Sanat Sepet tayfaya ıslık gelmiş belli ki, kuyruklarını sallaya sallaya dökülmüşler ortaya. Bu lalelerin kendi fikirleri olmadığını sanırım artık herkes biliyor.
Allah'ın kitabının sarhoş berduşlar diliyle kamu önünde tahkir edilmesini ''hakkımız'' diye savunuyorlar. Bu yavşakları semirtmeyin.
Allah'ın kitabı size öz namusunuzdan evla değilse gidin kendinize ağlayın. Öz namusunuza küfredilmesini ''özgürlük'' kılıfı ile savunanın küfredenden farkı ne ?
İzzetli bir insan bunların gölgesine gölgesini değdirmez.
Yoğun dışkı kokusu hidrojen sülfür, metan ve amonyak içerir.
Hidrojen sülfür, beyindeki nöronların oksijen almasını engeller, hücresel solunumu bloke eder.
Amonyak, kan-beyin bariyerini geçerek beyinde glutamat dengesini bozar. Bu durum "eksitotoksisite"ye (sinir hücrelerinin aşırı uyarılma sonucu ölmesi) yol açabilir.
Metan, oksijenin yerini alarak oksijen yetersizliğine sebep olur.
Öyle “talep ettiği öğrenildi” ile haber girmece yok. Hangi yardım amaçlı iftardan istemiş onu ? Neredeymiş iftar ?
Türkiye’nin her yerinde yardım amaçlı iftar yapılıyor. Hepsi davet edebilir. Neden bir tanesine bila bedel gitmesi gerekiyor ?
Yardım amaçlı bir iftarda popüler bir figürün bulunmasının gereği nedir ?
Nasıl organize giriyorlar yahu. Sizden görünür olan her adama, görünmenin bedelini böyle organize olarak ödetiyorlar.
Tanımam etmem Celal Karatüre’yi ama şu an Tarkan’dan daha popüler. 5 milyon kaşesi var rapçilerin. Cayır cayır da ödüyorlar.
Normal, hatta ucuz.
Gazâlî’nin henüz bu sezonda bir müceddidlik vasfı, ilmi otoriteler tarafından tanınmış veya verilmiş değildir.
Fakat dizimizde, Gazâlî’nin İslam toplumunun karşı karşıya kaldığı Batınîlik cereyanı ve çeşitli düşünce akımları karşısında fikrî mücadele edecek bir âlim beklentisini yansıttığı görülmektedir. Bu durum, Abbasi hilafetinin ve Büyük Selçuklu Devleti'nin içinden geçtiği tarihi, siyasi ve toplumsal süreç incelendiğinde açıkça ortadadır. Nitekim Gazâlî’nin bu dönemde kaleme aldığı eserler göz önünde bulundurulduğunda; bazı fıkhî-ilmî metinler dışında ilk ciddi fikrî mücadelesinin Batınîliğe karşı yazdığı reddiyelerle başladığı bilinmektedir.
Üstelik dizimizde yalnızca Gazâlî değil, dönemin dinî ve fikrî akımlarını temsil eden karakterler de ön plandadır. Çünkü bir âlimi doğru anlamak, onu yalnız başına değil; çağının zihinsel atmosferi, krizleri ve tartışmaları içinde değerlendirmekle mümkündür.
Gazâlî’nin hem ailesinin hem de yetiştiği çevrenin tasavvufa uzak olmadığı, bilakis çok küçük yaşlarından itibaren kişiliğinin tasavvufla iç içe bir zeminde geliştiği de gözden kaçırılmamalıdır. Bu husus, onun hayatını aktaran klasik dönem kaynaklarının neredeyse tamamında yer almaktadır. Dolayısıyla onun tasavvufla ilişkisi kurgusal bir zorlama değil, tarihî bir vakıanın doğal sonucudur.
Ayrıca kadın meselesi üzerinden yapılan eleştiriler de dikkatle değerlendirilmelidir. Tarihsel gerçeklik şudur ki, İslam düşünce geleneğinde kadın âlimler, muhaddiseler ve mürşideler var olmuştur. Bir seyyidenin hayatını kız çocuklarının eğitimine adaması, toplumda irşad vazifesi üstlenmesi ve ilmî bir çabanın parçası olması tarih dışı bir tasvir değildir. Aksine, medeniyetimizin ihmal edilmiş fakat Selçuklular'dan ve daha öncesinden gerçek bir damarına işaret etmektedir. Kadın karakterlerin anlatıda yer alması, Gazâlî’yi gölgede bırakmak için değil; dönemin fikrî ve tasavvufî zeminini bütüncül biçimde göstermek içindir.
Dizimizde değinilen bütün bu hususlar bir bütünlük içinde işlenmekte; Gazâlî’nin tasavvufla, Batınîlik ile ve diğer fikrî akımlarla ilişkisi indirgemeci değil, kuşatıcı bir zeminde ele alınmaktadır.
