Yeni dava açacaklara uyarılar ve öneriler:
1) Torba Yasa Resmi Gazete’de yayınlanıncaya kadar
belirsiz alacak davası biçiminde dava açabilirsiniz.
2) Torba Yasa Resmi Gazetede yayınlandıktan sonra da,
belirsiz alacak benzeri bir dava açabilirsiniz.
Ancak:
a) Dava dilekçenizde dava türü belirtmeyiniz.
Yalnızca olayı anlatıp, ne istediğinizi belirtiniz.
b) Asla kısmi dava açmayınız ve kısmi istekte bulunmayınız.
c) Örneğin, trafik veya iş kazasında ölüm ve yaralanma nedeniyle açacağınız tazminat davası dilekçelerinin konu başlığında�� Yargılama sonunda belirlenecek tazminat tutarının tamamının (harcı tamamlanmak suretiyle) hüküm altına alınması dileğiyle,
(kısmi istek anlamına gelmemek üzere) harca esas değer
bildiriyoruz” açıklaması yapınız.
d) Dilekçenin içeriğinde de kimler için ne tür tazminat istediğinizi (destekten yoksunluk, beden gücü kaybı, yaşam boyu bakım gideri vb)istek kalemlerini açıklayınız.
e) Manevi tazminat isteğini (şimdilik) erteleyiniz veya maddi tazminat davasında kusur, beden gücü kaybı ve tazminat tutarı belli olduktan sonra ayrı bir dava açarak manevi tazminat isteyebilirsiniz.
3) İşçi alacakları için açacağınız davalarda da:
Dava dilekçesinin konu başlığında: “İşveren tarafından işçiye gerekli belge ve bilgiler verilmediği
ve işçi. alacağının tamamını “belirleyemediği” için, yargılama sonunda belirlenecek alacak tutarının tamamının (harcı tamamlanmak suretiyle) hüküm altına alınması dileğiyle, (kısmi istek anlamına gelmemek üzere) harca esas değer bildiriyoruz” açıklaması yapınız.
Açıklamalar ve Öğretiden destek:
1) Bunlar birer öneri olup, denenirse, ısrarla ve sabırla üzerine gidilirse, adil bir yargı düzeni gerçekleşebileceği
umudunu taşıyorum. Bu umudu veren Muhammet Özekes ve Hakan Pekcanıtez hocalarımızın görüşleri
şöyledir:
2) Muhammet Özekes hocamız diyor ki:
“Bir dava türünü kanundan çıkarmak ve kaldırmak, onun gerçekte de kalkması, yok olması anlamına gelmez. Bu nedenle, belirsiz alacak davası kanundan çıkartılsa dahi, biri ben belirsiz alacağım var, tam belirleyemiyorum, benim bu hakkımı koruyun ve arayın dediğinde, illa hakkını belirleyip geleceksin diye zorlarsanız onun hak arama hürriyetini elinden almış olursunuz.”
3)Hakan Pekcanıtez hocamız özetle:
“Belirsiz alacak davasının Kanun’dan kaldırılması, uygulamadan kaldırılması sonucunu doğurmayacaktır. Bir dava türünün Kanun’da açıkça düzenlenmemiş olması, bu dava türünün uygulanmayacağı anlamına gelmez; uygulanması için kanunla-rda açıkça düzenlenmesine ihtiyaç yoktur. Alman hukukunda yasal bir düzenleme bulunmayıp, Federal Mahkeme, dava dilekçesinde talebin miktar�� rakamsal olarak gösterilmeden de dava açabileceği kabul edilmiştir. Bizde de, belirsiz alacak davasının Kanun’da açıkça düzenlenmediği dönemde dahi Yargıtay ve Danıştay, belirsiz alacak davası benzeri kararlar vermekte idi. 1086 sayılı HUMK’nun yürürlükte olduğu dönemde, tenkis davaları, belirsiz alacak davasının bir türü olarak uygulanmakta idi. Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 1983 yılında verdiği kararla, tam yargı davalarında, kamu görevlilerinin miktar göstermeksizin iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri kabul edilmişti. Görüldüğü üzere, belirsiz alacak davasının Kanun’dan kaldırılması, uygulamadan kaldırılması sonucunu doğurmayacaktır” demektedir.
