Bir adamın evine çok güçlü bir misafir gelir. Sofra kurulur, ikramlar yapılır. Tam o sırada misafir, yan evi gösterip Ben şimdi senin komşunun kapısını kıracağım, ona haddini bildireceğim der. Ev sahibi başını öne eğer. Ne Dur diyebilir ne de Bu benim komşum, bu mahallede buna izin vermem diyebilir.
Misafir gider, komşunun evi harabeye döner. Ertesi gün mahallede herkes ev sahibine Senin evine gelen misafir, ilk iş komşunu vurdu. Sen neden sustun diye sorar. O ise Benim evime dokunmadı ki diye cevap verir.
Oysa unuttuğu bir şey vardır. Komşunun kapısını kıran, gün gelir seninkine de yönelir. Çünkü haksızlığın sınırı yoktur. Komşu hakkı sadece iyi günde selam vermek değildir; zor günde onun hukukunu da savunabilmektir. Bir mahallede komşunun güvenliği yoksa, aslında hiçbir ev gerçekten güvende değildir.
Yılın İlk Yarısı Bitti… Şimdi Asıl Eleme Başlıyor.
Yılın ilk yarısı birçok insan için bir hazırlık dönemiydi. Kimisi işini sorguladı, kimisi çevresini değiştirdi, kimisi güven duyduğu insanların gerçek yüzünü gördü, kimisi de elindekini koruyabilmek için büyük mücadele verdi. Bana göre bunların hiçbiri tesadüf değildi. Hayat bazen olacakları önce küçük işaretlerle gösterir. Anlayan yönünü değiştirir, anlamayan ise aynı hatanın içinde kalmaya devam eder.
Şimdi ise çok daha kritik bir sürece giriyoruz. Bundan sonra en büyük hata panikle hareket etmek olacak. Önünüze çıkan her teklif fırsat olmayacak. Her kazanç bereket getirmeyecek. Her ortaklık büyütmeyecek. Özellikle iş ortaklığı kurmayı düşünenler bu dönemde sadece paraya, sermayeye ya da söylenen büyük hedeflere bakmasın. Bir insanın karakteri, kriz yönetimi, borca bakışı, sözüne sadakati ve zor zamanda gösterdiği duruş, koyduğu sermayeden çok daha değerlidir. Çünkü para kaybedildiğinde yeniden kazanılır, ama yanlış ortak insanın hem yıllarını hem emeğini hem de huzurunu alabilir.
Ben önümüzdeki süreçte en çok ortaklıklar, ticari anlaşmalar ve güven üzerine kurulan ilişkilerde büyük sınavlar görüyorum. Aceleyle atılan imzalar, yeterince araştırılmadan verilen yetkiler ve sadece heyecanla kurulan işler sonradan ağır bedeller çıkarabilir. Bu yüzden bu dönemde yavaş hareket eden kaybetmeyecek. Tam tersine, araştıran, inceleyen, hukuki zemini sağlam kuran ve karşısındaki insanı zamana bırakan daha güçlü çıkacak.
Bir başka önemli konu da şu artık tek gelirle ayakta kalmaya çalışmak giderek zorlaşabilir. İnsanların kendilerine yeni bir beceri kazandırmaları, dijital dünyayı öğrenmeleri, farklı gelir alanları oluşturmaları ve bilgilerini geliştirmeleri büyük avantaj sağlayacak. Çünkü önümüzdeki dönemde en büyük sermaye sadece para olmayacak. Bilgi, uyum sağlayabilme yeteneği ve doğru zamanda doğru karar verebilme becerisi çok daha kıymetli hâle gelecek.
İlişkilerde de aynı eleme çalışacak. Güzel konuşan değil, yük taşıyan insanlar hayatınızda kalacak. Size sürekli umut veren değil, zor gününüzde yanında duran insanlar gerçek yerini alacak. Bu yüzden artık sözlere değil, zamana bakın. Çünkü zaman, herkesin gerçek niyetini ortaya çıkaran en büyük aynadır.
