Mesleğimizi seviyoruz; ancak özlük ve mali haklarımızın yok sayılmasını kabul etmiyoruz.
Mesleğimiz hakkında söz sahibi olmak, hemşireliği hemşirelerin temsil etmesini istiyoruz. Hem yöneticilerimizin hem de eğitimcilerimizin hemşire olmasını talep ediyoruz.
Birimlerde hemşire sayısının standartlara göre belirlenmesini, uzmanlık kadrolarımızın verilmesini ve keyfi yer değişikliklerinin sona ermesini istiyoruz.
Hemşirelik hizmeti dışındaki angarya işlerin üzerimize yüklenmesini kabul etmiyoruz.
Sorunlarımızı da çözümlerini de biliyoruz. Sağlık Bakanlığından beklentimiz; bizleri görmesi, sesimizi duyması ve hemşireliğin hak ettiği değeri vermesidir.
@drmemisoglu@memindemirkoltr@DrYerebakan@saglikbakanligi@bsha_ajans
#hemşire
#HemşirelikUzmanlıkİster
Görünen o ki hemşirelik mesleği ile ilgili kavramsal bir bilgi eksikliği söz konusudur. Hemşirelik yalnızca “bakım uygulayan” bir meslek değildir; hemşirelik süreci kapsamında değerlendirme, hemşirelik tanısı, bakımın planlanması, uygulanması ve sonuçlarının değerlendirilmesi aşamalarında bağımsız klinik kararlar alabilen bilimsel bir disiplindir. Bu durum, hem ulusal mevzuatta hem de uluslararası hemşirelik standartlarında açıkça tanımlanmıştır.
Elbette tıbbi tanı koyma ve tedavi kararı verme yetkisi hekime aittir. Ancak buradan hareketle hemşireyi “figüran” olarak nitelendirmek, çağdaş sağlık hizmeti anlayışını ve multidisipliner ekip çalışmasını göz ardı eden, bilimsel temelden yoksun bir değerlendirmedir.
Yoğun bakım, acil servis, ameliyathane, onkoloji, yenidoğan ve benzeri kritik alanlarda hastanın 24 saat kesintisiz değerlendirilmesini yapan, yaşam bulgularındaki değişiklikleri ilk fark eden, komplikasyonları öngören, bakım önceliklerini belirleyen ve gerekli durumlarda sağlık ekibini harekete geçiren kişi hemşiredir. Bu süreçlerin tamamı ileri düzey klinik bilgi, deneyim ve profesyonel karar verme becerisi gerektirir.
Bilimsel tartışmalar, meslekleri küçümseyen ifadelerle değil; mevzuata, akademik literatüre ve kanıta dayalı bilgilerle yürütülmelidir. Hemşireliği “figüran” olarak tanımlamak, yalnızca milyonlarca hemşirenin emeğine değil, modern sağlık hizmeti anlayışına da haksızlıktır. Meslekler arası saygı, nitelikli sağlık hizmetinin temel şartlarından biridir….
Sn sağlık bakanlığı bakanı @drmemisoglu@saglikbakanligi
4.981 TL de hekimlere verin !..
Saha da en çok çalışan sorumluluk ve risk almada 2. Meslek grubu bir mesleğin verdiği emeğe karşı, verdiğiniz değer ortada!..
Hemşirelerin hakkı sizlere helal değil!
#Hemşire
Sınava çalışmış gecesini gündüzüne katmış , hedefi olan düzgün bir bölüme gitme hedefi olan kimse sınava geç kalmaz, çünkü o kişi uğraşmıştır emek vermiştir, sorumluluğunun farkındadır ,
Ben üniversite sınavına gireceğim son hafta zehirlenirim belki diye tavuk yemedim deli misiniz siz
Neyin kafasındasınız ancak ailelerinizi kandırırrsınız bu şekilde..
Sorumluluk bilinci olmayan bir kişide üniversite okumasını zaten
Böyle kutlamaların Mesai saatleri içerisinde yapılmasına oldum olası sinir oluyorum. Hastanede böyle guruplar var sorsan en çok onlar çalışıyor genelde yönetim katında olurlar ama iş denetlemeye geldiğinde hemşire bankosunda bir bardağa laf ederler
Yeni nesildeki bu şımarıklık bana çok garip geliyor. Biri diyor ben et doğramam, biri diyor ben bayram ziyareti yapmam, öbürü diyor ben köye gitmem, biri diyor ete dokunmam, öbürü diyor mezarlığa gitmem. Abi bunlar bizim dinimiz geleneğimiz örfümüz adetimiz. Siz nerede yetiştiniz
Pandemi döneminde Covid Polikliniğinde hemşire olduğu için bizi tanıştırmak isteyen arkadaşın attığı fotoğrafta, maskeden dolayı sadece gözlerini görmüştüm; çok beğenmiştim. İlk buluşmada kendisini görünce tutuldum.. Bir oğlumuz var şimdi @gokceyaasar ♥️
O psikolojik eşiklerden biri bu mesela. Şu zımbırtılara dokununca ne olacağını, ne ceza alacağını bilen var mıydı? Yoktu. Herkes "elleyemeyiz" diye düşünüyordu ve ellemiyordu. Bu kadar.
Kimsenin, dokunsa ne olacağına dair bir öngörüsü de yoktu. Korku desen tam olarak büyük bir korku sebebi yoktu yani. Sadece "elleyemeyiz" düşüncesi vardı tüm çocuklarda. Kimse kimseyi neden yapmaması gerektiği konusunda eğitmiş ya da ikna etmiş filan da değildi. Görünmez bir engel, kaç nesli bu zımbırtılardan uzak tutmayı başarmıştı.
O görünmez engel -bence- okulun bir "kurum" olması idi her şeyiyle. Disiplin, ast-üst ilişkisi, devletin elinin varlığı, düzen, intizam... Dışarıdaki psikopatları okuldan uzak tutan da buydu. Yabancı kimse okula girmezdi. Güvenlik olduğundan mı? Hayır. Devletin eli orada olduğundan sadece. İçerde takım elbiseli adamlar, düzgün giyimli kadınlar, üniformalı çocuklar olduğundan.
Her şey için senelerce sürecek bir psikolojik çözümleme süreci ya da çok caydırıcı, ibretlik cezalar ve kanunda inanılmaz değişiklikler gerekmeyebilir yani.
@tvlegendstr Bu kadar acı bir olayı bile show haline getirmek mi gerçekten? Acının pornografisini çekmekten vazgeçin artık sinirlerimiz zaten çok bozuk inanın size hiç tahammülümüz yok!
Dünyayı sapık ve canilerin yönetiyor oluşu büyük ölçüde sapık ve cani olmayanların çekingenliğinin suçu. "İyiler" pasifleştikçe, iyiler köşesine çekildikçe, iyiler kürsüleri ele geçirmedikçe bu dünya son sürat, içinde olumlu kalınamaz bir bok çukuruna dönüşecek hatta dönüştü