“yes, i am fallin. how much longer till i hit the ground?” diye mırıldanmaya başladım, bi rüzgâr esti ve şu an okuldan eve teki kopmuş kulaklıkla lost control dinleyerek aheste aheste yürüyorum; 15 yaşındayım.
güçsüz olduğumu kabul etmek güzel bir konfor alanı sağladı bana. önceden biri “şunu taşı” diye elime eşya verdiğinde, dakikalarca sürse de, güç bela taşıyordum. artık diyorum ki “taşıyamam, kollarım ağrıyor.” ya böylece almıyorum ya da yarı yolda bırakıyorum. ve konu eşya değil.
Arkadaşlar ben galiba emekli oldum. Bahçe suluyorum, bulmaca çözüyorum ve bir yandan da Özgür Özel’in grup toplantısını dinliyorum son ses. Başkan “çirkin bıyıklı” ve “yavşak” dediğinde “ağzına sağlık” falan da diyorum kendi kendime.
hem dengede durabilecek kadar sağlam hem de bırakmak istediğimde veya öyle gerektiğinde rahatça bırakabileceğim kadar hafifçe tutunduğum bir bağ olsun istiyorum her şeyle aramda. yaşamla da duygularla da tam böyle bir bağ.