Kendim için bişey yaptım, sizinle de paylaşmak istiyorum, bence keyif alacaksınız. Daha doğrusu meraklısı çok keyif alacak bence ki bence herkes meraklısı olsun... Neyse şimdi gaz vermeyeyim akşam akşam...
Geçen sene bu zamanlarda da aynı gerçekle yüzleşmiştik... Aynı hafta Sequoia AI Ascent, Code with Claude (Anthropic etkinliği) ve Google I/O aynı döneme denk gelmişti. O zaman bir şekilde tüm videoları izleme şansım olmuştu ama bu sefer olamadı. İnanılmaz bir yoğunluğum var, her etkinlikten birkaç video izleyip kaldım, bir de agentlarımdan özet aldım, ama yeterli gelmedi. Her gün "bugün akşam oturup hepsini izleyeceğim" dedim, olmadı. Olamadı, garip ama evet süper insan olacağız derken, 24 saati denkleme katmadık herhalde. Neyse bunu da ayrıca tartışırız...
Sonunda dedim ki, bu kadar agent var hayatımda, bana benim istediğim detayda sağlam bir arayüz yaratsınlar, izlemiş kadar olayım. Hızlı bir promptla bir sonraki tweet'te paylaşacağım siteyi yaptırdım. Tüm oturumların Türkçe özetleri, üstüne tıklayınca o saniyeye atlayan bullet'lar... Havalı bişey oldu ve en güzeli çok hızlı oldu ve problemsizdi. Problemsiz detayı bence benimle çalışmaya alıştıkları için oluyor, bunu da tartışırız. :)
Benim çok işime yaradı, tam istediğim gibi oldu, siz de faydalanın istedim, umarım keyif alırsınız.
Öyle profesyonel, hataları ayıkladığım falan bir sistem değil o yüzden söylenmeyin bana. Çok hızlı üretildi, benim hoşuma gitti, zaten url'den de anlarsınız komplike Webrazzi işi bişey olmadığını. İyi kullanmalar ve umarım katkısı olur sizlere de...
Türk'e imkansız de otur izle🇹🇷🇹🇷🇹🇷
F-16 uçaklarımızı EFES-2026 Tatbikatı kapsamında havadan görüntüledik.
Bu faaliyet için MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine ve HvKK İletişim Şubeye çok teşekkür ederim.
Uçuşta emeği geçen tüm personele ayrıca şükranlarımı sunuyorum...
İş yeri arkadaşlarım ve ailelerimizle birlikte İtalyanca öğreniyoruz! 🔥
Fiil çekimleri, düzensiz fiiller derken kafalar karışıyordu tabii 😅
Biz de kendi ihtiyacımız için bir app yaptık. Yukarı-aşağı kaydırarak fiiller arasında geziyorsunuz, sağa-sola kaydırarak da zamanlar arasında geçiyorsunuz. Kullanımı çok keyifli ve imgesel olarak akılda tutmayı gerçekten kolaylaştıran bir uygulama oldu.
Şu anda 500’e yakın fiil ve 19 tense var.
İtalyanca merakı olanlar bir baksın derim 🇮🇹
Geliştirirken hem dil öğrendik hem de mobil app dünyasında bayağı şey keşfettik.
Google Play
https://t.co/7yeussLz80
App Store
https://t.co/yqv49rm2gP
#İtalyanca #ItalianVerbs #DilÖğren #App
In Japanese, "tsundoku" means collecting books and letting them pile up, not for neglect, but for the joy of knowing they're there, full of untold stories.
Europe has zero companies left in the global top 25. None. Fifteen years ago, eight European titans held spots on that list.
What happened? And what does it actually mean for Europe’s future? Let’s break down one of the most dramatic shifts in global economic power:
Ne anlatıyorsun dede?
Bu ucuz numaraları yemez bu millet!
