Türk Üniversiteli Kadınlar Derneğimizin 2023 yılı Önder Kadın Bilim Ödülü sahibi, Hocaların Hocası Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’yi kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Felsefesiyle hayatımıza ışık olan Kuçuradi’ye rahmet, bilim dünyasına başsağlığı diliyoruz… #İonnaKuçuradi #tükdgenelmerkezi
Çok değerli filozof İoanna Kuçuradi'yi kaybettik. Etik ve değerler alanında son derece kıymetli emekleri oldu. Ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun. 🙏💐
İoanna Kuçuradi: Kayıtsız şartsız iyi olan, ahlâk yasasına uymaktır; veya ancak ahlâk yasasına uymak kayıtsız şartsız iyidir.
KİREÇLİ SU DÜŞMAN DEĞİL
Çaydanlıkta biriken o beyaz lekeyi düşman belleyip evlerimize saf su arıtma cihazları dolduruyoruz. Peki sudaki kirecin aslında hayatımızın temeli olan kalsiyum ve magnezyum olduğunu biliyor musunuz? Yada suyu kaynatarak içindeki o şifayı çöktürüp, kemiklerimizi içeriden kurutuyor olduğunuzu? Yanlış okumadınız. Halkın kireç diye korktuğu şey aslında dişlerin, kemiklerin ve kasların hammaddesi olan kalsiyum ve magnezyumdur. Suyu kaynatıp içme sevdasından ve arıtmalardan kurtulmamız gerekiyor. Su, yeraltından kayaçların ve toprak katmanlarının içinden süzülerek gelirken bu değerli mineralleri bünyesine katar. Buna teknik olarak suyun sertliği denir. Ancak ne hikmetse modern şehir hayatında bu durum adeta bir düşmanmış gibi gösterilir. Oysa vücut dediğimiz makine, saf suya değil, yaşayan suya ihtiyaç duyar. İnsanoğlu doğanın kurduğu kusursuz dengeyi bozmakta üstüne yoktur. Toprağın süzüp ayağımıza kadar getirdiği, adeta sıvı birer mineral deposu olan suları beğenmeyip cam şişelere, plastik bidonlara veya kaynatma potalarına hapsetmenin izahı aklıma birilerinin parmağı olduğunu getiriyor. Siz o parmağı biliyorsunuz.
Removing unnecessary people from your mind doesn’t always mean hating or avoiding them. It means choosing peace over drama, focusing on your goals, and giving your time and attention to people who genuinely respect, support, and inspire you.😇🚀🫶🏻
Aradan 20 küsür yıl geçmiş, ortaokul öğretmenim “telefonla aradı” geçen gün.
Size yemin ediyorum, oturduğum masadan ayağı kalktım ve önümü iliklemeye çalıştım.
Şunu anlatmaya çalışıyorum; eskiden öğretmenler, öğrenci üzerinde tam hakimiyet sahibiydi ve bu hakimiyet öğrencide saygı ve birazcıkta olsa korkuyu uyandırırdı ki (bence olması gerek buydu)!
Şimdi ise; Öğrenciler, Öğretmen üzerinde hakimiyet kurmuş durumdalar.
(Parasını veren ben değil miyim? İstediğimi yapar, yaptırırım zihniyeti)
Hal böyle olunca; Evde aileye sevgi yok, okulda öğretmene saygı yok, topluma nefret derken. İpin ucuda maalesef kaçmış ve bağ kopmuş oluyor.
Eğitim dediğimiz şey; her gelenin üzerine bir tuğla daha koyarak inşaa ettiği bir sistemdir.
Ama bizde her gelen (bakan) bir öncekini yıkarak ilerlemeye çalışıyor. Ve hep başa dönüyoruz.
Hatta artık dibe gidiyoruz…
Bir marketteyiz. 3 yaşlarında bir çocuk feryat figan ağlıyor, yerlerde yuvarlanıyor. Muhtemelen bir oyuncağa takmış kafayı. Ya da yorulmuş, bilmiyorum artık. Klasik bir patlama anı işte. Yanında babası var. Yere çökmüş, çocuğun burnunu silip: "Oğlum güvendesin. Bana ne hissettiğini söyler misin? Öfke mi? Hayal kırıklığı mı?" diyor.
Yahu çocuk zaten duygusunu tarif edemediği için yerde dönüyor! Edebilse oturup tez yazar. O an çocuğun umurunda mı felsefi analizler? Çocuk netlik istiyor. Birisi "höt" diyecek veya gidip o oyuncağı alacak. Çocuk da rahatlayacak.
Ama yok! Biz kendi geçmişimizdeki o toksik ebeveynlere benzemeyeceğiz. Baskı kurmayacak, dayatma yapmayacağız. Her konuyu el kadar çocukla müzakere edeceğiz. Özellikle toplu alanlarda çocuğumuzla bir yetişkinle konuşur gibi yüksek sesle ve ağzımızı yaya yaya konuşacağız. Girdiğimiz her ortamda sahne bizim olacak. Kimseyi takmayacağız.
