5-) 1998 yılında Yunan gazetesi “To Vima” yazarlarından Taki Berbarakis’e röportaj veren Öcalan;
“Kürtlerde beyin yok” şeklinde Kürt toplumuna ağır hakaretlerde bulunmuştur.
Bu akşam sizlere “kadın özgürlüğü” ve “Kürt kadınının özgürlüğü” söylemleriyle birlikte anılan Öcalan’ın kendi kitaplarında yer alan bazı ifadeleri kaynaklarıyla beraber paylaşacağım.
Abdullah Öcalan’ın Kürtler ve özellikle Kürt kadınları hakkında kullandığı ifadeler:
Önce doğrudan kaynaktan başlayalım.
Öcalan’ın “Nasıl Yaşamalı” kitabının 91. sayfasında Kürt kadınları hakkında şu ifadeler yer alıyor:
1-) “Kürt kadınlarının çoğunun bedenleri ölü, kokuşmuş, soğuk ve çok kabadır. Fizikleri biraz böyledir, ruhları donuktur. Fikir düzeyi hiç yoktur.”
Kaynak: Nasıl Yaşamalı, s.91.
Şimdi soruyorum yetkili kurumlara:
“Zonguldak’ta Kürt mevsimlik işçilere faşist saldırı”
Diye başlık atıp 2 gün boyunca dezenformasyon yapan kürdofaşist PKK medyasına Türkiye’den jet hızıyla erişim engeli gelecek mi?
Yoksa “barış kardeşlik” treni ayağına görmezden mi gelinecek?
Dezonformasyon yapan hesapları ekran görüntüsü alarak mentlerde paylaşabilirsiniz.
Tag çalışmasına destek olalım✅
#KürdoFaşizmeDURde
Zonguldak/Alaplı/Bektaşlı köyündeki mevsimlik fındık işçilerinin başındaki “daybaş” denilen vatandaşımız sorulan soruları yanıtlıyor⬇️
Zonguldak’ta “mevsimlik kürt işçilere saldırı” başlığı ile iki gündür sitede yapılan yalan haberlerle ilgili olayın içerisinde bulunan vatandaşımızın açıklaması.
#KürdoFaşizmeDURde
Kürdofaşizm o sonuçlarla ilgilenmiyor, başarıyla yürüttüğü stratejiyi devam ettiriyor. Saçmasapan sitelerinden besledikleri kitlenin önüne mağduriyet haberini atıyorlar, önü arkası yok kitle de sormuyor zaten, ne de olsa şekillenmiş yıllardır artık dünden razı inanmaya.
Milyonlarca etkileşim, yorumlarda küfür kıyamet, arkaya ahmet kaya şarkılarıyla editler, "bu mu kardeşlik" nidalarıyla nefret orgazmı, hemem devreye giren fenomenler, açklamalarla hesap soran dem vekilleri, desteğe koşan solcular, yanlarında İslamcılar, "ben de türküm ama...." özürlü mesajlar - aylar sonra? Olayın bambaşka olduğu ortaya çıktığında susan yığınlar. Kimsenin umrunda değil çünkü artık gerçek.
Yüzlerce örneğinde olduğu gibi geçen yıllarda; kürtçe şarkı yüzünden kapatılan mekanlar mı dersin, kürtçe müzik dinledi diye bıçaklanan çocuk mu - hepsi yalan çıktı ama bu kitlenin çoğu hala buna inanıyor. Yıllardır devlete, millete Sosyal Medya Gerillalarını ve bu sistemi anlatmaktan dilimizde tüy bitti. Hiçbir önlem alınmadı, aksine değirmenlerine su taşımak için sıraya girdiler, özürlerle yeminlerle.
Hemen de "işte bakıııın Kürt sorunu yaa" tweetleri. Eski kolpalarını yediremedikleri için, "Kürt Sorunu" böyle sosyal mühendislikerle ayakta tutuluyor. Kürdofaşizme göre, etnik bir Kürt park kavgası yaşasa - bu ırkçılıktır. Suç veya adli bir olay ancak Kürt ve Kürt arasında olabilir, aksi türlü ırkçılık olmalıdır. Şimdi hepiniz sıraya girin bakim, özürleri göreyim.
🔴BİZİ TEHDİTLE SUSTURAMAZSINIZ..
HODRİ MEYDAN!
Dün “PKK’nın silahından kurtardığımız bölgeyi, Apo’nun siyasi hâkimiyetine teslim etmeyelim” paylaşımımdan sonra, belediye başkanlığım döneminde olduğu gibi, yine Öcalan’ın çizgisinde hareket eden bazı çevrelerden tehditler gelmeye başladı.
Şunu herkes açıkça bilsin: Sizden korkan sizin gibi olsun!
Ağrı’da seçime yaklaşık 20 puan geride başladım, sandıkta yaklaşık 20 puan farkla kazandım.