Benim öngörüm şu yılın ikinci yarısı hızla koşanların değil, sağlam adım atanların dönemi olacak. Büyük görünen her kapıyı açmaya çalışmayın. Bazen en büyük kazanç, yanlış kapıdan hiç girmemektir. Sabır bu dönemin en büyük koruyucusu, feraset ise en büyük kazancı olacak. Önünüze gelecek her fırsata değil, sizi uzun vadede büyütecek olana yönelin. Çünkü bundan sonraki süreçte hayat sadece ne kazandığınıza değil, kiminle yürüdüğünüze ve o yolu hangi niyetle seçtiğinize de bakacak.
🚨🚨JAPÓN 🇯🇵 Lanza una TERRIBLE advertencia para los ‘Vacunados contra el Covid’
“En comparación con quienes no están vacunados… la tasa de mortalidad es cinco veces mayor si te vacunas dos veces. No podemos seguir con estas 'vacunas' de ARNm…” - Profesor Dr. Seiji Kojima
ESPELUZNANTE!! 👇
İliç maden ocağında ölen 9 işçiden biri uğur yıldız’dı. herkes kan parasını aldı. ailesi 16 milyonu reddetti.
“bizi yalnız bırakmayın onlar çok güçlü” demişlerdi. bugünkü duruşmada yapayalnızdılar. ve tutuklular serbest kaldı. duygu yıldız isyan etti;
Şule Aydın: "Deniz gibiler cezaevindeyken, yüzlerce binlerce insan ne için yattığını bile bilmeden cezaevindeyken, biz de Ankara'da atların saçlarını tarıyoruz.
Garibanlara diyoruz ki: 'Siz bir ara görünmeyin, bizim Trump gelecek.' Trump dolaşacak diye atların saçı taralı, garibanlar görünmeyecek.
Bir de ABD için ne yapıyoruz? Kuruluşunu kutlamak istiyoruz, köprüleri boyuyoruz.
Kim için? Çocukların üzerine bir dakika bile düşünmeden bomba yağdırabilen ABD için.
Yolları açıyoruz ama bunu protesto etmek isteyen insanların kaburgaları kırılıncaya kadar onlara saldırabiliyoruz."
Yeniçeriler de diktik. Gerisini Trump düşünsün, ki şöyle düşünüyor;
Suriye'de Fransa, Katar (İngiltere), ABD birlikte aldığımız Lazkiye Tartus civarındaki petrol ve doğalgaz çıkarma işini Türkiye'nin Yeni Osmanlıcı çerileri koruyacak.
Alkış.
Bu sırada Suriye Türkiye'ye bir müddet vize uygulayacak,
Türkiye'den dondurulmuş piliç (tavuk eti) ve yumurta ithalatını süresiz olarak yasaklayacak.
Alkış.
Suriye domates, üzüm, yumurta, elma, patates, incir, kiraz ve biberin de yer aldığı 20'ye yakın tarım ve hayvancılık ürününe ithalat yasağı uygulayacak.
Ama Türkiye'de milyonlarca Suriye'li yerleşik kalmaya devam edecek.
Alkış.
Tüm bunlara karşılık Türkiye o bölgede Jandarma olacak. Türk halkı da askeri gösterişi sever.
Alkış.
Gelelim Rusya meselesine;
AB, ABD'den medet ummayacak. Rusya'ya karşı yeni cephe açmak istiyorsa Türkiye'yi kullanacak.
Alkış.
Zaten Türk halkı askeri gösterişi sever.
Alkış.
Türkiye, 3 kat pahalı doğalgazı ABD'den alacak. 200'ün üzerinde yolcu uçağı alacak.
Alkış.
Buna mukabil Tom Barrack ve ben, Erdoğan'a meşruiyet vereceğiz.
Alkış.
Gazze'de Hamas'ın işi bitti. Türkiye'nin Gazze konusunda Mısır'la anlaşmaları harika oldu. Biz İsrail'e destek verirken bizi hiç suçlamamaları ve Gazze'nin ABD himayesinde bir turistik manda olmasına ortak olmaya çalışmaları harika.
Alkış.
Orada da Türk askeri olabilir. Yeter ki düzen korunsun.
Alkış.
Türkiye PKK Kurucu önderliği ile anlaşacak, barış süreci başlatacak ve yeni anayasa yazma sürecinde Tom Barrack'ın görüşlerine değer verecek.
Özerkliğe ve kantonal sisteme giden bir yol çizilmeli.
