Dr. Dilek Gürsoy, mütevazı bir ailenin kızı olarak Ordu’da dünyaya gelen, zorlukları azimle aşarak Avrupa’nın önde gelen kalp cerrahlarından biri olmuş ilham verici bir isim.
İşçi bir annenin çocuğu olarak büyüdü. Maddi imkânlar oldukça sınırlıydı. O kadar ki, ne lise mezuniyetine, ne tıp fakültesi diplomasına ne de doktora törenine katılabildi. Çünkü “Bu tür organizasyonlar için evde elbisemiz bile yoktu” diyor. Annenin fabrikadaki yoğun mesaisi yetmiyor, o da “Bir an önce okulu bitireyim de işime bakayım” diyerek derslerine odaklanıyordu. Diploma törenleri onun için lüks sayılırdı.
Ama o azimle yoluna devam etti. Tıp eğitimini tamamladıktan sonra Almanya’ya gitti ve kalp cerrahisi alanında kendini kanıtladı. Bugün Avrupa’da yapay kalp ameliyatı gerçekleştiren ilk kadın cerrah unvanına sahip. Özellikle kalp yetmezliği hastalarına uyguladığı ileri düzey cerrahi müdahalelerle uluslararası alanda tanınıyor.
Kısa kıvırcık saçları, sıcak gülümsemesi ve kararlı duruşuyla fotoğraflarda da hemen dikkat çeken Dilek Gürsoy, “Yokluk içinde başarı” hikâyesinin en güzel örneklerinden birisidir..
#doctor #doktor #başarı
Muhtarlık Kaldırılmalı!
🌑Türkiye’de 50.428 muhtar var.
🌑Bir muhtarın sadece aylık maaş maliyeti: 39.470 TL
🌑Yıllık yük: 23,9 milyar TL
Dijital çağda Vatandaş e-Devlet’ten işini hallediyor, vergiler muhtara maaş ve prim olarak ödeniyor!
▶️Kaldırmaz orası ayrı!
“Bir gazete yazarının dönemin Van milletvekili Kinyas KARTAL ile yaptığı bir röportaj:
“— Köy enstitüleri komünist yetiştirdiği için mi kapatıldı?
— Hayır. Beni babam Moskova Üniversitesi’nde okuttu, komünizmin ne olduğunu ben gayet iyi biliyorum. Köy enstitülerinde komünizmi bilen kimse yoktu.
— Peki, karma eğitimden dolayı mı kapatıldı?
— Hayır. Bu da değil; bütün dünyada okullar karma eğitim, kız erkek beraber okuyor.
— Peki ya neden?
— Ben kapattırdım köy enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar. Evlenecek, boşanacak, askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı.
Ama köy enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme köy enstitüsü mezunu geldi ve bu köylerden artık kimse bana gelip danışmamaya başladı.
Ben düşündüm; 200 köyümün hepsine köy enstitüsü mezunu gelirse benim ağalığım ne olur, sıfıra düşer!
Böyleyse benim harekete geçmem gerekir dedim ve doğudaki bütün ağalara telefon ettim, onları topladım.
Bir de batıdan buldum: Eskişehir’den Emin Sazak.
Sonra Menderes’le pazarlığa gittik.
Yıl 1950 seçimlerinin olacağı zaman.
Dedik ki; köy enstitülerini kapatırsan şu gördüğün doğudaki tüm toprak ağaları ve batıdan Emin Sazak’ın oyları sana. Kapatmazsan oy yok.
Menderes de 1950’de iktidara gelir gelmez, köy enstitülerinin temelini sarsmaya başladı.
Demokrat Parti iktidara geldikten sonra, 27 Ocak 1954’te çıkarılan kanunla Köy Enstitüleri’ni ‘Komünist Yuvası’ propagandası ile kapattırdı.”
“Bir gazete yazarının dönemin Van milletvekili Kinyas KARTAL ile yaptığı bir röportaj:
İyi halt ettiniz şimdi terikatler sizi ele geçiriyor ağır ağır.. bakalım hangi ülkeye kaçacaksiniz ....
2018 yılında, #LeylaAydemir’in köyüne taziyeye gitmiştik. O gün çocuğu katledenler ile aynı yerdeyiz, gözlerinin arkası karanlık demiştim…O günden bugüne bu davayı celse celse takip ettik.
