerek) fayda var. /Faik Bulut'u takip etmeyi öneririm ben)
Ez cümle;
İran halkları için çok zor seçimlerin, tercihlerin oluşacağı bir andayız.
Elbette İran hızla uzlaşarak, çok taviz verip, tercih olarak rejimi ayakta tutmaya da yönelebilir.
Öte yandan yangını yangınla söndürmeye de çalışabilir.
Tüm mümkünlerin kıyısındayız bu yanıyla.
Bu yüzden aceleci çıkışlar, belirlemeler yapmak yerine, durumu ve güçleri okuyarak, ilkesel bir tutum geliştirmek çok daha doğru olabilir.
Ve 7 Ekim Hamas saldırısından bugüne kadar yaşananları değerlendirip, olup biteni doğru zemine oturttuğumuzda, neden Kürt siyasetinin pozisyon yenilediğini, neden Türkiye'nin "Türk modeli" dediği çözüm siyasetini yüzünü döndüğünü daha iyi anlayabiliriz.
Sürecin en başından bu yana ifade ettiğim şey, soruna Türkiye merkezli bakarak yaklaşamayacağımızdı ve sanırım yaşananlar bize, resmin bütününe bakarak ve soğukkanlı bir yaklaşımla yorumlamamız gerektiğini bir kez daha işaret ediyor.
Bu başarıldığında, Kürt siyasetinin pozisyonu da, Öcalan'ın aslında ne anlatmaya çalıştığını da, neden Bahçeli'nin acele ettiğini de daha iyi anlarız.
Çünkü Ortadoğu'da Kürtleri yerinden oynattığınızda, kendinizin de aynı yerde duramayacağınızı anlarsınız...
İran için de bu geçerli...
Tam da bu yüzden dönüp Kürt siyasetine ve Türkiye'nin pozisyonuna bakıyoruz.
Türkiye iç siyasetini de belirliyor çünkü bu...
Piştî gefên Hakan Fîdan, bûyer bi lezeke metirsîdar li pey hev çêbûn û tevger zêde bûn. Guhertina bilez a fermandarê artêşê li Şengal û civînên veşartî li ser sînorê Iraq-Sûriyeyê beşek ji vê komploya xeternak a dorpêçkirina Êzidiyanin.
Hûrgiliyên nexşeya metirsîdar ya leşkerî û îstîxbaratî li ser Şengalê @ @kurmancirojnews https://t.co/zBKLMvP3Kq
Komek ji ciwanên bajarokê Qeladizê ku di çarçoveya seferberiya Rojavayê Kurdistanê de tevlî berxwedana rûmetê bûbûn, piştî mehekê vegeriyan û ji aliyê malbat û gel ve bi coş hatin pêşwazîkirin.
RojNews
Rojava'ya dönük saldırılara bir de bu yönden bakmak
Rojava’ya yönelik saldırılarla birlikte geliştirilen çok yönlü psikolojik ve özel savaş yöntemlerinin derin bir arka planı vardır. Bu saldırıların temel amacı, Kürt halkının ulusal ve moral değerlerini hedef almak; psikolojik bir kırılma yaratarak özgürlük umutlarını ortadan kaldırmaktır.
İnsan doğasının gereği; birlikte, barışçıl ve demokratik yaşamı esas alan Demokratik Ulus sistemi; Şara gibi sistemin en tortu, en karanlık yüzünü temsil eden figürler eliyle kırılmak istenmektedir. Bu nokta, saldırıların anlaşılması gereken en temel yönünü oluşturmaktadır.
Dikkat edilirse Rojava’ya dönük saldırılarda en geri, en insanlık dışı yöntemler devreye sokulmakta; kadınlar özellikle hedef seçilmekte, Kürt ulusal bilincini ve özgürlük umutlarını kırmaya dönük özel yöntemler uygulanmaktadır. Bu nedenle yaşananlar sıradan bir savaşın ötesinde, çok daha derin bir anlam taşımaktadır.
