Her nefeste canlı bir gördüğü olmayan,
Elinde tesbih, duyduğunu kuru tekrâra devâm
Her zerre-i ra: Her bir zerreye, her bir zerre için
Mahrem-i u: O'nun mahremi, sırdaşı, yakını, harem
Her hôş-demi ra: Her hoş nefesliye, anda hazır bulunana
Hem~dem-i o: O'nun can dostu, yoldaşı, nefesdaşı
Nâ-dîde: Görmeden, görmemiş olan
Zu (Ez u): O'ndan ötürü, O'nun yüzünden
Zâhid şode: Zâhid (kuru dindar, şekilci ibadet ehli) olmuş
Dîde: Görmüş olan, gören biri
Ter-dâmen şode: Eteği ıslanmış
(Aşktan sarhoş olup kuralların ötesine geçmiş)
"Ter-dâmen" ifadesi, klasik Doğu edebiyatındaki iki manâda geçer. Düz anlamıyla günahkâr, kirli etekli demektir. Ancak bâtınî bağlamda; zâhidin sakınarak, korkarak "pâk-dâmen" (temiz etekli) kalma gayretine karşın, Hak tecellisini gören âşık, ilahi aşk şarabıyla sarhoş olur, doğrudan deneyimle canlanır, kuru su, akışkan hâle gelir oysa dışarıdan bakıldığında düzeni, şekli bozulmuş görünür.
Hakk'ı görmeyen, O'nu zihninde bir kavram olarak tutar ve sırf sakınarak ham softa, kuru bir zâhid olur.
Hakk'ı tanıyana gelince, O'nun azameti ve cemali karşısında erir. Artık dindarlığın şekilci temizlik taslayışını (pâk-dâmenliği) bir kenara bırakır; aşk denizinin dalgasıyla eteği ıslanır.
Her zerre olmuş mahremi, her hoş nefes hem~demi
Görmeyen, sakınmaktan kuru zâhid olup kaldı geri
Yeni yeni görense, gördüğünde ıslanmış ter-dâmeni
Duyulur bir nefeste:
https://t.co/km2eivT8yX
Yaptığım veya söylediğim hiçbir şeyle bir insanı kendi gözünde küçük düşürmeye hakkım yok. Onun hakkında ne düşündüğümün bir önemi yok; mühim olan onun kendisi hakkında ne düşündüğüdür. Zât-ı âli bir insanın öz saygısını zedelemek, cinâyettir.
[S. Exupéry'den]
Herkesin yarası görünürde değil a güzel,
Felekte hâsılı insan isen bir cânı incitme...
Eleştiriler, fiiller boyutuyla sınırlı kalmalı
Kimsenin zâtına dokunmamalı
Zira o fiil, sana bana sevimli gelmese de
Her bir sahnede açığa çıkan her sıfat,
O sahnede dönen film icâbı, yerli yerincedir...
O fiili benimseyip
O sıfatı kendine ait sananın yanması,
Kendine yeter azaptır vesselam
Git arındır yedi suyla göğsünü kinlerden
Sonra gel aşk şerâbına peymâne ol peymâne ol
Sevgili yüzünü gösterirse, ayna gibi onunla dol
Sevgili çözerse zülfünü, git şâne ol, şâne* ol
Aşkın şükrânesi olarak mallardan hediyeler verdin
Bırak malı da kendini ver, şükrâne ol, şükrâne ol
[Cenâb-ı Mevlevî'den]
*Şâne: Tarak
Aynaya bak...
Aynada kendine bak.
Aynadan kendine bak!
Daha yavaş nefes al, ayna her nefeste buğulanıyor...
- Ne vakit seni hatırlasam içim çiçekleniyor
Mahcûb bir edayla başını öne eğdi
Yüzü kızarmıştı
- Bak işte bunlar ellerim, kalbimin ucu sayılır
Şimdi yum gözlerini
Ve tut ben~i
Sanki oynatmadan tutuyormuşsun gibi
Gökte ayı
Sonra gözlerime bak
Yerde beklediğin 'ışk
Benmişim gibi
Gözleri, sessiz bir teşekkürle parladı
Ağladı
...
Suyu hep ay ışığı kapladı
Dayanamadı
Su~da~yan~dı
...
[DEM-İ MEVLEVÎ]
Yekî ğârîst hicrâneş por-âteş
Aceb rûzî ber-âram ser ez în ğâr
O'nun ayrılığı ateşlerle dolu bir mağaradır
Gün olur mu ki başım mağradan dışardadır
İnkarından perde üstüne perde çekilmede yüzüne
O dilberin işinde sakın inkara düşüp de olmaz deme❞
Aşk ile dinle
O sessiz anlatın..
