Bu hayatta size değer vermeyen insanları kaybetmekten korkmamanız gerekiyor. Hayatta geçtiğiniz her yeni frekans (bilişsel ya da duygusal) sizi tam da o halinizle gören, seven ve kabul eden insanlara yol açıyor. Dünyada insan bol. Önemli olan saygı, ilgi ve empatiyi korumak.
Su akmaya devam ettiği sürece sudur. Akmadığında, bataklığa dönüşür. Aynı şey insan için de böyledir. Olmaya devam ettiği sürece insan, canlıdır. Olmayı bıraktığı an; kendine yaklaşmayı bıraktığı, kendi sesini dinlemeyi bıraktığı, kendi sınırlarını korumayı bıraktığı an; içinde bir yerde çürümeye başlar. Bu çürüme ilk başlarda dışarıdan görünmez. Ama bir gün, aynaya bakar ve kendine şunu söyler: “Bu kişi ben değilim.”
Kaç yaşında olursa olsun, düştüğünde çocuğunu kaldıracaksın. Gücün ne kadarına yeterse yanında olacak, yargılamadan yaralarını saracaksın. Bunu yapamıyorsan kendine “anne, baba” demeyeceksin.
İç dünyasında kirli hisseden dışarıya kendini parlatır, değersiz hisseden erdem satar, eksik hisseden sürekli tavsiye verir. Olgunlaşmış ve bütünleşmiş olansa fazla konuşmaz, sormadan akıl vermez, kendini allayıp pullamaz. Yeni tanıştığınız insanlara bir de bu açıdan bakın.
Eskiden gücün yüzleşme ve had bildirme gibi ham yollarla ilgili olduğunu düşünürdüm. Zamanla anladım ki gerçek güç ulaşılmaz olmakta. Biri saygısızlık mı yaptı, bağlantıyı kes. Biri hakkını ihlal mi etti, hakkını prosedürle al. “One step back.” İlişkilenilememek üstünlüktür.
Manipüle edilmeyen insan karizması diye bir şey var. Gerçeğin farkında, kendi değerinden emin; dedikodu, kaos ve sahte kalabalık görüntülerinden etkilenmeyen; korkuyla yönlendirilmeyen, utançla yönetilemeyen insan gücü. Kitaplarda yazmaz ama sahibine çok büyük bir iktidar verir.
Başarısızlığa giden en hızlı yollardan biri, her adımda onay beklemek ve kendi sezgini yok saymaktır. Sürekli danışmak kararsızlık getirir, öz güveni zedeler, cesareti kırar. Başarı ise farklı görüşleri duyduktan sonra son sözü kendi iradene güvenerek verebilmektir.
Kaçırılmış bir hayatın ağırlığı, başka bir yaşamın mümkün olduğunun farkındayken, saçma bir hayatın içinde sıkışma, varoluşuna uygun olmayan bir ortamda seni hiç anlamayan insanlarla yaşama zorunluluğu. İşte bu, ruhun ağır ağır ölümüdür.
yanı sıra, nefretin de ancak eylemlisini önemseyebilir hale geldim. uzaktan konuşanı ciddiye alamıyorum. beni seven bana bir bardak su getirmeyi önemsemeli ve bana düşman olan da benimle yumruklaşmayı göze alabilmeli, gibisinden düşüncelerle bademli kömbe yiyorum, tadı güzelmiş
Kolay ulaşılır olmayın.
Hemen samimi olmayın.
Hemen özelinizi, sırlarınızı anlatmayın.
Yanmasın,pişsin ilişki.
Kıyınıza yaklaşamayanlara liman olmaya acele etmeyin.
@serhatyabanci
Camus ve Dostoyevski kitaplarında daima şunu hatırlatır. Başarısızlık ve yoksulluk bir utanç kaynağı değildir. Utanç yazgıdan gelmez, el alem korkusundan gelir.
Asıl yoksulluk cebin boş olması değil, ruhun başkalarının yargısına tutsak düşmesidir.
Trauma did NOT make you stronger.
It traumatized you, broke your heart, dysregulated your nervous system, gave you PTSD, sleepless nights, trust issues, connection difficulty, almost killed you, and stole your will to live.
YOU make yourself stronger by taking baby steps to heal. XO, Dr. Jen
Ateşlerden geçerek ayağa kalkmayı ve kendini yeniden inşa etmeyi başarmış biri olarak, fazla düşünüyor ve endişeleniyorsun. Geçtiğin yollara bir bak ve kim olduğunu hatırla.
You don't owe the story of your heart to people who aren't reading it carefully. If they invalidate you, don't care, or are emotionally unavailable, they haven't earned the right to know. You owe it to yourself to share it only with those who have proven they can hold it gently.
Sana yapılan haksızlığa itiraz etmeyi bırak.
Bunu hak etmediğini ispat etmeyi de bırak.
Sınır ve mesafeni çiz.
Yılan seni ısırmış ve sen hâlâ yılana, bunu hak etmediğini anlatmaya çalılıyorsun..
Serhat YABANCI