Bu süreçte 24 tanık ifadesini değiştirdi. O davada neler yaptıklarını gözlerimizle gördük. Yüzlerce polis güvenlik sağlamak için uğraş vermişti. Leyla’nın annesi ve babası, sanık olan amcalar hakkındaki şikâyetlerini geri çekti.Sanıkların tamamı beraat etti. Kahrolduk, isyan ettik, çoğu zaman yalnız kaldık.
Ama bugün, Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden görülen davada, amca Yusuf Aydemir ❗️Leyla’yı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, hürriyeti tahdit suçundan ise 6 yıl hapis cezasına mahkum edildi.
Evet, adalet hala eksik. İfadelerini değiştirenler, suça yardım edenler ve gerçeğin ortaya çıkmasını engelleyenler hak ettikleri cezaları almadı. Ancak en azından Leyla’nın yaşam hakkını elinden alan kişi cezasız kalmadı.
Çocuklara zarar veren, onların hayatını karartan herkes❗️❗️❗️
kim olursa olsun, hangi sıfatı taşırsa taşısın hukuk önünde hesap vermelidir. Çünkü çocuklar için işlemeyen bir adalet, hiç kimse için gerçek adalet değildir.
MAVİ GÖZLÜ LEYLA ÇOCUĞUN ANISINA SAYGIYLA…
#ÇocuklarVatandır
@ucimorgtr@yucelceylancom
@NazYavuzarslan Yalniz su anda denize dusmus gibi sarildigimiz Eİ ve ÖÖ in de bu kadar guvenilmez ve dönek insani nasil partiye dahil ettigini de ayrica sorgulamak gerekiyor.Simdi biz kendilerine nasil guvenecegiz ?ÖÖ onlarca miting yapti diye mi?KK ogku da adalet yuruyusuyle kalbimizi çalmisti
İstanbul'un merkezi konumlarında pahalı diye oturamıyoruz, daha dış kısımlara doğru ilerliyoruz. Daha sonra belediye ve bakanlık geliyor bu dış kısımlara metro yapıyor. Metro geldiği için bu dış kısımlar da birkaç ay içinde pahalılaşıyor. Sonra biz daha da dışarıya kaçmak durumunda kalıyoruz. Çünkü her bir semtin pahalılaşma hızı, bizim cebimizdeki paranın artış hızını aşıyor. Kısacası bu şehir artık bize göre değil, yerli zenginlere ve parasını Türkiye'ye getiren yabancılara özel bir metropol. Bizim gibi orta sınıfa tırnakları ile tutunmaya çalışan Türkler için buradan gitme zamanı geldi de geçiyor, uzatmaları oynuyoruz.
⭕️Fatih Altaylı:
“Deliler taş atıyor. Yarım akıllılar çıkarmaya çalışıyor. Tam akıllı zaten kalmamış gibi.
⭕️Son bomba, bir bankanın
Halk TV ve Sözcü TV’ye toplam 100 milyon dolar kredi verdiği iddiası.
⭕️Birileri çıkmış ‘Niye verdin, geri çağırsana krediyi’ diyorlar. İsim vermeye paçaları sıkmamış ama bahsettikleri banka çok açık anlaşılıyor, ‘botokslu eski genel müdür’ diye aşağıladıkları ise Hakan Ateş. Onu da herkes anlıyor.
⭕️Banka adı zikretmemelerinin nedeni ise yaptıklarının Bankacılık Kanunu gereği suç olduğunu bilmeleri. Ama yasaya göre suçtan kurtulmaları mümkün değil.
⭕️Üstelik buranın bir özel banka olduğunu, şartları sağlayan herkese kredi vermesinin doğal olduğunu unutmuşlar.
⭕️Kamu bankalarının kaynakları ile medya satın alıp, 30 küsur milyarlık borcu ödemeyenlerin adını ağzına alamayanlar, özel bankaların bizi hiç ilgilendirmeyen kredi ilişkilerini sorguluyorlar.
⭕️Daha sonra Sözcü TV bir açıklama yapıyor ve söz konusu bankadan kredi falan almadıklarını, bunun büyük bir yalan olduğunu açıklıyor. Yani bir yalanı haber yapıyorlar.
