kimse senin potansiyeline aşık değil.
insanlar ne olabileceğini değil, ne yaptığını görür. kafandaki planlar, anlatınca güzel duran hedefler, "bir gün yapacağım" dediğin şeyler, içinde taşıdığın büyük ihtimal… bunların hiçbiri dış dünyada skor yazmaz. hayat bir noktadan sonra niyete değil, çıktıya bakar.
bu kötü bir şey değil. hatta rahatlatıcı tarafı var. çünkü kimseyi ikna etmek zorunda değilsin. daha çok konuşmana, daha çok açıklamana, daha çok anlaşılmaya çalışmana gerek yok. çalışırsın, üretirsin, vücudunu toparlarsın, paranı düzene sokarsın, karakterini sertleştirirsin, sözünü tutarsın. sonra zaten insanlara anlatman gereken şey azalır.
erkek için en büyük dönüm noktası bence burası:
dünyadan sempati beklemeyi bırakıp, kendi hayatına kanıt sunmaya başladığı an.