"Seçilmeden geleceksin, AKP yargısıyla olmayan mazbatanla kendini ışınlatacaksın..."
Özgür Özel'den butlanın 'yeni parti' eleştirilerine sert çıkış:
💬 "Hem hem seçilmeden geleceksin, AK Parti yargısıyla atanacaksın, 6 yıl öncesinden bugüne olmayan mazbatanla kendini ışınlatacaksın. Eline verilen delege ki 500 tanesi o seçimde oyu bana değil, sana vermiş. Ya insan bundan bir şey anlar ya"
💬 "O seçimde, 'iradesi sakatlandı' dediğin seçimde, sana oy veren 500 delege imza vermiş: 'Gel kurultayı yenileyelim' diye"
💬 "'Erken seçim olursa AK Parti'ye böyle yakalanacağım' 'bütün umutları kaybettireceğim' ondan sonra, 'ya bu yeni parti niye konuşuluyor hiç anlamıyorum'"
💬 "Millet anlıyor niye konuşuluyor. Milletin umudunu burada tüketirsen, millet umudu yeni partide arar"
Sözün kuruyup, mücadelenin bir başka daldan filizlendiği bir gün de böyle başladı.
Yargılamadan, bir peşin ceza da Hüseyin Başkan’a kesildi.
Yurt dışındayken Türkiye’ye dönen bir başkana belki kaçar diye verilen bir tutukluluk kararı…
1,5 yıldır yaşananların benzeri değil, aynısı.
Siz diyeceksiniz ki; "CHP'den ayrılırlarsa Erdoğan'ın işine gelir."
Sen bizim CHP'den ayrılmamız için üstüne düşen sorumluluğu yerine getiriyorsun zaten. Elinden geleni yapıyorsun.
Toplumda bir karşılığın yok.
Sanıyor ki 2023 14 Mayıs öncesi gibi Türkiye.
Değil!
Üç sene geçti.
O üç sene içinde toplumun dinamikleri değişti.
Biz yerel seçimleri kazandık.
47 yıl sonra Türkiye'de Cumhuriyet Halk Partisi'ni birinci parti yaptık.
İlk defa AKP'yi kurulduğu günden bugüne yenen Genel Başkan Özgür Özel'dir.
Zamanı geriye sarıp, bunlar hiç yaşanmamış gibi;
"Ben mahkeme kararıyla geldim, siz de benim altımda toplanın, ben ne dersem o."
Böyle bir şey yok, böyle bir dünya yok. Böyle bir gerçeklik yok.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin meşru lideri Özgür Özel'dir, O'nun yönetimidir.
Kemal Bey'in tek yapacağı şey, partiyi kurultaya götürüp gerçek sahiplerine teslim etmektir; eğer kendisi iktidarla bir iş birliği yapmıyorsa.
Çankaya Belediye Başkanımız Hüseyin Can Güner tutuklandı.
Oysa gözaltı kararı verildiği anda yurt dışındayken hemen Türkiye’ye dönen, çağrıldığı her an gidip ifadesini verecek, görevinin başında olan bir belediye başkanından söz ediyoruz. Evinde yapılacak aramalar için yedek anahtarını dahi teslim edecek kadar sürece açık ve şeffaf davrandı…
Soruyorum; kaçma şüphesi nerede? Delilleri karartma ihtimali nerede?
Deliller ortada. Belgeler ortada. Hiçbiri bir yere kaçmıyor.
Tutuksuz yargılama mümkünken neden kişi özgürlüğünü ortadan kaldıran en ağır tedbire başvuruluyor?
Unutulmaması gereken temel ilke şudur:
Tutukluluk bir tedbirdir ve cezaya dönmemelidir.
Yalnızca başka hiçbir tedbirin yeterli olmayacağı zorunlu hâllerde başvurulabilecek son çaredir.
Bugün ise ne yazık ki son çare olması gereken tutuklama, ilk tercih hâline getiriliyor.
