🚨🚨 Trump:
“Sekiz savaşı bitirdim ama bunun için hiç takdir görmedim.
Nobel Ödülü’nü aldım mı? Hayır. Gerçi ödülü alan kişi bana verecek kadar nazikti.
Bana, ‘Nobel Ödülü tarihinde bunu sizden daha fazla hak eden hiç kimse yok,’ dedi.”
Birinin eli klavyeye çarptı heralde ve tüm tuşlara bastı
HALK BANK TAVAN❗️#halkb
Eşleşme seansında direk tavan
@Bacaru dan şüpheleniyorum
#işctr İş Bankası’da yükseliş kervanına katılsın diye yapmış olabilir 😂
Adalet Birlik #hissechat
Gökhan Bilik @hissechat
Ha bu arada
HisseChat @HisseChat indirip
kullanan kişi sayısı 20 bin ❗️
Belki de #tera gibi bir hisse söylerim diye geldiler
Belki de malları ne zaman veririm öğrenmek için
Bilemem…
Ama bildiğim şu :
Ortalama bir aracı kurumdaki hesap açmış kişi sayısından fazla üye var
Kapalı Fon kurdum
onay bekliyorum
20 bin kişi demek
1 milyon TL ortalama ile
20 MİLYAR TL demek
Siz olayı ve vizyonu
Ayrıca misyonu
Hiç anlamamışsınız
Hiç anlamayacaksınız
Her istediğim şirketi alırım
Fiyatı 1 e 20 yaparım
Türkiye 🇹🇷 de en büyük
ilk 3 arasına sokacağım fonu
Anlatmıştım ama anlama kıtlığı var çoğunda
Bakın siz keyfinize
Sistemi kurmuşum
Uygulamam var
Bilemiyorum sizde bana sallamak için yazacağınız bir klavye hariç elle tutulur ne var
Grafik çizmek mi ?
Boş bomboş
Tüm çevrem benim fon onayını bekliyor
Hisse almak yerine Fon payı almak istiyorlar
Gerisini sen düşün
Ya da düşünme
Fon a giriş için ilk ve tek koşul
❗️A TAKIMI❗️üyeliği
Kalın sağlıcakla #hissechat
Yataş, 1Ç26’da 6,04 milyar TL hasılat, 452 milyon TL FAVÖK ve 21,6 milyon TL net kâr açıklarken, gelir ve net kâr beklentilere paralel, FAVÖK ise beklentilerin altında kaldı. Adetsel satışların %3 artması ve pazar payı kazanımının sürmesi olumlu değerlendirilirken, ürün fiyatlarının enflasyonun altında kalması ile operasyonel giderlerdeki yüksek artış kârlılığı baskıladı. FAVÖK marjı yıllık bazda 1,32 puan gerileyerek %7,49’a inerken, şirket geçen yılın aynı dönemindeki net zarardan net kâra geçti.
Finansal yapı tarafında refinansman ile kısa vadeli borçların bir kısmı uzun vadeye çevrilirken, Net Borç/FAVÖK oranı 2.6x seviyesine yükseldi. Buna karşın GES yatırımları ve İncesu Sünger Fabrikası’nın devreye alınması orta-uzun vadeli büyüme hikâyesini destekleyen önemli gelişmeler olarak öne çıktı. Marbaş Menkul, 2026 hasılat beklentisini korurken, güçlü büyüme potansiyeli nedeniyle 66,80 TL hedef fiyat ve AL tavsiyesini sürdürdü. #YATAS
$DJT ‘de düşüş devam ediyor. Füzyon enerji haberiyle hype yapan hisse yılbaşından bu yana %26 🔴 değer kaybetti.
Son bir senede -%51 🔴
Trump’ın göreve başlamasından bu yana -%75 🔴
Değer kaybetti.
ABD hisselerinde son durum:
- Pozitif nakit akışı yoksa satılıyor.
- Pozitif nakit akışını bozacak CAPEX harcaması beklentisi varsa satılıyor.
- Ana gelir modeli yazılım satışı/aboneliği ise satılıyor.
- Ana gelir modeli veri satışı/aboneliği ise satılıyor.
- Şirket bugün zaradaysa ama gelecekte bir gün çok para kazanacaksa satılıyor.
Öte yandan:
- Pozitif nakit akışına sahip altyapı şirketiyse alınıyor.
- Pozitif nakit akışına sahip enerji şirketiyse alınıyor.
