⚖️ YENİ ÇALIŞTAY İLE YENİ YOLLARA! ⚖️
Antalya'nın ilk bağımsız gençlik çalıştayı BEDA Çalıştay'26'da 210 gencin sesi tek yürek oldu; raporlar yazıldı, kararnameler hazırlandı, tarih yazıldı. 🔥
Şimdi o cesaretle yeni bir yola çıkıyoruz:
📌 VAKA ANALİZİ ÇALIŞTAYI 🗓 19–20 Eylül 2026 📍 Muratpaşa İlçe Gençlik Merkezi
Bu kez gençler ceza hukukunun kalbine iniyor! Siber suçlardan ekonomik suçlara, çevre suçlarından malvarlığına karşı suçlara uzanan gerçekçi vaka örnekleriyle 9 farklı komitede; analiz edecek, tartışacak ve çözüm üretecek genç zihinleri arıyoruz. 🧠⚖️
Gençliğin inisiyatifiyle kurulan, özgür düşünceyle büyüyen bu platformda sen de yerini al. Çünkü biz biliyoruz ki gelecek, sorgulayan ve üreten gençlerle yükselir. 🇹🇷
BEDA Çalıştay'26 bir başlangıçtı — şimdi devam ediyoruz. Yeni çalıştay ile yeni yollara! 🚀
📩 Başvuru ve detaylar için DM'den bize ulaşın!
@gencliksporbak @muratpasagenclikmerkezi #süleymanyıldız @antalyagenclikmerkezi
#YeniÇalıştayİleYeniYollara #VakaAnaliziÇalıştayı #GençlikVeSporBakanlığı #MuratpaşaGençlikMerkezi #AntalyaGençlikMerkezi #Antalya #Gençlik #Hukuk #CezaHukuku #Çalıştay #BEDAÇalıştay26
https://t.co/YPv9gQE8sI
Biz bir savaş mı kaybettik? İşgal mi edildik? Parçalandık mı? Federasyon mu olduk? “Resmi dilimiz Türkçedir’ cümlesi Anayasamızdan çıkarıldı mı??? Sormanız gereken soru: kimin parmakları bu kuklaları oynatıyor??
NATO, Türkiye için güvenlik değil, giderek büyüyen jeopolitik risk üretmektedir.
7-8 Temmuz 2026 Ankara NATO Zirvesi, Türkiye açısından tarihî bir eşiktir. Çünkü bugün Türkiye’nin güvenlik haritası ile NATO’nun tehdit haritası artık örtüşmemektedir.
NATO Rusya, İran ve Çin’e karşı cephe hattı örerken Türkiye’nin asıl tehditleri güneyindedir. Suriye’nin kuzeyi, Doğu Akdeniz, Ege, KKTC, Mavi Vatan ve İsrail merkezli yeni kuşatma jeopolitiği her geçen gün büyümektedir.
Bu makalede Türkiye’nin NATO üyeliğinin yarattığı riskleri ele alıyorum. Türkiye savaş ve barış kararını hiçbir emrivakiye, hiçbir sahte bayrak senaryosuna, hiçbir dış komuta zincirine bırakmamalıdır.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılında başkalarının jeopoltk hırslarının aracı ve güvenlik mimarisinin ileri karakolu olamayız. Atatürk’ün tam bağımsızlık çizgisine dönerek kendi millî güvenlik mimarimizi kurmaktan başka seçeneğimiz yoktur.
Ekonomik bağımsızlığın bedeli ağır olabilir. Ancak jeopolitik bağımlılığın bedeli her zaman daha ağırdır.
https://t.co/iBfAVUln92
RTÜK’ün TV kanallarına yönelik açıklaması, “NATO toplantısıyla ilgili eleştirilere yer vermeyin, yoksa ceza keseriz!” demektir... Peki ya milli güvenliğe en büyük tehdit, NATO’dan geliyorsa, bunu kimse konuşmayacak mı?
https://t.co/hndDwgj7Ws
Çin’de yayımlanan Global Times gazetesinin 13 Haziran 2026 tarihli haberine göre, Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı (MSS), yabancı istihbarat servislerinin akustik sensörlü şamandıralar, sensör takılmış deniz canlıları, dalga planörleri (wave glider) ve gemilere yerleştirilen elektronik sistemlerle Çin’in hassas deniz verilerini toplamaya çalıştığını açıkladı.
