Aksaray’ın Eskil ilçesinde İlçe Milli Eğitim Müdürü İbrahim Kılıçer’in çocukların uzay ve bilim merakını geliştirmek amacıyla iki katlı kütüphane yaptırdı ve kütüphaneyi teleskop gibi birçok araştırma materyalleriyle donattı.
İlçenin AKP’li Belediye Başkanı Cüneyit Orhan Toprak ise, çocukların uzay, kitap, bilim gibi "gavur icadı" işlerle uğraşmasına karşı çıkarak kütüphanenin kapatılıp lokantaya çevrilmesi talimatını verdi.
İlçe Belediye Başkanı Cüneyit Orhan Toprak ve Kaymakam Taha Soydaş ile yaşadığı tartışmaların ardından görevden alınarak başka bir ilçeye öğretmen olarak atanan Kılıçer, bu sürecin ardından bir hafta sonra yaşamına son verdi.
Ekonomist Bartu Soral, olayı sosyal medya hesabından paylaşarak “Bilim düşmanlığı işte böyle bir şeydir” ifadeleriyle tepki gösterdi.
İstanbul’da 16 yaşındaki kız çocuğu, dört erkek tarafından cinsel istismara maruz bırakıldı.
İkisi evli ve çocuklu olan sanıkların TUTUKSUZ yargılandığı davada mahkeme, “Çocuk yaşından büyük görünüyor, sanıklar yaşını bilmiyordu” diyerek BERAAT KARARI VERDİ.
(İsmail Arı)
@nverMeri17@Yilmaz_Ozdill Milletvekilliği diye bir meslek olmamasına rağmen 1 dönem vekillik yapıp ömür boyu yüklü emekli maaşı alanlara her şey mübah.
@ankara_kusu Keşke iade dönen ürüne denk gelsek , onlarda hiç olmazsa ihraç edilen Avrupa ülkesi kontrol edecek diye az düzeyde kansorejen madde içereni gönderiyorlar. Bizim pazardan , marketten aldığımız ürünler pestisit bakımından çok daha vahim düzeylerde.
Bugün Türk kamuoyu ile ülkemize yönelik kavimler göçü ile ilgili bir konuşmayı paylaşacağım. Bu konuşmayı yaşayan ve bana aktaran kişi Türk vatandaşı olmayan bir Türk. Şimdi sözü ona bırakıyorum:
“Akyurt kampta bir Afgan gördüm adeta sevinçten oyunuyordu çok mutluydu. Ne oldu dedim? Deport oluyorum dedi. Oooo, çok şükür vatanına kavuşuyorsun dedim. Ne vatanı dedi özgür kalıyorum haftaya burdayım dedi. Her şeyi ayarladım diye devam etti.
Baktım daha fazlasını anlatmak istemiyor, “Gel sana bir çay ısmarlayayım” dedim ve kantinden sigara ve kahve ısmarladım. Sonra o bana sordu. Bende güvenini kazanmak için “Cezaevinden çıktım” dedim. “Suçun neydi?” diye sordu. “Uyuşturucu” dedim. “Yarım kilo Midemde getirmiştim” diye devam ettim. Cezaevinde kriminallardan öğrendiğim püf noktaları anlatım, inandı bana. Sonra açıldı bana planı anlattı:
Türkiye’den4. keredir yakalanıp deport oluyorum. Şimdi Türkiye uçak biletimi alacak, cebime para koyacak vardığımda Taliban da 300 dolar (BM Taliban’a ödüyor) verecek. Sonra kaçakçı arkadaşlarla görüşecem, bana uyuşturucu verecekler. Ben bu uyuşturucuyu Türkiye’ye getirecem ve burda verip paramı alacağım. Transfer parası ondan düşüyor yine para kalıyor bana. Sonra çalışmaya başlıyacam yakalanınca yine aynısı olacak.” Ben de sordum
“Peki Polis uyuşturucu yakalamıyor mu?” Cevabı şöyle oldu:
“Bir kere İran’da yakalandım. Polis nereye götürüyorsun? diye sordu. Türkiye’ye dedim. 500 dolar verdim bıraktı. Türkiye’de de yakalanan Arkadaşlarım oldu. Bizim kaçakçılar çok zengin. Güçlü avukatları var 1 yıl yattı çıktı.”
Türkiye’nin AKP-CHP zihniyeti ile Türkiye’nin sınırlarını, şehirlerini, sokaklarını ve insanlarımızı bu göçe karşı koruma imkanı var diyorsanız rahat uyuyabilirsiniz. Yok diyorsanız, Zafer Partisi’nin Anadolu Kalesi projesi ülkemizin güvenliği için tek yol. ( Aktaracağım başka konuşma ve gözlemlerde olacak) @zaferpartisi
@Ethem88730539@Kriptomaniaca @Allbaym Bir de ülkede en yüksek bütçe Diyanetin. Camiler bağışla tamir edilip , hayırseverler ve bağışla inşaa ediliyor. İmam elektrik parası için bile cami cemaatinden yardım talep ediyor.Diyanet bu ülkenin en yüksek bütçesi ile ne yapıyor
UMARIM OKURSUNUZ
Okuduktan sonrada paylaşacağınıza inanıyorum.
