Bunlar bize adam olarak pazarlanıyor ama adam değiller. Bunu sadece Türklerin fark etmeleri mümkün değil. Dünya, bunları bize karşı biyolojik silah olarak kullanıyor.
@KopekTehlikesi Her görev vatandaşa düşüyo zaten aq nası her yeri kontrol etme şansları yok işleri bu değil mi altlarında vergilerle alınmış arabalar yok mu
“Çocuklardan birisi dedi ki okulun önündeki güvenlik bizden önce kaçtı."
Şimdi de el birliği ile güvenlik personelini linçliyoruz.
Silahlı bir saldırgan karşısında silahsız güvenlik görevlisinin zaten kaçmak dışında bir şansı yok.
Teoride bizi korumak ile görevlendirilen kişilerin, görevlerini eksiksiz yapacağı varsayımı ile hareket ediyoruz.
Ancak pratiğe gelince her şey tepetaklak oluyor.
Silahlı güvenlik ya da kolluğun; silah kullanması halinde geçireceği soruşturma ve yargılanma korkusu, sizin için silah kullanmaları gerektiği zaman çekingen davranmalarına neden olabiliyor.
Kolluk personeli de en nihayetinde insan. Ödemesi gereken kredileri ve en önemlisi evinde onu bekleyen ailesi var.
"Ya hoca saçmalama, onun için maaş alıyorlar."
Tamam o zaman birkaç soru sorayım:
Tam olarak ne kadarlık bir maaş, başkası için ölmeye değer?
Ben kendi evladım için ölürüm, ama senin evladın için ölür müy��m?
Hangi idealler için ölünebilir?
Meslekteki herkes aynı idealist yapıda mıdır?
Senin için ölebilecek bir görevli, tam zamanında yanında olabilecek mi?
İşte bütün bu sorular, bizi "bir insanı kendinden başkası asla yüzde yüz koruyamaz" sonucuna götürüyor.
Tam olarak bundan dolayı da herkes kendi can güvenliğini sağlayabilecek yeterlilikte olabilsin diyoruz.
Manisa'da gerçekleşen saldırı ile ilgili yine çok yanlış teşhisler konuluyor.
Doğru teşhis edemediğiniz hiç bir hastalığı tedavi edemezsiniz.
Saldırganı yolda tüfekle yürürken görenlerin neden polise ihbar etmediğinden bahsediyorlar.
Bakın arkadaşlar, olayın yaşandığı yerde şans eseri polis yoksa polisin sizi kurtarma ihtimali ile Superman'ın sizi kurtarma ihtimali aynıdır.
Bu tarz kriminal olaylar, Rus romanlarındaki gibi uzun uzun gerçekleşmez; saniyeler içerisinde patlar ve biter.
Siz daha 112'yi arayıp santrale bağlanana kadar çoğu zaman olay sonlanmıştır bile.
Bu tarz olaylarla etkin mücadele, ancak dehşet dengesiyle olur.
Saldırgan, yarattığı şiddetten daha büyük bir şiddetle karşılaşmadıkça durdurulamaz.
Kötüler yarattıkları kötülükten nasiplerini almadıkça kötülükten vazgeçmezler.
Unutmayın, hiç kimseye suratına doğrultulmuş bir namlu varken kötülük yapmaya devam edemez.
Saldırı esnasında, karşı saldırı yapabilecek birkaç silahlı iyi insan olsaydı şu an çok farklı şeyler konuşuyor olurduk.
Saldırıyı ise hala silahın varlığı ile sınırlandıranlara da Allah akıl fikir versin.
Aynı saldırı otomobil ile gerçekleştirilmiş olsaydı saldırganı değil de arabayı mı suçlayacaktınız?
🟥 Yaşanan krizin maaliyeti, AKP'nin dilinden düşmeyen 2001 krizinin 3 katı.
Bu basit bir 'Ponzi' değil.
Yatırımcı, zarar etme riskini alır; parasını hiç çekememe riskini DEĞİL.
• vatandaş fonlarını SPK
• bankaları BDDK
• güvenli ödeme sistemini Takasbank DENETLER.
Bu kurumlar, vatandaşlar mağdur olmasın diye, vatandaşların VERGİLERİYLE finanse edilir.
Vatandaş devlet denetiminde olan bir sistemde bile güvende değilse, devletten hiçbir şekilde hizmet alamıyorsa, devlet halkı korumuyorsa devleti kapatın ki;
İnsanlar çalıştığı işletmelerden maaş alırken hiç vergi ödemeden kazançlarının tamamını alsınlar.
Devlet destek olmuyor, köstek de olmasın.
Bu yazdıklarım sadece finans sistemi için geçerli değil, hayatın her alanı için geçerli.
T.C. devletinin ne kadar hantal olduğunu görmek isteyen; yemek siparişiniz mi yoksa acil bir durumda yardım istediğiniz polis mi daha önce kapınıza geliyor deney yaparak öğrenebilir.
- Distaste
Kesinlikle iddia ediyorum su anda tum devlet kurumlarinin istisna siz tumunun basindaki Yöneticiler, yonetim ve denetim Kurulu uyelerinden muhtar bile olmaz,
hepsi liyakatsiz ve 2 Para etmezler.
Hepsi isten atilmali...
Turkiye'ye cok yazik oluyor.
Anlamamız gereken bir şey var. Türkiye’de kötü bir yönetim yok, yani yanlışla yapmıyorlar, ne yapıyorlarsa bilerek, isteyerek, sonuçlarının kendilerine zarar vermeyeceğinden emin oldukları için yapıyorlar.