Deniz Göktaş’ın tutukluluğu on günü geçti. O sürede gündem değişti de değişti. O sürede, unutmayanlar da unutmadı. Unutmayalım #DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
The ruling of absolute nullity against CHP’s 38th Ordinary Congress is nothing less than a Palace-backed coup.
Those who gave the order are known. Those who executed it are known.
What they call “null and void” is not the leadership of the Republican People’s Party; it is the sacred will of the Turkish nation.
National sovereignty has been defied through the courts.
A court that claims to rule “on behalf of the Turkish nation” is, in fact, destroying the Republic and democracy by treating the national will as null and void.
You will all be held accountable for the lawlessness you have committed.
Those who attempt to dictate the destiny of this nation, those who seek to seize the will of this people, will face the same fate as those before them who dared to do the same.
Today, once again, the same forces stand in the same place: the coup-plotter, the head of the judiciary’s political arm, the puppet, and the domestic collaborator appointed as trustee. You are all on the same side.
Our place has never been, and will never be, beside those who stand against the will of the nation.
We are fully aware of the coup-plotters’ unlawful maneuvers, their preparations for a snap election, and their attempts to occupy the main opposition party.
Those who have inflicted every kind of suffering on the people just to cling to their seats have now entered the final stage of their rule by fear.
We did not lose any election. By the will of the people, we became Turkey’s leading party.
I stand with my comrade and CHP Chair, Özgür Özel. Together, we will continue our struggle with determination, resolve, and courage.
My great nation!
Followers of the Great Leader Mustafa Kemal Atatürk, who said, “There are no hopeless situations, only hopeless people”:
Do not be dismayed by the hardships we face in defending our future, our Republic, our democracy, and our common destiny.
RISE UP!
Raise your voice and your anger, shoulder to shoulder, together.
Let us teach a lesson to those political engineers who fear their own people; to those obsessed with office and power; to the pawns, the opportunists, and the incompetent schemers.
My beloved nation!
We will not be afraid.
Are you not tired of living in anxiety every day? Are you not tired of suffering?
If we remain silent, after politicians, athletes, artists, and universities, the turn will come to you, to our nation itself.
Leaders of political parties,
This is not merely a CHP issue.
We must not defend a single line; we must defend the entire front.
If you truly believe that you represent the people, then you must immediately and with the strongest possible voice defend the Republic, democracy, and justice.
The nation is calling on all of us and saying: “Do what must now be done.”
In these lands, the halay, the zeybek, and the horon are all danced upright. We, too, shall stand upright so that the nation never bows down.
With our minds, our hearts, and our conscience, we must win as one nation.
No madman can put chains on the Turkish nation.
Today is the day to preserve and defend the national will, national sovereignty, and our unity and solidarity.
The noble blood in our veins commands this duty to all 86 million of us.
In defiance of the coup-plotters and their collaborators, we must launch a nationwide struggle.
The will, determination, and guidance of our nation shall be our only compass.
THE GREAT TURKISH NATION WILL NOT SURRENDER TO A COUP!
NOW, OR NEVER.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
16 yaşında satrançta milli takımda olacak kadar zeki olan, toplu taşıma yerine bisiklet kullanacak kadar da çevreyi koruyan doğayı seven gencecik bir kız kendi canını değersiz görüp intihar etmez, asansör boşluğundan düşmez.
#FeyzaKeskin e NOLDU??
ODTÜ öğrencileri, Milli Eğitim Bakanlığı önünde yaşam nöbetinde olan öğretmenlere destek olmaya gitti:
"AKP'den hesabı gençlik soracak!" https://t.co/zDUsBneP10
Toplum öğretmene düşman olmuşsa, eğitimden ziyade sürekli öğretmenin tatilini ve maaşını abartarak konuşuyorsa, artık öğretmene yetiştiren değil bakıcı gözüyle bakıyorsa, her durumda haksız olan ve cezalandırılan öğretmen oluyorsa bir adım ileri gidemeyiz zaten.
Okullardaki çocukların güvenliğini sağlamak yerine tarikatlara her türlü imkanı sağlayan ve Atatürkçü eğitim sistemini yok etmeye çalışan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin derhal istifa!
Yeni bilgi: Öğrencinin babası hala görevde olan Uğur Mersinli. Polis başmüfettişi birinci sınıf emniyet müdürü. Görevde olduğu saklanmasın! Emekli diyerek, işi sulandırmayın. İhmal çok büyük!
Laiklikle uğraştığı kadar güvenlikle uğraşan bir milli eğitim bakanımız olsaydı keşke. Ya da cadılar bayramını değil de tüm çocukların kendi çocuğu gibi kolej güvenliğine sahip olmamasını dert eden.
Bu bir yönetim sorunu değil, açık bir çöküştür.
Atanmayan öğretmenler, güvensiz okullar, bitmeyen belirsizlik…
Eğitim göz göre göre eriyor.
Ve hâlâ kimse sorumluluk almıyor.
Artık tek bir talep var:
#YusufTekinİstifa
Düzce’de bulunan Turgut Özal Anadolu Lisesi, okula kayıt yaptıracak öğrenciler için, özellikle kız çocuklarını hedef alan 18 maddelik kurallar listesi yayımladı.
İdarenin böyle hukuksuzca karar alması mümkün değildir. Söz konusu kurallar; Anayasa, Milli Eğitim Temel Kanunu, MEB Yönetmelikleri, Türk Ceza Kanunu ve uluslararası sözleşmeler açısından hukuka aykırı, ayrımcı ve uygulanamaz niteliktedir.
İptali sağlanacaktır ancak asıl mesele; bu zihniyetlerin bir eğitim kurumunda bu kadar rahatça karar alabiliyor olmaları. Bu kararlarda yetkili olan herkes hakkında soruşturma başlatılmalıdır.
İlgili kararlar:
• Kız öğrenciler serviste şoförün yanına oturamayacak.
• Arka koltukta yer olmadığı durumda ön koltuk boş olsa da gerekirse ayakta gidecek.
•Kantin sırasında kız öğrenciler, erkek öğrencilerle aynı sırada yer almayacak.
•Kız-erkek ilişkilerinde seviyeli davranılacak. “Kuzenim, kankam, 8 yıllık arkadaşım” gibi gerekçeler kabul edilmeyecek.