Ben sokaklarda oluşan köpek popülasyonu için çok yazdım.
Özellikle pandemide 1 e 5 arttı.
Kısırlaşıramadık.
Başaramadık ülkece.
Saldırıya uğrayan çocuklarımızla da ilgilendiğimi herkes bilir.
Bazı aileler ile görüştüğümüzü başsağlığı dilediğimizi herkes bilir.
Peki çözüm sahipsiz tüm köpeklerin öldürülmesi olabilir mi?
Çocukken boncuk adında bir köpeğim vardı. Onu kaybettikten sonra Bade isminde bir köpeğim daha oldu.
Adana belediye başkanlığı tarafından sokaklara zehirli et atılmıştı.
Ve bade’yi de kaybettim.
Yıllarca travmadan kurtulamadım.
Hükümet yetkililerine , muhalefet temsilcilerine sesleniyorum.
Duyduklarımız doğru olmamalı.
Belki daha maliyetli (kısırlaştırma, sahiplendirme, barınakların 5 katına çıkarılması vs) oluyor biliyorum.
Ama göz göre göre öldürmek içimi şimdiden acıtıyor.
Yapmayın etmeyin.
Başka çözümler var.
Sokakların daha güvenli olması için , vatandaşımızın daha güvenli yürüyebilmesi için başka çözümler her gün yazılıyor çiziliyor.
Köpek saldırısından zarar gören küçücük çocukları görünce de yüreğim parçalanıyor.
Babaların annelerin gözyaşları içimi acıtıyor.
Ama o çocukları Hitler ya da Netenyahu katletmedi.
Bizim gibi düşünmeyen , aklını kullanamayan , popülasyon sonucu çoğalan canlılar öldürdü.
O köpekler o çocuğun ağlayan bir ailesi olacağını hiç bilemeyecekler.
Ve o popülasyon kurbanı köpekler yüzünden bu dünyada yaşayan, yaşama hakkı olan , insanoğluna en sadık dost olan köpeklerin öldürülecek olması beni oldukça üzüntüye sokuyor.
Umarım yasa tasarısı böyle değildir.
Öldürmeden de bu sorun ortadan kaldırılabilir.
Tüm STK’lar meclisteki tüm siyasi partilerin yetkilileri ile buluşup bir çare oluşturmalı.
Çözüm öldürmek değil.
Evet Ahbap başkanıyım.
Günlük siyasi politik olaylara hiç girmiyorum. Sözüm var.
Ama bu bir siyasi olay değil vicdani ve insani bir olay.
Köpeklere kıymayın efendiler.
🙏🙏
(Not : içimden gelen bu twit bile her iki taraftan eleştiri alacak. Linçleneceğim biliyorum.
Zaten herkes benimle aynı fikirde olmayabilir.
Ama bu benim fikrim)
Biliyor musunuz ? 6 dakika boyunca acılar içinde öldürülen erosun faili ceza almadığından beri yurdun dört bir yanında kediler,köpekler acımasızca işkenceyle öldürülüyor. Köpek sorunuyla başlayan nefret kedilerle de devam ediyor. Cezasızlık canileri büyütüyor . #ErosİçinAdalet
Bir eğitimci, çocuklara örnek olacak bir öğretmen, okulun yıllardır bakılan kedisini çocukların gözü önünde pencereden atıp, duruma tepki gösteren çocuklara sizi sınava sokmam diyerek tehdit edebiliyor. Hayvana şiddetin geldiği noktayı görüyor musunuz Sayın Bakanlarım; @yilmaztunc , @Aliyerlikaya
Bu şiddet ortamının iki nedeni var; yatarı olmayan cezalar ve şiddeti meşrulaştırmaya çalışan sürekli hayvanlar hakkında nefret söylemlerinde bulunan insanlar.
Türkiye kedi #Eros için ayağa kalktığında bize bir kedi için mi diyenler olmuştu. Evet bir kedi için ve tüm kediler için, bütün sahipsiz sokaklarda yaşayan hayvanlar için.