Ya harbi sikecem sizin goygoyunuzu da. Hükümet ülkenin en büyük muhalefet partisini yargıyla yok etti. 2017de parlamenter sistem nasıl bittiyse bugün de çok partili sistem bitti. Fiili olarak kaldırıldı ve diktatörlük rejimine geçtik, siz hala olayı chpye indirgeme derdindesijiz
Şunu iyi bilelim her hangi bir asliye hukuk mahkemesi bir siyasi partiye genel başkan tayin edemez. Kendisini seçim kurulları yerine koyarak karar alamaz. Bu çok ağır bir yetki gaspı ve anayasa ihlali olur. Kısaca butlan kararı yoklukla malüldür. Hiç doğamaz. Biz yoklukla malül bu kararı tanımayız seçim yargısının verdiği mazbatalar iptal edilemez. Biz de o mazbata kimdeyse onun yanında dururuz!
Herkesin her şeyi “daha iyi” bildiği, her şeye kolayca dil uzatabildiği bir dönemde bile bilgisine güvenilen, sözüne itibar edilen büyük bir insandı. Herkesin sırf yapabildiği için yorum yapma haddi bulduğu, cehaletin sonsuz cesaretiyle her şeye rahatça burun kıvırabildiği bir dönemde bile, onun bilgisine burun kıvırmaya kimsenin cesaret edemediği büyük bir insandı. Herkesin her şeyi ayrıştırdığı, rahmet okumak için bile tarafına baktığı bir dönemde bile, gidişine kimlik sormadan yas tutulan büyük bir insandı. Bile bile, göre göre, geze geze, dolu dolu yaşadı. Yani İlber Ortaylı sadece bir ailenin, bir okulun ya da bir topluluğun değil, Türkiye’nin parçasıydı. Ankara bu ülkenin kalbiyse, İstanbul kültürü ise, İlber Ortaylı da hafızasıydı. Ne zaman bir masal çıksa karşımıza, dinleyip uyumayacak, onun sayesinde karşısına tarihi koyacak, uyanık kalacağız. Allah rahmet eylesin. Bedeni toprağa sığacaktır, ancak emanet alıp miras bıraktığı bilgi daima diri kalacaktır. Ruhu şad olsun.
AMERİKA İRAN'I DEĞİL ÇİN'İ VURUYOR !!
Amerika neden İran'a savaş açtı?
Cevabınız "nükleer program" ya da "rejim değişikliği" ise yanlış cevap.
Bu savaşın İran'la ilgisi yok. Asıl hedef Çin. Ve bunu anlamak için büyük resmi görmeniz lazım.
Bakın dikkatli okuyun.
-Çin şu an dünya üretiminin %28'ini tek başına yapıyor.
-Enerji üretiminde Çin, Amerika'nın 2 katı önde.
-Elektrikli araç üretiminde dünya lideri.
-5G altyapısında dünya lideri.
-Yapay zekada Amerika'ya her gün biraz daha yaklaşıyor.
-Robot üretiminde dünya lideri.
Analistlerin tahmini çok net: 2030'a kadar dünyada üretilen her iki üründen birini Çin üretecek. 10 yıl içinde Çin dünyanın 1 numarası olacak ve Amerikan hegemonyası sona erecek.
Amerika'nın önünde iki seçenek var. Ya Çin'i şimdi durdurur ya da hiç durduramaz.
Ve şu an Orta Doğu'da gördüğünüz her şey bu durdurma hamlesinin parçası.
Nasıl mı? Anlatıyorum...
Son 100 yıldır Amerikan gücünün temeli deniz kontrolüne dayanıyor. Süveyş Kanalı, Hürmüz Boğazı, Malakka Boğazı, Panama Kanalı dünya ticaretinin büyük çoğunluğu buralardan geçiyor ve hepsini Amerikan donanması kontrol ediyor.
Bunu şöyle düşünün. Bir otoyolun tek gişesini kontrol ediyorsunuz. Her araç sizin gişenizden geçmek zorunda. Kimi geçireceğinize siz karar veriyorsunuz, geçiş ücretini siz belirliyorsunuz ve istediğiniz zaman gişeyi kapatıp trafiği tamamen durdurabiliyorsunuz.
İşte Amerika 100 yıldır dünyanın tek gişesi. Petrol, konteynerler, hammadde her şey o gişeden geçiyor.
Kim gişeyi kontrol ederse dünya ekonomisini kontrol eder.
Çin bunu biliyor. Aynı zamanda Amerika'yı denizde yenemeyeceğini de biliyor. ABD donanması dünyanın açık ara en güçlü donanması.
