Kadınların, LGBTİ+’ların ve insan hakları savunucularının sesi engellenemez.
LGBTİ+ ve kadın örgütlerinin sosyal medya hesaplarına BTK kararıyla erişim engeli getirilmesi; ifade özgürlüğüne, örgütlenme hakkına ve eşit yurttaşlık ilkesine açık bir saldırıdır.
Şubemizin LGBTİ+ Komisyonu hesabının kapatılması da bu baskı politikasının parçasıdır. Bu kararlar, kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılığı ve şiddeti devlet eliyle meşrulaştırmaktadır.
Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve tüm uluslararası insan hakları mekanizmalarını sessiz kalmamaya, Türkiye’deki bu ağır hak ihlallerine karşı etkin denetim mekanizmalarını işletmeye çağırıyoruz.
Ankara'da açlık grevinin dördüncü gününde olan öğretmenlerden ikisi hastaneye kaldırıldı
Öğretmenler atama mağduriyetlerinin giderilmesi ve taban maaş yasasının çıkarılması yönünde verilen sözlerin tutulması talebiyle Ankara'da direnişteler
Başkente gelen öğretmenlere yönelik polis şiddeti Sakarya Caddesi’nde protesto edildi
💬TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi ve DEM Parti Milletvekili Perihan Koca: "Bugün Ankara sokaklarının NATO için yasaklandığını söylediler. NATO terör örgütü için ülkenin yurttaşları yerlerde sürüklendi."
💬Özel sektör öğretmeni annesi: "Bu reva mı! Evlatlarımıza verilen sözler tutulsun istiyoruz, canımıza tak etti, yeter!"
💬Özel sektör öğretmeni: "Anaların gözyaşları ile abad olunmaz, öğretmen dövdürerek abad olunmaz!"
https://t.co/1fbFCQBWAo
Ya cenazemizi alacaksınız, ya hakkımızı vereceksiniz!
1200 metre yer altında açlık grevindeki maden işçisi sesleniyor:
“Yer üstünde çözüm bulamadık. Buradan ancak bizim cenazemiz çıkar. Açız, sadece suyla duruyoruz.”
Aylardır maaşlarını alamayan, coplanan, gözaltına alınan, sesleri duyulmasın diye iletişimleri kesilen madenciler artık yaşamları pahasına direniyor.
#KiremitçiyeHuzurYok
Çocuklar babalarını bekliyor!
1200 metre yer altında açlık grevindeki madenciler, yeryüzünde ise onları bekleyen çocukları var.
Patron tarafından iletişim hatları kesildiği için arkadaşlarımızdan haber alamıyoruz.
Tüm kamuoyunu ocak önüne çağırıyoruz.
#KiremitçiyeHuzurYok
Madende açlık grevine başlayan madenciler, yukarıya seslendi:
"Yer üstünde çok çabaladık ama bir sonuç elde edemedik. En sonunda kendimizi yer altına kilitledik. Buradaki arkadaşlar aylardır ne kirasını ödeyebiliyor ne de borçlarını...Sesimizi duyun artık! "
🎥 Halk TV
Bir öğretmen intihar ettiğinde, bir MESEM öğrencisi çalışırken kolunu kaybettiğinde, yaşamını yitirdiğinde, kaybolduğunda, bir öğrenci şiddete, bir öğretmen mobbinge maruz kaldığında, bir köyde servis olmadığı için bir çocuk okulu bırakmak zorunda kaldığında, bir çocuk beslenme çantası götüremediği için aç kaldığında, bütün bunlar karşısında ilgili devlet kurumunun yapması gereken ilk şey sorumluluk almaktır. Ardından da bu sorunların tekrar yaşanmaması için her eleştiriyi önemsizleştirmek değil, önleyici ve koruyucu politikaları hayata geçirmektir.
Ağrı’daki öğretmen de, tarlada çalışan çocuk da, okul yolundan dönen öğrenci de kendisini yalnız ve sahipsiz hissetmemeli. Sosyal devlet, sorunları görmezden gelen değil, yurttaşının acısını hisseden, utanan, özür dileyen ve ilk sorumluluğu kendi üstüne alan ve çözüm üretendir. @tcmeb
Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan kadın öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın şüpheli ölümü, yalnızca bir ölüm haberi olarak geçiştirilemez; kadın eğitim emekçilerinin yaşam hakkını, güvenli çalışma koşullarını ve kamusal koruma yükümlülüğünü doğrudan ilgilendiren ağır bir sorumluluk alanıdır. Bu ölümün ardındaki tüm iddialar açığa çıkarılmadan; olası ihmal, baskı, mobbing, şiddet ve idari sorumluluklar etkin, şeffaf ve bağımsız biçimde soruşturulmadan bu dosyanın kapatılmasına, gerçeğin karartılmasına ve sorumluların korunmasına izin verilemez.
Kadın eğitim emekçilerinin görev yaptıkları yerlerde karşı karşıya kaldığı yalnızlaştırma, baskı, mobbing, güvencesizlik, elverişsiz barınma ve çalışma koşulları, idari keyfiyet ve şiddet riski; iktidarın kadınların yaşamını, emeğini ve güvenliğini korumayan politikalarından bağımsız değildir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla, toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtı uygulamalarla, cezasızlık politikalarıyla ve kamu kurumlarında yaygınlaşan erkek egemen yönetim pratikleriyle kadınların yaşam hakkı sistematik biçimde ihlal edilmektedir.
Kadınların yaşam hakkını savunmak şiddete, baskıya, mobbinge, cezasızlığa ve erkek egemen idari anlayışa karşı kamusal sorumluluğu büyütmeyi, eşit ve özgür bir yaşam için kararlı biçimde mücadele etmeyi gerektirir. Irmak Ayşe Koparan’ın ölümü tüm yönleriyle aydınlatılmalı, varsa idari baskı, mobbing, şiddet, ihmal, görevi kötüye kullanma, başvuruların dikkate alınmaması ve koruma mekanizmalarının işletilmemesi gibi tüm iddialar etkin, şeffaf ve bağımsız biçimde soruşturulmalıdır.
