FOR THE FIRST TIME IN 53 YEARS, THE KNICKS ARE NBA CHAMPIONS 🏆
New York defeats San Antonio 4-1 in the NBA Finals, capturing their third championship in franchise history!
İnanılmaz bir şey çıktı karşıma. Aadam Jacobs, 1989’dan beri 10.000’den fazla konseri gizlice kaydetmiş ve şimdi bu arşivi ücretsiz kullanıma açmış.
Felaket gruplar, müzisyenler var içinde.
Orhan Veli’den sonra sanata en büyük katkıyı sunmuş adam. Biraz olsun müzik seviyorsanız mutlaka kaydedin, paylaşın, saklayın bunları.
Arşiv; https://t.co/tXX0CNrWMI
Here is the video footage of Jordan making that free throw he talked about on his show on NBC. Just in case you were wondering, Mike doesn’t make up stories; he’s very authentic—unlike some people today. (@matthewterryTMR) https://t.co/Rd0AvERcIV
Zidane’ın bugünkü Festival Dello Sport’taki söyleşisinden notlar:
“Futbola olan sevgim çocuklukta, Marsilya sokaklarında başladı. Arkadaşlarla saatlerce top oynardık. Marsilya’yı tutuyordum ve odamın duvarları Platini ve Amoros’un posterleriyle doluydu. Topa hafif dokunuşlar benim için doğal bir yetenekti ama kafa vuruşları ve sol ayağımı geliştirmek için çok çalıştım. Çalışmayı seviyordum; babam hep derdi ki ‘Çaba olmadan şampiyon olunmaz.’ İşte bu sözler hep aklımda kaldı.”
“Juventus yıllarım gerçekten çok güzeldi. Fransa’da futbol güzeldi ama Juventus’ta kazanmak zorunluydu. Fransa’da deplasmanda kaybetsen sorun olmazdı ama Juventus’ta asla. Güzel bir maç yaptığımda ya da gol attığımda sabah 3-4’te dönerdik ve Agnelli sabah 6’da sadece ‘Tebrikler’ der ve kapatırdı. Çok tutkulu bir insandı, ne dediğini biliyordu. O dönem zordu, fiziksel olarak da. Ama zamanla anladım ki tüm sezon için böyle hazırlanmak gerekiyordu.”
“Del Piero mu? İtalya’nın en iyilerinden biriydi. Alex ile 4-5 yıl birlikte oynama şansım oldu. Montero, Padovano, Boksic… Hepsi güçlü oyunculardı ama Del Piero’da farklı bir şey vardı. Bir deplasmandan dönerken bazı taraftarlar bana saldırmak istedi; Fonseca ve Montero beni korudu.”
“Real Madrid’e geçişim ise Monaco’da bir gala gecesinde gerçekleşti. Florentino Perez ile yemek yedim ve bana bir not verdi: Madrid’e gelip gelmek istemediğimi sordu. Juventus’ta 5 yıl geçirmiş, 30 yaşındaydım; ‘Ya şimdi yaparım ya da hiç’ dedim. Başlangıçta Figo’nun bana pas vermediği söylenmişti ama doğru değildi, zaten topu alırdım.”
“Yaşadığım en önemli maç Dünya Kupası finaliydi. Çocukken hayalini kurduğum Dünya Kupası’nı oynamak ve kazanmak tarif edilemez bir duyguydu. Güzel goller attım ama çok değil. Juventus’ta Ajax’a attığım golü hâlâ hatırlıyorum. Oyuncu olarak en iyi isim Ronaldo’ydu, Brezilya’dan. Sahada yaptıkları inanılmazdı; sana ‘İki çalım atacağım’ der ve bunu yapardı.”
“Villarreal maçı sonrası emekli oldum. Deplasmanlar, oteller… Artık bunlar hoşuma gitmiyordu. 34 yaşında bıraktım; birkaç yıl daha oynayabilirdim ama kamp yapmak ağır geliyordu.”
“Başlangıçta hiç antrenör olmayı düşünmemiştim ama üç yıl eğitim aldıktan sonra sevdiğimi fark ettim. Marcello Lippi benim için çok önemliydi; geldiğimde zordu, fiziksel olarak da. Eleştirildim ama haklıydı; hep inandı: ‘Burada kalacak ve kariyer yapacaksın.’ Ancelotti de çok değerliydi; oyuncuları dinleyen bir antrenör. Her antrenörden bir şeyler öğrenirsin. Tutku çok önemli; oyunculara bir şeyler aktarmak, enerjini vermek gerekir. Ben hep güven aşılamaya çalıştım. Antrenmanlarda topu hep kullandım, fiziksel çalışmalarda bile.”
“Orta saha deneyimim oyun görüşümü geliştirdi; izlediğim ve oynadığım her şeyin kalbi orasıydı. Isco, Benzema, Kroos, Modric… Antrenmanda top kaybetmezlerdi. Milan’ı düşündüğümde Van Basten, Gullit, Ancelotti, Baresi, Maldini… Hepsi benim için birer referans takımdı.”
“Sahada dengeliydim, abartmazdım; iyi ya da kötü her şeyi ölçülü yapardım. 15-20 yaşında her şeyi doğru yapmak mümkün değil ama gelişmek için düşünmek gerekiyor. Denge önemli. Disiplinli ve sade insanları severim; Kroos ve Modric gibi. Şu an hayatım güzel, çocuklarımı izliyorum. Bir gün tekrar antrenör olacağım ama şimdi bu hayat var. Juventus kalbimde, bana çok şey verdi. Gelecekte Fransa ile çalışmak isterim.”
“Bugünkü futbol çok fiziksel ve biraz şiirsellik eksik. Ofansif oyun, uzun paslar görmek istiyorum. Zaman zaman güzel maçlar oluyor ama bazı şeyler eksik. 10 numara artık yok; topu alan oyuncular eksik. Eğer oynasaydım, savunmada antrenörün dediğini yapardım ama hücumda kendi tarzımı sürdürürdüm. Francescoli Marsilya’da inanılmaz şeyler yapardı, ben de kendimi onda görürdüm. Yıldız oyunculardan Kenan, Igor, Yamal, Vitinha, Neves hoşuma gidiyor. Totti Real’de oynardı, Cassano gelmişti ama oynaması gerekirdi, hak ediyordu. Marsilya sokaklarındaki küçük çocuğa söyleyeceğim şey: ‘Kendi yolundan git.’ Futbolcu olacağıma söz verdim ve başardım.”