Her zaman yazdığım ve söylediğim üzere hava ve suüstünde yapay zekâ destekli insansız sistemler harbin karakterini hızla değiştiriyor. Bunların başında sürü harekâtı, havacılıktaki loyal wingman konseptinin denizcilikte de ana platforma bağlı insansız deniz araçlarıyla yeni bir operatif düzene dönüşmesi gibi gelişmeler başı çekiyor.
Hava ve suüstünde nasıl savaşın karakteri değişiyorsa, suyun altında da benzer bir devrim yaşanmaktadır.
Denizaltının hedef tespit etme, denizaltı savunma harbi unsurlarından kaçınma, en uygun termal tabakayı ve saklanma derinliğini belirleme kabiliyeti artık üstün çevresel veri, akustik kütüphaneler ve yapay zekâ destekli analizle doğrudan ilişkilidir.
Geleceğin deniz savaşında belirleyici unsur yalnızca platformlar değil, sualtı verisini işleyerek üstün durumsal farkındalık üretebilen sistemler olacaktır.
Bu nedenle Türkiye’nin de deniz gücü inşasında sualtı sensör ağlarına, oşinografik araştırmalara, akustik kütüphanelere, insansız sualtı araçlarına ve yapay zekâ destekli sualtı durumsal farkındalık sistemlerine öncelik vermesi artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur.
ÖCALAN'A ÖZGÜRLÜK MİTİNGLERİ DÜZENLENEMEZ!
- Bu hafta sonu bazı illerimizde Öcalan katiline özgürlük mitingleri yapılması planlıyor! Bu mitingler derhal iptal edilmelidir, çünkü;
-Öcalan'a özgürlük, "şehitlerimizin ölmesi, gazilerimizin yaralanması" demektir!
-Öcalan'a özgürlük, "bölünme ve parçalanma" demektir!
-Öcalan'a özgürlük "teröre boyun eğme ve teslim olma" demektir!
-Öcalan'a özgürlük, "hukuk ve vicdanın" tamamen yok olması demektir!
- Öcalan'a özgürlük "Anaların ağlaması" demektir...
👉 Özetle, bebek katili Öcalan'a özgürlük mitingleri yapılmasına izin vermek, "Terörü ve suçluyu övmek ve Terörle iş birliği" yapılmasına zemin hazırlamak demektir!
👉 İktidar ve devlet, hukuka ve vicdana uygun davranmalı ve Terör örgütünün eli kanlı narkoterörist elebaşına özgürlük mitingleri iptal edilmelidir.
@TC_icisleri@adalet_bakanlik@tcsavunma@umitozdag@zaferpartisi
Ümit Özdağ, “İktidar zayıfladığı ve kendine güveni yitirdiği için baskıcı önlemlerle muhalefeti baskı altına alıp konuşturmamaya, bölmeye çalışıyor.” Diyor. Ankara’da ise sanki savaş hali ilan edilmiş... Nihat Genç’i anma programı bile iptal ettirildi.
https://t.co/2T9Xx4PxMb
İktidar Adana’da Yeni Kolordu Karargâhı ve İstanbul’da Deniz Unsur Komutanlığı ile Batı Asya’ya doğru alan kaydırmaya hazırlanan NATO’nun yeni görevlerini üstlendi!
Within 10 days, parts of the global economy will start running short of critical goods
After 30 years studying economic sanctions and blockades, I don’t say this lightly:
--Not just higher prices
--Shortages.
Markets are not ready for this
🔴Profesör Robert Pape'nin İran Savaşı hakkındaki görüşü:
🗯Amerika Birleşik Devletleri, Vietnam Savaşı'ndan bu yana en büyük stratejik yenilgisini yaşadı.
🗯Bu, Vietnam'dan bile daha büyük bir yenilgi olabilir.
🗯İran, sadece 40 gün içinde yükselen dördüncü dünya gücü merkezi olarak ortaya çıktı.
ABD’nin NATO’dan çıkması ve Türkiye’ye saldırısında İsrail’e yardım etmesi konusu günlerdir tartışılıyor.
Bu durum bana 1919 Paris Konferansı’nda İngiltere’nin ve ABD’nin Yunan’ı Türk’ün üzerine salmasını hatırlatıyor.
Birinci Dünya Savaşı öncesi, 1914’e gelindiğinde İngiltere ağır borç yükü altındaydı ve yükselen Almanya’yı ortadan kaldırmak için Büyük Savaş planlandı. Fransa batıdan, Rusya doğudan saldıracak ve Almanya yok edilecekti. İngiltere Savaşı kazandı ama bu bir Pirus zaferiydi. Sonuçta imparatorluk yıprandı, maliye iflas etti ve uzun bir çözülme sürecine girdi. Böylece ortaya çıkan boşluğu yükselen hegemon ABD doldurdu.
