"Başlamak için kusursuz hissetmen gerekmiyor." diye bir cümle okudum bugün. Hayatımda ki çoğu adımı hep eksik ve az da olsa yetersiz hissettiğim için atmadım. Onlar her zaman bir kenarda pişmanlığım olarak kalacak.
Yolculuk hazırlıklarının kolay bir yolu yok mu acaba bitmiyor ve hiç yapmak istemiyorum. Yıldım ama ömrümün kalanı da böyle geçecek. Bu hayattı ben seçtim. Kalk Gülşah.!
"Anne-babalar çocuklarıyla ilgili planlar yaparak ve umutlar taşıyarak onlara görünmez deli gömlekleri giydirirler."
Abraham Maslow
Bir cümleyle dehşete düşmek, beyinde çakan şimşekler. Bir insan yetiştirmek ne kadar zor bir işmiş.
Oğluma kitaplar almak gibi bir hobi edindim ve güzel kitap denk gelince çok seviniyoruz 😄
Neyse ki Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları var 🩶
koleksiyonumuz gittikçe büyüyor 🫠
Daha acı bir şey söyleyeyim. Türkiye'de bazı psikolojik eşikler var. Bazı şeyler, sadece psikolojik eşik aşılmadığı için yapılmıyor.
Bu okul mevzusu ilk kez bu çocukların mı aklına geldi? Tabi ki hayır. Daha önce de çok kişi düşündü ama sadece bu psikolojik bariyer sebebiyle yapmadı. "Yapabilirim" düşüncesi yoktu kimsede. Bu yüzden girişilmiyordu.
Bir kere yapıldıktan sonra devamının gelmesinin sebebi bu biraz da. Artık böyle şeylerin yapılabildiği görüldü. Sadece yapılabildiği için yapılacak bundan sonra.
Bu eşik yıllar içinde eğitim sisteminin bozulmasıyla, öğretmenlerle kurulan ast-üst ilişkisinin yıkılmasıyla, okullardaki disiplinin bitirilmesiyle, öğretmene verilen değerin sıfırlanmasıyla, okulların "kurum" kimliğinin yok edilmesiyle aşındı ve yok edildi.
Bu psikolojik eşiğin tekrar baştan kurulması lazım. O da mevcut isimlerle, mevcut yöntemlerle zor. Bir kere aşıldıktan sonra; ister cezayı arttır, ister sosyal medyayı yasakla, ister bütün negatif fikirleri yok et, ister okullara danışman gönder fark etmez. Birileri, yapabileceğini düşündüğü için yapmaya, en azından denemeye devam edecek.
Ülkeye yeni bir çehre, yeni bir psikoloji lazım.
O psikolojik eşiklerden biri bu mesela. Şu zımbırtılara dokununca ne olacağını, ne ceza alacağını bilen var mıydı? Yoktu. Herkes "elleyemeyiz" diye düşünüyordu ve ellemiyordu. Bu kadar.
Kimsenin, dokunsa ne olacağına dair bir öngörüsü de yoktu. Korku desen tam olarak büyük bir korku sebebi yoktu yani. Sadece "elleyemeyiz" düşüncesi vardı tüm çocuklarda. Kimse kimseyi neden yapmaması gerektiği konusunda eğitmiş ya da ikna etmiş filan da değildi. Görünmez bir engel, kaç nesli bu zımbırtılardan uzak tutmayı başarmıştı.
O görünmez engel -bence- okulun bir "kurum" olması idi her şeyiyle. Disiplin, ast-üst ilişkisi, devletin elinin varlığı, düzen, intizam... Dışarıdaki psikopatları okuldan uzak tutan da buydu. Yabancı kimse okula girmezdi. Güvenlik olduğundan mı? Hayır. Devletin eli orada olduğundan sadece. İçerde takım elbiseli adamlar, düzgün giyimli kadınlar, üniformalı çocuklar olduğundan.
Her şey için senelerce sürecek bir psikolojik çözümleme süreci ya da çok caydırıcı, ibretlik cezalar ve kanunda inanılmaz değişiklikler gerekmeyebilir yani.
Bugün mühendisler odasından üyelik belgesi almam gerekti, belge de Elektrik Elektronik Mühendisi Gülşah Sarcak yazıyor olması garip hissettirdi. Mühendis olduğumu unutmuş olmam üzdü be.