Savaşın bir yönü, tarihsel toplumun barışçıl karakterine ve bunun son nüvelerini temsil eden yapıya dönük bir saldırıyken; diğer yönü ise gelecekte demokratik ulus ve ortak yaşamı inşa etme umutlarını sonsuza dek kırmayı ve tasfiye etmeyi hedeflemektedir.
Rojava Devrimi’nin daha en başında kadınların hedefe konulması —ki bu saldırılar bir dönem DAİŞ adı altında, bugün ise HTŞ adı altında yürütülmektedir— devrimin özüne dönük bir saldırı olmasından kaynaklanmaktadır.
Bu yönüyle Rojava’ya yönelik saldırı çok boyutludur. Bazı yönleri tarihsel ve uzun vadeli sistemsel hesaplara dayanırken, bazı yönleri bu uzun vadeli hesaplara hizmet eden güncel hedefler içermektedir. Öncelikle bu saldırı; insanlığın tarihsel-toplumsal değerlerine, bu değerleri savunan kadına ve bunların öncülüğünü yapan Kürt halkına karşıdır.
Küresel kapitalizmin bu biçimde, hedefli ve planlı şekilde geliştirdiği saldırılar; insanlığı tarihsel köklerinden koparmayı, tarihsel değerlerini parçalamayı ve bu yıkım zemini üzerinde “sonsuz” bir hâkimiyet iddiasına dayanan tekelci bir sistem kurmayı amaçlamaktadır. Bu sistem, insan da dâhil olmak üzere her şeyi nesneleştiren bir zihniyet üzerinden kendini var etmekte ve yeniden üretmektedir.
Bu, mutlak anlamda erkek egemen bir sistemdir. Oysa Rojava’da kadın öncülüğünde geliştirilen model; erkek egemen sistem karşısında moral değerleri gasp edilen kadının yeniden ayağa kalkmasını, yeniden yasa yapıcı ve ahlak inşa edici bir özne hâline gelmesini ve toplumsal adaletin kadın öncülüğünde sağlandığı bir düzeni öngörmektedir. Katledilen bir kadın savaşçının saçları üzerinden yürütülen psikolojik savaş, bu saldırının nasıl bir ideolojik arka plana dayandığını, kısa ve uzun vadeli olarak neyin amaçlandığı konusunda bize son derece önemli bir veri sunmaktadır.
Bu nedenle saldırılar, bölgesel ve küresel gericiliğin ortak saldırısı şeklinde gerçekleşmektedir. Şara bu kirli zihniyetin sahadaki en açık temsilini yapmaktadır. Ulus-devletler aynı zihniyetin bölgesel uzantıları olarak pratik destek sunarken, asıl belirleyici akıl küresel kapitalizmin hegemon güçleridir.
Saldırılar Kürt halkına ve onun inşa etmek istediği demokratik ulus sistemine yöneliktir. Bu durum kendi içinde ikili bir karakter taşır. Kürt ulusal bilinci, ulus-devlet kalıplarından sıyrılmıştır ve tam da bu nedenle mevcut sisteme alternatif bir model inşa etmektedir. Bu modelin mayası ise kadının toplumsal özgürlüğüyle birebir bağlantılıdır. Kürt ulusal bilinci ile kadının özgürlük bilinci birbirini tamamlayan bir biçimde gelişmektedir.
Bu nedenle saldırılar da komplike, çok aktörlü ve ortaklaşmış biçimde yürütülmektedir: Selefi gericilik, bölge ulus-devletleri ve küresel hegemon güçler. Bu üç yapı, demokratik ulusa karşı çıkar ortaklığında rahatlıkla buluşabilmektedir.
