Değerli İzmirli Hemşerilerim ve Kamuoyumuzun Bilgilerine
Cumhuriyet Halk Partimiz’in maruz kaldığı “Mutlak Butlan” kararı ve takip eden süreçte yaşananlar herkesin malumudur. Bu sürecin Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş ve Cumhuriyetimizi kurmuş olan partimizde büyük zararlara yol açtığını görüyor ve anlıyorum. Özellikle son günlerde üst üste alınan ihraç kararları çok endişe vericidir. Dün, bir grup il başkanı ile birlikte İzmir İl başkanımızın görevden alınması İzmir’in siyasi iradesine yapılmış büyük bir haksızlık ve kabul edilemez bir yanlıştır.
Partimizin üyelerinden ve seçmeninden gelen siyasi iradenin hoyratça gözardı edilmesi, gelecek günlerde alınacak benzer kararların habercisi niteliğindedir. Ardı ardına alınan bu kararların olağan görülmesi ve kabul edilmesi mümkün değildir. Bu şartlar altında çıplak gerçeklerle yüzleşmemizin artık kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Partimizin normal demokratik yönetim ortamına en kısa zamanda kavuşması için hepimizin üzerine düşen sorumluluklar elbette vardır. Bugüne kadar ki tavrımla, söylemlerimle ve olağanüstü kurultay için imzamı vererek bu sürece elimden geldiğince katkı vermeye çalıştım.
Ancak anlıyor ve görüyorum ki iyiniyetli çabalarımız beklediğimiz süre içerisinde sonuç vermeyecek, bunun yanında pek çok parti üyemiz haksız ve hukuksuz bir şekilde hedef yapılmaya devam edilecektir. Ülkemizin her türlü kurgu, vesayet ve manipülasyondan uzak, halkımızın hakları ve refahı için çalışan bir Cumhuriyet Halk Partisine ihtiyacı olduğuna yürekten inanıyorum. Yaşamım boyunca bu mücadelenin bir parçası olmaya devam edeceğim. Ancak “ Mutlak Butlan CHP’si” bu mücadelenin çatısı değildir.
Bu kanaat ve düşüncelerle, büyük bir üzüntüyle ve bir gün geri dönebilme umuduyla Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ediyorum. Bundan sonraki süreçte bağımsız olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevimi sürdürecek, şehrimize ve halkımıza tüm gücümle hizmet etmeye devam edeceğim.
Saygılarımla bilgilerinize sunarım.
Galatasaray'a helal olsun. Eskiden olsa kıskanır haset ederdim. Şu an ülkenin şu halinde insanların yüzünü güldüren spor ve sanattan başka bir şey olmadığı için kim büyük kitleleri mutlu ediyorsa büyük hizmet yapıyor. Bu gece en az 20 milyon kişi mutlu giriyor yatağına. Sosyal medyada da İngiliz taraftarların çok güzel İstanbul paylaşımları dolandı hep. Osimhen'in annesinin anılması, Yurtta Sulh Cihanda Sulh pankartı, Gençlik Marşıyla coşan taraftarlar hepsi çok güzeldi.. İnşallah çeyrek finale devam eder bu yol🚀
Herhangi bir konuda en ufak tereddütünüz varsa Bahçeli ve Kılıçdaroğlu'nun ne söylediğine bakın. Onların söylediklerinin tam tersi sizi doğruya ulaştıracaktır..!
Ece Üner: "Bir alkış da, 'Abdullah Öcalan'ın ayağına gitmeyen Atatürk'ün Partisi CHP'ye👏🏻 Teşekkürler CHP
Akp ve Mhp ise İmralı'ya terörist Apoya gidiyor
Onlar açısından ırmağının akışından, ne ara İmralı'nın akışına geçtiğimizi de zamanla anlarız" https://t.co/rxGOd3d1uC
Basına sunulan 3739 sayfalık “iddianame”
denilen dosya, hukuken iddianame değildir.
Çünkü bu dosyada;
Cumhuriyet Başsavcılığı adı yok,
Mahkemeye hitap ibaresi
(“İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine”) yok,
İmza ve mühür bilgisi yok,
Soruşturma numarası yok,
Esas numarası yok,
İddianame numarası yok.
Yani dosya, CMK’nın 170. ve 174. maddelerinde öngörülen zorunlu şekil şartlarını taşımamaktadır.
Bu eksikliklerle bir belgeye “iddianame” denilemez.
Mahkemeye sunulsa bile, CMK m.174 gereği iade edilir, kamu davası açılmış sayılmaz.
Henüz mahkemeye ulaşmamış, imzasız, numarasız bir metni basına servis etmek,
soruşturma gizliliğini ihlal etmek ve masumiyet ilkesini yok saymaktır.
Bu, adalet belgesi değil,
siyaseti yargı eliyle yönlendirmeye çalışan bir propaganda metnidir.