Madde 3 – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Vergilemede kazdan tüy yolma aşamasından sinekten yağ çıkarma aşamasına geçeceğimizi söylemiştik. O aşamadayız. Vergi öderken vergi mi ödenir deyip kaldırımasını istediğimiz beyannamedeki damga vergisi kadar ilave tutar alınması hedefleniyor. Hem işlemler kredi kartıyla yapılacak deniyor hem de kredi kartı limiti üzerinden vergi getiriliyor. 2 milyonluk ev de alsanız 100 milyonluk yalı da aynı tutarda tapuda ilave harç getiriliyor. Ve vergi sistemini boğacak, vatandaşı canından bezdirecek bu yeni vergilerle hedef 2024 yılı vergi hedefinin %1'i bile değil. Amaç savunma sanayini desteklemekse gelecek vergiyi beklemeyin bütçeden hemen aktarın. Ama ne olur savunma sanayini, güvenliği bahane edip vatandaşı yoracak, vergi adaletsizliğini daha derinleştirecek vergileri getirmeyin önümüze.
2018’de kadına şiddete karşı yazdığım sahneyi alıntılayıp, İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasından sonra işlerin daha kötüye gittiğinden de bahsederek 2021’de attığım tweet. Bir 3 yıl daha geçmiş, kadına şiddet iyice artmış. Daha ne dememiz, ne yazmamız, ne yaşamamız gerekir?
Yurt dışına çıkış harcına ciddi zam geleceği için, bu harcın hukukiliğine dair çok sayıda soru alıyorum. Bu konudaki hukuki mütalaamı memnuniyetle aşağıda takdim ediyorum:
Bunun bir harç olmadığı, bir vergi olduğu ve o verginin de Anayasa'nın 23. maddesine doğrudan aykırı olduğu kanaatindeyim.
Devletin bunun adını harç koymuş olması, o kamusal talebin hukuki niteliğini değiştirmez. Yurt dışına çıkmak isteyen bir Türk vatandaşının bu tutarı ödeyerek doğrudan yurt dışına çıkışı ile ilgili olarak elde ettiği belirli bir kamu hizmeti yoktur. Devlet eliyle herhangi bir yurt dışına çıkma hizmeti sağlanmakta değildir. Pasaport kontrolü, kolluk hizmeti kapsamındadır. Kamu hizmetlerinin neler olduğu bellidir ve bu tutara doğrudan bağlı ayrı bir kamu hizmet tarifi yoktur. Dolayısıyla bu bir harç değildir.
Anayasa’nın 23. maddesi uyarınca vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğü yalnızca suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir. Tüm vatandaşlara vergi salıp bu verginin anında ödenmemesi halinde yurt dışına çıkış yasağı getirilmesi, Anayasa'nın 23. maddesinde ifadesini bulan seyahat özgürlüğünü, gerekçesiz, orantısız ve hakkın özünü ortadan kaldıracak şekilde kısıtlar.
Ayrıca bir tek bu vergi yönünden mali yükümlülüğün yerine getirilmemesinin anında yurt dışına çıkış yasağı sonucu vermesi, tüm vergiler ile bu vergi arasında vergi sisteminin işleyişine uygun olmayan bir hiyerarşi de yaratmaktadır. 100 milyonlarca TL gelir vergisi borcu olan yahut hakkında kamu zararına yol açmaktan 100 milyonlarca TL'lik dava yürüyen kişiler mahkeme hükmü kurulmaksızın ellerini kollarını sallayarak yurt dışına çıkabilirlerken, aynı anayasal seyahat özgürlüğünden yurt dışına çıkış vergisini o anda ödememiş bulunan kişiler istifade edememektedir.