Çünkü sizin gerçek yüzünüzü halka anlatma fırsatı buldum. İnsanlar baskının, tehdidin ve dayatmanın karşısında özgür iradeleriyle karar verdiler.
Eğer kardeşlik ortamının güçlenmesini, bölgenin huzura kavuşmasını istemeyen karanlık güçler ve yanımızda görünüp perde arkasında başka hesaplar, başka fırıldaklar çevirenler olmasaydı,ben sizi yalnız Ağrı’da değil, Doğu ve Güneydoğu’nun tamamında siyasi olarak bitirecektim.
Çünkü sizin en büyük korkunuz silah değil,sizin gerçek yüzünüzü bilen, halkın karşısına çıkıp korkmadan anlatan bir Kürt’tür.
Ben bu toprakların evladıyım. Kürdüm ve bununla gurur duyuyorum.
Ama benim Kürtlüğüm,
Türkiye’ye düşmanlık üzerinden tarif edilen bir Kürtlük değildir.
Ben ülkemi seven, bayrağına ve milletine bağlı, Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Çerkez’iyle bu ülkede yaşayan herkesi kardeş bilen bir Kürdüm.
Irkçılığa da mezhepçiliğe de ayrımcılığa da karşıyım.
Ben Sipkanlı (Sipki) Hacı Yusuf Paşa’nın torunuyum.
Ailemizin geçmişinde Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde bu ülke için sorumluluk üstlenmiş, fedakârlık yapmış dedelerim vardır.
Benim siyasi anlayışımın temelinde de bu miras vardır.
Devlete başkaldırı değil millete hizmet, kardeşi kardeşe kırdırmak değil kardeşliği büyütmek.
Silahlar gerçekten bırakılıyorsa, terör gerçekten sona eriyorsa bundan en fazla biz seviniriz.
Yeter ki artık hiçbir annenin evladı ölmesin, hiçbir askerimiz, polisimiz, korucumuz şehit olmasın,hiçbir Kürt genci dağlarda kaybolmasın.
Ama mesele, “Silahı bıraktım,şimdi bölgenin tamamını siyasi ve toplumsal olarak ben kontrol edeceğim” anlayışına dönüşecekse buna itiraz ederim.
Gençlik yapılanmalarıyla, kadın yapılanmalarıyla, mahalle mahalle örgütlenerek Doğu ve Güneydoğu’yu tek bir siyasi iradenin vesayeti altına almak,Kürtlerin tamamını bir kişinin veya bir örgütün tapulu malı gibi görmek kabul edilemez.
Kürtler kimsenin tapulu malı değildir!
Doğu ve Güneydoğu kimsenin özel mülkü değildir!
Kürtlerin iradesi ne silaha ne tehdide ne de tek adam vesayetine teslim edilebilir!
Bize nasıl yaşamamız, nasıl düşünmemiz, nasıl bir Kürt olmamız gerektiğini kimse dayatamaz.
Vicdansız, imansız, ırkçı, gelenek, görenek ve edebinden koparılmış,bölücü Kürt modelinize izin vermeyeceğiz..
İnancımızı, değerlerimizi, vatan sevgimizi ve kardeşlik anlayışımızı elimizden alamazsınız.
Benim mücadelem Kürtlerle değil, Kürtlerin iradesini ipotek altına almak isteyen anlayışladır.
Tehdit ediyorsanız bilin ki tehditleriniz düşüncelerimi değiştirmeyecek.
Bir canımız var,o da bu ülkenin birliği, kardeşliği ve çocuklarımızın geleceği uğruna feda olsun.
Dedelerimiz bu topraklarda kardeşliği ve vatanı savundu. Ben de bugün aynı kararlılıkla söylüyorum:
Silahı bırakın, terörü tamamen bitirin, demokratik siyasetin içinde herkes gibi mücadele edin,başımızın üzerinde yeriniz var.
Ama silahın gölgesini kaldırıp yerine başka bir vesayet kurmaya kalkarsanız karşınızda susan bir
Savcı Sayan bulamazsınız.
Tehdidiniz de baskınız da beni susturamaz.
KÜRTLERİ SİZE TESLİM ETMEYECEĞİZ.
KARDEŞLİĞİMİZİ SİZE BOZDURMAYACAĞIZ.
BU VATANI BÖLDÜRMEYECEĞİZ.
Elinizden geleni ardınıza koymayın.
HODRİ MEYDAN!
İnsanlığın ilk rehberi kargadır.
Toprağa gömmeyi biz ondan öğrenmişiz.
Mâide Suresi 31. ayet:
“Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. 'Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz mi kaldım?' dedi ve pişmanlık duyanlardan oldu."