O zaman ne yapıyor?
Gişeyle savaşmıyor. Gişenin olmadığı yepyeni bir otoyol inşa ediyor.
Kara yolları, demiryolları, boru hatları. Avrasya kıtasını baştan sona kesen kara koridorları. Pekin'den Avrupa'ya uzanan modern İpek Yolu tam olarak bu planın parçası. O otoyol tamamlandığında kimsenin Amerika'nın gişesine ihtiyacı kalmayacak.
Ve işin kritik noktası şu: Demiryollarını uçak gemileriyle ablukaya alamazsınız. Kara koridorlarını savaş gemileriyle kontrol edemezsiniz.
Çin bu kara ağını tamamlarsa dünya ticareti denizden karaya kayar ve Amerika'nın 100 yıllık deniz hakimiyeti anlamsız hale gelir.
Gişe durur ama kimse geçmez.
Haritayı açın ve bakın. Çin doğuda. Rusya kuzeyde. Basra Körfezi güneyde.
Bu üçünü birbirine bağlayacak anahtar nerede?
İran.
İran üzerinden geçen kuzey-güney koridoru Rusya'yı doğrudan Basra Körfezi'ne bağlıyor. Daha hızlı, daha ucuz ve en önemlisi Amerikan kontrolündeki deniz yollarından tamamen bağımsız.
Çin bu ağa karadan bağlanırsa Doğu Asya'dan Körfez'e uzanan dev bir kara ticaret ağı doğar. Ticaret, enerji, hammadde karadan akar.
Ve Amerikan donanması bu sisteme dokunamaz.
Bir şey daha var. Orta Asya dünyanın en büyük kritik mineral rezervlerine sahip. Nadir toprak elementleri, yarı iletkenler için gereken stratejik metaller, batarya ve silah sistemleri için gerekli hammaddeler. Kim bu kaynakları kontrol ederse 21. yüzyılın endüstriyel gücünü kontrol eder.
Ve bu oyun daha önce oynandı. 2001'de 11 Eylül saldırıları oldu, Amerika terörle savaş ilan etti. Afganistan'a girdi, Irak'a girdi, Körfez'e askeri üsler kurdu.
Gerekçe "terörü bitirmek".
20 yıl sonra gerçek tablo ortaya çıktı. Amerika terörle savaşmıyordu, dünyanın enerji kaynaklarının tam üstüne oturuyordu. Terör bahaneydi...
Şimdi aynı oyun tekrar oynanıyor. İran "nükleer tehdit" bahanesiyle vuruldu. Ama süper güçler bölgesel sorunlar yüzünden bu büyüklükte savaşa girmez. Bu ölçekte bir askeri harekâtın arkasında ancak ba��ka bir süper gücün tehdidi olabilir.
Bu bölgeyi kontrol etmek Amerika'ya tek hamleyle ne sağlıyor? Kritik mineral kaynaklarını eline alıyor. Kilit geçiş noktalarını domine ediyor. Rusya'nın güneye inişini kesiyor. Ve en önemlisi Çin'in kara stratejisini daha doğmadan bitiriyor.
Tek bir bölgeyi kontrol ederek tüm tahtayı kontrol altına alıyor.
21. YÜZYILIN ASIL SORUSU
Asıl soru şu: 21. yüzyılı deniz güçleri mi yoksa kara güçleri mi yönetecek?
Çin kara yollarını tamamlarken Rusya da İran üzerinden güneye inerse dev bir kara ticaret ağı doğar. Amerika okyanusları kontrol etmeye devam eder ama artık dünyayı yönetemez.
Bu benim görüşüm ve Ben Trump'ın başkan olduktan sonra attığı her adımın bilinçli ve Çin'e karşı atılmış bir adım olduğunu düşünüyorum.
Orta Doğu'daki savaşlar asıl savaş değil. Asıl savaş için hazırlık.
Ve o hazırlık başladı.
Özgür Özel, “belki dünya tarihinin en büyük kendi kalesine golü” diye açıkladı:
“Erdoğan, ‘Diplomasız Erdoğan’ sloganına dava açıyor.
Hakim de Erdoğan’ın diplomasının sunulmasını istiyor.
Fıkra bu kadar değil: Erdoğan’ın avukatları, hakimin tarafsız olmadığını belirterek reddini istiyorlar.”
