Bu iki kişinin yönettiği ülkede günde 3 kadın, 6 işçi öldürülüyor.
Ülkenin yarısı açlık sınırı altındaki asgari ücretle, kalan yarısı az üzerinde hayal bile kuramadan, hayatta kalmak için çalışıyor.
Şehirlerinin %80’i-90’i maden şirketlerine peşkeş çekiliyor. Ormanları yanıyor, dereleri kuruyor, denetlenmeyen yurtlarında, otellerinde insanlar yanarak ölüyor.
Sağlık parayla, eğitim parayla, adalet bile parayla!
Bu iki kişinin yönettiği ülkede çocuklar yarı aç gittikleri, geçtim güvenliği görevliyi tuvaletlerinde bir sabun olmayan okullarda, hayattan hiçbir beklentisi kalmamış, insanlıktan çıkmış, çıkartılmış başka çocuklar tarafından bir gün değil iki gün üst üste katlediliyor.
Ama bu iki kişi çıkıp acının siyaseti olmaz diyor.
Acının siyaseti olmaz mı?
Peki.
Kendinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen siyasetçilerin yaşattığı acılar oluyor ama, hem de çok büyük oluyor.
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Keçiören halkının iradesine gölge düşüren bu karar asla kabul edilemezdir.
Hemşehrilerimiz sandıkta açık, net ve tartışmasız bir tercih ortaya koymuş; Keçiören’in yönetimini Cumhuriyet Halk Partisi’ne emanet etmiştir ve bunu da özgür iradesiyle vermiştir.
Eğer Keçiören halkı bu ilçenin AK Parti tarafından yönetilmesini isteseydi, bunu sandıkta zaten açıkça ve tereddütsüz şekilde ifade ederdi. Sandık, milletin sözüdür; o sözün üstünde hiçbir gerekçe, hiçbir hesap olamaz.
Unutulmamalıdır ki;
Yetki millettindir.
Sandıkta alınan yetki, kişilere ya da kurumlara değil, doğrudan seçmene aittir.
Bu yetki bir emanettir; keyfi biçimde devredilemez, el değiştiremez, gasp edilemez.
Bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’nin politikalarıyla ilgili tek bir şikâyeti dahi olmadığı gibi, konu her gündeme geldiğinde hakkında yaklaşık bir aydır ortaya atılan “AK Parti’ye geçeceği” yönündeki iddiaları da herkesin huzurunda kesin bir dille yalanlamıştır.
Binlerce partili, binlerce gönüllü; hiçbir karşılık beklemeden, gece gündüz demeden, inançla ve fedakârlıkla kendisinin seçilmesi için emek vermiştir. Ortaya konan bu karar, yalnızca bir siyasi tercih değil; o emeğe, o inanca ve o alın terine yapılmış açık bir saygısızlıktır.
Siyaset geçicidir; makamlar gelir geçer.
Ama bazı kararlar vardır ki, hafızalara kazınır.
Çünkü millet, kendisine yapılanı da
kendisini yok sayanı da
günü geldiğinde mutlaka hatırlar.
Ak Parti’nin kara düzeni!
Sokakta ve Meclis’teki tepkiler üzerine emekliye 1062 lira verip, maliyetin 69,5 milyar lira olmasından yüksünüyorlar!
Peki bu milletin parası nereye harcanıyor?
-Bu kaynağın 3,5 katını (238 milyar TL) yollara-köprülere geçiş garantisi olarak ödüyorlar.
-11 katını (768 milyar TL) zengin şirketlerin vergilerini silmeye harcıyorlar.
-36 katını (2,5 trilyon TL) KKM ile fakirden zengine servet transferine aktarıyorlar.
-39 katını (2,7 trilyon TL) tarihin en yüksek faizine ödüyorlar.
Bu kara düzende zengine kaynak var, emekliye yok.
Yollara geçiş garantisi var, emekliye geçim garantisi yok.
Ey Erdoğan; 2026'da geçim yoksa, seçim var!
CHP emeklinin yanındadır. Meclis’te nöbete devam, mücadeleye devam!
Ak Parti, milyonlarca işçiyi ilgilendiren asgari ücreti %27 artışla 28 bin 75 lira olarak açıkladı.
