Soldakinin “Kuru Otlar Üstüne” filmini San Francisco’da izledim. Salondaki izleyicilerin çoğu muhtemelen milyon dolarlık evlerde oturuyor, Tesla’ya biniyordu. Film ise sanki izleyiciye “fakirlerle empati kur” ödevi veriyor gibiydi. Bir de filmde köye atanan şehirli öğretmenler birbirleriyle yatıyordu.
Sağdakinin hiçbir filmini izlemedim. Sosyal medyada karşıma çıkan kısa videolarda sürekli kadın oyuncularla yakınlaştığı sahneler var. Sanki kendi fantezisini “sanat” diye pazarlıyor gibi bir izlenim bırakıyor. Halbuki Eminönü’ndeki işportacılar gibi bir siması var.
Özetle, yoksulluk, dram, taşra hayatını estetik bir ambalaja sarıp sarmalayan iki insan. Bu arzın Türkiye’de alıcısı vardır, ama bana hitap etmiyor.
- Soru: "Geçmişte Sergen Hoca ile aranızda söylemler vardı. Yaşananlar bu maç öncesi sizi ekstra motive etti mi?
- Nuri Şahin: "Size çok açık konuşacağım. Ben Türk futbolunun güzelliği için uğraşıyorum. Takımım iyi olsun diye uğraşıyorum. Hiç alanım olmayan yerler bunlar. %1 bile motive etmedi beni. Ben tamamen Beşiktaş gibi büyük bir takıma karşı hazırlık yaptım. Ben futbolun güzelliğinin peşindeyim. Herkes Türk futbolunu ve Türkiye Ligi'ni konuşsun istiyorum. Başakşehir başarılı olsun diye sabah akşam çalışıyorum."
Fatih Tekke: "Hanımıma bile anlatamıyorum… Eşim 'Şampiyon olacağız' diyor. Ben kadar bunu kim isteyebilir.
1 ve 4 arası konumlanırsak çok iyi bizim için. Ben 1. yaparım diyen gelsin olsun."