📌 CMK VEKALET ÜCRETİ
📌 2026 YILI GÜNCEL KARARLAR
✅ Sanık hakkında beraat kararı verilen dosyada, CMK'dan görevlendirilen zorunlu müdafiye beraat vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Meslek Mensubu Arkadaşlar lütfen not alın.
Mutlaka ama mutlaka lazım olacaktır.
Aşağıda size “hakimin sevdiği dil” ile yazılmış,
itiraf içermeyen – hukuki nitelendirme yapan – tam örnek bir VERGİ CEZASI İPTAL DAVASI DİLEKÇESİ veriyorum.
Bu metin:
✔ Danıştay içtihadına uygun
✔ İnceleme raporundaki tipik kalıpları hedef alır
✔ “Masum hata” tuzağına düşmez
✔ Hakimin “tamam, bu dilekçe çalışılmış” dediği dildir
⚖️ VERGİ CEZASI İPTALİ DAVASI
(Hakimin Sevdiği Savunma Diliyle – Örnek Metin)
T.C. ……………… VERGİ MAHKEMESİ’NE
DAVACI
… A.Ş. / … Ltd. Şti.
Adres: …
DAVALI
… Vergi Dairesi Müdürlüğü
DAVA KONUSU
… tarih ve … sayılı vergi inceleme raporuna dayanılarak tarh edilen
… TL vergi aslı ve … TL vergi cezasının iptali istemidir.
I. OLAYLARIN ÖZETİ
Davacı şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunda,
… dönemi işlemleri nedeniyle … gerekçesiyle vergi ziyaı ve/veya usulsüzlük cezası önerilmiştir.
Söz konusu raporda ileri sürülen tespitler, işlemlerin gerçek mahiyetini ve vergisel sonucunu ortaya koymaktan uzak, yalnızca şekli değerlendirmelere dayanmaktadır.
II. HUKUKİ NEDENLER
1️⃣ Somut Olayda Vergi Ziyaı Oluşmamıştır
Dava konusu tarhiyatta;
Beyan edilen matrah,
Tahakkuk eden vergi,
Hazine’ye intikal eden tutar
itibarıyla herhangi bir vergi kaybı söz konusu değildir.
Vergi ziyaının oluşabilmesi için, verginin eksik veya geç tahakkuk etmesi gerekir.
Somut olayda bu şartların hiçbiri gerçekleşmemiştir.
Bu yönüyle dava konusu ceza, unsurları oluşmadan tesis edilmiştir.
2️⃣ Şekle İlişkin Eksiklikler, İşlemin Gerçekliğini Ortadan Kaldırmaz
İnceleme raporunda ileri sürülen hususlar;
İşlemin gerçekte var olduğu,
Ticari faaliyetin fiilen gerçekleştiği,
Vergisel sonucun doğru olduğu
olgularını çürütecek nitelikte değildir.
Salt şekle ilişkin eksiklikler, ekonomik gerçekliği ve vergisel sonucu yok sayma gerekçesi olamaz.
Bu yaklaşım, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına açıkça aykırıdır.
3️⃣ İşlemin Gerçekliği Delillerle Sabittir
Davaya konu işlemler;
Banka ödeme kayıtları,
Cari hesap mutabakatları,
Stok ve muhasebe kayıtları
ile tam ve açık biçimde ispatlanmaktadır.
İdare, bu delilleri çürütebilecek somut bir tespit ortaya koymamış;
yalnızca belge biçimi üzerinden değerlendirme yapmıştır.
Oysa vergilendirmede esas olan işlemin gerçek mahiyetidir.
4️⃣ Ceza, Tarhın Otomatik Sonucu Değildir
İdare, tarhiyat yapılmış olmasını cezanın da zorunlu sonucu gibi değerlendirmiştir.
Oysa ceza uygulanabilmesi için:
Hukuka aykırı fiil,
Vergi ziyaı,
Kusur
unsurlarının ayrı ayrı ve somut biçimde ortaya konulması gerekir.
Bu unsurlar raporda açık ve gerekçeli şekilde ortaya konulmamıştır.
5️⃣ Ölçülülük ve Orantılılık İlkesi İhlal Edilmiştir
Varsayım olarak dahi kabul edilse, isnat edilen fiil ile uygulanan ceza arasında açık bir ölçüsüzlük bulunmaktadır.
Ceza tutarı;
Fiilin ağırlığı,
Vergisel etkisi,
Somut olayın özellikleri
ile orantılı değildir.
