Bir sikim gördüğü yok bu dangalağın. Türk solunun şişirmesi, Palulu Obama, Doğan-Springer ortaklığının PR meyvesinden ötesi değil.
Bu konuşma Haziran 2016'ya ait; Şırnak'ta yapılan Operasyonları kast ederek konuşuyor. Operasyonlar terörle mücadele için değil "Kürt oldukları için" yapılıyormuş hatta ekliyor kendileri "Dersim'de, Ağrı'da, Sivas'ta aynı şeyleri yaptılar. Kürt, Türk kimliğini zorla kabul edecek."
Daha da ileriye giderek TSK'yı Bosna'daki Sırplarla kıyaslıyor. Ardından bu cümle geliyor "Türkler kendini güvende sanmasın, yarın sizi de vurur."
Bırak 10 seneyi, bu konuşmadan 1 sene önce 2015'te Erdoğan'la Başkanlık Pazarlığı yapıyor, övgüler diziyor, Çözüm Sürecinde bir İmralı bir Kandil bir Başbakanlık arasında mekik dokuyordu. E öküz ölmüş ortaklık bozulmuş Hendek yaşanmış beyefendi parmak sallıyor bak size de olur Türkler diye. E ulan yarmagül, parmak salladığın adamlar mı sana git süreç yürüt dedi adamı Başkan etmeye çalış dedi?
10 sene sonra da zeka sorunlu yavşaklar kesit atıyor, öngörüymüş hay sikeyim öngörüye bak :D
Alıntılar gözlerimi yaşarttı. Şöyle okuyunca ne denli orospu çocukları olduklarını unutuveriyor insan. Mecburen desteklemişler 🥹
İyi de, Dersimli 2023'te aday olmadı ki? 2021 yılından itibaren "Milletin Sesi KK" mitingleriyle adaylığını ilan etti, partinin bütün sözcüleri adayımız Genel Başkandır dedi, G. Killik'e milyonluk Bütçe ayrıldı. Bu bütçeyle CHP'de Dijital Propaganda Masası kuruldu, insanlar fişlenmeye hedef gösterilmeye başlandı. Sistematik bir biçimde 21-23 arası inanılmaz bir karalama kampanyası yürütüldü.
Burada mecburen destekledik ağbi diyen herkes de kuduz köpek gibi tetikçilik yaptı. Son vuruşu 23'te Akşener'e yaptılar. Burada laf anlatmaya çalıştığım geceyi ben bilirim. Masadan nasıl kalkar diye delirdiler, o an bile KK neden dayatılıyor demediler. İşte Akşener Ülkücü, biz Solcuyuz ondan. E amına kodumun oğlu, Akşener Ülkücü de Davutoğluyla babacan devrimci mi amk?
Peki Neden? E çünkü Dersimli, Solcu, Zaza ve Alevi. Bunların tek destekleme sebebi buydu. Serra Kadıgil ve Erkan Baş'ın hakkını veririm, bu sebeplerden dolayı KK destekledik diye açık açık diyorlar bunlar gibi kıvırmıyorlar. Bırak zorla destekleme işini, zorla aday yaptılar. Özellikle istediler olmasını. Biri sermaye adamı müteahhit, diğeri Ülkücü. Böyle garanti seçimi bunlara yedirir miyiz? Kim seçer bizim boktan fikirleri normalde?
Gökten düşmüş de desteklemek zorunda kalmışlar, hadi ordan amına kodumun kuduz köpekleri sizi. %60'la kazanıyoruz diye burada bize verecekleri hapis cezalarını ballandıra ballandıra anlatırken hiç de zorlanma haliniz yoktu.
E şimdi niye bunları konuşuyoruz? Olan oldu. (Bu olan oldu da efsanedir, bu solucanlar her boku yer sonra e napim olan oldu çeker. Utanma arlanma yoktur.) Burda mesele ben demiştim demek değil. İhtiyacım da yok, ben kim siz kim amk çocukları duruşumuz belli. Burda mesele olayın aynı olay olması. 2023'te KK nasıl aday olduysa, bugün KK'nin dönüşü de aynı şey. Ve yine aynı tipler aynı şeylerle savunacak görün bakın. Olan oldu ağbi, napalım ağbi diyecekler. Sonra da hezimet gelince napsaydık zart zort mu destekleseydik diyecekler. Sürekli sıçıp sıvayıp sürekli de "ben bilirim benim dediğim olacak" demekten de vazgeçmezler.
Almanya’da Stuttgart Devlet Operası tarafından "Die Legende von Mustafa Kemal" (Mustafa Kemal Efsanesi) başlıklı bir opera düzenlenecek.
