Kirlileri çamaşır sepetine attığımız, bulaşıkları yıkarken şarkı mırıldandığımız, banyodan sonra bornozla tembel tembel durduğumuz, geceyarısı midemiz kazındığında buzdolabını yokladığımız yer. Hepsi basit görünür ama başkasının evinde anlarız bunların ne anlama geldiğini.
Şuna nasıl müsade edilir!? Hangi çıkar uğuruna görmezden gelinir? Dünyayı verseler karşılığında ne olur mesela? Hangi kazanım bu görüntüyü telafi edebilir? Yazıklar olsun! Unutanın kanı kurusun!
Bu ve bunun gibi hadsizler bilmeli ki, biz aile içinde "evlatlarımızın geleceği" için hükümetin icraatlerini en sert şekilde eleştirebiliriz ama Türk halkının seçtiği Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı'nın ayakkabısının bağını bile almak isteyenin aklını alır, topyekün canımızı ortaya koyarız! Biz Atatürk'ün torunlarıyız. Dedelerin anlatmadı mı sana?
Bölge kaynıyor… İsrail, Yunanistan ve GKRY, askeri ve ekonomik anlaşmalara imza atıp burnumuzun dibinde tatbikat üzerine tatbikat yaparken, ülkemizin başkentine kadar sızan insansız hava araçları ve Rusların karadenizde vurduğu 4 ticaret gemimizin görüntüleri, grup seks magazinleri arasında kendine yer bulmaya çabalıyor. Tüm bu hengame arasında, Türk askerinin Libya’daki görev süresinin uzatılmasından saatler sonra, Libya heyetini taşıyan uçak ülkemizin kalbinde, yani Ankara’da düşüyor. Kaza mı, bela mı henüz bilinmezken, Yunan tarafı düşen uçakla ilgili alaycı başlıklar atıp ülkemizi aşağılamaya yelteniyor, İsrail basını da “daha bu ne ki” dercesine tehdit dolu yayınlar yapıyor. İşin özü, dünya yarın için pozisyon alıp farklı dillerde aynı cümleleri kurarken, biz haaala dün ile boğuşuyoruz. Ülkeler yarın için başka ülkelerle dostluk pekiştirirken, biz bizimle bile yan yana durmayı beceremiyoruz. En yakın zamanda, bu vatanın sadece senden ya da şahsen benden ibaret olmadığını hatırlamamız dileğiyle… Zira batının efeleri, kuzeyin uşakları, güneyin yörükleri, bozkırın yiğitleri, doğunun beyleridir Türkiye.
Seni beni bırakıp, artık “biz” olabilmek ümidiyle…
Siz 6 yıl boyunca bir mağarada
esir tutuldunuz mu?
Bu 6 yılın her günü, her saati
hangi çirkinliğe maruz bırakıldı,
hayal bile edemeyiz.
22 yaşındaydı Semih Özbey.
Pkklı t.röristlerce kaçırıldı ve
6 yıl sonra şehit edildi.
Onun hayatını bir mağarada karartanın ayağına gidiyorlar.