Şöyle bir yaygın inanç var: Eğer öğrenciler matematiğin hayatta ne işe yaradığını anlarlarsa, matematiği daha çok severler, matematikle daha fazla ilgilenirler, daha çok çalışıp daha başarılı olurlar…
Hiç doğru değildir, şuncacık bile doğru değildir. Bu görüşün doğru olmadığına dair elimizde çok veri var oysa. Mesela müzik seven bir genç, müzik hayatta çok işine yarayacak diye mi sever? Mesela her genç sporun faydalarını bilir; ama hepsi mi spora düşkün? Ya da futbol oynayan bir genç, spor yararlı diye mi spor yapar, yoksa eğlendiği, keyif aldığı, hoşuna gittiği, kendinden geçtiği için mi?
Biz herhangi bir şeyi işe yarar diye sevmeyiz. Öncelikle güzelliği için severiz, bizi mutlu ettiği, bize iyi geldiği, bizi kendimizden geçirdiği için severiz.
Matematiği sevmenize neden olmayacak ama yine de matematiğin ne işe yaradığını anlatayım dilim döndükçe.
Matematik bir işe yaramaz, matematik çok işe yarar, hatta her şeye yarar... O kadar çok şeye yarar ki neye yaradığını söylemek imkânsızdır. Marangozluk sınırlı sayıda işe yarar, masa, iskemle, dolap yapmaya yarar, ama matematik öyle değildir.
İnsanoğlu, bu dünyayı, bu doğayı, bu evreni anlamanın ve başkalarını ikna etmenin mantık ve matematikten başka bir yolunu bulamadı bugüne kadar. Doğarken kendimizi içinde bulduğumuz dünya da, daha sonra kendi yarattığımız dünya da matematikle anlaşılır. İçinde belli bir düzen olan, belli bir denge olan her yapı matematikle anlaşılır. Bunun başka bir yolu yok... Matematiğin yetmediği yerde felsefeye, inanca, ilkelere başvurulur. Ama matematiğin yettiği yerde başka bir şeye başvurana yobaz denir.
Matematik ikna olmaya yarar, ama daha da fazlasıdır: Matematik, aklı başında herkesi ikna edebileceğimize ikna eder: “Ben bunun doğruluğunu anladım, ikna oldum”un ötesine geçip, insana “ben bunu aklı başında herkese anlatabilirim, onlar da benim gibi ikna olurlar” dedirtir. Bir başka deyişle matematik ortak akıldır.
Matematik, içinde yaşadığımız evrenin zihinsel bir modeli olma iddiasındadır. Örneğin bir binanın Richter ölçeğinde kaç derece depreme dayanıklı olacağını binayı sallayarak değil, bir iki alan çalışması yaptıktan sonra, masa başında, kalem kâğıtla, hesap kitapla, yani matematikle anlarız. Teknolojiyi, sanayiyi geçtim, ticarette, siyasette, insan ilişkilerinde, sporda ve hatta sanatta, kısaca muhakemenin ve dengenin olabileceği her yerde mantık ve matematikle karar veririz.
Sanat ve felsefe de, aynen matematik gibi, tek bir şeye değil, her şeye yarar. O kadar her şeye yararlar ki, yararları o kadar geniş bir alana yayılır ki, “hah işte şu işe yarıyor” diyemezsiniz. Mesela sanattan anlamak, Picasso’yu, Klee’yi bilmek, Dostoyevski’yi okumuş olmak, Brahms’ı dinlemek bugüne kadar ne işinize yaradı? Hiçbir işinize yaramadı tabii, ama her şeye yaradı, bu sayede bambaşka bir insan oldunuz.
Türkiye gibi gerikalmış ülkelerde, eğer bir uğraş dalının doğrudan ve anında bir yararı yoksa, o uğraş dalı hor görülür, küçümsenir, aşağılanır. Bu yüzden hiçbir şeye yaramadığına inanılan ama her şeye yarayan sanatın, felsefenin ve matematiğin köylerini kurduk.
İçine saplandığımız orta gelir tuzağının yegâne çıkış yolu, daha fazla matematikle, daha fazla bilimle mümkündür.
