Diyarbakır'ın yarısı müteahhit yarısının Passat'ı var diğer yarısı 75'te takılıyor bambaşka bir yarısı Starbucks çocuğu öbür yarısının dayıları var çok farklı bir yarısı mezun öğrenci geri kalan yarısı da dolmuşçu
Dünden beri paylaşılıyor. Paylaşılmalı da… Selçuk abi bu konuşmayı Soma Katliamı’ndan sonra katledilenlerin ailelerinin avukatlığını yapmaya devam ederken, Yüksel Direnişi’nde Nuriye ve Semih haksız yere atıldıkları işlerine dönebilmek başlattıkları açlık grevindeyken yapmıştı. Artık beraber bir mücadelenin fitilini ateşlemesi umuduyla yaptığından eminim. Selçuk Kozağaçlı 7 yıldır tutsak, Soma’nın ve ihmal sonucu gerçekleşen bir çok katliam gibi cinayetin mağdurlarının diğer avukatı Can Atalay da öyle. Katliamlara sebep olanların ise hepsi serbest. Bu haykırışın üstüne ne felaketler yaşadık, ne canlar yitirdik. Bir kişi bile hesap vermedi! Ne kadar basit bir soru aslında değil mi?
“Ne için yaşıyoruz?”
Bizi yönetenler(!) karşımıza geçip ağız dolusu yalanlar söyleyebiliyorsa, ölenler, öldürülenler, kaybettiklerimiz; sorumlu bir tek kişinin bile umrunda değilse, bize yapılanların hesabını soramıyorsak, ölen öldüğüyle kalıyor ve kurumlar, yöneticiler sorularımıza cevap verme gereği dahi hissetmiyorsa hakikaten biz ne için yaşıyoruz?
Doğal yaşam alanımızda doğal tarım yapmaya başlayalı 4 yıl oldu
Bu 4 yıllık süreçte tamamıyla yerinde temin ettiğimiz doğal malzemeler ile evimizi, depomuzu, kümesimizi yaptık
Çivi dışında endüstriyel malzeme kullanmadık ve malzemeye para ödemedik
Doğal tarım uygulamalarında bir çok şeyi doğanın döngüsüne bıraktık
Zehir kullanmadık , kimyasal gübre atmadık
Zararlı böcekleri faydalı böceklere bırakarak dengeyi sağladık
Ot mücadelesi yapmadık, otları senede bir kere biçerek toprağın üzerini kapattık.
Hem toprağım nemini koruduk hem de otlar çürüyerek doğal gübreye dönüştü
Bir ailenin ihtiyacı olan nerdeyse her şeyi ekip biçtik
Çok az şeye para ödeyerek paraya olan ihtiyacımızı % 80 azalttık
Isınmada , yemek pişirmede, pekmez ve ekşi çıkartmada bahçemizden temin ettiğimiz odunları ve çalı çarpıyı kullandık
Kömüre, doğal gaza ödeme yapmadık
Aydınlatmada güneş enerjisinden yararlandık
Pes ediyorum. Bu seriye son olarak bunu ekliyorum. Bu alçaklığın ötesi var mıdır bilmiyorum.
İsrail'e Dikenli Tel göndermeye devam ediyoruz ve bunu da Filistin'i kullanarak yapıyoruz.
Bildiğiniz gibi İsrail'in Mescidi Aksa etrafına çektiği dikenli telleri biz göndermiştik. Büyük tepki gelince ticaret yasağı çıktı. Şimdi ne yapıyoruz? Gümrük çıkış evraklarında Filistin yazıp yine İsrail'e gönderiyoruz.
TÜİK verilerine göre İsrail'e düzenli olarak dikenli tel gönderdiğimizi aşağıdaki tabloda görebilirsiniz. İsrail ile ticaret kısıtlaması geldiği aydan itibaren dikenli telleri artık Filistin üzerinden gönderdiğimizi de görebilirsiniz. Hatta Ağustos 2024'te dikenli tel ihracatında rekor kırmışız çünkü İsrail'in yakıp yıkıp işgal ettiği topraklarda daha çok dikenli tele ihtiyacı olmuş.
Linkini de vereyim kendi gözlerinizle görün: https://t.co/ufWaY4Ap6G
İsrail ile ticaretin devam ettiğini ve yasaktan sonra sadece kılıfına uydurduklarına dair birçok delil ortaya çıktı. İlk günden itibaren, sektörde çalışan insanlardan çok sayıda bilgi geldi ancak sadece herkesin teyit edebileceği resmi kaynaklarla kanıtlayabildiklerimi paylaştım.
İsrail gazeteleri de Netanyahu'nun kararı ve özel izni ile bu ticaretin Filistin maskesi altında sürdüğünü yazdı. Çünkü Türkiye'nin tedariği kesilirse İsrail zarar görür diye açık açık ilan ettiler.
Biz, hükümet ve devlet politikası olarak, lafta Filistin'i gerçekte İsrail'i desteklediğimiz için böyle bir çözüme gittik. MÜSİAD dahil sanayicilerin ve tüccarların da istediği buydu.
Yetkililer, onların güdümlü gazetecileri ve hatta troller kafasını kuma gömmüş durumda. Bu konuya hiç giremiyorlar. Keşke utandıkları için olsa ama daha çok duyulup konuşulmasından korkuyorlar.
1 yıldır İsrail ile ticareti araştırıyorum, kanıtlıyorum, paylaşıyorum. En net gördüğüm şeylerden biri ticaretin kutsallığı oldu. Net olarak söylüyorum, bizi yönetenler açısından ticaret dinden daha kutsal. Bunu normal karşılayabilirsiniz ama riyakârlık arşa çıkmış.