Felsefe meselesine gelince; Gazâlî’nin filozoflarla kurduğu fikrî ilişki dizinin ikinci sezonunda detaylı ve merkezî biçimde ele alınmaktadır. Bu yön özellikle bilinçli olarak zamana yayılmıştır. Zira onun felsefe ile değil ama filozoflarla giriştiği fikri mücadele ani bir kırılma değil, tedricî bir zihnî inşa ve içsel sorgulama sürecidir. Bu sürecin dramatik ve düşünsel ağırlığını hakkıyla yansıtabilmek adına, anlatı yapısı da buna uygun şekilde kurgulanmıştır.
Şimdi asıl sorulması gereken soru şudur: Gazâlî gibi büyük bir âlimin hayatını, düşünce dünyasını ve hakikat arayışını toplumun geneline sunmak amacı taşıyan; bu uğurda samimi bir gayret ve ciddi bir emekle hazırlanan bir projeyi, herkesin kendi zihnindeki Gazâlî portresi üzerinden yargılamak ne kadar tutarlıdır veya en azından ne kadar hakkaniyetlidir?
İmam Gazâlî, bin yıldır İslam düşüncesinin en çok tartışılan ve en çok okunan müstesna âlimlerinden birisidir. Bizim çalışmamız, bu bin yılın hülasasını tek bir yoruma indirgemek değildir. Aksine amacımız, bu büyük âlimin daha iyi tanınması ve anlaşılması adına yeni çalışmalara kapı aralayacak bir ilk adım atmaktır.
Gazâlî sadece İslam düşünce tarihinin bir siması değildir; medeniyetimizin Nizâm-ı âlem davasının kurucu aklını temsil eden büyük bir isimdir. Onun eserleri Selçuklular’dan Memlükler’e, Osmanlı’dan farklı coğrafyalara kadar geniş bir etki alanı oluşturmuştur. Dahası, fikirlerinin yankıları Batı düşüncesinde dahi karşılık bulmuş; Rönesans ve modern düşünce tartışmalarında dolaylı etkileri incelenmiştir. Bu sebeple Gazâlî, Doğu'da ve Batı'da bin yıldır üzerine çalışılan bir isimdir.
Bizim çalışmamız da bu büyük mirası tekeline almak değil; onu yeni kuşaklarla buluşturmak ve düşünmeye davet etmektir. Eleştiriler elbette olacaktır; fakat hakkaniyet, 30 bölümün tamamı üzerinden konuşmayı gerektirir.
Asıl Cumhuriyet şaşırtmadı. Hutbeyi dinlerken bu tepkiyi tahmin ettim. Bunlar hasta çünkü.
Müslümanların Cuma namazında müslümanlara hutbe veriliyor ve gavurlaşma, içki, kumar müslüman terazisinde tartılıyor. Sizi ilgilendiren bir şey yok kardeşim. Biz kendi aramızda konuşuyoruz
23 Kasım 1947 - Onursal Başkanımız Süleyman Seba, İnönü Stadı’nın açılış maçında ilk golü kaydetti.
Bu vesileyle Onursal Başkanımızı saygıyla ve rahmetle anıyoruz.
Orkun'u, Deniz'i, İrfan'ı böyle iddiasız maçta sahaya sürüp sonra aslında Montella fırsat veriyor da onlar oynayamadı yorumu yapacak olan televizyon yorumcuları aslında yorumcu değildir. Cengiz yerine Ahmet Kutucu tercihi yapan Montella'nın da kendine yakışan yancıları olacaktır.
Singo'nun Bilal'e tekmesinin tekrarı yok, Osimhen'in Emirhan'ın boğazını sıktığı pozisyonun tekrarı yok, Beşiktaş'ın golünden önce Torreira'nın pozisyonu belki faul vardır diye 4 açıdan gösteriliyor. Tekrarları da renge göre mi vermeye başladınız? @beINSPORTS_TR
Spiker çok kötü, anlatım esnasında Djalo-Ndidi, Rafa-Orkun oldu, içerden çevrilen top direkten diye anlatıldı. Rejinin penaltı beklenen pozisyonları takımına göre yayınlama durumu her zamanki gibi ilk yarıda el beklenen pozisyon nedense hem geç hem uzaydan verildi @beINSPORTS_TR
@demircancaner Benim anlayamadığım,bu yapılan kepazelikler kayıt halinde,bu haksızlıklar her hafta yaşandığı halde,bu haramzadeler kamu personeli değil mi kardeş? Kulüp yöneticileri neden bunlara görevini kötüye kullanmadan davalar açıp bu …….🤬🤬🤬ların mesleğini sonlandırmıyor ki!!!
Bu akşam hem sahada hem VAR'da görev alan isimlerde çok ciddi sorunlar vardır. Bu konu futbolun önüne geçecek seviyeye gelmiştir. Yarışta kalmak adına bu çifte standartlar transferden bile daha etkilidir. Gereken acilen yapılmalı. @Besiktas