Karya Ankara, Batıkent, Uğur Mumcu Mahallesi’ndeki evimizden kaçtı ve bugün kaybolalı iki hafta oluyor. Tanımadığı insanlardan korktuğu için yanına yaklaştığınızda kaçacaktır. Bulup, bizlere haber veren ve bizler gelene kadar uzaktan takip etmeye devam eden kişiye 10000 TL para ödülü vereceğiz. Lütfen yardım edin.
Nimet Özdemir’in AKP’ye geçeceği konuşuluyor. Siyaseti bir kenara bırakalım… Köpek katliamına imza atan bir partiye bir hayvansever olarak katılmaz herhalde. Değil mi? Bu kadar kandırılmış olamayız?
Cumhuriyet tarihini bırakın, dünya tarihinde bile emsali zor görülecek bir vakaya tanık oluyoruz. Eski bir genel başkan, kaybettiği kongrenin ardından iktidar yargısından medet umarak yanında kalan birkaç milletvekili ve eski ilçe başkanıyla partiyi ele geçirmeye çalışıyor. Yaklaşık 500 kişilik bir grup, neredeyse 18 milyon seçmeni olan bir partiye adeta çökmeye kalkışıyor. Bunu parti içi bir mücadele olarak görmek ve bu rejimin koşullarında bile meşrulaştırmak mümkün değil.
Mutlak butlan kararı sonrası @kilicdarogluk kendisine parti içinden destek geleceğini, örgütten fireler olacağını düşünüyordu. Bu olmayınca süreci uzatmak yerine doğrudan müdahale yoluna gidilmiş görünüyor. Hiçbir organik destekleri olmadığı için bir avuç mafyavari tip ve milletvekili genel merkezi ablukaya almış durumda.
Önümüzdeki süreçte 500 kişilik bir grubun, neredeyse 18 milyon seçmenin oyunu almış bir partiye zorla çöküp çökemeyeceğini göreceğiz. Bu nedenle kamuoyunda tartışılan “ayrı parti” önerilerini şu noktada çok yanlış buluyorum. Böyle dehşet verici bir sonuç geri çevrilemezse, demokratik mücadele çok ağır bir darbe alır. Demokrasiye inanan herkesin seçilmiş, meşru CHP yönetimine destek vermesi gerekir.
Bu ara alevlenen köpek nefretinin derinine inince şunu görüyorsunuz:
Mesele aslında köpek değil.
Köpek, sadece hedef tahtasına konmuş en savunmasız canlı.
Asıl mesele, bir yaşam biçimine duyulan öfke.
Hayvanı sevene, ağacı koruyana, sokaktaki canın yaşam hakkını savunana, “önce yok etmeyelim” diyene karşı birikmiş bir hınç var.
Çünkü bazıları için dünya, insanın emrine verilmiş sınırsız bir mülk. Her şey istismarlarına açık bir köle
Ağaç kesilir.
Hayvan kovulur.
Dere kurutulur.
Kuş susturulur.
Sokak sterilize edilir.
İtiraz eden de “duyar kasan elit” ilan edilir.
Köpekler üzerinden aslında bize saldırıyorlar. Öç almaya çalışıyorlar.
Bizim yaşam hakkı hassasiyetimizi zayıflık, doğayla birlikte yaşama fikrimizi şımarıklık, hayvan hakkı dediğimiz şeyi de ���beyaz Türk takıntısı” sanıyorlar.
Oysa mesele sınıf değil, uygarlık meselesi.
Bir toplumun kalitesi, en güçlüye nasıl davrandığıyla değil; en savunmasıza nasıl davrandığıyla ölçülür.
Köpeğe duydukları öfke, sadece köpeğe değil; birlikte yaşama ahlakının kendisine yönelmiş bir öfke.
Akıllarınca bizden öç alıyorlar.
Ama farkında değiller:
Bir ülke, köpeklerden kurtularak değil; yaşam hakkını savunarak medeni olur.
Evini bir kedi veya köpekle paylaşan herkes bu hayvanları kendilerince “evlatları” sayarlar. Oğlum, kızım diye severler. Marka da bu insanları hedefleyen bir ürünün reklam filmini çekmiş. Normalde her şey çok normal.
Ama gerçek sorunlarımızı çözemeyen bu iktidarın bir sorun yaratıp o sorunu çözmesi şart. Yoksa neye yarar iktidar? Ama abi bi salın yaa…
Demek ki yarın öbürgün kedimiz köpeğimizle foto koyup altına canım kızım falan yazarsak biz de soruşturma geçirebiliriz:) Tertemiz bi delirme hali.
Bugün insanların aile kurmasının önündeki en büyük engel köpekli reklam değil mahvettiğiniz ekonomi. Ülkenin geldiği hal yüzünden kimse evlenip barklanıp çoluğa çocuğa karışmak istemiyor, karışanlar da geliri ne olursa olsun çocuklarını bir an önce yurtdışına gönderme derdinde çünkü eğitim sistemini de mahvettiniz. Üniversiteler binadan ibaret, çalışıp girilebilecek ücretsiz kaliteli lise diye bir şey bırakmadınız. Gençler doğru düzgün işlerde çalışacakları bir gelecek görmedikleri için kapağı uzaklara atmayı hayal ediyor.