- ABD dışında iş yapan bir şirketse alınıyor.
- Kıt bir kaynağı kontrol eden bir şirketse alınıyor.
- Fiziksel bir rekabet avantajına sahipse alınıyor.
Peki bu trend daha devam eder mi?
- Evet daha devam eder.
Çünkü;
- Yapay zekanın hangi sektörü yıkacağı belli değil.
- ABD deflasyonist bir ortamda.
- ABD Doları kıtlığı var.
- Kredi piyasalarında sıkıntı yok ama enerjileri düşük.
- Powell Mayıs ayının sonuna kadar işinin başında.
- Japonyada yükselen faizler likidite emiyor.
Böyle.
$F Ford şirketi, Ford fabrikasını ziyareti sırasında Donald Trump’a laf atan çalışanını görevden uzaklaştırdı.
Ford çalışanı, The Washington Post’a yaptığı açıklamada,
“Yaptıklarımdan pişman değilim aklım hala yapamadıklarımda” dedi. :)
Arz etmişler bunu ama unutmuşlar arz ettikleri salmışlar çayıra.
Düşeni kırmış, eğer yukarı yönde ayrışma gelirse izlemeli bunu, belki birilerinin aklına gelir. #bigen
En düşük emekli maaşı 20.000 TL.
3000 gün prim ödeyenle 9.000 gün prim ödeyen arasındaki fark 2.000 TL
Ulan adalet canlı olsa intihar ederdi bu rezalet karşısında.
Metin Tekin'in babası Avukat Tarık Tekin vefat ettiğinde çekilmişti bu fotoğraf. Sanki Feyyaz'ın babası vefat etmiş, Metin de onu teselli ediyor sanırsın...
Yazar Elif Çongur muazzam güzellikte bu yazıyı yazmıştı...
Biri siyah biri beyaz: Biri Metin biri Feyyaz
Ben onları ne zaman görsem dururum.
Metin-Ali-Feyyaz’ı ne zaman görsem durur, bakarım. Evvel ezel. Yine durdum. Metin’in babasının cenazesindeki o fotoğrafı görünce öylece durdum. Durdum durdum baktım. Döndüm döndüm bi daha baktım.
Feyyaz, elbet koşup gelecekti, elbet Metin’in yanında olacaktı, elbet baş sağlığı dileyecekti arkadaşına. Ama bu o değil. Bu fotoğrafta başka bir şey var. Olması gerekenden fazlası var. Gerekmekten, görevden, şarttan şurttan filan çok fazlası. Ötesi var.
Sanırım sahicilik. Hasretinden öldüğümüz bir sahicilik var o fotoğrafta. Sevinmeyi de üzülmeyi de bir takım klişelere bağlamışız biz epeydir. Belli lafları etmeden vedalaşamıyoruz artık. Belli sözleri söylemeden hüzünlenmiş sayılmıyoruz. Sevmiş, sevilmiş olmuyoruz.
Ben öyle sıkıldım ki bu yalan dolandan anlatamam. Anlatmam lazım ama evet. Zira meselesi bu, bu yazının. Şöyle oluyor, gerçekten usta olsa bile, birine "usta" denmesine tahammül edemiyorum artık mesela. Can Yücel'e bile "Can Baba" dendi mi ürperiyorum. "Güle güle büyük usta, ışıklarla" cümlesini gördüm mü kaçacak yer arıyorum. Sonra daha fena oluyorum çünkü kaçacak yer yok biliyorum.
"Sevgili" sözcüğünü duydum mu içim bi ayrı sıkılıyor. Biliyosunuz bizde, bir az ünlü, bir çok ünlüden "Sevgili" diye söz etmezse olmuyo. "Şarkının sözlerini, sağolsun sevgili Sezen Aksu yazdı" gibi. Dünyanın en şahane sözcüğünü "sevgili"yi, "Ben kendisini şahsen tanır severim, o da beni çok sever, sık sık görüşürüz" imasına kurban ettiler böyle diye diye. Baştan ayağa yapmacık.
O fotoğraf yerle bir ediyor bu yapmacıklığı. O fotoğraf kaçacak yer. O fotoğraf çok gerçek. Kim kimi teselli ediyor belli değil. Öyle karışmış. Feyyaz’ın yüzünde derin bir acı, Metin gülümsüyor. Feyyaz acıyı devralmış gibi. Metin’i gülümsetmek için. Çok acayip. Birbirinin gözünün içine böyle bakmak. Biri siyah biri beyaz, biri Metin biri Feyyaz. Baştan ayağa sahici.