Duyurunun yapılmasının ardından Almanya’daki PKK destekçileri ve Ermeni gruplar operaya tepki gösterdi. Tepkilerin ardından geri adım atan Stuttgart Devlet Operası, Atatürk’ü “çelişkili”, “tartışmalı” ve “tarihsel şiddet” başlıkları üzerinden ele alacağını açıkladı. Yapılan açıklamada, “Ermenilere, Rumlara ve Kürtlere yönelik şiddet açık biçimde işlenecek.” ifadesine de yer verildi.
Stuttgart, Cem Özdemir’in bakanlık yaptığı Baden-Württemberg eyaletinin başkentidir. Cem Özdemir, Alman Federal Meclisi’ndeki “Ermeni soykırımı” tasarısının en güçlü destekçileri arasında yer alıyordu.
Dışişleri Bakanlığı ve Berlin Büyükelçiliği derhal konuyla ilgili açıklama yapmalı, gerekli önlemleri almalıdır. Atatürk’e ve Türkiye’ye yapılacak bu saygısızlığın derhal önüne geçilmelidir.
6 Mayıs 2026 tarihinde ODTÜ'de TÜRK Bayrağına saldıran militanları ifşalıyoruz ❗️❗️❗️❗️
Birçok marjinal sol ve kürtçü hesap tarafından yapılan paylaşımlar ile birlikte ODTÜ öğrencisi olmayan teröristlerin UGT işbirliği ile kampüse sokulması sağlandı. Bu şekilde İlhan Kaya ve Güney Özbenli gibi teröristler kampüse girdi.
ODTÜ’de Türk gençlerine saldıran teröristlerden bazılarının İnstagram hesapları!
Türk gençlerine saldıranların hepsinin yüzü ortada idi kaç tanesi gözaltına alındı?
Bu teröristlerin tutuklanması için ne olması gerekiyor?
ODTÜ’de teröristler, Türk bayrağımıza saldırı düzenlemiştir. Saldırıda bir İstiklal Kadınları Hareketi üyemiz yaralanarak hastaneye kaldırılmıştır.
KAMPÜSTE TERÖRİST İSTEMİYORUZ!
Mahir, anan da seni anal yoluyla çıkarmış olacak ki, o kampüste yıllardır 30larına dayanmış sözde öğrenci militanlar güya ülkücü diye 20lerindeki çocuklara şişelerle bıçaklarla saldırıyor, sen de buna alkış tutuyorsun. Ülkücüler açılım dostusunuz, bayrakla da bir derdiniz yok - Türk bayrağı olmadığı sürece. Rüzgar eken fırtına biçer. Bu çocuklar dağdan inmedi, medeniyeti ve iyi niyeti aciziyetle karıştırmayın.
Yetiş akbaba kardeşim, yetiş!
Aman daha bedenler soğumadan sen de yetiş! Bedava sermaye gözünün önünde gidiyor, yetiş!
Diziler suçlu, oyunlar suçlu, benim sevmediğim adamlar suçlu. Şunu yasaklayın bunu tutuklayın, aman afilli sözlerimi kaçırmayın. Favlar, rt'ler ve alkışlar sonunda 48 saatte unutulacak çocuklar.
Bir bakmışsın şimdi okula gitmekten korkan çocukla öğretmenin haklı korkusu, ünlülerin çetelesini tutan magazin sayfasının, twitter'da adalet dağıtan futbol tayfanın, üç beş sosyal medya şaklabanının sermayesi olmuş. Yetiştin mi?
Oğlum bu medyada - ama sosyal ama ana akım - yüzde doksanı için ölünüzün ya da dirinizin beş kuruş değeri yok, bunu bilin. Bunlara göre ölseniz kullanılacak ahval, yaşarken kullanışlı aptalsınız.
Garibanlar bir de laf anlatmaya çalışıyor "O öyle değil! Yanlış bilgi!" diye. Yahu sence önemi var mı? Onun kafasında çark çok basit dönüyor, empati boşa yer kaplıyor. Çıkarılması gereken bir yasa vardı, bu da iyi denk geldi kaçırmamak lazım. Gir oğlum altyazıyı mevlüt, gir VTR'de PUBG'yi! "Abi burnun kanıyor!" Ha bir saniye.
Ne demiştik?
Genç nesil neden böyle oldu? Dizi mi, film mi, oyun mu?
Ona şimdi geliriz de - senin kuşağın baldızına tecavüz etmeyi, adam öldürüp ceset kaldırmasını, 80'de birbirini, 90'da milleti vurmasını nerden gördü? Hangi filmden diziden gördü? Yoksa canlı canlı çatışmadan yayın yapan Reha Muhtar'dan mı izledin, canlı yayında kadın dövme tutorialı yapan İbo'dan mı?