Eğer siz gerçekten aile kurumu güçlensin, evlenme, anne baba olma özenilsin, çocuk sayısı hızla artsın istiyorsanız köpekli süpürge reklamlarının pe��ine düşmek yerine milletin yakasından düşün. Bakın o zaman nasıl hızla evlenip çoluğa çocuğa karışıyoruz:)
Ve evet layıkıyla hayvan sahibi olmak da anne babalık kadar kıymetlidir. 'Yaradılanı severiz, yaradandan ötürü' dememiş mi Yunus Emre? Ayrıca bu komik yasakçı her şeyden zırt diye tetiklenenen narin tutumunuzun çok büyük ihtimalle markaya yarayacağını düşünemediniz mi? Sansürcülüğünüzle en büyük #reklam ı siz yapmış olmadınız mı?
Mesela benim evimde hiç olmadı o markadan ama bugün direkt o süpürgeyi sepete atacağım💁🏼♂️
Yarattığınız farkındalık için teşekkürler😘
⚠️ AKP’li Özlem Çerçioğlu’nun başkanlığını yaptığı Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı hayvan barınağıyla ilgili çarpıcı iddialar ortaya atıldı.
Hayvan hakları savunucusu İbrahim Kaya, barınağı ziyaret ettikten sonra şunları aktardı:
“İçeri girdiğimde padokların içi köpeklerin dışkıları ile dolu, dışkıların üzerine dökülen mamalar ile besleniyorlardı. Sular da leş gibiydi.
Sonra personeller bizi fark edince kaba kuvvet kullanarak dışarı çıkardı. Jandarma geldi, ‘Burası şantiye alanı, giremezsiniz’ dedi.
Şantiye alanına insan sağlığı için ziyaretçi çıkaranlar içeriye 300 civarı köpeği neden aldı? Tozun, pisligin içerisinde ve can güvenlikleri olmayan ortama?
İçerideki hayvanların temel yaşam ihtiyaçları karşılanmadığı gibi tedavi edecekleri bir klinik de yok, hatta hekim bile yok.
Yarın bir gün 3-5 gün temizlendikten sonra
Özlem Çerçioğlu buraya gidip utanmadan
‘hayvanlar burada mutlu, iyi bakıyoruz’ diye PR çalışması yapacak.
Bizim gördüğümüz ortamı hiçbir zaman paylaşmayacak.”
(Sözcü - Evren Demirdaş)
@RossmannTurkiye Yaşam hakkına değer veriyorsunuz demek, keşke İstanbul Zorlu AVM mağazanız çalışanları yıllardır orada yaşayan kediyi şikayet edip belediyenin yok etmesine sebep olmasaydı
@RossmannTurkiye mağazalarınızdan severek alışveriş yapardım. Fakat İstanbul Zorlu AVM şubeniz orada yaşayan gri beyaz kediyi yok etti. Bir daha asla siz hayvan düşmanı mağazalarınızdan alışveriş yapmayacağım.
https://t.co/gCIbZDjxq7
İHBAR🆘 @zorluholdingtr@ZorluPSM@ZorluAvm
🚨 ZORLU METRO KEDİSİ NEREDE? 🚨
Her gün baktığımız, Zorlu metrosunda yaşayan gri-beyaz kedimiz 4 gündür kayıp.
📍 Son bilgilere göre:
•Sürekli yatağı ve mama kapları kaldırılıyordu
•En son Rossmann’a girdiği gerekçesiyle++
Evine koç başıyla girdiklerinizin, hapishanelerde yatak bile vermeden yerde yatırdıklarınızın, cezası belli olmadan küçücük zindanlarda tuttuklarınızın, anneleri hastane kapılarında “evladım yaşasın yeter” diye ağlarken umursamadıklarınızın, daha mahkemeye çıkmadan “suç örgütü” diye yaftaladıklarınızın, kanlı bir terör örgütü üyeleri gibi arka arkaya dizip, tek sıra yürüttüklerinizin de annesi babası evladı vardı. Bilin istedim …
TAHA EGE KASAPOĞLU’NUN MANİSA’DA ALDIĞI DOĞRUDAN TEMİNLER
Alaşehir’de 14.11.2025 tarihinde sahipsiz köpeklerin toplanması hizmet alım işi. Bedel: 720.000 TL
Şehzadeler’de 18.11.2025 tarihinde sahipsiz köpeklerin (750 adet) toplanması işi. Bedel: 675.000 TL
Turgutlu’da 18.11.2025 tarihinde sahipsiz köpeklerin (800 adet) toplanması işi. Bedel: 720.000 TL
Salihli’de 21.11.2025 tarihinde sahipsiz köpeklerin (800 adet) toplanması işi. Bedel: 720.000 TL
Yunusemre’de 18.11.2025 tarihinde sahipsiz köpeklerin (750 adet) toplanması işi. Bedel: 675.000 TL
RASTLANTI MI? SİSTEMATİK BİR UYGULAMA MI?
Öte yandan Taha Ege Kasapoğlu Ağrı, Çanakkale, Adıyaman gibi illerde mama alım, köpek toplama, veteriner işleri gibi işlerde doğrudan temin üzerinden işler aldığı ortaya çıktı.
Kamuoyunda bu kişinin kim olduğu merak edilirken, bunca ihalenin tek bir kişiye ve doğrudan temin üzerinden verilmesi akıllarda soru işareti bırakıyor.
Bu durum aynı zamanda rastlantıdan ziyade sistematik bir uygulama olabileceği iddiasını güçlendiriyor.
Kaynak:
https://t.co/eyNvuhTKjD
@CankiriValiligi hızla soruşturma başlamalı barınağınızdaki veteriner başta olmak üzere bütün personelin iş akdine son verip yasaya aykırı toplama ve bütün olumsuz , kötü durumlardan dolayı en üst sınırdan ceza almalarını sağlamalısınız
1 yıldır süren sistematik zulmü durdurmak boynuzunun borcudur.