Mekke Antlaşması ile Türkiye yaklaşık bir asır sonra Mekke’nin Medine’nin muhafazasını üstlenmiş oluyor!
Sessiz devrim bu!
Bu ittifaktan rahatsız olanlar olacak!
Birileri rahatsız olacak diye daha fazla sessiz seyredemeyiz hiçbir şeyi!
Gelecek bizimdir.
Gelecek biz böyle böyle kendimize gelince gelecek yeniden…
Sürüle sürüle Osmanlı'yı kurmuşuz. Moğol tehdidi yüzünden önce Maveraünnehir bölgesine (Özbekistan-Türkmenistan dolayları), ardından Orta Anadolu'ya, son olarak da Söğüt-Domaniç tarafına yönelmişiz. Ve burada Osmanlı'yı kurmuşuz.
Hikâyenin başında cennetten sürülmüşüz, peygamberimiz şehrinden çıkarılmış, devletimiz bir sürgün sonrası kurulmuş.
Her sürgün insanı yeni bir başlangıca sürüklüyor. Kimi yeni başlangıçlar da tüm sürgünleri unutturacak kadar güzel oluyor.
Mahrum kaldıklarımız da bizi inşa eder: göze alınmamış riskler, kaçırılmış fırsatlar, gidilmemiş yollar. Bu “seçilmemiş hayatlar”ı çoğu zaman başkalarına duyduğumuz hasette, çocuklarımızdan beklediklerimizde ve gündelik hüsranlarımızda fark ederiz.
Başka ve daha güzel bir hayat belki de hayal kırıklıklarımızla yüzleşmekle başlar.
Hayatı bitmeyen bir yas, gizli bir kırgınlıklar defteri hâline getiren ne ise onunla yüzleşmek.