İyileşmek zaman alır. Acıyı uzaklaştırarak değil (zaten buna gücümüz yetmez!) onu içimizde taşıyarak, onu sindirerek, onunla değişip olgunlaşarak iyileşiriz.
Sevgili vatanımızın toprakları ve kıyılar, bir imtiyaz olması gereken Türk vatandaşlarının bile ihtiyaçlarına yetmiyor. Yabancılara arazi ve mülk satmanın kesinlikle kaldırılması, bazı kritik maddeler ve ihtiyaçlar dışında derhal önlenmesi gerekir.
Profesörlerin, uzmanların olması gereken konumlar hacılara, hocalara verilmiş. Siyaseten söylemiyorum; bakın bu çok büyük bir yanlıştır. Yatırımın en büyüğü derhal eğitime yapılmalıdır. Bir devlet için en iyi adımlar yetiştirilen büyük beyinlere danışarak karar vermektir.
Celal Şengör geçen hafta Hatay’ın bir öncekinden 1 magnitude derecesi küçük yani 6,5 civarında bir depreme hazırlıklı olması gerektiğini söylemişti. Bilimden başka tutunacak dal olmadığı çok açık.
Ülkemiz yasta. Birbirimizle dertleşelim, birbirimizi dinleyelim. Birbirimiz için var ve hazır olduğumuzu hissettirelim. Her birimiz ötekinin tutunacak dalıyız.
Kapanan üniversitelerimiz için en uygun formül bulunarak, üniversitelerimiz eğitimine devam etmeli, hem de daha büyük bir aşk ve şevkle! Öğrenci ve öğretmen, geleceğin harcına sağlam bir tuğla koymak ve kaybettiklerimizi yad edebilmek için eskisinden daha çok çalışmalıyız.
Muazzam bir toplumsal dinamizmimiz var ama organize olmakta zorlanıyoruz. 'Bir şey olmaz' hissiyatıyla sadece bugünde yaşıyor ama yarını göremiyor, geleceği hesap edemiyoruz. Duygusallıkta zirvedeyiz ama aklı çok zaman pas geçiyoruz.
Başımıza gelen, aklımızı başımıza getirmeli.
Kütüphanemizde 58. Kütüphane Haftası kapsamında İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Hülya DİLEK KAYAOĞLU ve Kütüphaneci Gülsemin GENÇTÜRK tarafından “Dijital Çağda Okumanın Dönüşümü” temalı seminer gerçekleştirildi.
Olm ne güzel okul kıyafetleri var çocukların kapşonlu sweat falan giyiyorlar. bize kravat süveter giydiriyorlardı 8 yaşında memur emeklisi gibi dolanıyorduk
Ruhumuz bütün elem duygularını hissederken aklımız tüm öfkemizi kusarken kalbimiz ne yaptık da bunun cezasını çekiyoruz diye düşünürken inancımız da bir yerlerde umut kaldı mı diye sorguluyor ...
Bir evin içinde şiddete maruz kalan çocuklar gibiyiz. Gün içinde şiddetin hangi türüyle mücadele etmek zorunda kalacağımızı bilmeden, birbirine sarılan kardeşler gibi. Aynı acılara maruz bırakılan…