Bugün resmi açlık sınırı 30.000 liradır.
Asgari ücret tarihimizde ilk kez, açlık sınırının altında açıklanmıştır.
Defalarca uyardık, işçinin hakkı olan 39.000 lirayı istedik. Ama salonlara hapsolan Ak Parti sokağın sesini duymadı, 2026’nın sefalet yılı olacağını bugünden ilan etti.
Bu ülkede havaalanını, köprü, yol işleten zenginlere geçiş garantisi var ama asgari ücretlilere geçim garantisi yok!
İşte Ak Parti’nin kara düzeni budur!
Kimse yanlışa düşmesin. Bu rakamın, bu rezaletin tek sorumlusu Sayın Erdoğan’dır.
25,1 milyon insanın imza vererek ‘git’ dediği, bu dakikalarda milyonlarca çalışanın başını öne eğdiren Erdoğan, artık sandıktan kaçamaz.
2026 geçim yılı olamayacağına göre
2026 seçim yılıdır!!!
⛔️"Rakı Milli İçkimizdir" diyen ve harika bir filmle ülkemizi ve İstanbul'u tanıtan Alperen Şengün, siyasal islamcı yobazlar tarafından linç edilmeye çalışılıyor.
📌Teşekkürler Alperen. Turizm Bakanlığının milyar dolar harcasa yapamayacağı bir tanıtımı yaptın ülkemiz için.
📌Yunanların sahiplenmeye çalıştığı rakımızın "milli içkimiz" olduğunu ve bize ait olduğunu Dünya'ya öğretmiş oldun.
📌Tek hareketinle özgürlüklerle savaşan çağdışı zihniyeti kudurttun.
Kabul etseniz de kudursanız da Rakı, Türklerle özdeşleşmiş milli bir içecektir.
İsteyen içer, isteyen içmez.
Popüler bir insanın rakı içmesi, topluma kötü örnek olmaz.
‼️Kötü örnek arıyorsanız, arabasında pudra şekeri çeken oğlanları, çocuklara nikah kıyan şarlatan tarikatçıları, yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvetten başka bir halt bilmeyen ciğeri 5 para etmez siyasetçileri, Allah diyerek insanları kandıran, köleleştirmeye çalışan şıhları, şeyhleri, Fetö'ye, Metö'ye ne istediyse verenleri, deprem zamanı çadır satanları eleştirin önce, rakı içen insanlara en son sıra gelir bunlar dururken.
Şerefe Alperencim...!!!
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Torbacılar Sultangazi’de her köşede, uyuşturucu baronları yatta, kotrada. Suç sırlamasında Türkiye, Irak’ın, Afganistan’ın arkasında, 193 ülke içinde 183’üncü sırada.
Çünkü bu iktidarın mücadele ettiği tek bir suç var: Erdoğan’ı yenme suçu!”
Dün "KAMUOYUNA" başlığıyla yayınladığımız bildiride adalet, şeffaflık ve hakkaniyet çerçevesinden bakanlar için anlaşılmayan bir konunun olmadığının farkındayız. Fakat UEFA'DAN TESCİLLİ ŞİKECİ manipülatörlerin can hıraş, gayretlerini ise gülerek takip ediyoruz.
Her zaman söylediğimiz gibi tekrar etmek gerekirse bizler TEMİZ TÜRK FUTBOLU için adil, şeffaf, hakkaniyetli ve gizli ajandası olmayan her adımın ve her kararın sonuna kadar destekçisiyiz.
Ancak bu duruşumuz ve bakış açımız ŞİKECİLERE, ŞİKECİ olduğunu hatırlatmayacağımız anlamına gelmesin.
Şikeden küme düşmemek için bir gecede kanun maddesini değiştirenler, şike yapan kişi ve kurumlar birbirinden ayrılsın diye zırlayanlar, ŞİKEYİ kabul edip ŞİKE hükümlüsü olduğu anda "BEN ŞİKE YAPTIYSAM FENERBAHÇE İÇİN YAPTIM" diye ağlayanların efsane sayıldığı, yasadışı bahisten gözaltına alınanların BAŞKAN YAPILDIĞI ortamda kimse ETİK - AHLAK dersi vermeye kalkmasın.