Narin.. ve tek tek
Her bakışı dolar gibi
İçimize rüzgar
Eder gibi,
Doğa’dan ışıltısını .
Bir keresinde çok merak edilmişti
Nasıl böyle güzel İsmi ….
Nasıl da boyun eğiyor Güneş’ine..
Nasıl da aydınlatıyor dalgalarını
Ve ne de güzel bırakıyor
Çırılçıplak
Gece
İbâdet içten olmalı
İçsiz tohum, ağaç olmaz
Meyvesiz ağaç, yanmasa olmaz
[Cenâb-ı Mevlevî'den]
Yine işitmişsindir ki:
'Din içtenliktir'
İçtenlik ne demek?
Ara yerden çekilmek
"İkilik çıkarmamak" demek
Şimdi içten içe boş kal da ey aslı
Kendi kabı yapsın lütfundan kerem seni
Karmaşık yolların
Debisiz ayarı..
Biraz tutsak
Bu kısrak..
Öylece uğrak, denizler diyarına
Biraz da “uzak”
Gönüldeki yâdına..
-ne ölebildim ne de . .
#lokma
Hiçbir şeyin tek bir sebebe indirgenemediği bu büsbütün akışta...
Bâzı adımlar, ancak atılmadan önce açıklanabilir.
Olan, kaçınılmaz olarak olduktan sonra ise, bunların hesabını hayatın kendisi vermek zorundadır.
Şimdi~dinle~neyim:
https://t.co/TDGUsWKoBJ
Bir his belirir
İsim vermek zorunda değilsin ona
Bir düşünce belirir
Takip etmek zorunda değilsin onu
Sözlerin ulaşamadığı bir sessizlik var
Boş değil
Sâdece
Olanın üzerine konuşmaya
Gerek yok
Ses neyse o
Oda neyse o
Tüm bunlara isim vermek zorunda olanı
Bulmak kolay değil
Olan'dan başka muradın kalmasa...
Başka bir şeye dönüşme talebi olmasa, bu "arayış' denen filmden ne kalırdı geriye?
Rüya görenin susuzluğunu, rüya suyuyla gidermeye çalışmak da ne?
Hayal gücünde yaratılan "mesafe" dışında yaratılan hiçbir şey yok!
https://t.co/QLnjbIwKVz
İpekten ellerinin narin dokunuşunu
Hissetti beden evinde
Omzuna öylece bırakmadan parıltı taşını
Hemen evvelinde..
Nahifti.. büsbütün yığılmıştı
Küskünlüğüne
Yalnız olmak bahsi, kavradığında yitirmişti
Zarif..kemerini..
Bir kuşak bağlanmış,
Bir kısrak..çözülmüştü
Özgürlüğüne
Kış olur serçelere vurulur
Ateş böceklerine hayranlık duyulur
Bilinmez..
~
Ne zaman yağdı gökler..
Ve bilinmez.. ne ara bağlandı kuşağı
Suların~~~
“Mavi Kuş…”
💧
Göz pınarlarında biriken yaşları gördüm
...
"Bak ağlamıyorum seninleyken..." diyordun
Oysa sular yanana dek ağlamak istiyordun
Kendinden taşmak ve nihayet boş kalmak
~
Titreyen ellerini ve sıcacık yüzünü gördüm
...
"Tamam bak sâkinim işte şimdi" diyordun
Oysa ölmek istiyordun
Bense, bende ölmeyeni göstermek istiyordum ve ölüden, nasıl diri çıktığını...
~
A~Z rüyası
Çok
Ôluyor
Varlığına dokunulamıyor
~
Ağlamak istiyorum
Ağlamak istemiyorum
O yalnız beden, şimdi ölü mü?
Zamandaki bütün izleri silen kar gibi
Sessizlik birikiyordu
Kimse dinlemiyordu:
https://t.co/RR1sYq7hrK
I didn't come here of my own accord...
Whoever brought me here will have to take me home.
Men âmedem încâ ne be ihtiyâr-ı hîş
Men mîneverem hem be ihtiyâr-ı hîş
Ân kes ki merâ âverd, âred bâzem
Men bende vü fermânber-i destân-ı toem
Gelmedim ki ben buraya kendi isteğimle
Demek ki gidemem buradan kendi isteğimle
Beni kim getirdiyse, elbet götürür tutup elimden
Kuluyum ben elinde, şekilden şekile giren
[Cenâb-ı Mevlevî'den]
Bir unutuşla gelen, bir hatırlayışla döner
Unutmak ve hatırlamakta irâde ne gezer...