Avukat Dr. Mustafa Veysel Güldoğan’ın, İstanbul Barosu Ruhsat Töreni’nde yaptığı konuşmada dikkat çeken ifadeler. Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu’nun bakışları dikkat çekti:
Meslekte 17. yılını dolduran bir arkadaşınız olarak şu dördünden asla uzaklaşmamanızı hepinizden rica ediyorum:
Adaletten asla vazgeçmeyin.
Vicdanınızı asla ötelemeyin, vicdanınızın sesini dinleyin.
Ve sadece meslek hayatı boyunca değil, tüm hayatınız boyunca Atatürk ilkelerinden asla vazgeçmeyin ve bir Türk olduğunuzu, Türklük şuuruna sahip olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın.
Kimlikteki adını bile sahne adı olarak kullanıyor öyle bir yavşak.
Dedesinin ısrarı ile nüfus kaydına “Selahattin” yazılıyor zamanında.
Aile içinde ise herkes “Eser” diye hitap eder kendisine.
Kaynak soranlar Demirtaş’ın yakın arkadaşı olan eski Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya ile olan röportajına bakabilir.
🔴PKK’NIN SİLAHINDAN KURTARDIĞIMIZ BÖLGEYİ, APO’NUN SİYASİ HAKİMİYETİNE TESLİM ETMEYELİM!
Bir haftadır bölgedeyim.
Sahada gördüğüm tabloyu açıkça ifade ediyorum.
Dün sandığın üzerinde PKK’nın silahının gölgesi vardı.
Bugün o gölge kalkarken yerine Apo’nun siyasi gölgesi yerleştirilmemelidir.
Silahların susması, terörün bitmesi Türkiye için tarihi bir kazanımdır.
Ancak terörü bitirmek başka, terör örgütünün liderini bölgenin siyasi koordinatörü ve Kürtlerin tek temsilcisi hâline getirmek bambaşka bir şeydir.
Silah bırakmak, silahla elde edilemeyen siyasi hâkimiyetin başka yöntemlerle kurulmasının kapısını açmamalıdır.
Yıllarca PKK’nın silahına boyun eğmeyen, tehdit edilen, bedel ödeyen ve devletinin yanında duran milyonlarca Kürt bugün Apo çizgisinde olmadığı için itibarsızlaştırılır, yalnızlaştırılır ve siyasetin dışına itilirse bunun adı çözüm değil, bir vesayetin yerine başka bir vesayet koymaktır.
Kürtlerin iradesi ne PKK’nın ne DEM’in ne de Apo’nun tapulu malıdır.
Devlet Apo’yla terörü ve silahsızlanmayı konuşabilir.
Ancak devlet eliyle Apo’ya siyasi statü kazandırıldığı, bölgenin siyasi temsilcisi görüntüsü verildiği anda çok tehlikeli bir kapı açılır.
Bugün bunun işaretlerini sahada görüyorum:
Dün “Bize oy vermezseniz silah var” baskısı vardı; yarın “Apo’nun çizgisinde değilseniz bu bölgede siyaset yapamazsınız” anlayışı doğabilir.
İşte Türkiye’nin asıl dikkat etmesi gereken tehlike budur.
PKK’nın silahından kurtardığımız bölgeyi, Apo ve çevresinin siyasi hâkimiyetine bırakamayız/ bırakmamalıyız.
Doğu ve Güneydoğu hiçbir örgütün, hiçbir kişinin, hiçbir siyasi yapının “kurtarılmış siyasi bölgesi” hâline getirilemez/ getirilmemelidir.
Çünkü terörün bitmesi, terör örgütünün siyasi tekel kurması anlamına gelemez.
Devletin görevi bir siyasi çizgiye alan açmak değil;
AK Partilisinden CHP’lisine, MHP’lisinden DEM’lisine, hiçbir partiye mensup olmayanına kadar her Kürt vatandaşının özgürce konuşmasını ve siyaset yapmasını güvence altına almaktır.
Devlet bütün Kürtlerin devletidir. Kürtlerin temsilcisi de devlet eliyle Apo olarak belirlenemez.
Bugünden uyarıyorum:
PKK’NIN SİLAHINI SUSTURURKEN APO’NUN SİYASİ VESAYETİNİ İNŞA ETMEYELİM..
SİLAHIN GÖLGESİNİ SANDIKTAN KALDIRIP YERİNE APO’NUN GÖLGESİNİ KOYMAK ÇÖZÜM DEĞİLDİR.
Terörün bitmesi, terör örgütünün siyasi tekel kurması anlamına gelmemelidir.
Silah da susmalı, vesayet de bitmeli, sandık da özgür kalmalıdır.
Alparslan Kuytul ve Furkan Vakfı
🧵BİLGİSEL
Alparslan Kuytul 21.08.1965 tarihinde Adana'nın Seyhan ilçesinde doğmuştur.
İlk öğrenimini Adana İnkılap İlkokulunda, orta öğrenimini Tepebağ Ortaokulunda ve lise öğrenimini de Adana Erkek Lisesinde tamamlamıştır.