Oysa tutuklulukta geçen tek bir saatin bile telafisi yoktur. Kaybedilen zamanı hiçbir mahkeme kararı geri getiremez. Ailelerin yaşadığı acıyı hiçbir gerekçe ortadan kaldıramaz.
Adalet; özgürlüğü kolayca elinden almak değil, hukuk devletinin güvencesi altında adil yargılamayı sağlamaktır.
Hüseyin Başkanın yanındayız.
AKP’nin yapamadığını, bugün kendisine CHP’liyim diyenler yapıyor.
Ekrem İmamoğlu’nun pankartını indirmek, milletin iradesini hedef almaktır.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayının afişine tahammül edemeyen anlayış, CHP’nin değil, demokrasiye karşı olanların anlayışıdır.
CHP, seçilmişlerin ve millet iradesinin partisidir; siyasi mühendisliğin değil.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, Eskişehir’de Grup Toplantısının ardından vatandaşlarla birlikte Atatürk Kültür, Sanat ve Kongre Merkezi’nden Hamamyolu Caddesi’ne kadar birlikte yürüdü. Yürüyüşün ardından CHP lideri Özel, cadde üzerinde Eskişehirli vatandaşlara hitap etti.
📍YILIN HADSİZLİĞİ!
Boğaziçi Üniversitesi Felsefe bölümünden mezun olan bir kardeşimiz diplomasını alacağı esnada, paraşütle inen akademisyen Yasin Ramazan Başaran ile fotoğraf çektirmek istemedi.
Akademisyen diplomayı vermemek için diretti, diplomayı çekiştirdi, öğrenci hak ettiği diplomasını zar zor aldı!
Rezalet görüntüler! Yasin Ramazan Başaran bir gün bile beklenilmeden görevden alınmalıdır! @YuksekogretimK
Suç; insanları güldürmek değil, umutlarını çalmaktır.
Toplumu iyileştirecek olan korku değil; adalet, özgürlük ve dayanışmadır.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
'Çetelerin yeni adresi İstanbul'un gözde semti Göktürk mü?' haberinin ardından, Cumhuriyet muhabiri Gülnur Saydam gözaltına alındı.
Çetelerle uğraşın, elinizi gazetecilerden çekin!
‘Sağlıkta devrimin’ faturası yine vatandaşa kesildi.
SGK muayene katılım paylarına bir gecede %250'ye varan zam yapıldı.
26 liralık muayene ücretleri 50 ve 90 lira oldu.
İşin en absürt kısmı ise "10 gün içinde iyileşememe cezası". Aynı branşa tekrar giderseniz kesilen 5 liralık ceza 30 TL'ye fırladı!
Sistemin yeni kuralına göre hastalanacaksanız önce cüzdanınızı kontrol edecek, tek seferde iyileşemiyorsanız da 10 gün acı çekecek ya da ücretini ödeyeceksiniz.
Ücretsiz sağlık masalı bitti.
Terörist dediler, hırsız dediler, FETÖ’cü dediler… Tutmadı!
İftira listesi uzun ya… Şimdi de “dış mihrak” diyorlar.
Ben iki öğretmenin evladı, bir bahçıvanın torunuyum. Beni bu devlet parasız yatılı okuttu.
Devlet üniversitesinde okudum, askerliğimi Mavi Vatan’da uzun dönem yaptım. Ailesi Balkanlardan göç etmiş bir Balkan Türküyüm.
Devletin varlığının ne demek olduğunu Erdoğan’dan çok daha iyi bilirim.
Bize dış mihrak tarif edecek adamın da alnını karışlarım!
Kemal Kılıçdaroğlu kendi memleketi Tunceli'de CHP İl Başkanı Berkay Gündoğan'ı görevden aldı.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun memleketi Tunceli'de, CHP İl Başkanı Berkay Gündoğan'ın, genel başkan olarak Özgür Özel'i tanıdığını açıklamasının ardından Genel Merkez tarafından görevden alındığı bildirildi.
