Zeka seviyesi yüksek insanlar çoğu zaman herkese saygılı ve nazik davranmayı seçer. Çünkü nezaketin güçsüzlük değil, olgunluk olduğunu bilirler. Fakat bu, herkese güvendikleri anlamına gelmez. Güven onlar için kolay dağıtılan bir duygu değil, zamanla kazanılan bir değerdir. İnsanları dinler, gözlemler ve karakterlerini tartarlar. Bu yüzden kibar olabilirler, ama güven konusunda oldukça seçicidirler.
geç kalınmış her şeyden uzaklaşır ve soğurum. Geç dilenen bir özürden tutun, yapılması gereken bir davranışa kadar. Zamanında olmayan her şey gözümde önemsizleşir.
beni arafta bırakan, şüpheye iten, strese sokan, bana iyi gelmeyen hiç kimseyi ve hiçbir şeyi istemiyorum hayatımda. bunları barındıran sevgiyi bile istemiyorum. canımı ne kadar acıtacak olursa olsun gerçek, doğru ve net olan her şeye hayranım.
İnsan ilişkilerinde şu gerçeği aklınızdan çıkarmayın: İnsanlar çoğu zaman kişilere değil, karakterlerine sadıktır. Bugün başkasına yaptığını, yarın size yapmasının önündeki tek engel henüz sıranızın gelmemiş olmasıdır.
“Hayal kırıklığı” kelimesini dilimize ne zaman ve kimin kazandırdığını bilmiyorum. Ama insan ömrünü iki kelimeyle bu kadar iyi özetleyen başka bir ifade bulmak çok zor. Hepimiz biraz kurduğumuz hayaller, biraz da uğradığımız hayal kırıklıklarıyız…
ne zaman incinsem degismeye ve sogukkanli olmaya karar veriyorum ama kirginligim gecince yine eski konusan, herkese inanan ve cana yakin, neseli halime dönüyorum bu da kendime en büyük kirginligim
Allah bizi her türlü kötülükten korusun. Kendi yetenek, zeka ve emeğimizle bir yerlere gelmeyi, huy değiştireceğimiz mevkileri elimizin tersiyle itebilmeyi ve şaibeli pozisyonlara gelecek gibi olursak bunu fark edebilmeyi nasip etsin. Zira insan zihni kendini aklamaya programlı.
Sorunumuz eksik olmak değil, eksikliği nasıl telafi ettiğimiz. Bir şeyleri gerçekten düzeltmek isteyen kendinden başlıyor. Kendinden başlayan, başkalarının hatalarına veya eksiklerine karşı daha esnek ve yapıcı hareket ediyor. Meseleyi kişiselleştirmemek böyle oluyor.