Gördüğüm bir diğer şey, hamaset dolu laflarla beraber aslında ne kadar İsrail etkisi altında olduğumuz. Elbette ABD, AB ve NATO bağımlılığı bunda belirleyici rol oynuyor.
Gücünü ve servetini kaybetmekten ölesiye korkan ve ülkesini hem ekonomik hem sosyal olarak buhrana sürüklemiş birinin otoritesi altında yönetilen bir ülkeye her şeyi yaptırabiliyorlar.
1 yıldır İsrail ne istediyse aldı bizden. Sadece kameralar karşısında boş boş atıp tutmaya izin verdi.
Dikenli Tel tedariğimiz büyük tepki toplamıştı, seçim sonuçlarını bile etkilemişti. İsrail bizim iktidarı o kadar teslim almış durumda ki, yine de göndereceksin diyor. Hem de, alay eder gibi, Filistin'i araç ederek göndereceksin diyor. Hem de daha çok göndereceksin diyor. Kuzu kuzu yapıyoruz.
Bu mekanizmayı planlayan, kuran ve işleten siyasilerimiz ve patronlarımız çok da rahatsız değiller. Sonuçta parasını alıyorlar. Sadece duyulmasın bilinmesin konuşulmasın istiyorlar.
Mil gracias a todos
Many thanks to all
Merci beaucoup à tous
Grazie mille à tutti
谢谢大家
شكرا لكم جميعا
תודה לכולכם
Obrigado a todos
Vielen Dank euch allen
Tack alla
Хвала свима
Gràcies a tots
@duzdahiliyeci Ayda 6 nöbet tutan pratisyen hekim 115k alıyor toplamda. Tsmlerde 80-90k arası alınıyor. Ülkenin her yerinde pratisyen maaşı aynı mı sanıyorsunuz ?Üniden mezun olur olmaz atamalarda şanslı olursan 6 hane maaşı hangi meslek grubu alıyor ?? Kafanızı notlardan kaldırmanızı öneririm
Zannedersin cebinden ödüyor. Biz ödüyoruz bakan bey vergilerimizle. Hatta sen de bedava değilsin mesela. Senin de maaşını, arabanı, zırt pırt bindiğin özel uçağın parasını da biz ödüyoruz.
Şu kafa eğitimin başında.
Yeni Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun il sağlık müdürüyken memurlardan "edep, adap ve inanca uygun şekilde" giyinilmesini istediği ve Menzil Tarikatı ile bağlantılı bir şirkete peş peşe milyonluk ihaleler vererek zengin ettiği ortaya çıktı.
(İsmail Arı - BirGün)
AKP herhangi bir etik değeri, kutsalı, değişmez ilkesi olmayan, tek amacı iktidarı kaybetmemek olan ve bunun için her şeyi yapabilecek çıkarcı ve fırsatçı bir oluşumdur. Bunu bir kez daha görelim.
Şu paylaşım binlerce beğeni almış. Neden? Çünkü bu toplum cahil. Bu tweet cehaleti ortadan kaldırmak için atılmıştır.
İsveç’te tecavüze uğrama ihtimalin Türkiye’den 40 kat fazla değil ey cahil kardeşim. İsveç’te nelerin tecavüz sayıldığını biliyor musun?
Mesela bir kadın siz onla ilişkiye girdiğiniz esnada korunmamışsanız sizi şikayet ettiğinde tecavüzden yargılanıyorsunuz. Hatta İsveçcesi “oaktsam våldtäkt” yani Türkçeye tam çevirirsek “ihmal, dikkatsiz tecavüz” demek.
İsveç’teki kadınların hemen hemen hepsi cinsel istismara uğradıklarında bunu yetkili kurumlara bildiriyorlar ancak Türkiye’de bunun söz konusu olmadığını eğer aptal değilseniz biliyor olmanız lazım.
Ve ayrıca İsveç harika, çok modern.
Mesela İsveç’te bir bakan yediği tobleron çikolatasını devlete fatura ettiği için istifa ederken senin ülkende milyarlarca dolar iç ediliyor ancak istifa eden devlet görevlisi yok.
İsveç’te bir kurumda veya dernekte toplu tecavüz vakasıyla karşılaşılmadı ancak senin ülkende cemaatlerde toplu tecavüz olduğunda bakan hanımefendi çıkıp “bir kereden bir şey olmaz” dedi.
Defolun gidin bu cehaletinizi kendinize saklayın.
Bir takipçimize Baldur's Gate 3 ve Elden Ring'ten (steam) birisini hediye ediyoruz.
Katılmak için bu tweet'i retweet'lemen ve admini övmen yeterli (bunu yapmaya bayılıyorum 😅)
Ayşe evlendiğinde kaç yaşındaydı umurumda değil. Ama Ensar Vakfı'nda tecavuze ugrayan 45 çocuk 9 yaşlarindaydı. Ve Diamond Tema'yı taşlayan tayfa, tecavüzü akladığı için Bakanı tebrik kuyruğuna girmişti.
Bakan Bey’e yanlış bilgi iletilmiş.
- Olay 2 saate yakın sürdü.
- İlçe milli eğitim müdürünün gelmesiyle çözülmedi, jandarmayla dağıtıldı insanlar.
- İçeri alınmama gerekçeleri çocukların giydikleri kıyafet ve yaptıkları makyajdı.
- Mezuniyet törenine giremeyen çocuklar aylarca hazırlandıkları günü evlerinde geçirdi.
- İçeri alınanlarla müzikli eğlenceler yapıldı.
Elbise giydiler diye çocukları okula almayan müdür bu cesareti karma eğitimi tartışmaya açan Bakan'dan, okula imam atayan ÇEDES projesinden, laiklik düşmanı, bilimi dışlayan maarif modelinden, en önemlisi de fiili şeriat rejimi uygulanırken çıt çıkarmayanlardan alıyor.