Market kasasında çocuğumuza ödeme deneyimi yaşatacağız diye bir sürü insanı sırada bekleteceğiz. Herkesin bize sempati duymasını bekleyeceğiz. Lokantada gürültü yaparak koşturan çocuklarımızı uyarmayacak, uyarmaya kalkanları da paylayacağız.
Okula bırakırken çocuk üç adım fazladan atmasın diye arabayı yolun ortasına park edeceğiz. Sınıfta yan bakan oldu mu okulu basıp olay çıkaracağız. Öğretmen biraz sesini yükseltirse hemen CİMER'e yazacağız. Ona bizim gözümüzle bakmayanın kuyusunu kazacacağız.
Yani şımarık, asalak, güvensiz, ufacık bir yenilgide yıkılan çocuklar yetiştirmek için elimizen geleni ardımıza koymayacağız!
Öğretmene cep telefonu kullanmak zorundaymış gibi muamele edilirse,
Öğretmene zorla öğrenci grubu kurudurulursa,
Öğretmene zorla veli grubu kurudurulursa,
Öğretmen sürekli veli ve öğrenci ile muhatap ettirilirse,
Öğretmene ders dışında sürekli etkinlik, angarya, cart, curt işler verilip eğitim öğretim ikinci hatta üçüncü plana atılırsa,
Öğretmen sürekli evrak, kürek, toplantı, seminer vs. ile oyalanırsa,
Toplumda öğretmenler sürekli tatil yapıyor algısı yaratılırsa,
Öğretmene çaycı ve güvenlik görevlisi maaşı reva görülürse,
Öğretmenleri cimer vb. yerlere şikayet etmek marifetmiş gibi lanse edilirse,
Eğitim öğretim basit bir şeymiş gibi formasyonu olmayanlar dahi ücretli öğretmenlik adı altında çalıştırılırsa,
Öğretmene asli görevi unutturulup eğitim öğretimden uzaklaştırılırsa,
Öğretmene sürekli aba altından sopa gösterilirse, ders programı ile, onla bunla tehdit edilirse,
Ne eğitimin değeri kalır ne de öğretmenin.
Eğitimde özü kaybettik. Toparlanıp özümüze dönmemiz gerekiyor.
Oğuzhan Abravcı
1926: Tek eşlilik.
Resmî nikâh.
Kadına miras ve boşanma hakkı.
100 yıl geçti…
Atatürkümuze minnetle anıyoruz 🙏🏻
#TürkMedeniKanunu100Yaşında
Bazı zihinlerin bunu 100 yıl sonra hâlâ tartışmasi bataklıktan kurtarılan kuşun tekrar çamura atlama çabası gibi bir şey!
Arkadaşlar ben kaza geçirmedim ..Para karşılığında tutulmuş 5 kişi tarafından bir saat boyunca darp edildim ayrıca silahları ve bıçakları vardı Gaspta edildim..Bu kişileri tutanda fenomen borsacı bir arkadaş kim olduğunu biliyorum ✅ Bir tane kaburgam ve burnum kırık vücudumun her yeri morluk içinde .@TC_icisleri@EmniyetIzmir lütfen bu Tweeti retwet edin 🙏
Aman dikkat!
Epstein dosyalarının boca edilmesi bir şeffaflık değil, yeni nesil bir örtbas yöntemi. Güvenilir basın devreye girmezse komplo teorileri sapla samanı karıştırıp gerçeği gürültüye boğacak. Aynı anda sahte belge ve foto da dolaşıma sokulmuş durumda.
Bugün de başka bir şeyle karşınızdayım :) Geçen hafta bir trafik kazası yaşadık. Araba kaskolu. Yönlendikleri servise götürdük. 2 gün sonra hasarsızlık için dava açmak istiyor musunuz ? Biz sigorta şirketinin avukatıyız diye aradılar bizi. Ve Av. Ebrar Erkul’ a vekalet vermemiz için bilgileri yolladılar. Ben de noterden vekaleti verdim. Sonra ertesi sigorta şirketinin gerçek avukatı aradı. Ve farkettim ki, Av. Ebrar Erkul , sigorta şirketinin avukatı değil, beni dolandırmaya çalışıyor. Davayı kazanacak. Parayı alacak. Ve yok olacak muhtemelen. SBM ( Sigorta Bilişim Merkezi ) her kaza yapanın bilgilerini bazı avukatlara “satıyor “ ve bu sistemden avukat sizin bilgilerinize ulaşıp sizi arıyor. Velhasıl kelam. Kaza yaptığınızda Av. Ebrar Erkul bürosundan sizi aralarsa vekalet vermeyiniz. Ve bu avukatları baroya şikayet ediniz . Bu da “hukukçu “ dolandırıcılığı !