Yeni araştırmalar, havai fişeklerden kalan atıkların su kimyasını değiştirebildiğini, hava kirliliğini artırdığını ve atmosferde sis oluşumuna katkıda bulunan kimyasallar yaydığını gösteriyor. https://t.co/L0Hsw67V3V
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
soL Haber, ne zaman Sevim Tanürek’in öldürülmesiyle ilgili haber yapsa, arkasından hemen erişim engeli kararı gelir. Bu sefer hedef 924 bin takipçili X hesabı. 2018’den bu yana Diken, Cumhuriyet ve Bianet gibi haber sitelerinin de içinde Sevim Tanürek’in ismi geçen haberleri ve @engelliweb duyurularımız hep sansürlendi. @solhaberportalX
Koskoca yargının uğraştığı şeye bak; komedyen şakası. Aynı yargı daha geçen gün 6 yaşındaki kızını evlendiren tarikatçıyı serbest bıraktı, kahraman gibi karşılandı herif. Milleti dinden soğutan kim acaba? Yine aynı yargı bir gecede 50 bin mahkumu şak diye dışarı saldı. Aynı yargı Kemalistler P..tir diyen ucubeye dokunmadı bile.
Şakadan alınan incinen varsa eleştirirsin kınarsın, gitmezsin, bilet almazsın, gülmezsin. Çocuk zaten her gösteriden sonra geri bildirim kutusu açıyor sosyal medyasında, neyi sevmediniz diyor. Eleştirin beni diyor. Şak diye tatilden dönüp geliyor ifade vermeye. Hemen kodese tıkmak neyin kafası yahu ne yaşıyorsunuz siz? Bu günler için mi saldınız onbinlerce mahkumu bir gecede? Komedyene, gazeteciye, seçilmişlere, muhaliflere yer açmak için mi?
Yarının BirGün’ü:
Biliyorsunuz…
BU REJİMİN ÖZEL
BİR DURUMU VAR!
Deniz Göktaş havalimanında gözaltına alındı. Kendi ayağıyla ülkeye dönmesine rağmen “yakalandı” dendi. Emniyete de ters kelepçeyle getirildi. Yarın 10.30’da Çağlayan’a sevk edilmesi bekleniyor
Mizahtan, neşeden, eleştiriden korkan iktidar, yargı eliyle tüm ülkeyi susturmaya çalışıyor. Yükselen her cesur ses sadece bir itiraz değil aynı zamanda özgür bir geleceğin teminatı
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
82 yaşındaki Bekir Amca'nın evinin yanına maden pisliği dökmek istiyorlar. Bu insanlar nereye gidecek? Dağda binlerce ağacı aşılamış, pınar yapmış ama hepsi yok edilmiş. Alan ayrıca arkeolojik sit. İçinizde bir tane vicdanlı insan varsa bu yağma projesini durdurur. @csbgovtr
Tutuklu İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten’e, saldırı davasında yedinci duruşma görüldü. Duruşmaya SEGBİS’le katılan Gülten, “O gün beni linç etmeye kalkıp ‘PKK’nın itleri’ diyen kişiler şu an serbest ve kamu arazisinde ticaret yapmaya devam ediyorlar, ben tutukluyum” dedi.
Barış Terkoğlu:
-Size “kurultaya neden gitmiyorsunuz” dicem,siz de bana “tedbir kararı var” diceksiniz. Bu nasıl bir tedbir kararı ki;size disipline sevk hakkı veriyor,size ihraç hakkı veriyor,il başkanlarını görevden alma hakkı veriyor,size atama hakkı veriyor,bir tek kurultay yapamıyorsunuz bu nasıl tedbir?
Kılıçdaroğlu:
-O’nu bilemiyorum,hukukçular otursun tartışsın.
açıkçası bu durum oldukça şaşırtıcı ve açıklama gerektirir.
sözcü tv’deki programda kılıçdaroğlu, merdan yanardağ’a isnat edilen suçlamanın neye dayandığını ve akabinde tutuklandığını bilmediğini söyledi.