Merak etmeyiniz yazı sizi yemeyecek
Siz okuyunca kendi kendinizi yiyeceksiniz
Ülkemiz Ortadoğulu bir zihniyet tarafından, Ortadoğulu bir üslupla yönetiliyor ve görünen o ki yakında tamamen Ortadoğu’ya dönüşeceğiz.
Ortadoğululuk nedir bilir misiniz...?!
-Ölümü yüceltip güzel yaşamayı aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Dini yüceltip bilime kayıtsız kalmak Ortadoğululuktur.
-Lideri yüceltip, iyi sistem kurmayı aşağılamak Ortadoğululuktur.
-İmanı yüceltip aklı aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Duyguları yüceltip mantığı küçümsemek Ortadoğululuktur.
-Müteahhitti yüceltip, mühendisi aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Üniversiteleriyle değil, camileriyle gurur duymak Ortadoğululuktur.
-“Alnı secde görüyor” diye, zorba ve hırsız politikacılara oy vermek Ortadoğululuktur.
-İmamları yüceltip, filozofları aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Ev kadınlığını yüceltip, kariyer yapan kadını aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Kendi çocuklarını Amerika’da okutup, halk çocuklarını imam hatiplere zorlamak Ortadoğululuktur.
-Sözü yüksek olanı değil, sesi yüksek olanı iyi lider sanmak Ortadoğululuktur.
-Kurumsal çözümler üretmek yerine, karizmatik lidere tapmak Ortadoğululuktur.
-Hatasından öğrenmek yerine, onunla duygusal bağ kurup hayatını bataklığa çevirmek Ortadoğululuktur.
-Standart sahibi olmak yerine, düştükçe “beterin beteri var” diye kendini avutmak Ortadoğululuktur.
-Başına gelene katkısını görmek yerine, hep dış güçleri suçlamak Ortadoğululuk.
-Şeytan taşlamaktan ibadet etmeye zaman bulamamak Ortadoğululuktur. -Kendi hayatında hiçbir başarısı yokken, sürekli atalarıyla övünmek Ortadoğululuktur.
-Sıkılmış bir yumruğun, açık bir elden daha güçlü olduğuna inanmak Ortadoğululuktur.
Yukarıdaki maddelerin birçoğunun dinle ilgili olduğunu görüyorsunuz, neden...?!
Çünkü ortalama bir Ortadoğulunun beyninin yüzde 75'i dinle kaplıdır. Bu yüzden diğer şeylere çok az yer kalır.
Onun zihniyetiyle ilgili söylediğiniz her şeyi, dinine saldırı sayar.
Dinle ilgili olmayan pek fikri olmadığı için, dinini ilgilendirmeyen hiçbir eleştiri yapma şansınız da yoktur!
Üstünüzü ıslatmadan, elinizle balık yakalamanın imkansızlığı gibi bir şey.
İronik bir şekilde, Ortadoğulular ülkelerinin sıkıcılığından kaçıp, nefes almak için turist olarak Türkiyeye geliyor. Türkiyenin yöneticileri ise gittikçe ülkemizi Ortadoğululaştırıyor.
Birkaç yıldır, yılın yarısını yurt dışında geçiriyorum.
Yurt dışında, gittiğim en iyi restoranların en iyi yerlerinde hep Arap şeyhlerinin çocukları, yanlarında Rus sevgilileriyle oturduğunu görüyorum.
Kendi ülkelerini modernleştirmek yerine, modern ülkelerde hayatlarını yaşıyor, kendi halklarına da din pazarlıyorlar.
Gidip, bu adamların ülkesinde, “bu adamlar size din merkezli yaşamayı övüyor ama kendileri son derece dünyevi yaşıyor” desem, beni o diktatörlerin polislerinden önce, o yoksul insanlar linç eder.
Celladına aşık zihniyetteki insanlar için ne yapılabilir ki...?!
Bu açıklamayı kimseyi ikna etmek için yazmadım.
Mantığa inanmayan insanların mantıklı argümanlarla değiştirilemeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim.
Bu hayatta, bazıları akılla öğreniyor, bazıları acıyla.
Maalesef bu coğrafya, acıyla öğrenenlerin coğrafyası.
Benimki, sadece geleceğe dönük bir “ben dememiş miydim” notu.
Bu topraklarda, her şeyin bir gün anlaşıldığını ama hep geç anlaşıldığını biliyorum.
Hepsi bir gün neyin ne olduğunu anlarlar, ama hep geç anlarlar!