⭕️Ama çok açık bir gerçeği yazamıyorlar.
⭕️Demirören Grubu’nun, Doğan Medya’yı satın alırken kullandığı yaklaşık 800 milyon dolarlık krediyi niye sorgulamıyorsunuz. Gizli bir şey değil. Hepimizin gözü önünde oluyor.
⭕️2025 sonunda bu alacak 33 milyar 910 milyon TL idi. Basit mevduat faizi uygulansa bu borcun bugün itibarıyla 40 milyara dayanması lazım.
⭕️Üstelik bu özel banka değil kamu bankası. Yani batağı özel bankada olduğu gibi ortaklar cebinden değil, Hazine karşılıyor, bizim cebimizden.
⭕️Çiftçiyi, tarım sektörünü kredilendirmesi gereken bankanın, bir medya grubundan 40 milyara dayanan alacağı var ve bankanın takipteki alacaklarının yarısından büyük bölümünü bu tek kredi oluşturuyor.
⭕️Bunu sorgulamayıp, bir özel bankanın vermediği krediyi sorgulamak ‘gazetecilik’ oluyor ve Ahmet Hakan başkalarının gazeteciliğini sorguluyor.
⭕️Biz de bu olup biteni izliyoruz. Eskiden utanarak izliyorduk. Artık gülüyoruz.”
Kılıçdaroğlu’nun daha yeni Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasında oynadığı süreçten pişman olmadığını söyleyip; iki gün sonra da ziyarete gidip üzerinden PR yapma çabasını çok hazin ve hicap verici buluyorum.
Acı acı gülüyorum; harta dehşet içinde…
Hem pişman değilim de, hem ziyarete git. Yaklaşık 10 yıldır hapiste birinden bahsediyoruz.
Dokunulmazlığın kaldırılmasında Evet YSK nin Mühürsüz oy kabulüne EVET. İBB DAVASININ Kararı çıkmadan Suçlamaya EVET , Kurultay İle Seçilmişlerin Hakkını Yemeye EVET,Kayyum değil de Butlan ile Atanmış CHP Merkezinde Koltuğa Yapıştırılmasına EVET. CHP bölünüp İKTİDARA gidişine takoz olmaya EVET.Adam MİLLETİN tüm beddualarına ağır söylemlerine karşı Bu yaşta Ya Akıl Sağlığından dolayı Ya da Verilen Emirlere itaat zorunluluğu , kullanılmaya söz verdiğinden dolayı Yanidakiler ile İHANETİN sarmalında Tarihe Millette 13 Seçimde kaybettirdigi hâlde ben kaybetmedim ama yinede kaybettirecegim hedefi ile kin beslemiş Aparat . Haydiiiiiiii bakalım Tarih seninde yazacaktır.Hemde kirli Arınmamış hiç bir temizleycinin çıkarmayacak kadar Pisliği ile.
İnsan hakları derneği başkanının daha önemli işleri yok mu? Mesela köle gibi çalıştırılan insanlar, çocuklar? Çocuk yaşta, erken ve zorla evlilikler? Ağalık düzeni? Sosyal medya sansürü? Bazı kadınlar perdeyi açıp sokağa bakamıyor bu ülkede. Linç kültürü almış başını gitmiş yalanlarla insanların hayatını kaydırıyorlar. 80 yaşındaki öcalan tek dertleri.
Deniz Zeyrek'ten Kemal Kılıçdaroğlu'na:
"Keşke siz kabul etmeseydiniz de CHP'nin başına kayyum atansaydı ve siz de Özgür Özel'le o kayyuma karşı mücadele etseydiniz."
"O kayyum gelirdi, 45 gün içerisinde parti kurultayını yapardı ve evine dönerdi."
"Ama siz şu anda kayyumdan beter bir durumdasınız."
"Kayyum belki de CHP'nin kapılarını koçbaşıyla kırdırtmazdı."
"Kayyum belki de CHP'nin binasına polisi sokmazdı."
"Siz bunları yaptınız."
"Kayyum belki de muhalif medyaya bu kadar savaş açmazdı ama siz açtınız."
"Kayyumun 45 gün içinde yapacağı kurultayı 5 ayda yapmayı taahhüt ediyorsunuz."