Gazeteciye gözaltı…
Komedyene gözaltı..
Belediye başkanına gözaltı..
İnsanları otele doldurup yakanlar,havalimanında insan katledenler, 6 yaşında öz kızını evlendiren cemaatçi serbest…
Ne yüzyılıydı?
Delegenin oturtmadığı koltuğa polis tarafından oturtulmayı kendine layık gören bir siyasi mefta olarak hatırlanacak Kemal Bey. Güzel yaşlanmayı da ben mi öğreticem kazık kadar adama? Öğrenseydi bunca yıl...
Darbe değil devrimdi, çamur değil Cumhuriyet’ti…Hesaplaşacaksan önce bunu öğren Yeliz…
Bazı cümleler vardır, yalnızca cehaleti değil, aynı zamanda nankörlüğü de açık eder.
AKP milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, Cumhuriyetimizin kurucu iradesine “kanlı 1923 darbesi” diyerek hem tarihimize hem milletin ortak vicdanına saldırmıştır.
Yetmemiş, “getirilen Cumhuriyet değil, Çamuriyet’ti” diyerek bu ülkenin yüz yılını küçümsemeye yeltenmiştir.
Bunlar öyle “fikir özgürlüğü” kapsamına alınacak sözler falan değil.
Çünkü burada fikir değil, hedef var.
Saldırı var.
Kurucu iradeyi itibarsızlaştırmaya yönelik açık bir beyan var.
Şimdi soruyoruz:
Bu sözlerden dolayı bir soruşturma açılacak mı zat-ı muhtereme?
Daha açık soralım:
Cumhuriyet’e “çamur” diyen, Atatürk’e “darbe” imasında bulunan bir vekile sessiz kalınacak mı?
Meclis çatısı altında “Yeliz” mahlasıyla canlı yayın yaparken yakalanan bu şahsın sözleri artık gülünüp geçilecek gaflar olmaktan çıkmıştır.
Bu, sistemli bir inkâr ve itibarsızlaştırma çabasıdır.
Pek çok yurttaşın zihninde aynı soru dönüyor:
Eğer bu sözler cezasız kalırsa, bu ülkede hukuk hâlâ Cumhuriyet’i koruyor mu, yoksa sadece seyir mi ediyor?
Zira bu milletin iradesine “darbe”, rejimine “çamur” diyen bir vekilin soruşturulmadığı bir yerde, hiçbir yurttaş hukuki güvenlikten söz edemez…
Starbucks’ları basanlara, Burger King’lere fare saçanlara, sokaklara kola dökenlere, enflasyonla mücadele için boykot çağrısı yapanlara da ayrımcılık ve halkı kin düşmanlığa tahrikten soruşturma açılacak mı?
AKP seçmeni zannediyor ki; bu kadar insan, Ekrem İmamoğlu yargılandığı için sokakta.
Hayır.
Depremzedelere parayla çadır satan Kızılay Başkanını yargılamadığınız için sokaktayız.
Kendi şirketinden, kendi bakanlığına, fahiş fiyata dezenfektan satan Ticaret Bakanı’nı yargılamadığınız için sokaktayız.
Kendi parti yöneticinizin “Ankara’yı parsel parsel sattı” dediği Melih Gökçek’i yargılamadığınız için sokaktayız.
Muhaliflere ‘terörist’ yaftası vururken, bebek katilini Gazi Meclis’e davet ettiğiniz için sokaktayız.
Foyalarınızı ortaya çıkartan gazetecileri hapse tıkarken, ekranlarda iftira üstüne iftira atan, hakaret üstüne hakaret eden maymunları mükafatlandırdığınız için sokaktayız.
Sarıklı, cübbeli amirali jet hızıyla emekli ederken Cumhuriyet’e bağlılık yemini eden teğmenleri ihraç ettiğiniz için sokaktayız.
Vatandaşın belini ek vergilerle bükerken 5 müteahhitinizin milyarlarca liralık vergi borcunu affettiğiniz için sokaktayız.
Yüzlerce suç kaydı bulunan çete üyeleri elini kolunu sallayarak dolaşırken Ümit Özdağ’ı tutukladığınız için sokaktayız.
Evimizde oturken yazıp çizerek, video çekerek de derdimizi anlatmaya çalıştık ama duymadınız.
Sesimizi duyun diye sokaktayız.
Emsal bir karar istiyoruz! Bu olay tüm ülke çocuklarının özgürlüğüne ve güvenli yaşam haklarına yapılan bir saldırıdır.
14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi için adalet istiyoruz!
#MattiaAhmetMinguzzi
Durduk yere bıçaklana, tekmelene pazar ortasında canı alınan 14 yaşındaki canım çocuğa mı yanalım?
Barakasında hayvanlarıyla yanarak can veren Necla Teyzemize mi?
Urfa’da hortumla çocuklarını döven babanın varlığına mı?
Rojin’in babasının çabasına mı?
Öz kızını yıllarca istismar eden babanın hala tutuklanmamış olmasına mı?
Çok üzgünüm…
Nasıl bir karanlık! Suçlulara ceza veremeyen konuya tepki gösterenlere sopa gösteren hukuğunuz batsın! Adaleti ülkenin sanatçılarına, gazetecilerine değil, asıl suçlularla sağlayın!
@gulbenergen 👏 konunun takipçisi olduğun için ve farkındalığı arttırdığın için sana minnettarım
Yarın 2 yaşında uğradığı cinsel istismar sebebiyle can veren
#SılaBebek paylaşımımda
“İnsan Suretinde Yaratıklar”ifadesini kullandığım ve herkes gibi öfkemi belirttiğim için savcılığa ifade vermeye gideceğim.
Narin için
Rojin için
Sıla için
Canı yakılan, öldürülen, istismar edilen tüm çocuklar için çabam ülkeme borcumdur.
Çok üzgün ve kırgınım…
Nasıl bu kadar cani olabilir bir anne! İnsanlık nasıl bu hale geldi! Asıl bunlara tiner içermek lazım! Lanet olsun! Yaşattığını misliyle sana yaşatsınlar yaratık!
Bu sözde anne hiçbir sebep altına sığınmasın, yaptığı cinayet. Yeni dünyaya gelmiş bir bebeği devlet kurumuna teslim etmeyip, öldürecek kadar gözü dönmüş. Çocuğu tasarlayarak öldürmüş.
İstanbul Esenler'de Dilek Ç., 2 yaşındaki bebeğini biberonuna tiner koyup içirdi. Hastaneye kaldırılan 2 yaşındaki Emre Ç.,
2 ay sonra hayatını kaybetti.
Dilek Ç.'nin ifadesinde çocuğunun evlilik dışı dünyaya geldiğini ve babasının sahip çıkmadığı için bunalıma girdiğini söylediği öğrenildi. Anne Dilek Ç., tutuklanarak cezaevine gönderilirken baba Y.E. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
@ucimorgtr@yucelceylancom