Eğitim Sen olarak, Irmak Ayşe Koparan’ın ailesine, sevenlerine ve tüm eğitim emekçilerine baş sağlığı diliyor, ölümünün üzerinin örtülmesine, sorumlular��n korunmasına ve kadın eğitim emekçilerinin yaşam hakkının görmezden gelinmesine izin vermeyeceğimizin bilinmesini istiyoruz.
Emniyet güçleri aklımızla alay eder gibi bize dava açın, direnmeyin diyor.
“İki şirkete dava açtım, kazandım, paramı vermiyorlar. Alıversene o zaman paramı!”
Kiremitçilerin korumalığını bırakın, sorumuza cevap verin, yolumuzdan çekilin. Biz yürüyeceğiz!
#KiremitçiyeHuzurYok
Bilgi Üniversitesini Hep Beraber Geri Aldık!
Yayınlanan Resmi Gazete ile üniversitenin faaliyetlerine devam edeceği kararı üzerine planlanan eylemler iptal edilmiştir.
Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!
#BilgiDirenişiKazandı
Bugün halkın seçme ve seçilme hakkına karşı ağır bir saldırı daha yaşandı.
Bu ülkenin ana muhalefet partisine, Cumhuriyet’in kurucu partisine zor kullanarak girenler, partinin delegelerinin iradesini çiğnemeye çalışmaktadır.
Yaşananlar herhangi bir parti içi mesele değil; halk iradesine ve demokratik siyasetin kendisine yönelik açık bir müdahaledir.
Yerel seçimlerde ortaya çıkan halk iradesini hazmedemeyenler; önce seçilmiş belediye başkanlarını, siyasetçileri ve muhalif toplumsal kesimleri siyasallaştırılmış yargı operasyonlarıyla hedef almış, kendileri dışındaki siyasi partileri fiilen etkisiz hale getirmeye yönelmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönük “mutlak butlan” davası ve bugün parti binasına emniyet güçleri eliyle zorla girilmesi, Türkiye’de demokratik siyaset alanını bütünüyle tasfiye etmeye dönük daha büyük bir kuşatmanın parçasıdır.
Türkiye demokrasisine yönelik bu ağır müdahalenin planlayıcılarını, uygulayıcılarını ve işbirlikçilerini bu halk unutmayacaktır. Parti binalarını ele geçirerek halkın iktidara karşı büyüyen itirazını bastırmaya çalışanlar bilmelidir ki; rüzgâr ekenler fırtına biçecektir.
Bu halkı yoksullaştıranlar, işçiden ve emekçiden alıp sermayeyi büyütenler, halktan değil emperyalist merkezlerden aldığı destekle ayakta kalmaya çalışanlar şunu bilmelidir: Örgütlü bir halktan daha büyük bir güç yoktur.
Bizler emek ve meslek örgütleri olarak; bedeli ne olursa olsun demokrasi, halk iradesi ve adaletin yanında olmaya devam edeceğiz.
Başta emek örgütleri olmak üzere tüm demokrasi güçlerini ve bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak isteyen herkesi; halklar ve emekçiler üzerinde her geçen gün daha da ağırlaşan bu kuşatmaya karşı ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
Demokrasi, Adalet ve Barış ancak yan yana durarak, birlikte mücadele ederek kazanılacaktır.
Ne şu anda abluka altındaki Bilgi Üniversitesi öğrencileri ne kendilerine 3 bakanın verdiği söz tutulmamış madenciler ne de Saray'ın kayyumuna direnen canlar, hiç kimse yalnız değil.
Hiçbirimiz yalnız değiliz.
Bu karanlığı hep birlikte yırtıp atacağız.
Akıl verme değil omuz verme zamanı✊🏿
Ya hep beraber
Ya hiçbirimiz
"Haram lokma yemedim" diyerek siyaset yapan Kılıçdaroğlu günün sonunda AKP'nin desteğiyle ve polis gücüyle kongrede kazanmadığı koltuğa oturmaya çalışıyor, yıllarca kendisini desteklemiş insanların iradesini çiğniyor.
Yeryüzünde bundan daha "haram" lokma var mı?
🔴Mehmet Türkmen cezaevindeki sorunları dile getirdi, hücreye atıldı
BİRTEK-SEN Genel Başkanı, tutuklu bulunduğu Gaziantep E Tipi Cezaevi’ndeki sorunları ve hasta tutukluların durumunu kamuoyuna duyurduğu mektubunun ardından başgardiyanlar tarafından kolu ters çevrilerek hücreye konuldu
https://t.co/XEyA5i1EjY
Bir çocuğu daha yitirdik…
15 Nisan’da Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısında ağır yaralanan 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu’nun, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiğini derin bir üzüntüyle öğrendik.
Almina’nın ailesine, yakınlarına ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Bu acı hepimizin.
Çocukların yaşam hakkını koruyamayan, okulları güvenli alanlar olmaktan çıkaran bu düzen kabul edilemez. Okullar; şiddetin değil, bilimin, eşitliğin ve özgürlüğün mekânı olmalıdır.
Almina’yı unutmayacağız. Okulda şiddete asla alışmayacağız.
Eğitim Sen Mersin Şubesi
Bugün yapılan polis saldırısında bir madenci kardeşimizin kaburgası kırıldı, bir diğer madenci kardeşimizin bacağında ciddi zedelenme var.
Holdingleri korumak için madenciye yapılan bu! Yılmayacağız!
#8GündürMadenciAç