#FerhatAtanTUTUKLANSIN #HayvanHaklarıAnayasaya
Terakki Vakfı Okulları'nın Levent yerleşkesine IELTS sınavı için başka bir okuldan gelen öğretmen, sınav esnasında okulun sevilen kedisi Faruk'u 5. kattan aşağıya attı.
Kediye ne olduğunu merak edip pencereye yönelen öğrencileri ise bir daha sınava girememekle tehdit etti.
Kedi Faruk'un 2 bacağı kırık ve iç kanaması var, öğrenciler bulduğunda hayattaymış, ancak şu anda durumu ağır.
Duruşma tarihi. 13 Mart Çarşamba günü 10.30 da Küçükçekmece Adalet Sarayı 16. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek dava .
Eros için bu güne kadar katledilmiş tüm canlar için
Bırakmayın unutturmayın
#ibrahimkeloğlanTUTUKLANSIN
İnsanlığı arıyorum ama ulaşmak imkansız.!
Emziren anne ve yavrularını poşetleyip atmışlar bebeler poşette hala emmeye devam ediyor.
#HayvanHaklarıAnayasaya
KATİL KYK! HERKES SÖYLESİN KATİLSİNİZ!
Aydın Işıklı KYK Yurdu’nda içinde 16 kişinin olduğu bilgisi verilen ve uzun zamandır bozuk olmasına rağmen tamir edilmeyen asansör düştü. En az 5 ölü olduğu söyleniyor! Öğrenciler katil KYK sloganı ile yurt önünde! #KatilKYK
Bir kız çocuğunun hayatının babası tarafından nasıl karartılmaya çalışıldığını onun sözlerinden dinleyelim: #BedriBaşaranTutuklansın
"Ben Sevgi, 23 yaşındayım. Şanlıurfa Viranşehirliyim. Kadın sığınma evinde kaldığım için telefon kullanmam yasak. Şu an online dersim olduğu için kullanabiliyorum telefonu. Babamla yıllardır görüşmüyoruz. Annemde kronik böbrek yetmezliği vardı. Babam anneme sen artık benim ihtiyaçlarımı karşılayamıyorsun deyip üstüne kuma getirdi. Kendisi zaten sürekli bize ve hastalığına rağmen anneme şiddet uygulayan biriydi.
Benim annem tek kızmış, küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş, zaten eğitim de görmemiş hiç. Korktuğu için sürekli susmuş, zaten kendisini koruyacak, savunacak kimsesi de yokmuş. Babam evlendikten sonra bize uyguladığı şiddet daha da arttı. Biz 11 kardeşiz, 8 Kız, 3 erkek şeklinde. Ben küçükken babam ablama şiddet uyguladı, üvey anneme hizmet etmedi diye kafasını kırdı, hastaneye götürdük, 8 tane dikiş atıldı kafasına. Hastanede ablamın darp raporu alınması engellendi, merdivenlerden düştü denildi, ablam da zaten korktuğu için konuşamadı. Babam sürekli bizi eve kitlerdi. Giyimimize karışır, bizi zorla örter, kapatır, okula göndermezdi. Maddi manevi bize asla katkısı olmadı, bizimle sürekli abimiz ilgilenirdi. Kendimiz 5 Kız ve bu abimiz yazları Karadeniz’e fındık toplamaya, Malatya”ya kayısıya gider, sezonluk işlerle kendi geçimimizi sürekli kendimiz sağlardık.