Dizi film mi? Ulan senin etik kuralları sorgulayan, ciddi ciddi suç-dramı içeren bir tane işin var mı? Bıraktın mı? Belki de bırakmalıydın? Kırmızı Çizgisi olmayan, iyi adam olmayan bir tane "mafya" karakter mi var? Zaten kamu spotu senin TV!
Ne yani şimdi Çağatay Ulusoy'un sikindirik dizisinde silah sıkılınca şiddet eşiği aşılmadı mı? Benim oğlan bundan etkilenmedi mi?
Bak eşek kardeşim, senin oğlan Çağatay Ulusoy'a götüyle gülüyordur. Çünkü bu ülkede 2013'lerden sonra bir nesil İŞİD infaz Videoları, kafa kesen Meksiksa Kartelleri Videolarıyla büyüdü, kare kare ezberledi. Yakılan iki askerin videosunu nokta nokta bir nesil tekrar tekrar izledi. Ben eşek kadar adamım, o Suriye İç Savaş döneminde bir öğrenci grubuna "ne bu ne izliyorsunuz?" dediğimde bana gülerek tankla üzerinden geçilen bir adamın infaz videosunu izlettiler. Onlar için normaldi bile, ben 1 ay yemek yiyemedim. 10 yıl oldu hala aklıma gelir. Ne dizisi dangalak, ne anlatıyorsun sen? Medya hiç bu kadar oto sansürlü olmadı! O yüzden her eski kesitte şoke oluyorsun, bu zamanında nasıl yayınlandı diye!
Sen 90'larda nasıl travmatize olmuşsan kendine bir hayal dünyası yaratmışsın, bir nesil de onda büyüsün istiyorsun ama o kadar ilgisiz ve isteksizsin ki, onu da başkaları üstlensin istiyorsun.
Benim oğlan neden senin diziyi izliyor, hesap ver!
Bilmem abi, gerçekten mesela neden? İzliyor ve de etkilenecek kafa yapısına nasıl sahip oluyor? Bu çocuğun hiç mi rol modeli yok da benim kurgusal karakterimi rol model alıyor? Yani diyorum ki yavşak herif, bu çocuk buraya gelene kadar sen neredeydin anası babası olarak?
Ne oldu sustun? Tabletlerle büyütülen bebekler yetişkin mi oldu? Yoksa ne yapacağını mı bilmiyorsun? Bunca yıl yarış atı gibi davrandığın çocuğuna, şimdi fakire sadaka verir gibi sahte ilgi alaka mı vereceksin, kontrol etmek için? Bu daha da beter, daha da iğrenç.
Okul katliamcılarının hepsi insanlıktan nefret eden, ömürleri boyunca sevilmemekten bahseden tipler. Ortak özellik. Orada hiç dizi film yok. Senin suni baskı ve kontrol girişimlerin sevgi gösterisi değil, çocuğun da bunu ayırt edecek zekada. E unutma, senin yaşındayken şöyle ederdim yapardım diyorsun ya? Oradan yola çık, kafası nelere basıyor.
Dizilerde değil; Aynı sofrada oturmayan aileler, kentsel dönüşümle ölen mahalleler, hal hatır sormayan büyükler, akran zorbalığı, güzellik idealleri, gelecek kaygısında, daha kafada kendisi çocukken ebeveyn olanlarda arayacaksın.
Yasaklarmış. Sorun sence şiddet nasıl uygulanabilir görmesi mi, şiddet uygulayacak birisi olması mı?
YPG/PKK'nın sivillere karşı yaptığı katliama sessiz kalma!
“Don’t stay silent about the massacre committed by the YPG/PKK against civilians!”
#SaveHasakah
Bir Türk polisi konuşuyor. Gözlerinden öpüyorum kardeşim. Bu konuşması üzerine görevden alınıyor. Konuşmayan polislerin, jandarmaların, askerlerin ne düşündüğünü zannediyorsunuz? @zaferpartisi
Değerli dostlar; yaklaşık bir yıl önce açıktan ilan edilen 'Yeni Devlet kurma projesi' ve buna bağlı yürütülen İhanet Süreci bugün çok tarihi bir şerefsizliğe imza atmış bulunuyor.