Herhangi birinizin evladı sokak ortasında haysiyetsiz katiller tarafından katledilebilir ve aynı serseriler ellerini kollarını sallayarak aramızda gezebilir. Yolsuzluk çetesinin başı olduğu söylenen kodamanlar kanal kanal gezip demeç verebilir ama siz şarkı sözünüzden dansınızdan dolayı soruşturma geçirebilirsiniz. Hele hele ülkeyi yönetmeye talip olup iktidarı değiştirebilecek bir adaysanız terörist başına gösterilen müsamanın onda bri size gösterilmez. Seçilmiş olmanız toplumda gördüğünüz teveccüh aleyhinize bile delil olarak kullanılabilir. Ülkede mahvolan hukuk sisteminin geldiği korkunç nokta bu.
Vatandaşlar CHP’ye oy verip seçiyor. Kadın çıkıp AKP’ye geçiyor.
Vatandaşlar İYİ Parti’ye oy verip seçiyor. Adam çıkıp AKP’ye geçiyor.
Vatandaşlar çıkıp DEM’e oy verip seçiyor. Sonra çıkıp AKP’ye geçiyor.
Bu en hafif tabiriyle “siyasi dolandırıcılık!”
Aldığınız maaşlar, aldığınız oylar haram zıkkım olsun!
Burnunuzdan fitil fitil gelsin!
Birkaç erkek bir araya geliyor, “Teşhircilik” bahanesiyle en büyük üyesi 25 yaşında olan #Manifest grubuna soruşturma açıyor!
Bu grup, konser gelirlerinin çoğunu kız çocuklarının eğitimi için bağışlıyor!
Dayattığınız şey ahlak değil, çürümüş düzeninizdir.
Ellerinizi ve karar mercii sandığınız o pis bıyıklarınızı kadınların eteğinden, şortundan, dansından, şarkılarından çekin!
Ve buradan Cumhurbaşkanı danışmanı Oktay Saral’a da sesleniyorum: Kadınların yaşamına, gençlerin özgürlüğüne dil uzatamazsın!
Milletin namusuna sahip çıkmak isteyen önce kadınlara şiddeti, tacizi, mafya düzeninizi önlesin. Yenidoğan bebekleri öldüren çeteleri serbest bırakan, çocukları istismar edenleri eğitim kadroları ile ödüllendiren, kadın cinayetlerini cezasız bırakan, kürsü başından şiddete teşvik eden, kadınları susturmaya çalışan zihniyetinizin ahlak dersine ihtiyacımız yok.
Sansür uygulanacak tek şey sizin o kirli zihniyetinizdir!
Ve bu ülkenin geleceğini sizin kirli zihniyetinize bırakmayacağız!
kızların kıyafetlerinden dolayı konserin ertesi günü soruşturma açan yargı 24 tane suç kaydı olan adam belinde silahla okul kampüsüne girebilecek durumdayken neredeydi?
Hayasızca hareket çok muğlak bir kavram. Bana göre hayasızca olan çocuk gelin ülkesi olmaktır, tarikat yurtlarında istismar edilen el kadar çocukları koruyamamaktır. Hayasızca olan istismar edilen çocuklar hakkında “bir kereden bir şey olmaz” diyen zihniyettir.
Manifest grubuna açılan soruşturma, sahne sanatlarına ve kadının özgürlüğüne yönelik açık bir saldırıdır.
Bu ülkede binlerce çocuk gelin varken, daha geçen gün Boğaziçi Üniversitesi’nde 15 yaşında bir ‘işçi’ kız çocuğu katledilmişken,
kadınların yaşam güvencesi olan 6284 sayılı yasa hakkında mücadeleye çoğunluk kulaklarını tıkamışken,
Narin’den Rojin’e yüzlerce cinayet karanlıkta kalmışken,
tek kelime etmeyenler;
Sahneye çıkan kadınların kıyafetleri hakkında milyonlarca paylaşım yapıyor! Rezalet! Utanç duyuyorum!
İşte tam da bu yüzden vah halimize!
Kadın şarkı söyler, dans eder, istediğini giyer, sahnede özgürce var olur. Bu özgürlüğü hedef alan her saldırı, toplumun tümüne yönelmiş bir tehdittir.
Manifest’i cezalandırırsanız ne olacak?
K pop gruplarını, dünyada yüzlerce örneği olan kız gruplarını takip etmeyecek mi evdeki çocuklarınız? Ahlak bekçiliği yaparak koruyamazsınız çocuklarınızı. Onlara güvenerek,
sevgiyle sarmalayarak, eğiterek, örnek olarak korursunuz.
Bu memlekette her dakika ‘namus’ cinayeti işleniyor. Sizin bu linçlerinizi asıl hak eden o namussuzlardır!
Siz önce suça süreklenmiş çocukları, çeteleri gündem edin! Bu güzel genç kadınları değil!
#KadınınBedeniKendiKararıdır #Manifest
#benimbedenimbenimkararım #6284