Mahmut Orhan, gençken annesine verdiği sözü anlattı:
▪️"İlk zamanlar annem seslendirme firmasında çalışmamı istemezdi çünkü çok yorulurdum."
▪️"Geceleri geç gelirdim ve 15 yaşında bir çocuktum."
▪️"Annem hep böyle söylendiği zaman da anneme de bir söz vermiştim."
▪️"25 yaşına kadar Türkiye demiyorum dünyaya eğer bir parça veremezsem söz bu işi bırakıcam dedim."
▪️"Sanki ben yıllarca onu çağırdım."
Oralı olmamak… Şunu başarabilen bir insan sosyal ilişkilerdeki sorunların %80ini çözer. Oralı olmamak, üzerine alınmamak, odağını değiştirmek, işine bakmak, takılmaya değer bulmamak, muhataplara büyük anlamlar atfetmemek…
Özel’in muhalif kesimin gazını almak için ana muhalefetin başına yerleştirilmiş bir truva atı olduğunu geldiği günden beri söylüyoruz. Sirk izliyoruz günlerdir başka bir şey değil. Neyse ya Türkiye siyaseti kadar insanı yoran bir şey yok.
Cristiano Ronaldo:
“Georgina Rodríguez’yı ilk gördüğümde Madrid’de lüks bir mağazada çalışıyordu.”
🔺 “Mağazaya her şeye sahip bir adam olarak girdim; Altın Toplarım vardı, milyonlarım vardı, istediğim her şey vardı.”
🔺 “Ama o başını bile kaldırmadı, bana sadece sıradan bir müşteri gibi davrandı.”
🔺 “Sıramı beklememi istediği an, içimde bir şey değişti.”
🔺 “İnsanlar finalde gol atmanın en büyük adrenalin olduğunu sanır.”
🔺 “Hayır… Seni umursamayan bir kadını etkilemeye çalışmak çok daha zor.”
🔺 “O an binayı bile satın alabilecek gücüm olduğunu fark ettim.”
🔺 “Ama onun dikkatini satın alamıyordum.”
🔺 “İlk kez paramın, şöhretimin ve kupalarımın hiçbir anlamı olmadığını hissettim.”
🔺 “O anda anladım; en büyük kupam vitrinde duranlar değilmiş.”
🔺 “Asıl zafer, satılık olmayan bir gururu kazanabilmekmiş.”
Her narsistin sonunu güçlü bir empat yazar. Bu klişe değil, evrendeki alma verme dengesinin tezahürüdür.
Narsist bir kuyudur, sürekli dolmak ister ama dibi deliktir. Empat ise pınardır, akmadan duramaz. Bu ikisinin buluşması tesadüf değil, manyetik bir yasadır. Narsist ışığa değil, ışığı üreten kaynağa acıkır. Empatın enerjisini emer, onun duygusal bedeninden beslenir ve bu beslenme biyokimyasaldır. Empatın kortizolü yükselir, dopamini çalınır, sinir sistemi travma döngüsüne girer. Buna trauma bonding derler.
Ama denge şaşmaz. Empat bir eşiği geçtiğinde bambaşka bir varlığa dönüşür. Psikolojide buna karanlık empat denir. Duyguyu okumaya devam eder ama artık emmez, yansıtır. Narsistin en büyük korkusu budur çünkü narsist yalnızca okunmadığı sürece güçlüdür. Empat uyandığı an ayna olur ve narsist kendi boşluğunu ilk kez net görür. O çöküşe psikanaliz narsistik yaralanma der, halk dili ise hak yerini buldu der.
Sosyolojik olarak narsist bir toplumda empat sayısı artar çünkü sistem kendi panzehirini üretir. Bireysel düzlemde de aynı yasa işler. Bir narsist anne empat bir kız büyütür, o kız büyüyüp sınır koyduğunda annenin inşa ettiği saray çatırdar.
Enayi sanılan empat, aslında terazinin ağır kefesidir. Narsist konuşur, empat susarak yazar finali.
Narsistik bireyler, istenmeyen hediye, yemek vererek veya yardım ederek karşılarındakinin tepkisini test ederler. Amaç gerçek cömertlik değil, kontrol ve suçluluk yaratmaktır. Beğenilmez veya yeterince minnettar olunmazsa karşısındakini “nankör” diye etiketlerler. Bu, duygusal istismarın klasik bir parçasıdır ve özellikle gizli veya kötücül narsisizmde yaygındır.