NE GÜNAHLARI VARDI BU MAZLUM İNSANLARIN?
"Biz 7'nci maddeyi geri çekeceğiz." denildi ama 8'de bir ısrar var, az sonra bunu ifade edeceğim. Niye vazgeçtiniz bu düşünceden?
⚖️ 7. Madde idarenin mahkeme kararlarını fiilen askıya almasını sağlıyor.
Mahkeme vatandaşın lehine karar vermiş olsa da idare bu kararın gereğini yerine getirmiyor.
"İtiraz ve kesinleşme süreçleri bitmeden mahkeme kararını uygulamam." diyor.
Yerel mahkemenin kararını hiçe sayıp, mağdurları 5 ile 10 yıl sürebilecek Danıştay Daireler Kurulu kararına mahkum ediyor.
🚨 İktidar, bu maddeyle otoriter rejimlerde bile görülmeyen bir garabete imza atmıştır.
⬇️
Sayın Cumhurbaşkanım,
Davacının haklı olduğuna, bir hakkın tevdiine ilişkin mahkeme kararının idare tarafından kanuni süresi içinde yerine getirilmesini engelleyen, 2.7.2026 tarihli ve 7588 sayılı Kanun, m. 7 hükmüne göre, güvenlik gerekçesiyle örneğin Milli Savunma Üniversitesine öğrenci olarak kabul edilmeme işlemini iptal eden İdare Mahkemesi kararı ancak olağan kanun yolları tüketildiği takdirde yerine getirilebilecektir. Buna karşılık örneğin bir hakim adayının güvenlik gerekçesiyle atanmama işlemini iptal eden İdare Mahkemesi kararı ise, kanun yolu başvurusunda bulunulsa bile, azami 30 gün içinde yerine getirilecektir.
Hukuk düzenini altüst eden bu çarpık kanunun, yeniden görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderilmesinde zaruret bulunmaktadır.
Hakkında herhangi bir suç sebebiyle soruşturma başlatılan ve özellikle kaçacak durumda olmayan bir kişinin buna rağmen yakalanarak eli kelepçeli görüntüsünün medyaya servis edilmesi, hukuk dışı bir cezalandırma yöntemidir!
Aradan 10 yıl geçti. KHK hukuksuzluklarını giderecek tek bir gerçek reform yapılmadı.
Aksine, her yeni düzenleme KHK'lıların önüne yeni engeller koydu, hak kayıplarını derinleştirdi ve adalet umutlarını erteledi.
TBMM'de görüşülen 12. Yargı Paketi'nin 7. maddesi de, hukuksuzluklarla yüzleşmek yerine onları yeni düzenlemelerle kalıcı hale getirecektir.
Oysa AİHM kararları hukuk devletine dönüş için açık bir yol haritası sunarken, tercih edilen yolun hak ihlallerini gidermek değil, hukuksuzlukları katlayarak sürdürmek olduğu açıktır.
Bir devlet, vatandaşını yıllarca cezalandırarak değil, adaleti tesis ederek güçlenir. KHK hukuksuzluğunun onuncu yılında beklenti hukuka dönüş, hakların iadesi ve gerçek adalettir.
#KHKZulmüOnuncuYılında
12. Yargı paketinin, dün aksam TBMM'de görüşülen ve kabul edilen 7. maddesi, hukuk devletini güçlendirmek yerine, yıllardır süren KHK hukuksuzluklarını derinleştirecektir.
Oysa AİHM'in Yalçınkaya ve Yasak kararları, suçta ve cezada kanunilik, adil yargılanma ve gerekçeli karar ilkelerinin titizlikle gözetilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.
Bu içtihatlar doğrultusunda hak ihlallerini giderecek adımlar beklenirken, yeni tartışmalı düzenlemeler hukuk güvenliğine zarar vermektedir.
#KHKZulmüOnuncuYılında
Sayın Cumhurbaşkanım,
Davacının haklı olduğuna, bir hakkın tevdiine ilişkin mahkeme kararının idare tarafından kanuni süresi içinde yerine getirilmesini engelleyen kanun teklifi, şeytanî zihniyetin bir ürünüdür.
Halen Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda görüşülmekte olan bu teklifin “kanunlaşması” halinde, Anayasa, m. 89, f. 2’de tanımlanan yetkinin kullanılmasını takdirlerinize arz ederim.