Tek ulus söyleminden vaz geçilecek.
Türk değil, Türkiyeli denilecek
Alkış.
Suriye'nin İsrail'le yapılacak olan İbrahim Anlaşmasına ses çıkarmayacağından ve bu anlaşmayı destekleyeceğinden eminim.
Alkış.
İsrail, Suriye ile yapacağı İbrahim Anlaşması karşılığında Suriye'nin Süveyda bölgesinden çekilirken, Şam'ın güneyini silahsızlandıracak. Hermon dağı hariç, İsrail Golan'ın bir kısmından da çekilecektir.
Suriye'nin Esad döneminde olduğu gibi bir savaş gücüne sahip olması savaş sebebi olacaktır.
Alkış.
Nikola Tesla gerçeği biliyordu. Bu yüzden susturuldu. Evren frekanslar üzerine kurulu bir düzen. Frekansların suya şekil verebildiğini biliyoruz. İnsan bedeninin büyük bölümü de sudan oluşuyor. O zaman asıl soru şu: Frekanslarla insan üzerinde neler yapılabilir?
178 sayfalık iddianameyi didik didik ettim.
Kendime, çocuklarıma ya da yakınlarıma sağlanmış tek bir menfaat bulamadım.
Kamunun hangi kaynağı zarar görmüş?
Hangi ihalede usulsüzlük yapılmış?
5 liralık bir işin 20 liraya yaptırıldığına dair hangi iddia var?
Bulamadım.
Öğrenciye burs sağlamak, engelliye destek olmak, huzurevi için dayanışma göstermek suçsa; bunu da milletimizin vicdanına bırakıyorum.
Şimdi herkes kendine şu soruyu sorsun:
Adalet önünde gerçekten herkes eşit mi?
Ben farklı bir siyasi kimliğe sahip olsaydım bugün yine aynı soruşturma açılır mıydı?
Kararı mahkemeler verecek.
Ama vicdan sahibi insanların da vereceği bir karar vardır.
Elinizi vicdanınıza koyun.
1- Hiç kimseyi taciz etmedim ve takip etmedim.
2- Sizin savcılarınız bile hakkımda takipsizlik kararı verdi. Haklılığım tescillendi. Gerçekler bu kadar.
3- Bu yalanı dile getiren herkes aşağılık, şerefsiz ve alçaktır.
4- Ben tetikçilerle değil onların iplerini tutanlarla uğraşırım.
5- Bir süredir ne tür işlerin peşinde olduğunu deşifre ettiğim Adalet Bakanı’nın gayrıresmi Basın Müşaviri Furkan Torlak… Daha önce grup seks ve uyuşturucu dosyasına adı karıştığı için Cumhurbaşkanlığı’ndaki görevinden istifa eden Furkan Torlak… Şimdi de elindeki yetkiyi defalarca yaptığı belaltı operasyonlar için kullanan Furkan Torlak…
Şimdi de tetikçileriyle beni susturabileceğini, korkutabileceğini, sindirebileceğini sanıyor.
Sizin ağababalarınıza teslim olmadım. Size hiç olmam. Cesaretiniz varsa kendiniz karşıma çıkın!
8 yıl önce bugün; Çorlu Tren Faciası…
8 Temmuz 2018’de Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde meydana gelen tren kazasında 7’si çocuk 25 vatandaşımız hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.
Kazanın ardından yıllarca süren davalar, ihmal tartışmaları ve adalet arayışı Türkiye’nin gündeminden hiç düşmedi. Yakınlarını kaybeden aileler, geçen zamana rağmen aynı soruyu sormaya devam etti: “Sorumlular hesap verdi mi?”
Atatürk'e hakaret ettikten sonra tutuklanıp sonrada verem sebebiyle cezaevinde kalamaz diye serbest bırakılan yobaz işine devam ediyor.
Bu şahıs veremse neden yemek sektöründe çalışıyor?
İstanbul metrosunda bir genç, NATO’yu sözlü protesto ediyor.
Tam bu esnada sivil polis olduğunu söyleyen bir şahıs ve metro güveliği gence müdahale ediyor.
Ama dikkat ederseniz “boynunu kıracak seviyede” arkaya çekiyorlar adeta gence işkence yapıyorlar!