Bu durum, Anayasa’da güvence altına alınan ölçülülük ilkesine aykırıdır.
6️⃣ İdare Yerleşik Yargı İçtihadına Aykırı Davranmıştır
Dava konusu işlem;
Vergi ziyaı bulunmayan,
Şekli nitelikteki,
Maddi gerçeği etkilemeyen
hususlara ceza uygulanması suretiyle tesis edilmiştir.
Bu yaklaşım, Danıştay’ın istikrarlı kararlarıyla açık biçimde çelişmektedir.
III. HUKUKİ DAYANAKLAR
213 sayılı Vergi Usul Kanunu,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu,
Anayasa,
Danıştay içtihatları ve ilgili mevzuat.
IV. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
Dava konusu … TL vergi aslı ve … TL vergi cezasının iptaline,
Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine
karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.
Davacı
Ad – Soyad
İmza
Tarih
🎯 Neden Bu Dilekçe “Hakimin Sevdiği” Dildir?
✔ “Ben masumum” demiyor.
✔ “Vergi kaçırmadım” demiyor.
✔ Hukuki unsur – içtihat – ölçülülük konuşuyor.
✔ İtiraf yok, duygu yok, savcılık dili yok.
#enginşahin #vergiinceleme #vergimahkemeleri
Aşağıda, tapuda düşük bedel beyanı nedeniyle yapılan vergi incelemesine karşı kullanılabilecek örnek savunma dilekçesi taslağı yer almaktadır.
Metni somut olaya göre mutlaka uyarlamanız gerekir.
T.C. …………… VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ’NE
(veya)
T.C. …………… VERGİ DENETİM
Akın Gürlek, İstanbul Adliyesi Sulh Ceza Hakimiydi. Gördüğüm en avukat düşmanı hakimdi. Ne söylesem, iç Anadolu şivesi ile gergin ve aceleci bir tavırla "evet evet" diyerek tasdik ediyor, ancak bunu zapta yazmıyor ve daha sonra sözde bir özeti zapta yazıyor. "Ne yapıyorsun, beyanını neden yazmıyorsun?" dediğimde, "Her dediğinizi yazmak zorunda değilim. Zaptı ben düzenlerim" dedi.
Duruşma zaptını hakim değil, katip yazar. Zabıt katibi, hakimden bağımsız olarak duyduğunu yazar. Akın Gürlek, kendi kafasında oluşturduğu bir şablonu yazarak insanların savunma hakkını kısıtlayan bir hakimdi. Zaten zabıt katibi hakimin dediğini yazacaksa, kanunda zabıt katibinin reddi neden var? Hakimin dediği yazılır diye bir kanun maddesi yoktur. Katip duyduğunu yazar. Duruşmayı hakim veya başkan yönetir denir.
Bizde hakimler, zabıt tutmaktan dolayı düşünme ve muhakeme mantığı ile karar verme özelliklerini yitiriyorlar. Sonra aynı anda iki iş yapabilirim diyorlar. Hakim kararı ile konuşur. Avukatla veya taraflarla tartışmaz. Sakin ve alçakgönüllü olur. İnsanları çok dikkatli, bağırmadan ve saygılı dinler. İnsanlar konuşurken "onu geç", *bununla nereye varacaksın" demez. Tanık dinlenirken sözünü kesmez. Tanığa soru sorulurken, soruya itiraz edilmemişse soruyu resen geri çevirmez. Hakim dediğin adap ve usul bilir.
Akın Gürlek Adalet Bakanı olduğuna göre, gelsin avukat düşmanlığı ve istenen sünepe avukatlık. Artık avukat daha da düşman ve öcü olacak.
Bugün ısrar üzerine ceza evinde bir tutukluyla görüşmeye gittim. Tutuklunun söylediği ilk şey; “Abi biz bir avukatla anlaşmıştık, bana aylarca ‘ilk duruşmada kesin seni çıkarırım’ dedi, ödemenin çoğunu da yapmıştık, duruşmadan bir gün önce geldi ‘çıkman garanti değil, ceza alabilirsin’ dedi. Eğer sen de umut satıp ihanet etmeyeceksen görüşelim” dedi. Arkadaşlar, sizin elinizde olmayan şeylere 3 kuruş para için umut satmayın. Saygınlığı geçtim, gelip sıkarlar nasibinizi alırsınız.