Selam ve saygılarımla,
İdarî yargıda açılan bir iptal davası sonunda verilen iptal kararının idarece uygulanmasının o kararın kesinleşmesine kadar ötelenmesi, iptal kararının sonuçsuz kalmasına yol açar. Oysa, eğer halen yürürlükte olduğu düşünülüyor ise, AY md. 138/4'e göre idare mahkeme kararlarını aynen ve geciktirmeksizin uygulamak zorundadır. Nitekim AYM de, kimi kamu görevlilerinin atanma, naklen aranma, görev ve ünvan değişikliği içlemleri hakkında verilen mahkeme kararlarının gereğinin, ilgilinin uygun bir başka kadroya atanmak suretiyle iki yıl içinde yerine getirilmesine olanak tanıyan yasa hükmünü dahi AY'a aykırı bularak iptal etmiştir (Bkz. AYM, 02.10.2014, E. 2014/149,K.2014/151 sayılı karar).
Takipsizlik almış, beraat etmiş insanlar hâlâ görevlerine iade edilmiyor.
Şimdi de mahkeme kararıyla iade edilenlerin göreve başlaması engellenmek isteniyor.
Bu ülkede mahkeme kararı uygulanmayacaksa hukuk devleti iddiası nasıl sürdürülecek?
AİHM, KHK ihraç dosyalarını yalnızca “kamu görevinden çıkarma” meselesi olarak değil, OHAL Komisyonu ve idari yargı sürecinin gerçekten etkili olup olmadığı kapsamında ele alacağını açıklamış oldu.
OHAL Komisyonu ve idari yargı gerçek, bireysel ve etkili bir denetim yaptı mı?
İhraç edilen memurlar kullanılan delilleri görebildi mi ve bunlara cevap verebildi mi?
Mahkemeler sadece idarenin güvenlik değerlendirmesini mi tekrar etti, yoksa somut ve gerekçeli bir inceleme mi yaptı?
KHK ihraçları, kişilerin özel hayatı, mesleki itibarı ve sosyal yaşamı üzerinde ölçüsüz sonuçlar doğurdu mu?
Dernek, sendika, okul, banka, gazete, vakıf veya sosyal çevre gibi meşru faaliyetler ihraç gerekçesi yapıldıysa, bu durum m.11 bakımından haklı mı?
KHK ihraçları AİHM önünde sadece “işten çıkarma” meselesi değil; delile erişim, savunma hakkı, gerekçeli karar, duruşma hakkı, özel hayat ve örgütlenme özgürlüğü konusudur.
Eğer AİHM bu dosyalarla ilgili ihlal kararı verirse, vermesi kuvvetle muhtemel, sadece bu başvurucular açısından değil, OHAL Komisyonu ve/veya idari yargı yolundan geçmiş tüm KHK ihraç dosyaları için de emsal olacaktır.
📌Anayasa'nın 90. maddesi, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin iç hukuktaki yerini açıkça belirlemektedir.
📌Bu hüküm uyarınca, AİHM kararlarının dikkate alınması bir tercih değil, anayasal bir yükümlülüktür.
📌Buna rağmen, bağlayıcı nitelikteki ihlal kararlarının yargı mercilerince görmezden gelinmesi yeni hak ihlallerine, yeni mağduriyetlere ve ülkemizin uluslararası alanda tazminat ödemeye devam etmesine neden olmaktadır.
📌Anayasa'nın üstünlüğü ancak hükümlerinin eksiksiz uygulanmasıyla anlam kazanır.
#AnayasaMadde90
@AYMBASKANLIGI@TCYargitay@TC_Danistay@adalet_bakanlik
KHK ile İHRAÇ EDİLENLERİN MAHKEMEYİ KAZANSALAR BİLE KARARIN DANIŞTAYDA ONANMASINI BEKLEMEK ZORUNDA BIRAKILMALARI TEKLİFİ ANAYASAYA UYGUN MU?
Sayın @myeneroglu’nun da belirttiği günü söz konusu teklif kesinlikle Anayasanın 2., 125. Ve 138. Maddelerine aykırıdır.
Nitekim Anayasa Mahkemesi İYUK 28’de yer alan benzer bir düzenlemeyi daha önce OYBİRLİĞİYLE iptal etmiştir. İptal kararının önemli kısımları görselde yer almaktadır.