Ben üniversite sınavına gireceğim yıl babam beni zorla amcamın tarlasına çalışmaya gönderdi. Ben de vitiligo var, cilt hastalığı. Güneşte bu yüzden fazla kalmamam gerek. Babam bunu bile bile yaptı. Tüm gün tarlada çalışmak zorunda kaldım, cildim mahvoldu. Akşam eve döndüğümde ise babamın diğer karısı ve kızlarıyla piknikten döndüğünü gördüm. Buna dayanamadım… Annemde kronik böbrek yetmezliğinin yanısıra tansiyon, şeker, kemik erimesi gibi bir takım hastalıkları daha vardı, onun ilaç sepetini alıp intihara teşebbüs ettim. Ben kusmaya başladığımda bile gelip bir güzel beni dövdü, abimin beni hastaneye götürmesine engel oldu, bırakın ölsün dedi. Sonra araya halamlar girince beni yine özellikle örtüp hastaneye götürdüler.
Bu olaylardan sonra üniversite sınavım pek iyi geçmedi, o yaz yine fındığa gittik Karadeniz’e çalışmaya, ordan kazandığım parayla dershaneye gitmek istedim, babam karşı çıktı. Bu arada bu olay ve 2018 yılında gerçekleşti. Babamı dinlemeyip kaydımı yaptım, kaçak göçek gitmeye çalıştım sürekli. Birgün sabah bana “ben sana okula gitmeyeceksin demedim mi” dedi bir güzel yine dövdü beni. Sonra işe gitti, daha doğrusu gittiğini zannettim kalkıp yine gitmek istedim. Peşimden arabayla geldi, çağırdı bin dedi. Beni yine dövüp eve kitleyecekti. Kaçmaya çalıştım, kasten peşinden gelip bana çarptı. Fotoda gözüktüğü gibi kafama dikişler atıldı, kaşım gözüm morardı, hastaneye gittik darp raporu alınmam engellendi, bunu engelleyen AKP'li amcamdı...
Beni annemi öldürmekle tehdit etti, şikayetçi olamadım ki kendisinin silahı var, sürekli onu beline takıp bizim eve gelip tehdit ederdi. Korktuğum için şikayetçi olmadım ve bir dosya daha kapanmış oldu. 3 bin TL'lik ceza aldığını bir hafta içinde öğrendim. Bu olaylardan sonra sosyal hizmetler beni denetlemeye karar verdiler. Babam sırf bundan dolayı korkudan beni üniversiteye göndermek zorunda kaldı. Bu arada babamın bana çarptığı aracı annemin yüksek oranda engelli raporu vardı hastalıklarından dolayı, o belgeyle indirimli şekilde alınmış bir araç. Bunun için zamanında annemi dövüp zorla imza attırmaya götürdü. Anneme sürekli hemşireleri burana şurana ne oldu teyze? Neden mor? Diye sorduğunda annem taşa duvara çarptı demek zorundaydı.
Annemi pandemide kaybettik... Ve aracın tapusunu alabilmek için babam bizden zorla imza almaya çalıştı anneme yaptığı gibi. Ben dayanamadım konuştum, beni darp etti o gün, boğmaya çalıştı. Kadese bastım, polisi aradım zorla. Sonrası malum, aylardır kadın sığınmada kalıyoruz. Urfa’da can güvenliği riskimiz olduğu için nakil yoluyla farklı bir şehre geldik. Burda düzen kurmaya başladık, ablalarımla çalışmaya başladık 5 kız. Birgün iş çıkışı babamızı gördük, meğer bizi arıyormuş. Kendisi zaten aşiret mensubu, elinde silahı peşimizi bırakmıyor. Şu an bizim aşirette namusunu kirletmiş, kaçmış o**rspu kadın rölündeyiz ve bizi öldürmeden peşimizi bırakmayacak. Benim tek amacım annemin sesi olmak, o caniye yıllardır anneme, ablamlarıma ve bana yaşattıklarının cezasını çektirmek ve hala korkan, susan binlerce kadına ses olmak, ilham olmak…"
Mama fiyatlarına çok büyük zam geliyor. %30 40 arası en ucuz mama 450 500 bandında. Açlıktan ölmeleri için büyük bir adım. Yakında hiç mama bulamayacağız. KDV kalksın diye yıllardır çırpınıyoruz tam aksine fahiş fiyatlar bindi.