Huyuna methiyeler yağan
Boyuna iltifat takılanlar var
Gözüne gözbebeğine şiir yazılan
Sır ilmiyle okunan
Sözleri dünyamı sarıp
Susuşu ahirime dokunan
Sen zerresinde kaybolunansın
Vuslatına yakarışlar dökülüp
Kollarından korkulan var..
Ey ruh soluğum bu gecem nasıl mı.?
Kalemin kuruduğu hardayım.
Kağıdın nâra kul olduğu dârda
Derdin dermana kazdığı çukurdayım
Duaların bir dileğe tutulduğu zorda.
Dilin söze değmediği derin de.
Lisanın manâya yetmediği dem de.
Fikre muamma gizem de.
Aziz alevlerinin saadetin de.
Kapağı kaşına gerilmiş geceler uykusuzluğu
Düşleri üşüten habersizlik soğukluğu
Kollarında bir busenin buğusu
Dudaklarında bir nefesin muştusuyla avutulmuştum
Feryadın
Yürek yankısına.
Bir hayat ıslanışlar için
Yanışın manası oluşlarda
Kutsanmıştı acılar
Bir dem zamanına denktin
Canımın yaraları
Aklımın parçaları arasından...
Ben boğazıma dizmişken düşlerini
Sese, nefese vermemişken seni
Açmamışken yanmış dudaklarıma
Göğsünün düğmelerini
Sen nerden çözüyorsun bendeki sen düğümlerini...
Bende isterdim elbet
Sereyim bu hicran göçümü
Dökeyim ciğerimden ateş yükümü
Avcunun içinde konaklayım
Gölgende soluklanayım
Sığınayım sana
Dudağında ıslanıp
Koynunda yıkanayım
Bi sarılayım sırtına
Boynunda yumayım gözümü
Sinene saçılayım
Çoğalayım
Ama
Hükmüm de yok
Mümkünüm de.
Dur..
Uyanan güz çiçeklerinin
alazlanan taşların
Çalınmış yazgıların ve ıslak hüzünlerin
Kalbi..
Yanımda kal..
O vahşi güzelliği
bugünlük
Çöl rügârlarına bağışla..
Ve yalnızlığım.
O gizi ki ömrümüzün..
Başlayacak birazdan
gitme..