önceden gördüğüm en güzel yüz seninkiydi ama sonra bir şey oldu, için çirkinleşti ve için çirkinleştikçe yüzün gözün de değişti. hikayenin sonunda bambaşka biri oldun.
senin hiç beni hayatından tam olarak çıkarmaya cesaretin olmadı. ne yaparsan yap bir şeyin olarak orada durayım istedin artık o an hangi sıfata ihtiyacın varsa çünkü sen de biliyordun biz birbirimize bir sevgiliden çok daha fazlasıydık
“insanlar gelmeleriyle boşluk dolduranları severler, gitmeleriyle boşluk yaratanlara aş��k olurlar. dün sabaha karşı kendimle konuştum. ben hep kendime çıkan bir yokuştum. yokuşun başında bir düşman vardı, onu vurmaya gittim ve kendimle vuruştum.”
“Aramız iyi sandığım insanlarla aslında ben çabaladığım için iyi olduğumuzu çabalamayı bıraktığımda, yanımda sandığım insanların da aslında yanımda olmadıklarını onlara koşmayı bıraktığımda anladım. Geç kalınmış ama insanı güçlendiren bir farkındalık bu.“
Köze bırakılıp tam sönecekken canlandırılan, sonra yine sönmeye bırakılan ama sönmesine de göz yumulmayan ateşler gibi beklemeler işte. Yoruluyorum. Heyecanlarım artık bu kadar yorulmasın istiyorum işte.
Yük olur muyum diye düşündüğün yere ait değilsin. Kendini kısıtlamak zorunda hissettiğin yere ait değilsin. Anlatamadığın yere ait değilsin. Anlaşılmadığın yere ait değilsin. Kendini kendin gibi hissetmediğin hiçbir yere ait değilsin. Gurbetin de esaretin de bu yüzden.