üstelik buna inanmamızı bekliyor, anlaşılan o ki!
oysa dosyamızda yer alan unsurlar ve özellikle tele1’deki kılıçdaroğlu’nun konuk olduğu o programın iddianameye nasıl dahil edildiği kamuya açık biçimde ortadayken, bunu yok sayarak farklı bir anlatım kurması ciddi bir çarpıtma izlenimi doğurmaktadır.
aylardır konuşulan ve ilk celsesi mayıs ayında yapılmış olan dosyamızda; kılıçdaroğlu’nun tele1’de konuk olduğu o programının “casusluk” iddiasına yegane dayanak yapılması ve bunun iddianamede ayrıntılı şekilde yer bulması, basit bir yorum farkıyla açıklanabilecek bir durum değildir.
bu noktada mesele şüphesiz bilgi eksikliği değil, bilinen olguların görmezden gelinerek kamuoyuna farklı bir çerçeve sunulmasıdır.
bunun da siyasi bir tercih olarak okunmaması mümkün değildir.
insan merak ediyor, tele1’e neden çöküldüğünü biliyor mu acaba kılıçdaroğlu?
ve 7 ay 24 gündür tutuklu olan #merdanyanardagaozgurluk
Vakıf ve derneklere yarım milyar TL: İsim gizli transfer aleni
Ocak-Mayıs döneminde, “Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar” adı altında dernek, birlik, kurum ve kuruluşlara bütçeden rekor transfer yapıldı. İsimleri açıklanmayan vakıf ve derneklerin beş ayda bütçeden aldığı toplam pay, 497,6 milyon TL
https://t.co/OGdGKq6G10
6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.
“20 yıldır şehir plancısı ve 17 yıldır ise kamu emekçisiyim. Mesleki bilgi ve birikimimi, beni yetiştiren Cumhuriyet’e ve halkıma faydalı olabilmek için kullandım” diyen Ramazan Gülten, şunları söyledi:
“20 yıllık meslek hayatımın sonunda, krediyle edindiğim İstanbul Maltepe’de bir evim ve bir aracım bulunmaktadır. Eşimle birlikte, maaşlarımızla güçlükle ödediğimiz borç ve kredileri, tutuklandıktan sonra maaşımın düşmesi nedeniyle ödeyebilmek için evimi satışa çıkarmak zorunda kaldım. Ancak hakkımda çıkan haberler ve karalamalar nedeniyle, İBB dosyasından tutuklu olduğumu öğrenen alıcılar vazgeçti. Evi satamayınca aracımı sattım. Tüm mal varlığım bundan ibarettir. Evimizde yapılan aramada ise yalnızca 1 çeyrek altın ve 100 dolar bulunmuş, ancak aramayı gerçekleştiren polisler bunları tutanağa dahi geçirmemiştir.
1982 yılında Karaman’da, üç çocuklu bir işçi ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldim. Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nü kazandım. Üniversite hayatım boyunca çeşitli işlerde çalıştım; yaz aylarında memleketimde gündelik işlerde çalışarak, anne ve babamın fedakarlıklarıyla eğitimimi tamamladım.
Meslek hayatıma, dönemin Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından açılan çevre düzeni planı ihaleleri kapsamında, Doğu ve Orta Karadeniz’de 11 ili kapsayan bölge planı çalışmalarını yürüten bir planlama firmasında başladım. Ardından Üsküdar Belediyesi’nde 1,5 yıl şehir plancısı olarak görev yaptım. 2009 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan sözleşmeli personel alım sınavı ve mülakatını kazanarak göreve başladım.
8 yıl şehir plancısı olarak görev yaptığım Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile alt ölçekli bölge planlarının hazırlanması ve onay süreçlerinde görev aldım. Ayrıca ilçe belediyelerinin imar planı değişikliklerinin incelenerek imar komisyonuna sunulması ve meclis onayı sonrasında ilgili iş ve işlemlerin yürütülmesi sorumluluklarını üstlendim.