Üstelik böyle bir yetkileri yok! Bu olayın sonuna kadar takipçisiyim! Kimse bir gence böyle müdahale edemez!
Erzurum'da 90'lı yıllarda pek çok köyde toplu mezar alanı bulundu.
Ermeniler "işte Ermeni soykırımının ispatı, Türklerin topluca katlettiği Ermenilere ait toplu mezarlar" diye "sevinçle" yaygara kopardı.
Bilimsel kazı çalışmaları başlatıldı.
İstisnasız TÜM toplu mezarların, Ermenilere değil, Ermeniler tarafından katledilen Müslüman Türklere ait olduğu ortaya çıktı.
İncelemeye gelen Ermeni heyeti olayın üzerini örtüp gitmişti.
Ermeni soykırımı koca bir yalandır.
Türkiye, tüm kazıları ve Ermenilere ait olduğu iddia edilen toplu mezar alanlarını tamamen şeffaf bir şekilde yabancı bilim insanlarına, uluslararası gözlemcilere, Amerikalı, Avrupalı tarihçilere ve dünya basınına (BBC, Reuters vb.) sonuna kadar açtı.
Ermeni soykırımı diye bir şey yok. Hepsi propaganda. Asıl soykırım ve ihanet Türklere yapıldı. Tanrı bu yalanın ortağı olanları affetmeyecek.
TSK'dan ihraç edilen genç doktor Efran Tumaris Usul:
-Kurum içinde sayısız tutanak tuttum, dilekçe yazdım, her kademeye ulaşmaya çalıştım, CİMER'e başvurdum, savcılığa suç duyurusunda bulundum.
-Erlere tarihi geçmiş ilaç vermem isteniyordu. Bu yüzden erlere ilaç veremiyordum. Yeni ilaç alındığında bile erlere bu ilaçlar verilmiyordu.
-Enfeksiyon vakaları artınca, musluk suyu içtiklerini, içme suyu temini yapılmadığını, kantinde parayla bile su satılmadığını söylüyorlardı.
-Uyuz vakaları artıyordu, erlere 15-16 gündür banyo yaptırılmadığını öğrendim.
-Uyuz olmayan bir eri 17-18 gün bir odada karantinaya almışlar, erin psikolojisi bozulmuş. Ben uyuz olmadığını söylediğimde, benim mesleki bilgimi aşağılayan cümleler kuruluyordu.
-Revirdeki oksijen tüpleri boştu. Bir atak hastasına oksijen tüpleri boş olduğu için müdahalede bulunamadım.
-Doktorun görev tanımında olmamasına rağmen erlere aşı yapıyordum, çünkü acemi birliğinde yapılması gereken aşılar 3-4 ay geçmesine rağmen yapılmıyordu.
-Er kafa travması geçiriyor, başka gün başka bir er iç kanama geçiriyor, ambulans yok. Çünkü rütbeli personel ambulansı şahsi işi için götürmüş.
-Sevmedikleri erlere sevk, rapor, istirahat verdiğimde, numara yaptıkları söyleniyor ve bu kararlarım uygulanmıyordu.
-Bulaşık yıkayan erlerin elleri egzama oluyordu, uyarıyordum ama bir eldiven bile verilmiyordu.
-Yemekhaneye gelmem istenmiyordu, yemeğimi erlerle gönderiyorlardı. Ben asker kızıyım, babam rütbeli olmasına rağmen hayatında bir ere kendi yemeğini taşıttırdığını görmedim.
Geceye Son Notum Son Mesajıma EK
11 Eylül'e kadar her şeyi biz yaptık
Sadece Abd de 100 bin ile 300 bin çocuk çalıyoruz Kanlarını akıtıp fısıh ekmeğine karıştırıyoruz ve sonra (artıklarını)cesetlerini mezbahalara atıp onlardan sosis ve hamburger yapıyoruz
Haham Abraham Finkelstein
Atatürk ne demişti; zenginliği gayrimüslimlerden alıp Türklere verdiğim için bana besledikleri nefret bitmeyecek. Ne zaman yine aynı duruma düşerseniz beni o zaman daha iyi anlarsınız.
Bir Türk, Atatürk’e minnettar olmak zorundadır!