Kemal Kılıçdaroğlu ile uzaktan akraba olduğu öğrenilen Berkay Gündoğan'ın, Kılıçdaroğlu yönetimini tanımadığını, "atanmış genel başkan" olarak nitelendirirken, CHP'nin meşru genel başkanının seçilmiş genel başkan Özgür Özel olduğunu söyledi.
Görevden alınmasının ardından görüştüğüm Berkay Gündoğan, şu açıklamayı yaptı:
"Görevden alındığıma dair bilgiyi ben de az önce sosyal medyadan öğrendim. CHP Tunceli İl Yönetimi olarak mutlak butlan kararını tanımadık, tanımıyoruz. İl Başkanı olarak benim genel başkanım, seçilmiş genel başkanımız Özgür Özel'dir. Bu görev bilinciyle sonuna kadar Sayın Özgür Özel ve yönetiminin yanında olmaya devam edeceğim. Türkiye'nin kurucu partisi atama yöntemiyle yönetilemez. Bu atamayı tanımıyoruz ve Özgür Özel'in yanında durmayı sürdüreceğiz."
Kemal Kılıçdaroğlu ile akrabalığı sorulan Gündoğan ise şu ifadeleri kullandı:
"Evet, Kemal Kılıçdaroğlu uzaktan akrabamızdır. İkimizin de aile kökeni Nazımiye ilçesine dayanıyor. Ancak bizler sadece CHP'nin menfaatlerini düşünürüz. Bizim için her zaman önce CHP gelir. Tekrar ediyorum; mutlak butlan kararı bizim için yok hükmündedir ve meşru değildir. Meşru genel başkanımız Özgür Özel'dir. Görevden alınmam ile ilgili bugün saat 20.30'da bir basın açıklaması yaparak tepkimizi kamuoyuyla paylaşacağız."
BİR OKUL MÜDÜRÜNÜN VELİLERE GÖNDERDİĞİ TATİL MESAJI.
"Sayın velilerimiz,
Çocuklarımızın tatil sürecinde okul düzeninden kopmamaları için evlerinizde onlara okul ortamı oluşturmaya çalışın.
Örneğin;
Ayakkabı izlerini duvarlara çıkarabilsinler.
Masa ve dolaplara kazıyarak sevdikleri kişinin adını yazabilsinler.
Girdikleri her odanın ışığını açık bırakabilsinler.
Yedikleri ve içtikleri her şeyin ambalajını gelişigüzel etrafa atabilsinler.
Evdeki eşyalara ve elektronik cihazlara zarar verebilsinler.
Yüksek sesle bağırıp garip sesler çıkarabilsinler.
Tüm bunları yaparken lütfen sakin olun. Sakın kızmayın, hele hele cezalandırmaya kalkmayın. Allah korusun, çocuğunuzun psikolojisi bozulabilir!
Sonuçta siz sadece 1 ya da 2 çocuğu üç ay boyunca idare edeceksiniz. Aylarca yüzlerce öğrenciyi aynı anda yönetmek zorunda değilsiniz. Biraz sabır…
Unutmayın; psikoloji çok önemlidir. Bozulursa düzeltmesi kolay olmaz!
Hepinize sağlıklı, huzurlu ve keyifli bir tatil dileriz.'
Görevden alıp, disipline vereceklermiş…
Genel Başkanım Özgür Özel, Baba Ocağım Cumhuriyet Halk Partisidir!
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında; Atatürk’ün Partisini, Türkiye’nin birinci partisi yapan büyük bir liderle birlikte partime ve ülkeme hizmet etmekten başka bir şey yapmadım. En büyük onurum da, evladıma bırakacağım mirasım da budur. Yaptığım hiçbir şeyden en ufak bir pişmanlık duymuyorum.
Vereceğiniz karar bizim için yok hükmündedir!
Butlancıların vereceği kararı yok sayacak ve görevimin başında olmaya devam edeceğim.