2012 yılından itibaren TMMOB Şehir Plancıları Odası’nda çeşitli görevlerde bulundum; kent suçlarına karşı mücadeleyi mesleki bir sorumluluk olarak gördüm.
2017 yılında Çanakkale Kepez Belediyesi’ne naklen geçiş yaparak İmar ve Şehircilik Müdürü olarak göreve başladım. Bu görevim kapsamında 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının revizyon süreçlerini yürüttüm. Kaçak yapılaşmanın, projeye aykırı imalatların ve güvenlik eksikliklerinin daha inşaat aşamasında önüne geçebilmek amacıyla; çatı kontrolü, sıva öncesi tesisat kontrolü ile tente ve sundurma yapım esasları gibi uygulamaları hayata geçirdim. Bu sayede keyfi ve güvenli olmayan yapılaşmanın önlenmesine katkı sağladım.
2019 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne naklen atandım, İmar Müdürü olarak görevlendirildim. 5 yıllık imar müdürlüğü sürem, kurum tarihindeki en uzun görev sürelerinden biridir. Bu süre zarfında; 470 yapı ruhsatı, 79 yapı kullanma izin belgesi, 327 Mimari Estetik Komisyon kararı, 87 silüet onayı ve 23 yıkım ruhsatında imzam bulunmaktadır. Düzenlenen 470 yapı ruhsatının 317’si İstanbul Büyükşehir Belediyesi hizmet yapılarıdır. Ayrıca 293 proje onaylanmış; Bakırköy, Kağıthane, Şirinevler, Esenler, Kadıköy ve Üsküdar başta olmak üzere toplam 19 meydan projesi tamamlanmıştır.”
ÖZEL HABER
Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı e-vize şirketi kurdu: Yönetim Kurulu'nda tanıdık bir isim
Dışişleri Bakanı’nın doğal başkan olduğu Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı’nın yurt dışından Türkiye’ye ziyaretler için elektronik vize hizmeti veren bir danışmanlık şirketi kurduğu ortaya çıktı.
Şirketin yönetim kurulunda geçtiğimiz Kasım ayında yaşamını yitiren eski AKP milletvekili Cemal Öztürk’ün oğlu Kemal Haydar Öztürk bulunuyor.
Öztürk'ün adı daha önce eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun bir söyleşisinde geçmişti. Çavuşoğlu, Eylül 2018’de “Herhalde bugün siyasetçi olmasam, belki çiftçi olurdum. Herhalde bir de Türk Hava Yolları’nda çalışmak isterdim. Yönetim Kurulu Başkanı’nın asistanı olmak isterdim. Herhalde güçlü bir insan, bizim ne problem olsa arkadaşlar ‘Yönetim Kurulu Başkanı’nın asistanı Kemal’i arayalım diyor. Herhalde onun pozisyonu önemli bir pozisyon. Orada çalışmak isterdim” demişti.
O dönem Çavuşoğlu’nun yanıtında “Kemal” olarak geçen kişinin Kemal Haydar Öztürk olduğu belirtilmişti.
@canancoskun un haberi
https://t.co/bAuWvY5AvB
🎙️ PODCAST - Vize İmparatorluğu: Randevu krizinin arkasındaki büyük rant ve sansür kıskacı
Kısa Dalga ve küresel gazetecilik ağı Lighthouse Reports iş birliğiyle hazırlanan "Vize İmparatorluğu" yazı dizisi Türkiye’de ve dünyada büyük ses getirdi. Kısa Dalga Genel Yayın Yönetmeni Kemal Göktaş (@kemalgoktas) ve gazeteci Canan Coşkun (@canancoskun) vize krizinin ardındaki rant ilişkilerini ve yazı dizisine yönelik sansürü konuştu.
https://t.co/nYvvlQWvrn
İktidar medyasının 'İBB itirafçısı' dediği isim tahliye edildi. İddianamede ne 'itirafçı' ne de şüpheli olarak yer aldı. Tahliye edildikten sonra Beykoz'da ortak olduğu 1 milyon metrekarelik ormanlık arazi imara açıldı. Şimdi de 212 adet villa için ağaç kesimine başlandı.