Rasim Ozan Kütahyalı'nın Cumhuriyet Savcısı'nın kararıyla re'sen tahliye edildiği ortaya çıktı.
Tahliye kararının gerekçesi:
-Şüphelinin sunduğu dilekçeler incelendiğinde; şüphelinin hesaplarına soruşturma kapsamında şüpheli kabul edilen hesaplardan gönderilen para transferleri ile şüpheli tarafından gerçekleştirildiği bildirilen POS çekim işlemleri arasında tarih ve tutar yönünden paralellik bulunduğuna ilişkin, savunmayı yaklaşık ispata elverişli nitelikte somut tespitlerin sunulduğu görülmüştür.
-Ayrıca şüphelinin, POS çekim işlemi gerçekleştirdiğini savunduğu kişilerin kimlik ve iletişim bilgileri ile işlemlere ilişkin açıklamaları açıkça ortaya koyduğu, böylelikle savunmasının araştırılabilir ve denetlenebilir hale geldiği anlaşılmıştır.
(Cumhuriyet - Barış Pehlivan)
Mahkemelerde yerleşmiş bir uygulama var. Duruşmada dosyanın bilirkişiye verilmesine ilişkin ara karar kuruluyor ve bilirkişi ücretinin karşılanması amacıyla taraflara iki haftalık kesin süre veriliyor. Üstelik bu masraflar vatandaş açısından azımsanacak tutarlar da değil. Siz de el mecbur bu süreye riayet edip ücreti yatırıyorsunuz ve başlıyorsunuz beklemeye.
Tarafların gerekli masrafı yatırmasının üzerinden 1 ay geçiyor ve dosya hala bilirkişiye teslim edilmemiş oluyor. Öyle bir noktaya geliniyor ki, bir sonraki duruşma günü geliyor ve mahkeme, bir önceki celsede verilen ara karar uyarınca dosyanın bilirkişiye verilmesi yönünde yeniden ara karar kuruyor. Nedenini sorduğumda ise "Sürekli çalışılan bilirkişinin kotası dolduğu için dosya bilirkişiye verilemedi." cevabı veriliyor. "Başka bir bilirkişiyle neden çalışılmıyor?" diye sorduğumda ise "Hakimimiz bu bilirkişiden başka bir bilirkişiyle çalışmıyor." deniliyor.
Son dönemde gözlemlediğim bir başka sorun da şu: dosyada keşif yapılıyor ve dosya fiziken bilirkişiye teslim ediliyor. Aradan 60-90 gün geçmesine rağmen rapor mahkemeye sunulmuyor. Sebebini sorduğumda bilirkişinin kotasının dolduğu, bu nedenle dosyanın UYAP üzerinden bilirkişiye atanamadığı, bilirkişinin raporu aslında hazırladığı ancak sistem üzerinden atama yapılmadığı için raporu yükleyemediği, fiziken gelip teslim etmeye de zamanı olmadığı söyleniyor.
Sonuç olarak, bu ve benzeri nedenlerle "hakimin gözdesi olan bilirkişinin uygunluğu beklenirken" bir dosyada bilirkişi raporunun alınması 7-8 ayı buluyor. Bu soruna artık kalıcı ve etkili bir çözüm bulunsun lütfen. @bilirkisilikdb@adalet_bakanlik
Psikoloji bölümünü birincilikle bitiren arkadaşımızı kutluyoruz. Zekice yazılmış bu metni paylaşmadan edemedik. Mücadele her yerde her alanda!
-Bilkent Üniversitesi 2026 Mezuniyet, 1. Gün.
Yirmi dokuz yıllık yargıç ve yirmi yıllık bir sivil yargı aktivisti olarak yargıç ve savcı atamalarına ilişkin 2026 yaz kararnamesi hakkında bir değerlendirme yapmayı zorunluluk olarak görüyorum. Bu kapsamda:
- Teamüllerin değiştirildiğini, mesleğinde başarılı, işinden başka bir uğraşı olmayan, siyasetçiden ve ticaret erbabından uzak duran, meslekte 30 yılını doldurmuş birçok meslektaşın yerlerinin talepleri dışında değiştirildiğini görüyoruz.
- Yönetici yargıç ve savcı atamalarında kıdem, liyakat gibi faktörlerin gün geçtikçe ötelendiğine tanık oluyoruz.
- Büyük kentlerde başsavcı ve yardımcılarının atamalarının kamuoyunda ''yargının siyasallaştığı'' algısına neden olduğu ve özellikle siyasetçiler açısında hukuk güvenliği kaygılarını arttırdığını anlıyoruz.
- Meslekte yükselme açısından liyakat ilkesinin önemsenmemesi bir yana, ''üstada saygı'' ilkesinin ötelendiğini görüyoruz. Bu kapsamda, 65 yaşının dolmasına, dolayısıyla emekliliğine iki ay kalmış bir cumhuriyet savcısının Bölge adliye Cumhuriyet savcılığından alınıp, ilk derece mahkemesine atandığını, yine aynı kıdeme sahip yargıç ve savcıların uzak illere atandıklarını görüyoruz. Bu durum, mesleğine 30 yılını vermiş yargıçların deneyimlerinden yararlanmak yerine onları emekli olmaya zorlamak olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak; yargıcın yer güvencesinin olmadığı sistemde, yurttaşın da hukuk güvenliği olmaz. Adaletsizlik sırası geldiğinde ''bana bir şey olmaz'' diyeni de vurur. Güvenli yarınlar dilerim.
Çocuk yetiştirmedeki sorunları annelerin eğitim düzeyine bağlamak, hem bilimsel verilerle hem de toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesiyle örtüşmez. Çocukların gelişimi; anne, baba, okul, sosyal çevre ve ekonomik koşulların birlikte şekillendirdiği çok boyutlu bir süreçtir.
📢 Gülseren Budayıcıoğlu
▪️Çok okumuş, çok bilen, başarılı annelerin çocukları çok sorunlu. Baktım en sağlıklı çocuklar aşağı yukarı lise mezunu, hiç üniversite okumamış annelerden geliyor. Çok bilince doğal halinizi kaybediyorsunuz.
▪️Çocuk erkil aileyi de geçtik artık. Çocuklar hiç travma görmeden, her istekleri yerine getirilerek büyütülüyor. Evden kral gibi yetişmiş çocuk dışarı çıktığında kimsenin onu takmadığını görüyor. Korumacı aile çok yanlış; bu çocuklar hem başarısız hem mutsuz oluyor.
▪️Aman ben yemedim ona yedireyim, benim yaşadığımı yaşamasın derken çocuklara kötülük mü yapıyoruz? Hayat acısıyla tatlısıyla, engelleriyle var. O evde o çocuk bunları az çok yaşamadan çıkıyorsa en küçük engelde çok büyük yara alıyor."