Matematikte tek bir doğru vardır. Matematik kendi doğrusunu kendi tanımlamıştır. “İki hamlede mat” satranç problemleri gibi… Bu sayede matematikte kavga döğüş olmaz, tartışma olur, fikir teatisi olur, ikna çabası olur. Siz hiç karşısındakinin bacağını ısıran, rakibine uçan tekme atan matematikçi gördünüz mü? Ben de görmedim. Peki ya siyasetçi gördünüz mü? Evet bu oldu, Meclis’te fikir ayrılığı yaşayan iki milletvekili birbirine girdi, biri diğerinin bacağını ısırdı, bir başkası bir diğerine uçan tekme attı… Emin olun ki o siyasetçiler matematik bilmiyordu... Matematik hiçbir işe yaramasa doğruyu aramanın ne demek olduğunu öğretir, doğruya nasıl ulaşılacağını gösterir, doğruya ulaşmanın zorluğunu fark ettirir.
Zihinsel olan matematiği gerçek hayatla karşılaştırınca, hayatta doğrunun ne kadar muğlak olduğunu, hayatta doğruya ulaşmanın ne kadar zor olduğunu, hatta bazen mutlak doğrunun olmadığını anlarız. Böylece karşı düşüncelere daha açık oluruz, ikna etmenin ve diğerini dinlemenin önemini anlarız.
Matematik sadece hesap kitap değildir, doğru öğretildiğinde bir demokrasi dersidir de.
Ya bu oy pusulasındaki sıralama YSK'da kurayla mı çekiliyormuş. Kurayla çekiliyor ve tam 5 seçimdir AKP birinci sırada çıkıyor öyle mi. Komple bir ülke nasıl yıllardır geri zekalı ve aptal yerine koyulur ve hiç kimsenin sesi çıkmaz. Gerçekten inanılmaz
Güzel bir sanat haberini sizlere duyurmaktan gurur duyuyoruz!
Venedik'in tarihi simgelerinden ve Rönesans yapılarından Palazzo Gradenigo’yu aldığımızı duyurmaktan mutluyuz.
Bu altı yüz yıllık yapı artık "Güneştekin Art Refinery" oluyor.
Palazzo Gradenigo , Venedik aristokrasisinin en ünlü üyelerinden Gradenigo ailesi için inşa edilmiştir. Bu aile Venedik Cumhuriyeti’nin 24 kurucu ailesi arasındadır.
Palazzo Gradenigo, büyük romanların da mekanı oldu: Henry James’in “Aspern’in Mektupları” ile Gabriele D’Annunzio’nun James Joyce’tan övgü alan “Alev“ adlı eseri.
Palazzo; yüksek camlı, aristokrat tarzda inşa edilmiş bir yapıdır. Şehrin en büyük ve en kalabalık bölgesi olan Castello’da yer alıyor.
Venedik tersanesi, Santi Giovanni e Paolo Kilisesi, St. Zacaria Kilisesi, Castello Bahçeleri ve Venedik Bienali mekanları gibi mimari, sanatsal ve turistik alanlarla aynı bölgede.
Müstakil bir Venedik yapısı olan Palazzo, altı katlı ve her kattaki büyük salonlarda 18. yüzyıl ressamlarına ait değerli fresk süslemeleriyle Venedik mimarisinin tipik özelliklerini taşıyor.
Palazzo Gradenigo, Venedik Bienali’nin gerçekleştiği başlıca sergi alanlarından da biri.
Asırlar boyu zamana tanıklık eden bu önemli tarihi ve zarif mekanın artık "Güneştekin Art Refinery” olarak sanata değer katacağını düşünüyorum.
Türkiye adına dünyaya sesimizi sanatla duyurmak için Güneştekin Vakfı'nın desteklediği genç sanatçılarımıza sergi ve tanıtım imkanı da sağlanacak Palazzo'da.
Sanat dünyasına ufuk açması dileğiyle bu heyecanı sizlerle paylaşmaktan mutluyuz.
@GunestekinVakfi