Buna rağmen Londra 1919’da Yunanistan’ı vekil olarak kullanıp Anadolu’ya sürdü. Ancak Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde Türk milleti bu oyunu bozdu. Önce Sakarya, sonra Dumlupınar ile sahadaki zafer Mudanya Ateşkes Antlaşması ve ardından Lozan ile siyasi sonuca dönüştü ve Yunan ile İngiltere Anadolu’dan sökülüp atıldı.
Bugün de 107 yıl sonra aynı tarihsel çizginin benzer bir safhasındayız. Borç yükü altında ezilen ABD, Çin’in yükselişini durduramıyor ve İsrail’in vekili gibi hareket ediyor. Bu ikili İran karşısında 40 günü aşan süreçte siyasi hedeflerinin hiçbirini gerçekleştiremedi. Hürmüz ve Bab El Mendeb’in kontrolünü dahi kaybetti .
Sahada gördüğümüz tablo son skandal kurtarma harekâtından sonra daha da dibe vurdu. ABD ve İsrail’in elinde esas olarak sadece havadan kullanılan ateş gücü var, fakat bu güç tek başına ne askeri ne siyasi sonuçlar üretmeye yetmiyor. Sürekli siviller ölüyor.
İşte bugün de benzer bir senaryo tartışılıyor. İsrail’in yeni hedefi Türkiye ve ABD’nin İsrail’e yardım etmek için NATO’dan çıkacağı tartışması sürüyor.
ABD’nin İsrail-Türkiye çatışmasında NATO Antlaşması’nın 5. maddesini uygulamamak ve İsrail’in yanında Türkiye’ye saldırmak için NATO’dan çıkmasına ihtiyacı yok ki. ABD bunu istediği şekilde zaten yapabilir zaten yapıyor da. Hele Trump döneminde bunu yapmak çok daha kolay. Diplomatik Görüşmeler devam ederken görüştüğü ülkeye saldıran bir ülke NATO Antlaşması’na uyar mı?
Türkiye’de pek çok kurum ve kişi NATO ve ABD gerçeğini görmezden gelmeye devam ediyor. ABD ve İsrail Türkiye’de ancak şunları yapabilir: Ekonomik dengemizi bozabilir,
Siyasete müdahale edebilir, kumpas kurabilir ve son tahlilde savaşta havadan ateş gücü yağdırabilir.
Ancak sonuçta elde edecekleri kayıplar çok ama çok büyük olur. Böyle bir süreçten sonra Türkiye yeni kurulan dünyada jeopolitik perspektifte yerini çok daha sağlam alır.
Kısacası 100 yıl önce çöken imparatorluk İngiltere, Yunanistan’ı kullanarak Anadolu’da sonuç almaya çalıştı ve başarısız oldu. Bugün ABD İsrail üzerinden benzer bir strateji izliyor. Bu iki tablo birçok açıdan örtüşüyor ve en çok da sonuçları itibarıyla örtüşecek. O dönemde İngiltere geriledi, yerini ABD aldı. Bugün ise ABD geriliyor, Çin yükselmeye devam ediyor, Rusya ve İran direnç gösteriyor. ABD ve İsrail ise sahada sonuç alamayan, büyük ölçüde havadan vuran bir çizgiye sıkışmış durumda, sadece çöküşlerini hızlandırıyorlar.
Bir hatırlatma yapalım.
Tarihte Anglosakson hegemonyaya tokat atabilen en büyük ulus Türkler olmuştur.
Çanakkale’den Kut ül Amare’ye Kurtuluş Savaşından Lozan’a yokluklar içinde bile olsak onları yendik.
Yeter ki biz içeride adam olalım, birlik olalım ve Mustafa Kemal’in rotasını takip edelim.
Tanrı kimseyi Türklerle savaştırmasın.
NATO Türkiye’de yeni bir kolordu kuruyormuş.
Adı “MNC-TUR”. Açılımı “Multinational Corps Türkiye”. Yani “Çokuluslu Kolordu Türkiye.”
MSB bunun henüz kesinleşmediğini söylese de, arması bile yapılmış. Konya’yı işaret eden bir Selçuklu kartalı ve ortasında Türk Bayrağı.
Muhtemelen buna Temmuz’daki Ankara NATO Zirvesi’nde kesin karar verilecek.