UEFA'dan tescilli şike hükümlülerinden, bahis organizasyonu içinde aktif rol alanlardan ve onların yönettiği algı manipülatörlerinden ders alacak ve nasihat dinleyecek değiliz.
Şikeci camiaya ŞİKECİ olduklarını unutturacak da değiliz.
#ultrAslan
Değerli Halkımız;
Bilindiği gibi 19 Mart’ta ülkemizde bir sivil darbe yaşandı. Darbeciler bu kez, tankla ya da postalla değil, yargı cübbeleriyle geldiler.
Seçimle gelen ancak seçimle gitmek istemeyen bir avuç insan, korktukları rakiplerini hapse atarak, Türkiye’yi büyük bir siyasi ve ekonomik krizin karanlığına sürüklediler.
Aradan geçen 237 günde, aziz milletimizle birlikte büyük bir hukuksuzluğun her saatine tanıklık ettik. Bugün çıkan iddianame ise herkesin bildiği gerçeği bir kez daha ilan etti.
Bu dava hukuki değildir, tamamen siyasidir. Amacı son seçimlerin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi‘ni durdurmak ve Cumhurbaşkanı adayını engellemektir.
Darbeciler bugün, tapusu Mustafa Kemal Atatürk’e kayıtlı olan, Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisinin kapatılmasını talep edecek kadar şuurlarını kaybettiler.
Anayasa’nın siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddelerini hatırlatarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulması meselenin İBB’ye yönelik bir soruşturma olmadığının kanıtıdır. Bugün yaşananlar demokratik siyasete ve gelecek seçimlerin sonuçlarına yargı eliyle müdahalenin suç üstü halidir.
Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır.
Yaşadığımız kötülüklerin sebebi asla “hukuki” değildir, bir kişinin siyasi ihtiraslarından ibarettir.
Partimizi en son 12 Eylül’de Kenan Evren kapatmaya kalktı, milletimizle birlikte yeniden açtık. Evren’in milletimizin gönlündeki yeri de siyasi tarihimize geçiş şekli de bellidir.
Biz, geçmişte çok bedel ödedik, bugün de ödüyoruz ve ödeyeceğiz.
Ama millete inanmaktan ve güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.
Atatürk’ün partisi milletimize emanettir.
CHP neden mi kapatılmak isteniyor?
Türkiye’nin 1. partisi olduğu için!
Ekrem İmamoğlu için neden mi 2352 yıl hapis cezası isteniyor?
Bir sonraki cumhurbaşkanı olacağı için!
Hiç gitmedi ki…
Işığı, fikirleri, hedefleri daima bizimle...
Büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü özlemle, saygı ve minnetle anıyoruz.
En büyük iki eseri olan Cumhuriyet'imizin ve partimizin yılmaz savunucularıyız.
Ruhun şad olsun! #10Kasım 🖤
Ekrem Başkan’a “hırsız” dediler, olmadı. “Yolsuz” dediler, olmadı. “Teröre destek” dediler, olmadı. Şimdi son çare “casus” demeye kalktılar!
Ama binlerce İstanbullu, yüreğindeki mücadele azmiyle, yoldaşlığıyla Ekrem Başkanın yanındadır!
Bu meydan; korkmayanların, yılmayanların, evde tek başına oturmayanların, korkuyu evde bırakanların meydanıdır.
“Susmamak lazım” diyen herkesi, “mücadele etmek lazım” diyen herkesi bu meydana, Çağlayan’a davet ediyorum!
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“İçeride zulüm sürdükçe, kimseye zarar vermeden ama haysiyetimizi de ezdirmeden mücadele edeceğiz.
Televizyonun başında içinden ‘Aferin onlara’ diye geçirenlere diyoruz ki: Bakın bu meydana, kimse korkmuyor… Bu meydan herkesi Çağlayan’a çağırıyor!”
TELE1 susturulamaz, özgür basın susturulamaz!
Yıllardır emekçi halktan yana ve gerçeğin peşindeki yayıncılık ilkesiyle sansüre, baskıya karşı mücadele eden dostlarımızı yalnız bırakmayacağız.