Azgelişmişlerin kaderi iki kelimede saklıdır:
İdrak gecikmesi!
Matbaanın 300 yıl geç geldiği bir topluma, mantık da olması gerekenden 30 yıl sonra geliyor.
Neyin en mantıklı çözüm olduğuna karar vermeden önce 30 yıl kavga ediliyor!
"Coğrafya kaderdir" der, Ibni Haldun, bizim kaderimiz de idrak gecikmesi!
Mümin Sekman Sosyolog (Alıntıdır)
Benim oğlum Ankara da bir Üniversitede okuyor KYK yurdunda kalıyor.
Ankara Üniversite şehri hemde ülkenin en kaliteli okulları burada. Haliyle en zeki evlatlarımız bu okullarda okuyorlar.
Oğlum aradı baba Ramazanda verdiğin yardım paralarını bu yıl nereye vereceksin?
En yakın çevremize, şehit ve gazilerle ilgili vakfa veririm her halde dedim.
Baba burada çok zor durumda olan arkadaşlar var.
İnan ülkede ilk beş bine girmiş pek çok arkadaş mevcut.
Tıp okuyorlar, mühendislik okuyorlar çok başarılılar..
.Devletten aldııkları bursla, kredi ya da hayır sever iş adamlarının verdiği burslar ile ayakta durmaya çalışıyorlar.
Eğer yurtta yemeği kaçırırlarsa o gün aç yatıyorlar.
Onlar aç yatarken sen ne yapıyorsun oğlum dedim.
Görürsem bilirsem tabi ki onlara ikramda bulunuyorum. Aç yatırır mıyım dedi.
Bu arkadaşların dersleri de çok ağır. Normal bir zekadan fazlasına sahip zeki çocuklar tabi çok iyi de beslenmeleri lazım.
Tamam oğlum anladım.
Karşı ranzada arkadaşın aç yatıyorsa sen onu biliyor sen tok karnına yatıyorsan hakkımı helal etmem sana.
Ramazan başlıyor. Oruç tutmak İslam dininin şartlarından biri. Diğer bir şartı da zekat vermek.
Bizim memleketimizde zor şartlar altında yüksek puan alarak iyi okullarda okuyan bu vatanın zeki çocukları var.
Yok şu kardeşiyiz yok bu kardeşiyiz diyerek hiç alakası olmayan milyonları Milyarlarca $ harcayarak bakıyoruz.
Paramızı Afrika da kuyu açıyoruz diyen tarikatlara, Cibuti de aç doyuruyoruz diyen Cemeatlere, Monto Karloda yurt yapıyoruz diyen Vakıflara kaptırmayın.
Mersinde Elektrik ustası olarak Çalışan Hasan ustanın Boğaziçi Genetik mühendisliği okuyan oğlu Kürşat'a,
Çanakkale de Mandırada çalışan, Aybüke Hatunun Hacettepe Tıp okuyan kızı Ayyüce'ye,
Aydında mevsimlik işçi olarak çalışan Kubilayın ODTÜ Makine mühendisliği okuyan oğlu Çakabeye,
Trabzonda fındık işcisi Fadime'nin İTÜ inşaat okuyan kızı Asena'ya verin.
Mutlaka herkesin üniversite de okuyan bir yakını ve komşusu vardır. Böyle gerçekten yardıma ihtiyacı olan öğrencilerimizi tespit edip yardım edebiliriz.,
Kim olurlarsa olsunlar gün gelir bu öğrenciler zor şartlar altında hiç tanımadığımız kişiler bizi okuttu.
Bu memleket bizim, biz hiç bir yere gitmiyoruz borcumuz var ödemeden bir yere gitmeyiz derler.
Bu sene bir değişiklik yapın bir öğrenciye yardım edin.
Belki sizin bir fitre verdiğiniz çocuk ileride sizi muayene eden doktor olacak.
Zekatınızı verdiğiniz bir mühendis evladınız sizin hayatınızı kolaylaştıracak bir iş yapacak.
Sizin için çok önemli olmayan bir para o öğrenci için belki de tok karına yatma anlamına gelir.,
İsmail Biçer.
Bu habere erişim engeli gelecek. Engellenmeden okuyun❗️
Cübbeli Ahmet'in yakınları, Tuzla Halk Plajı'nın yanındaki devlet arazisine lüks konut projesi yapıyor ve plaja çökmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Cübbeli ve akrabaları isimlerinin geçtiği her haberi de engelletiyor
Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'ni hiçbir zaman Milletler Cemiyeti'nin kapısında bekletmedi. Üyelik başvurusunda bulunmadı. Milletler Cemiyeti'nin oy birliğiyle (29 ülke) yaptığı davet üzerine Türkiye, 18 Temmuz 1932'de Milletler Cemiyeti'ne üye oldu.
https://t.co/4HphK6Nb90