Böyle bir düzenleme yapılsa bile Anayasa Mahkemesinden döneceği açıktır.
Söz konusu kararın künyesi: https://t.co/eRYKQ1G1dF
Davayı kazanıyorsun, mahkeme seni haklı buluyor, devlet yine kapıyı açmıyor.
7’nci madde riski yönetmek değil, idarenin kaybettiği davanın sonucunu fiilen etkisiz bırakmaktır.
Mahkeme kararını bekleten değil uygulayan hukuk devleti için bu madde tekliften çıkarılmalıdır!!
Sayın @myeneroglu ;
"Genel Kurul'da bugün görüşülmeye başlanacak olan kanun teklifi şu anlama gelmekte;
“İdare Mahkemesi’nin bir KHK’lı için ‘bu kişi haksız yere işinden atılmıştır, görevine iade edilsin’ kararına rağmen bu kişi işine dönemeyecektir. Karar kesinleşinceye kadar, yani on yıla yakın bir süre beklemek zorunda kalacaktır.
Anayasa’nın 138. maddesi gayet açıktır. Devlet, mahkeme kararlarına uymak zorundadır ve bu kararların uygulanmasını hiçbir şekilde geciktiremez. Bu teklif ise Anayasa’nın açıkça yasakladığı geciktirmeyi bizzat kanun maddesi haline getirmektedir.”
Hukuksuzluklar, hukuki olmayan, yeni hukuk kurallarıyla, daha hukuksuz hale getiriliyor.
İdare Mahkemelerinin, ceza yargılamalarındaki KYOK ve beraat kararları ile masumiyet karinesini yok sayması yetmiyormuş gibi şimdi de idarenin, mahkeme kararına uymama “hakkı(!)” yasallaştırılıyor.
Ben KHK’lı değilim demeyin!
Bu hukuksuzluklar hep “istisna hali” ile başlar ve işin sonunda kitlesel hale gelir. İdarenin herhangi bir gerekçeyle, idare mahkemesi kararını uygulamamasını yasallaştırmak, “benim idarem hukuka tabi değil, kafasına göre kamu gücünü kullanır” demektir.
TSK Paketi'ndeki İYUK düzenlemesi hakkında açıklamam: 👇🏼
🔴 Mahkeme kararlarını uygulamamak için kanun yapılmaz.
🔴 Mahkeme KHK'lıya "haksızlık yapıldı" derken devlet 10 yıl "bekle" diyemez.
🔴 Anayasa’ya aykırı teklif geri çekilmeli.
https://t.co/njln6q3fHv
Terörle, terörizmle ve terör örgütü ile hiçbir ilgisi bulunmayan bir insanı hiçbir somut delile dayanmaksızın, soyut bir şekilde terör örgütü mensubu olarak suçlamak ve bu ”sebeple” hürriyetinden yoksun bırakmak, neticesi sebebiyle ağırlaşmış iftira suçunu (TCK, m. 267) oluşturur!
✍️ Eski AİHM yargıcı Rıza Türmen yazdı:
🔴 Utanıyorum
📌 AB raporunu okurken utanç duydum. Türkiye ile ilgili böyle bir raporun yazılmış olmasında utanç duydum. Türkiye’yi bu noktaya getirenlerle, zulmedenlerle aynı ülkede yaşadığım için, aynı vatandaşlığı paylaştığım için utanç duydum. Hukuka aykırılıkları AİHM ya da AYM tarafından saptanmış yargı kararlarıyla yıllardır özgürlüklerinden yoksun bırakılan insanlar için utanç duydum. Bütün bu adaletsizlikler karşısında yeterli ve etkili olamamanın verdiği çaresizlik nedeniyle utanç duydum
https://t.co/H4QZlYvuNM
@RizaTurmen
Demirtaş davası: AİHM serbest bırakılmasını istedi. Olmadı. Kavala davası: AİHM ihlal tespit etti. Olmadı. Yalçınkaya, Yasak kararları:Kanunsuz suç olmaz dedi. Olmadı. Bunlar birer istisna değil, bir örüntü. AYM bu örüntünün neresinde duruyor? AYM den doğru bir hamle bekliyoruz.
#AYMninAİHMsınavı