Bunca zamandır 80 milyonun dizi izler gibi hayretle takip ettiği sürecin aslında ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz; bu yönüyle çok başarılı yazılmış bir senaryosu var. Hani sanat eserleri yorumlanırken, eseri yorumlayan kişi kendisinden bir şeyleri yansıtır ya? Eserin anlamının ne olduğunun önemi olmaksızın. Hatta anlamı da olmayabilir. Bu süreç tam olarak böyle bir eserdir. Ortada kimsenin tanımlamadığı bir süreç var ve Türk müesses nizamı el ele olmasını umduğu şeyi yansıtıyor, okuyor. Bunun için gazetecisi kendi kendine spin doctorluğa soyunuyor, sanatçısı kanaat önderliğine atlıyor. Duvara yapıştırılan bir muzda hayatın anlamını arayan duayen sanat eleştirmenleri gibi „Kardeşlik“, „Barış“, „Bir asırlık sorun“, „Devlet Projesi“, „Demokrasi“ gibi yarak kürek laf salatası içinde kendi ideallerini görüyorlar. Veyahut psikolojideki meşhur Rorschach testinde olduğu gibi, süreçte türlü acayiplikler okuyan şizofrenleri dinliyoruz.
Bu sizleri şaşırtmasın; zira burada beylik beylik konuşan AKP’liler, MHP’liler veya DEM’liler de ne olduğunu bilmiyor. Çünkü adam yerine konmuyorlar. Oysa ne beylik konuşuluyordu, değil mi? Güya pazarlık yoktu, PKK kendi kendine silah bırakacaktı. İsrail kapımızdaydı. Halbuki şizofreni daha sürecin başındaydı. Cumhur “Terörsüz Türkiye” derken, Terör Örgütü “Demokratik Cumhuriyet süreci” diyordu. Kimse de “Madem sorun Kürt sorunu, tanımlaması ne, çözümü ne?” demiyordu. “Madem sorun PKK ve terör; o zaman Meclis ne alaka?” demiyordu. Sadece “Bize güveniiiin!” diye bağıran bir Cumhurbaşkanı; öcalan’a methiyeler dizip Türk milletine söven bir MHP Genel Başkanı.
Oysa terör örgütü bize gün gün anlatıyordu: meşru muhatap kabul edildiklerini, pazarlık yürüttüklerini, af yasası çıkacağını, dağdaki teröristin siyaset yapacağını ve yeni anayasa hazırlayacaklarını - tek tek söylüyordu. Duayen aydınlarımız ise panik olmuştu. İyi hoş ama Demirtaş ne olacaktı? Peki, madem hepimiz birbirimize tren yapacağız; CHP başkanları niye hapisteydi? Yoksa Öcalan–Bahçeli–Erdoğan üçgeni demokrasi için savaşmıyor muydu? Tabii tüm bunlar eski röportajlar, tutanaklar veya kulis bilgilerini “sızdırarak” kamuoyunu manipüle etmelerine engel olmadı.
Ve gözleri yönelmişti Edirne’deki peygamberlerine. Palulu Obama da durur mu? Yıllardır olduğu gibi minik bir göz kırpma, minik bir kuyruk sallamayla müritlerine yeni umut üfledi ve bir altı ay daha “Öcalan’a karşı çıkacak” ümitlerini harladı. İş bitene kadar bu salakları da idare etmek gerekiyordu; ne yaparsın?
Esasen şu an gerçekleşen, bir gerçekliğin Anayasa’ya geçirilme projesidir. Maksat, Türkiye Cumhuriyeti’ni tarihe gömmek ve Kürtçü-İslamcı ittifakı temelinde yeni bir devlet kurmaktır. Sizin bu aşamada konuşmak veya fikir beyan etmek gibi bir lüksünüz yoktur. Çünkü eliniz silah tutmuyor. Çalmıyorsunuz. Öldürmüyorsunuz. İnsan gibi yaşamaya çalışıyorsunuz. Siz bu işin finansman kısmında varsınız. İmralı’da haftalardır süren inşaattan tutun da Meclis’teki kebaplara kadar veya bu kaymak tabakayı beslemek için verilen ihalelere kadar işi finanse etmek için debelenen kölelersiniz.
Bakın ne konuşulduğunu, neden konuşulduğunu, ne için konuşulduğunu - hiçbirini bilmiyorsunuz. Sadece "Siz Kürtlerle savaşıyordunuz, Bahçeli ve öcalan sizi barıştırdı. Hadi Özgür bu nikahı onayla da şu süreç suç olmaktan çıksın, hepimiz bulaşalım boka!" diyorlar. "Olmaz" derseniz de sövüyorlar. Buna da demokrasi şöleni diyorlar. Oy verdikleriniz sizi adam yerine koymuyor, 40 bin kişinin katiline gitmek için birbiriyle yarışıyorlar - bunu da aramızda çözdük diye komisyona bağlıyorlar. Yalan yok, bizim siyasiler komisyon işlerinden iyi anlıyorlar.
Meğer yıllar önce Bahçeli ipi değil, ipini atmış - biz anlamadık. Tutan biri çıktı elbette. Imralı'ya mı gitmek istiyor? Gitmeli, ama kelepçeli. Ipini de birlikte yanına vermeli.