Bu güçlerin bir diğer oyun alanı ise Kürtlerin kendi içidir. Kürtlerin varlığını, moral ve ulusal değerlerini tasfiye etmek; özgürlük umutlarını kırmak temel hedeflerden biri olurken, aynı zamanda sanki Kürt milliyetçiliğini meşru görüyorlarmış gibi bir algı yaratılmaktadır. Alttan alta Kürt milliyetçiliği körüklenmekte; amaç Kürtleri içten parçalamak, çatıştırmak ve ezerek kendi sistemlerinin zeminine dönüştürmektir.
Bu son derece ustaca yapılmaktadır. Görünürde “makul Kürt”e alan açılırken, “aksi Kürt”e zor ve şiddet uygulanmaktadır. Gerçekte olan ise Kürdün Kürde kırdırılmasıdır. Bir yandan Kürt adının kendisine dahi tahammül edemezken, diğer yandan “makul Kürt”ün sembollerine alan açılmaktadır. Bu semboller altında yürütülen kirli amaçlar gizlenirken, Kürtlerin duyguları sonuna kadar sömürülmekte; tam anlamıyla bir kandırmaca siyaseti yürütülmektedir.
Bu kandırmacaya karşı duran Kürt ise, kandırılan Kürt eliyle dövülmekte, tasfiye edilmek istenmektedir. Bu tarihsel bir oyundur; defalarca sahnelenmiş, Kürt toplumu bu yöntemlerle parçalı, çatışmalı ve sömürü sistemine bağımlı hâle getirilmiştir. Duygulara hitap eden bu kirli siyaset, ne yazık ki her seferinde alıcı bulmuştur.
Bugün bizler sahadaki günlük gelişmelere odaklanırken, sistem sahipleri işin özüne yoğunlaşmaktadır. Bir “şok” müdahalesiyle Kürtlerin ve bölgenin gündemi bir anda değiştirilirken; onur kırıcı yöntemlerle toplumsal bilinç felç edilmek istenmektedir. Sosyal medya, fiziki saldırılar, siyaset ve diplomasideki baş döndürücü hız; yaşananlar arasında ilişki kurmayı zorlaştırmakta, bilinçli bir kaos yaratılmaktadır. Oysa her şey senkronize ve bütünlüklüdür.
Bu dönemin temel saldırı karakteri; tali olana odaklanırken özü kaybettirmek, zihni felç etmektir. Yapılması gereken ise bir an durmak, sistemin temel hedefine odaklanmak ve resmi bütünlüklü biçimde okumaktır. Görünen ile görünmeyen arasındaki bağı doğru kurmak; kimin nerede, kiminle, ne yaptığına bakmaktır. Ancak bu şekilde beynimizin nasıl felç edilmeye çalışıldığını, duygularımızın nasıl istismar edildiğini, moralimizin ve özgüvenimizin neden hedef alındığını daha net görebiliriz.
Yurtseverliğin ne olduğunu, ülke sevgisinin ne olduğunu, Kürdistan'da ulusal birliğin halk arasında nasıl yaratıldığını, Demokratik Ulus'un ne olduğunu merak edenler okumalı
Bayık: Demokratik ulus anlayışı Ortadoğu için ilaç gibidir https://t.co/j15HOtnx7d
Bu zihniyet kadın düşmanıdır, bu zihniyet çukur bir zihniyettir, bu zihniyetin bırakalım Kürt halkına hizmet etmesi, bu insanlığın yüz karası bir zihniyettir.
Rojava kadın devrimi bu zihniyet sahiplerinin uykusunu kaçırıyor, kaçırmaya da devam edecek
https://t.co/WsKMDFzTUB
“Paradigma çöktü” diyenler gizli htş-daiş’tir dediğimizde bazıları abarttığımızı düşünüyor olabilir. Bakın aşağıdaki zihniyete:evet paradigmanın yenilmesini istiyorlar, daiş gibi kadınları hareme kapatıp, cariyeleştirmek istiyorlar. YPJ’ye düşmanlar, onurlu Kürt erkeğe düşmanlar.