Belki de sırları hep buradaydı. Gol sevinçleri, hüzünleri, vedaları, pişmanlıkları hep sahiciydi. Klişenin tuzağına hiç saplanmamışlardı. Ben Feyyaz’ın, Süleyman Seba’ya yazdığı şu mektup gibisini ömrümde okumadım. Bu kadar gerçek, bu kadar içten, bu kadar yalansız:
“Ayda yılda bir gelirdi. Yeter de artardı bu geliş. Hepimizi karşısına alır, lafını ortaya söylerdi. Unutulmayacak sözler miydi yoksa onun sözleri mi unutulmazdı, anlamazdık. Sık değiştirmediği kahverengi ceketinin üst cebindeki mendili hep biz kirletirdik. Ya akan burnumuzu ya da kaçan gollerin ardında döktüğümüz gözyaşlarımızı silerdi o mendil. Çocuktuk işte… Ama büyük başkan bizi adam yerine koyar o şanlı formayı ısrarla bize giydirirdi. Adalelerimiz gözüksün diye kısa tuttuğumuz şortumuzu ve malzemeci Ahmet abimizden “Ne eeedecen” deyip verdiği tozlukları giyip, çivili kramponlarımızı da yandan bağladığımızda hakikaten koca adamlar gibi dururduk. Aslında bizi adam yapan o formaydı. ‘Şeyini şey yaptınız’ dediğinde biz neyi kastettiğini bilirdik. Lafını kısa keser, söylediğini de unutmazdı. Belki de hiçbir şeyi unutmadığı için unutulmaz olacak Sayın Seba. Ekranı da pek sevmezdi. Ne önünü ne de arkasını. Onu yazmak o kadar zor ki… Niye ki bu çabam? O’nu altın harflerle yazan tarihten daha iyi anlatamam ki…
Ben, Metin-Ali'nin Feyyaz’ı, Rıza'nın ön direk takipçisi, Şifo’nun pas duvarı, Les Ferdinand’ın çapraz koşucusu, Samet abinin kibarı ben… Seni o aramıza giren herkesten çok seviyorum. Ve biliyorum ki sen de bu başına buyruk, inatçı evladını seviyorsun... Gitme büyük başkan sakın gitme... Çünkü ben sana gelemedim...”
Süleyman Seba gideli bir sene oluyor. Seba’nın, 1943 yılında Beşiktaş genç takımda başlayan yolculuğundan geriye, 1947’de İnönü Stadyumu’nun açılış maçında Beşiktaş’ın ilk golü, 4 İstanbul Ligi şampiyonluğu, 44 gol, 1957’de üyelik, 1963’te yöneticilik, 1984’ten 2000 yılına kadar 16 yıl Beşiktaş Başkanlığı. Bir tanesi namağlup, üç tanesi üst üste 5 Lig Şampiyonluğu, 4 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2 Başbakanlık Kupası ve 6 TSYD Kupası kaldı.
Ama hiçbiri Baba Hakkı’dan alına alınmış o öpücük kadar kıymetli değildir herhalde. Şimdi o fotoğrafın yanına, Seba’nın yetiştirdiği çocukların bu enfes fotoğrafı eklendi.
Seba rahat rahat uyusun. @elifcongur
Eski bir Portekiz duası şöyle der:
"Gelecek yılın sana ne getirmesini istersin?"
"Hiçbir şey. Bana hiçbir şey getirmesini istemiyorum. Tek istediğim, benden hiçbir şeyi alıp götürmemesidir.
Beni koruyan çatıyı, beni doyuran tabağı, beni ısıtan battaniyeyi, beni aydınlatan ışığı, sevdiklerimin gülümsemesini, hazine değerindeki sağlığımı, geçim kaynağım olan işimi, güzel dostlukları, yarenliği, kucaklaşmaları ve öpücükleri benden alıp götürmesin.
Ne hayallerimi, ne de içimde taşıdığım insanların oluşturduğu kalbimin parçalarını benden çalmasın."
Bu güzel Portekiz duasının sözleri, 2026 YENİ YILINDA hayatlarımızı yazsın. 🍀🥰🍀
Portekiz atasözü hiçbir şey beklemese de, bizim yeni yıldan beklentilerimiz var; umutlarımızın ve hayallerimizin gerçek olmasını istiyoruz.